confessions

mahur

altın perçemli sarkastik yazar - Moderatör

  1. toplam giri 601
  2. takipçi 10
  3. puan 8010

limon kolonyası

mahur
Kolonyalar arasında ferahlatıcı kokusuyla en çok tercih edilen kolanyadir. Eve gelen misafire Limon kolonyası tutmak güzel âdetlerimizden biridir. Hastalıklar sayesinde bu adetimiz tekrar günyüzüne çıkmıştır.

çanakkale türküsü

mahur
Çanakkale savaşı sırasında bir askerin yazdığı türküdür.




ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım başım selamet
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah

çanakkale şehitlerine

mahur
mehmet akif ersoy'un çanakkale şehitlerine yazdığı şiirdir.

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

açlık

mahur
Norveçli yazar knut hamsun'un bir kitabıdır.
Adından da anlaşabileceği gibi aç bir adamın hikayesi. Klasik bir tabirle çok etkilendim o kadar çok etkilendim ki kitabı okudugum zaman boyunca yeme isteğim arttı. Büyük bir iştahla yedim sanki aç olan benmişim gibi yedim, yedim ve kilo aldim. Karakterin açlığı benliğimize işliyor, yazar öyle güzel hissettiriyor ki... Bende kendimi hep aç zannettim ama terazide yükselince farkettim ki değilmişim. Neyse ki kisa bir kitap okudum bitti beynimde normale döndü.

bağlılık ve bağımlılık

mahur
Birbirine çok benzer görünseler de arada uçurumun olduğu iki terimdir. Bağlılıkta kişinin kendi isteğiyle olurken bağımlılıkta mecburuiyet vardır. Bağlılık yapıcı, bağımlılık yıkıcıdır. Bağlılık yoksa sorun vardır, bağımlılık varsa sorunlar başlar...

spiritüalizm

mahur
geniş anlamda tinselcilik (ruhçuluk) anlamında olup, ruhani tüm konuları kapsar; dar anlamda da dini bir kavram olmaktadır. Spiritüalizm'in dini anlamı öteki dünya veya sonsuzluk gibi manevi kavramlarla bağdaştırılabilir.

patara

mahur
dünyanın en güzel plajlarından biridir. Muğla'nın Seydikemer ilçesi ile Antalya'nın en batısındaki Kaş ilçesinin Gelemiş Köyü sınırlarında yer alıyor.

Yaklaşık 18 kilometre uzunluğa sahip olan Patara Plajı, adını Patara Antik Kenti'nden almıştır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılını 'Patara Yılı' ilan etmiştir.

Likya Birliği'nin oy hakkına sahip 16 şehrinden biri olan Patara, Büyük İskender'in kuşattığı kentler arasında yer alıyor. Mitolojik öykülerde Patara'yı su perisi Lykia ile birlikte Apollon'un oğlu Paturus'un kurduğu söylenmektedir.
Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas'ın da Pataralı olduğu söyleniyor.
Romalılar döneminde önemli bir ticaret merkezi olan Patara, Bizanslılar döneminde de bu önemini sürdürmüştür.

karslı almanlar

mahur
93 harbi sonrasında ruslara esir düşmeleriyle kars'a getirilen ve günümüze kadar gelen almanlardır. Kendilerine "malakan" denilmektedir. Almanya' nin türkiye'den işçi alımıyla birçoğu kendi vatanlarina dönmüştür. 150 yıldır kars'ta yaşayan, Günümüzde sadece bir aile kalan almanlar kars'in keçioren köyünde yaşamlarını sürdürmektedir.

oyuncak hikayesi 4

mahur
Oyuncak hikayesi serisinin en son animasyonudur. 2019 oscar en iyi animasyon ödülünü kazanmıştır. Ama diğer oyuncak hikayeleriyle karşılaştıracak olsam bence en kötüsü bu filmdi. Dördüncü olması hasebiyle hikayenin bazı yerleri kendini sıkça tekrarlamış. Tabi yine pixar kalitesini hissetmek mümkün. Oyuncaklar bir çocuğun sahip oldukları ilk maddi değerlerdir. Hikaye geri dönüşüm kaşık yada çatalın ( ben kaşık dedim çocuklar çatal ) oyuncağa dönüşmesiyle başlıyor. Güzel başlıyor ama sonuna doğru bozuluyor.

Not: geri dönüşüm oyuncağının adı "forky" olduğu için çatal olma olasılığı yüksek.

kakule

mahur
Zencefilgil ailesinden hoş kokulu bir bitkidir. Mide problemlerine iyi gelir. Antidepresan özelliğiyle ise insanı sakinleştirir. Ağızda çiğnedikçe güzel kokusuyla ferahlık verir.
2 /
Sözlük
Kuluçka Makinesi One Hit Wonder Likit Smok Nord