etiketleme

dhairy
Beni etiketleme!

Dünyayı daha iyi anlayalım, sosyal hayata kolay uyum sağlayalım, hızlıca karar verebilelim diye beynimiz çevremizde gördüğümüz olayları, varlıkları kategorize etmeye programlanmıştır. Her seferinde, her şeyi sorgulamakla uğraşmayalım, değerli aklımızı yormayalım diye… Sorun şu ki, mükemmel çalışan bir makine olan beyin, bu kalıplara sokma işini yaparken, o kadar da mükemmel davranmıyor.

Birisinin nereli olduğunu, eğitimini, ne iş yaptığını, nerede oturduğunu, ailesini, inancını öğrendiğiniz an, bazen dudak büküp hor gözle bakmamızın, bazen takdir etmemizin, bazen de koşarak kaçmanızın sebebi bu.

Beynimiz hemen vızır vızır çalışmaya başlıyor. İçerideki ilgili dosyayı buluyor. O dosyada olumlu şeyler kayıtlıysa, o kişiye hisli hisli gülümsüyorsunuz. Olumsuz bir kayıt varsa, acil bir işiniz çıkıyor, gidiyorsunuz.

Bana kalsa hiç gitmeyeceğim, yaklaşık 5 milyon insanın izlediği “Müslüm” filmine arkadaşımın ısrarı üzerine gittim. İzledikten sonra kendimde fark ettiğim tek şey şu oldu: insanları ne yaşadıklarını bilmeden, sadece görünen yüzü ile nasıl da etiketliyoruz. yıllarca Müslüm gürses'i arabesk müzik yapıyor diye hor gördüm. Filmden sonra hakkında yapılmış başka bir belgesel de izledim. O yaptığı müziği eleştiren ben sonra gördüm ki aslında çok çok iyi müzik bilgisine sahip bir sanatçıymış. Sürekli Mozart ve Beethoven gibi dünyaca ünlü bestecileri dinlediğini öğrendim.

İnsanları devamlı bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. Kimseyi anlamaya çalışmıyoruz. Bizim gibi giyinenler, yaşayanlar, düşünenler veya giyinmeyenler, yaşamayanlar, düşünmeyenler… sonu olmayan bir ayrıştırma...

Lafa gelince hindistan'daki kast sistemini hepimiz eleştiririz, katı şekilde reddederiz. Etrafımızda gördüğümüz insanları kızıl saçlı, sakallı, küpeli, dövmeli, mini etekli, türbanlı diye veya yaşam tarzlarına göre kategorize ederiz. Sarışınları “aptal”, erkeklerin hepsini “güçlü”, kadınların hepsini “zayıf” şeklinde algılarımızla karşılarız.

Oysa insanlar iyi veya kötü diye ayrılmalı. İnsanı insan gibi görebilmeyi öğrenmeli… bunu başarabildiğimiz anda daha da mutlu olabildiğimizi fark edeceğiz.