confessions

beatrice

kaçın kurası - 2. Nesil Yazar

  1. toplam giri 124
  2. takipçi 16
  3. puan 1242

henry ford

beatrice
tam adı Henry Martin Ford olan araba üreticisi.
yani ford şirketinin sahibi.
15li yaşlarında kendi kurduğu atölyesinde ilk buharlı makineyi icat etti.
kesreste fabrikası kurmasından sonra ünlü mucit thomas alva edison 'ın firmasında mühendis olarak çalışmaya başladı.
oradaki gelişimiyle ilk tek silindirli benzin motoru kendi evinin mutfağında üretti.
akabinde kendi otomobilini yapmaya başladı ve yaptı da (bkz:quadricycle).
yıllar sonra bir kaç kişi ile (bkz:ford motor) şirketini kuruyor.
işleri büyüdükçe şirketin tüm hisselerini de satın almayı ihmal etmiyor.
neredeyse tüm avrupaya yayılıyor ve işçilerini daha az çalıştırıp daha çok ücret vermeye başlıyor.
yani şöyle: diğer fabrikalarda günde 9 saat çalışıp günlük 2 dolar alıyorlar ise ford'un yanında çalışanlar; 8 saat çalışıp günlük 5 dolar alıyorlar gibi bir sistem oluşturuyor. bunu yapan ilk kişi olma özelliği de hala mevcut.
1. ve 2. dünya savaşında savaştan etkilenmemek için savaşa uygun savaş araçları üretmesi en akıllıca hamlelerinden olmuştur.
bu sayede (bkz:ford) hiç kriz yaşamadan şirketini yukarılara taşımış, elemanlarını hiç zorda bırakmamıştır.
bu demek değil ki savaşa destek veren biri bu ford.
adamın barış destekçiliği için de kurduğu bir firması var.
ford babadan oğla geçen bir şirket olma özelliğini hala koruyor.
şu an şirketin başında torunu bulunmaktadır.

en sevdiğim cümlesi; "kalite kimse bakmadığında da doğru olanı yapmaktır."


tayyip'in konserinde kafasına şişe yiyen kadın

beatrice
Ne söylediği anlaşılmayan kadındır.
Gerçekten böyle insanlarla aynı ülkede mi yaşıyoruz sorusunu sorduruyor.
Kendi içinde çelişen cümlelerle, kendinin de ne dediğini bilmediği bir konuşma yapıyor.
tayyip dinci olmalı ve herkesi dinci yapmalı diyor,
dövmeli insanın abdesti kabul olmaz diyor ama kendi elinde dövme var muhabir bunu söyleyince
kapalı insanla açık insanın abdesti bir olur mu diyor,
açık insanlar düşmanımızdır diyor,
onlar bize dövme yapıyor, bizim kötülüğümüzü istiyor diyor

kafasına erişebilene helal olsun.
Umarım tayyip konserlerinde(!) kafasına yediği şişelerden dolayı bu hale gelmemiştir.
eğer öyleyse komik değil çünkü.

çayı şekersiz içen insan

beatrice
(bkz:ben)
Bi' dönem bu iş iyice popüler oldu.
Çay geldiği zaman kaşığı iade etmeler falan hat safhada.
Evde yalnızca küçük kardeşim ve ben şekerli içiyoruz.
Annemlerin de üzerimizde yoğun bir baskısı var, şekeri bıraktırmak için.
Tamam dedim, bırakıyorum.
o gece Bıraktım da.
İlk üç hafta her şey yolunda, pek çay içen biri olmamama rağmen arkadaşlarımla buluştuğumda rahat 10 bardak falan içmeye başladım.
Ooo dedim valla daha lezzetliymiş.
ama bu düşüncem 3. haftadan sonra değişmeye başladı.
Çay tadı kötü bir şey.
Onu güzel yapan şekermiş.
Çaydan hiç tat almamaya başladım.
Ot suyu içiyormuşum gibi geliyor.(zaten ot suyu da demek istediğim tatsız tuzsuz bir şey)
Bir değil, üç değil sıkıldım ben çayı şekersiz içmekten.
Şekersiz içiyorum diye hiç çay içmemeye başladım.
Çaysız ev yok, içsen olmuyor-içmesen olmuyor.
her misafirlikte, her buluşmada önüme çıkıyor.
Sonra dedim şekere geri döneyim bari ne yapacağım.
Şekerli çayı yutmamla kusmamın bir olması şokunun ardından artık çayı ne şekerli içebiliyorum, ne şekersiz.
Sayenizde hiç çay içemiyorum.
Umarım mutlusunuzdur şekersiz çayı savunanlar...
4

fersah

beatrice
ukde : somewhere in asia

uzaklık belirten bir sözcüktür.
12000 adıma ve 3 deniz miline denk geldiği kabul edilen eski ölçü birimidir.
yani Yaklaşık olarak 5685 metre.
genelde Denizcilikte kullanılırmış.
artık günümüzde kullanılmıyor.
tabi ki her ölçü birimi gibi fersah da ülkelere göre değişiklik gösteriyor.
Bir Arap fersahı ~5.76 km ve bir Fars fersahı ise ~6.23 km imiş.
cümle içinde genelde "fersah fersah" olarak kullanılıyor.

örn: peşimden geldikçe fersah fersah kaçıyordum.
0 /

Radyo Yayını