sosyal medya

nushirevan
Bugün itibarıyle cumhur başkanımızın "denetlenecek, kontrol altına alınacak, yoksa kısıtlanacak" minvalinde açıklamaları ile yeni bir düzenleme geleceği ilan edilen mecra. Şahsen olumlu buluyorum. Sosyal medya kimliksiz şahısların suç işleme veya teşvik etme platformu olmamalı. X kişisi Y kişisine hakaret suçu işliyor, y hakkını aramak için adalete başvurduğunda yargı, sosyal medyadan bilgi istiyor. Başta abd olmak üzere, dünyanın bir çok yerinde ofis açan ve bu talepleri yerine getiren mecra (örneğin twitter) mesele Türkiye'de olunca bilgi vermiyor. Söven sövdüğü ile kalıyor. Tamam sosyal medya bir özgürlük alanı ama evrensel özgürlük tanımıdır "başkalarının hakkına girmeme" şartı. Bu meselenin etik boyutu. Bir de ekonomik boyutu var. Sosyal mecralar, kullanıcılar üzerinden kamyon yükü para kazanıyorlar. Yine diğer ülkelere bu faaliyetleri için vergi öderken, mesele Türkiye olunca ödemiyorlar. Sadece bu mu? Elbette hayır, bir de meselenin sosyal durumları var ki, sadece bu bile kısıtlanma sebebi olmalıydı. Terör örgütleri bu mecralardan organize olabiliyorlar. Çünkü denetim yok. Hatırlayın Ankara Gar'da bir patlama olmuştu. Faillerden birisinin saatler öncesinde bombasının reklamını bile yaptığı ortaya çıktı.

Ancak "ak parti dünyanın en doğru işini de yapsa alkışlayacak değiliz" diyenleri temsil eden bir güruh (bkz:kronik istemezükçüler) yine sosyal medya yasasına karşı olduklarını beyan ediyorlar. Hadi kişisel meseleri görmeyelim, devletin bu meselede para kaybediyor bilader? Hani "Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır"dı? Özgürlük böyle bir şey değil sözlük. Adamın biri bana küfredecek, ben onu bulamayacağım, dava edemeyeceğim öyle mi? Yumurta bir hesabın ana-avrat sövüp ortadan kaybolma özgürlüğünü savunanlar, ya sövmekten keyif alan bi korkak, ya sövülmekten zevk alan bir namusuzdur. Net!

1 temmuz denizcilik ve kabotaj bayramı

secret men
Ülkemizin kıyı şeridindeki egemenlik haklarını geri alarak millileştiren ve Türk denizcilerimizin hizmetine sunan kabotaj yasası, deniz kaynaklarımızın kullanılması ve denizciliğimizin gelişmesi için çok önemli bir adımdır. Kabotaj kanunu ile karasularımızda egemenlik ve bağımsızlık sağlanmış, denizlerimize sahip çıkma bilinci milletimize aşılanmıştır. Ülkemiz son zamanlarda hem savunma sanayinde, hem denizcilikle ilgili yapmış olduğu atılımlarla kendi milli tankından, kendi uçağından, helikopterine ve denizlerle ilgili hâkimiyet noktasında bir dizi gelişmeyi hayranlıkla izlemekteyiz. Bu vesileyle tüm denizcilerimizi, deniz şehitlerimizi minnet ve saygıyla anıyor, denizcilik sektörünün gelişiminde emeği geçenlere ve tüm denizcilerimize en içten selamlarımı iletiyor, başarılarının devamını diliyorum.

bütün acılar gelir geçer

nushirevan
hayatta gerçekten acı şeyler yaşayanların kalpleri bu acıyla yanmış ve sonunda patlamıştır. bu sebeple gerçek acıyı yaşayan insanlardan isyan duyamazsınız. başına gelen her talihsizlikte ortalığı yıkan, her şeye isyan edenlerse büyük ağaçların dibinde yeşeren yaban otlari gibidirler. ne kendi gölgeleri olur ne de kendi meyveleri...

louis pasteur

mahur
Kuduz aşısını bulan Fransız mikrobiyolog ve kimyager. Pasteur zamanının birçok devlet adamından çalışmaları için maddi destek istemiştir. Osmanlı devleti padişahı ikinci abdülhamid han kendisini istanbula gelmek şartıyla yardim edeceğini vaad etmiştir. Pasteur Kabul etmeyince osmanli devletinden üç bilim insanı ve maddi desteklerle fransa'ya gönderilmiş ve kuduz aşısı'nın bulunmasında büyük katkıları olmuştur.

karantina

mahur
italyanca kırk anlamına gelen "quaranta" kelimesinin kokenine dayanir. Venedikliler limanlarina gelen gemileri sehre girmeden önce 40 gün bekleterek salgın hastalıkları önlemeye çalışmışlardır.

hijyen

mahur
Köken olarak yunanca bir kelime olan hijyen ;Yunan ve Roma mitolojisinde Hygieia (Ὑγιεία) veya Hygeia (Ὑγεία) olarak geçmektedir ve tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. Babasının iyileştirme temalı mitolojik görevini Hygieia koruma temalı olarak gerçekleştirmektedir. Hijyen kelimesinin etimolojik kökeni de içerdiği anlam bakımından aynı zamanda tanrıçanın ismi ile özdeştir.

z kuşağı

mahur
90lı yılların sonlarında teknoloji ve internetin içinde doğmuş nesildir. Kendileri hakkında çok atılıp tutuluyor bazen alaya alınıyor ama ben tam olarak nedir veya ne değildir bu z kuşağı anlayamadım.

