#kitap

semerkant

mahur
Amin maalouf 'un bir kitabıdır. ömer hayyam'ın rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Semerkant'ta başlayan ve 1912'de titanik'e kadar suren bir macera... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü. Kitabın karakteri son derece zengin; ömer hayyam, melikşah, alparslan, nizamülmülk, hasan sabbah... ikinci kısmı ise iran devriminden kaçan prenses ve hayyam hayranı bir amerikalının hikayesi titanikte devam eder.

derde deva randevu 2

mahur
Yazar murat menteş'in Derde deva randevu kitabının ikincisidir. Derda deva randevu 2, birincisi neyse onun bir üst modeli gibi. Her yönden geliştirilmiş. Çizimler, karakterler, bir üst seviyede. Çok büyük bir emek.

Birincisi 11 karaktere sahipken ikincisinde tam 13 karakter mevcut. Karakter dediğim ise etiğe kemiğe bürünmüş adeta karşınızda dikiliyormus hissi uyandiriyor sizde. Ne ararsanız var; filozof, yazar, derviş, şair, dövüş sanatları uzmanı, tarihçi. Hem çeşitli hem renkli karakterler seçilmiş. Tam bir harikalar kumpanyası.

Bu kitap: "okudum, bitti." diyebileceğiz bir eser değil. Arasira çıkartıp okuyabileceğiniz ve isterseniz içinden tadımlık bir bölüm seçip gününüzü olumlu bir sekilde degerlendirebileceğiz, bir kitap. Ama söylemem gerekiyor ki sıksık sözlüğe başvurmanız gerekebikir. Özellikle yabancı karakterlerde, daha çok zorlandım. Yazarın kullandığı her kelime özenle seçilmiş. Bazı cümlelerde tüm sözlüklerin anlamını çıkarmama rağmen hala cümlenin anlamını oturtamadigim paragraflar oldu. Bu belkide benim kendi şahsi eksikliğindem de kaynaklanmış olabilir. Zira kitap hakkında birçok yorum, inceleme okudum ama hiç birinde benim gibi kimse bu konudan dert yanmıyordu. Bilemiyorum, düzenli kitap okuyan biri olarak ve orta derece de osmanlıcam olmasına rağmen bazı kısımlar beni yordu. Ama tabi yılmadım, bu benim birçok yeni kelime edinmeme katkı sağladı. Bu yönü bile hayran kalmamı engelleyemedi.

insanın anlam arayışı

mahur
(bkz:viktor frankl )'ın iki kısımdan oluşan bir psikoloji kitabıdır. İlk bölüm toplama kamplarındaki kişisel deneyime dayanır. Bu kısmi daha basit ve anlaşılabilirdir. Frankl kendi deneyimleriylede insanın acıda bile hayatın anlamını bulabileceğine inanıyor. Bu fikrini Nietzsche'nin; sizi öldürmeyen şey güçlendirir" sozuyle pekiştirir.

kitabın ikinci kısmı ise logoterepiyi anlatan kısımdır. Bu bölümü, ben çok zor okudum. Tamamen psikiyatr biliminin terimleriyle birebir anlatılmıştır. Çevirmende bu arada hiç yardımcı olmamış. Dipnot olarak bir bölüm veya kitabın sonuna terimleri açıklayan bir sözlük olmalıydı. Bu eksikliği sıkıcı deyip kesip atmak istemiyorum ama zordu.

Yaşamın anlamı insandan insana, andan ana değişebileceğini söylüyor yazar. Önemli olanın yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. Bunu üç farklı yoldan kesfetmemiz mümkün. 1.bir eser yaratarak veya bir iş yaparak. 2. Birşey yaşayarak veya bir insanla etkileşerek. 3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek

Bu kitapta ve ayrıca başka yerlerde de karsilastigim bir fikri paylaşmak istiyorum: başlarına gelen trajik olaylar sonucunda belirli bir olgunluğa, aydınlığa ulaşan insanlara sorulduğunda, bu yaşadıkları deneyimi geriye alsak ve bugünkü geldikleri noktada olmasalar yani başlarına o kadar acı gelmese bunu geriye çevirmeyi kabul ederler mi diye sorsak. Cevapları; " asla" olacaktır. Acıda bile anlam bulabilmek mümkündür der logoterapi.

zorba

mahur
Yunan yazar (bkz:nikos kazancakis )'in ilk kez 1946'da yayımladığı romanıdır.
Kitabın başkahramanı Aleksi zorba ilk başta kadın düşkünü ve ayyaş gibi görülsede içinde yaşama dair güçlü duygular besler. Neşeli ve hayat doludur. Yazar ise tam tersi aydınlığı hayatın içinde değil kitaplarda arayan bir kişiliktir. Hatta zorba yazara bütün kitaplarını yakmasını tavsiye eder. yazarın tüm bildiklerini unutturur, tabularını yıkar.

Ben Zorba'yı çok sevdim. Aynı topraklarda yasamamızdan mıdır yoksa aynı havayı soluğumuzdan mıdır bilmem ama çok yakın hissettim kendime. Bugüne kadar yunanlıların ve türklerin birbirine bu kadar çok benzediğini bilmezdim.

Kitap Zorba'nın daha çocukken etkilendiği bir müslüman komşusundan söz eder. “Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü'min kulumun kalbine sığdım, diyerek son derece etkilemiştir zorba'nın tüm hayatını.

Ayrıca kitabın filmi de çekilmiştir.

pal sokağı çocukları

mahur
(bkz:Ferenc molnar) 'in 1907 de yazdığı romandır. Pâl sokağı çocukları bir devrin yaşadığı çocukların simgesi haline gelmiş kitap. Bu çocuklar oyunu oyun değil adeta yaşayarak oynayan bir nesil. O devrin etkisiyle general, asker komutan olmak ciddiyetle yapılması gereken bir oyun değil bir yasam tarzıdır. Heleki macun dernegi kitaptaki harika bir ayrıntı. Sonuna kadar sevgi dolu, dürüst, adil bir oyun karşı çetedeki çocuklara karşı bile. Böyle kitapları çok seviyorum çünkü çocukluğumda ki o dilediğini yapabilirsin duygusunu hatırlamama sebeb oluyorlar. Hiç bir sorumluluğun veya kaygının olmadığı o birdaha asla yasayamacagimiz zamanları yad etmek çok güzel. Okurken adeta yaşıyorum. Pal sokagi çocuklarıyla bende sevindim, heyecanlandım, üzüldüm, ama hiç ümitsizliğe düşmedim.
Çocukluğunu dolu dolu yaşamış ve hala icindeki cocugu öldürmemiş bir yazarın anılarını andırıyor.

kumkurdu

mahur
(bkz:Asa lind) adlı yazarın üç seri halindeki çocuk kitabıdır. Sade ve akıcı dili sayesinde çocuklar tarafından anlaşılır bir seridir. Zackarina ve kumkurdunun maceraları çocuklar kadar en az yetişkinlerinde hoşuna gidebilecek doğal bir anlatim tarzina sahiptir.

haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu

mahur
Japon yazar haruki murakami'nin okuduğum ilk kitabıdır. Adından anlaşılacağı gibi ve ayrıca diğer murakami kitapları gibi buda çok ilginç bir kitap. Birkaç günlük ömrü kalmış bir kahraman, normal hayatı ve bilinç altı olarak ikili bir şekilde devam ediyor. Gerçek hayat mi yoksa bilinç altındaki hayatı mi daha ilginç mi diye sorsaniz karar veremiyorum.

derde deva randevu

mahur
Murat Mentes'in kitabı.
Cosmos belgesindeki abimiz gibi bir kapsüle atlıyoruz ve Evliya Celebiyi kıskandıran bir seyahate başlıyoruz. Sürücü mahalinda sevgili yazarımız Murat Menteş. Yalniz siz arkada sessiz sedasız oturmak zorundasınız. Allah'ım ne zaman çıkacak su teknoloji, kitabın yazarına anında ulaşabilmek ve takıldığımız konularla sohbet etme ihtiyacı. Bu çok önemli, bunu hemen yapmaları lazım.

Bu kitabı, koskaca bir akşam yemeğine benzetirsek, bir hap boyutuna indirgedigimizi düşünelim. Bircok fikir aninda cebinizde. Genel kültür seviyinizede büyük katkılar saglar.

sahibini arayan mektuplar

scissorhands
25 mektuptan oluşan muazzam bir ümit yaşar oğuzcan kitabı.

“özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.

özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.

seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!”
0 /
Sözlük
kuluçka makinesi One Hit Wonder Likit Smok Nord