dark

nushirevan
3.sezonu ile beynimizi pelte eden dizidir. Zaman yolculuğu, standart dizi izleyicisi için zaten anlamakta zorlanacağı bir konuyken, araya paralel evrenler fenomenini de dahil ettiler. "Bu kadarını anlayabilirler, daha da zorlayalım" demiş olmalılar ki aynı kişilerin farklı zaman ve farklı evrendeki hallerini bir araya getirerek ortaya 6 tane aynı kişi çıkartarak, kimin dünyası hangi zamanda sorularıyla zaman ve mekan mevhumundan izleyiciyi soyutlatmıştır. Aynı kişiliklerin, farklı zamanlarda, farklı evrenlerdeki versiyonu yetmiyomuş gibi bi de bunların dönüşmüş başka kişilikleri ile hepten çorba olmuş bir dizi ile karşı karşıyayız. Benzer bir deneyimi lost bize sunmuştu ama oradaki hikaye örgüsündeki mantık hataları dark'ta yok Allah'tan.. ilmek ilmek örülmüş senaryo belli ki. İlk sezonda izlediğimiz detayların, hikayeye katkı verecek şekilde 3.sezonda nüans olarak karşımıza çıkması tesadüflerle açıklanacak şey değil. einstein bu rosen köprüsünü görse ogs'sini hgs'sini kombine öder, çıkar üstüne "şampiyon başakşehir" bayrağı asar, kendini zamanın sularına bırakırdı.

finalde thanos'un parmak şıklatmasına bağladılar. Bizim ikili melek oldu iyi mi?

sineklerin tanrısı

nushirevan
Kitabından önce filmini seyrettiğim eserdir. fareler ve insanlar da bunun tam tersini yaptım. Herneyse.. Gerisi spoiler =>

Filmin şüphesiz en vurucu yeri, artık bir ölüm kalım mücadelesine dönüşen iktidar kovalayan çocukların, yetişkinlerin gelmesiyle "hayırdır gençler? bi sıkıntınız mı var?" Diye sorması ve az önce birbirini öldürmeye çalışan çocukları sarsıp gerçek dünyaya geri getirmesidir. O sorudan sonra çocuklar bile birbirine bakıp "har bi lan naabıyoz biz?" Triplerine girmişti. İzlerken gerim gerim gerilmiştim, yetişkinlerin sorusu beni de sarstı, "harbi la neyi paylaşamıyorlar ki?" Diye sorgulamıştım çocuk kafayla

the invisible man

nushirevan
2020 yapımı bilim kurgu-korku kategorisindeki film.



Öncelikle spoilerımsı sorularım var:
1- Filmin adını görünmez adam koymasanız olmuyor muydu? Hikayenin bir yerinde pekâlâ "hayalet" hikayesini yedirebilirdiniz. Bilim kurgu diyonuz bi de.
2- Şu meryem uzerliye benzeyen kadından başka başrol mu bulamadınız? Gerçi iyi oynadı, oyunculuğuna sözüm yok ama delirdikçe hürreme dönüştü (bkz:bgv)
3- Sonu çok tahmin edilebilir değil miydi, ecük kafa yoraydınız olmuyo muydu?

Efenim, filmimiz her ne kadar bilim kurgu korku kategorisinde yer alsa da, aslına bakarsanız gerilim ve suç kategorisinde yer almalıydı. Kurgusal bilim söz konusu ama daha çok kadına şiddet teması üzerinden bir suç hikayesine benziyor.


Oldukça yavaş bir tempoda başlayan film, giderek ivme kazanıyor. İlk yarım saatte kapatmadıysanız, kalan kısımda iyi vakit geçirebilirsiniz.

Bir hanım kızımız var. Über zengin bir deha ile birlikte yaşıyor. Şiddet eğilimi yüzünden bir gece yarısı adamı terkediyor. Korkusu yüzünden evden dışarı çıkamamaya başlıyor. Bir süre sonra da kocasının ölüm haberi geliyor. Kocasından kalan milyonlarla beraber korkusunu da yenmeye başlarken, beklenmedik şeyler olmaya başlıyor. Kadın görünmez bir varlığın onu takip ettiğinden ve onun dahi bilim adamı kocası olduğundan emin oluyor. Bundan sonra "yok senin psikolojin bozuk hayatım" ile "valla kocam lan, görünmezliği bulmuş hayvan" arasındaki mücadeleye dönüşüyor film. Kadını takip eden bir şey var mı, varsa bu kocasının kendisi mi hayaleti mi? Ve ondan, aslında ne istiyor?

İyi seyirler

yks 2020

secret men
Hayalini kurduğu üniversiteye girebilmek için gece gündüz demeden çalışan tüm öğrencilerimize Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı'nda (#YKS) başarılar dileriz.

#YKS2020

sineklerin tanrısı

mahur
William Golding'in 1954 yılında yazdığı alegorik romanıdır. Özgün adı Lord of the Flies'dır.
Kitabın türünün hangi kategoriye girdiğini tam olarak söyleyebilmek zor. Ama ne olmadığını söylemek daha mümkün. Mesela hikayedeki tüm kahramanlar çocuk olmasına rağmen asla bir çocuk kitabı değildir. Çünkü içinde içinde ne ararsanız var; kavga, şiddet, hatta cinayet. Issız bir adaya düşen büyüklü küçüklü birçok çocuğun hayatta kalma mücadelesi, aralarındaki iktidar olma mücadeleleri kitabın ana hatlarıyla konusunu oluşturur. Kitabı çok daha önceleri okumama rağmen hemen hakkında birşeyler yazmak içimden gelmedi. beni oldukça düşünürdü, çok ilginç bir kitaptı. Sanırım yazar aslen kısaca insanın iç dünyasını anlatmaya çalışmış. içimizdeki iyilik kadar kötülüğün de var olduğu ve mücedele edilmezse neler olabileceğini yazar simgesel bir dil kullanarak göstermeye çalışmıştır.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol