öyle bir geçer zaman ki

mahur
Erkin koray'in unutulmayan şarkılarından sadece biri. "Öyle bir geçer zaman ki" herkesin sevebilecegi türden bir sarki olup bana dünyanın geçiciliğini hatırlattığı icin daha cok sevmeme neden oluyor. Gecmisin iyiside kotusude bize aci verdigi icin neyseki zaman gececek gidecek.




Dediğim aynı ile baki
Öyle bir geçer zaman ki
Dediğim aynı ile baki
Birden dursun istersin
Seneler olunca mazi
Öyle bir geçer zaman ki
Dediğim aynı ile baki


Öyle bir geçer zaman ki

Günlere bakarsın katı katı
Üzerine çekersin perde
Yoldan geçenler var da
Her akşam gelenler nerde?

Kara yazı yazıldı sanma
İnsanın da kaderi böyle
Öyle bir geçer zaman ki
Dediğim aynıyla baki
Öyle bir geçer zaman ki

Bir cevap buldun mu sorulara?
Yiğitlikte var yine serde
Nasıl gaddar seneler
Geçiyor durduğu yerde

çevir yeşersin

martilara simit atan kadin
"çevir yeşersin! olarak okunan her 1.000 sayfa kitap için 1 adet fidanı doğayla buluşturma hedefiyle yola çıktık. sizler de bugüne kadar okumuş olduğunuz kitaplara ait bilgileri aşağıda yer alan ilgili alanlara girebilir, girdikten sonra çevir butonuna tıklayarak fidanların doğayla buluşmasına destek olabilirsiniz." diyen platform.

tabi ki ücretsiz...

https://www.ceviryesersin.com/cevir

yalan ve yemin

piri sah
Yalan ile kalp arasında ters bir bağlantı var.
Çok yalan manen kalbi öldürdüğünden pek sevilmez.
Sinsi bir kanserdir. Önce kalbi sonra ruhu öldürür. Bir bakmışsın gölgelenecek kalbin kalmamış.

exxen

nurse
Tanınması için şans verilen ne kadar tip varsada bir o ladar tecrübeli ve çok iyi dizileri var. Şeref bey mesela. Uzun zamandır tvye bakarken bu kadar gülmemiştim

animelerden öğrenilenler

nushirevan
Bir karakter diğerine bi kamyon dayak atıyosa o kavga orada o şekilde bitmez. Mutlaka dayak yiyen kendinden geçip saklı gücünü ortaya çıkarıp olayı terse çevirir. Dayak uzun sürmüşse dayak yiyen tarafı tutun.

Sözlük yazarlarının kendi eserleri

nushirevan
Vardır ama fikir ve sanat eserleri kanunu gereği eserlerimi koruma altına almadığımdan, intihal suretiyle çalınarak insanlara sunuldu. En acayibi de, Çanakkale ile ilgili bir fikrimdi. Kısaca anlatayım:

2016 yılında Diyarbakır Hendek olaylarında görevli özel kuvvetlerden 5 kişilik bir tim, en yeni teknolojik silahlarla hainlerin kurduğu tuzakları bozar, inlerine saklanan teröristleri birer birer avlar. Gece gündüz mücadele içindeki bu bordo bereli tim, mücadelenin son gününde büyük bir patlama ile kendilerinden geçerler. Uyandıklarında Diyarbakır Sur'da değil, oradan geçen bir çobandan öğrendiklerine göre Çanakkale Kirte sırtlarındadırlar. Mühimmat ve kumanyaları da olduğu gibi yanlarındadır. Ekip bu biliçsiz yer değişikliğinin şokunu atlatmadan bir şok daha yaşar: En yakın yerleşim birimine yaklaştıklarında bir şeylerin ters gittiğini ve 1914 yılında olduklarını anlamaları çok uzun sürmez. Tim nasıl olduğunu anlamadıkları şekilde zaman ve mekânda atlamışlardır. Tim lideri ekibini bir mağaraya götürüp olayları sindirmek için vakit ayırmaya çalışır. Bu sırada Çanakkale savaşının eşiğinde olduklarını anlamaları da çok sürmez. Operasyonlarda tek bir beyinle hareket eden, birbirlerini çok iyi tanıyan ve anlaşan ekip üyeleri bundan sonra ne yapacaklarına dair fikir ayrılığına düşerler. Kimileri zamanda yolculuğun ağırlığı ve geri dönüşün imkansızlığına dayanarak Çanakkale savaşına katılmayı savunurken, kimileri zaten kazanılmış bir savaşa dahil olup tarihi aksi yönde değiştirme riskini göze almamayı tartışır. Katılmayı düşünen taraf, bu yeni teknolojik silahlarla savaşta üstünlük sağlayacaklarını iddia ederken, reddeden taraf bunun haksız bir kazanç olduğuna inandığını söyler. Kimisi mağarada oturup zamanda yolculuğun sırlarını bulmaya çalışırken, kimisi de savaşta vefat edecek olan dedelerinin köylerine gidip atalarını görme isteği ile yanıp tutuşur. Nihayet tim lideri, kararı herkesin hür iradesine bırakır. Savaşın patlayacağı güne kadar askeri hayatta kalma prensiplerini gizlilikle uygulayan ekip, sabah uyandıklarında tim liderini bulamaz. Neden sonra bordo bereli ekibin liderinin Çanakkale savaşına yalınayak katılan askerlerin arasına karıştığı anlaşılır. Üzerinde kendi zamanına ait hiç bir şey yoktur ve oradaki gönüllü askerlerin şartlarına uymuştur. Savaş patlak verdiğinde üstün kabiliyetlerini konuşturan liderin, ne yazık ki havada mermilerin çarpışacağı kadar çetin bir savaşın içinde olduğunu anlaması çok sürmez. Karşı mevzide hedefini belirleyen lider, çıkmadan önce yanında bordo bereli askerlerini kendisi gibi dönemin şartlarında görür. Ekip silah ve mühimmatlarını gömmüş ve komutanlarının yanında şehit olmaya gelmişlerdir. Mücadele başlar ve ekip kahramanca savaşmaya başlar. Tim elemanları bir bir yaralanıp düşerken, lider hedefindeki noktayı ele geçirir. Fakat denizden gelen top atışı ile patlama ve ışık içinde kalır. Lider gözlerini bir daha açtığında ekibi ile birlikte Diyarbakır'dadırlar. Yanlarında silah ve mühimmatları yoktur ve üzerlerinde kanlı çanakkale üniformaları vardır. Yaralı ekibini yerden kaldırmaya çalışan lider için bu kez her şey farklıdır. Ne ekibinde ne kendisinde zerre kadar ölüm korkusu yoktur. Öyle ki şehitliği arzu eden bir bakışla karşılarlar liderlerini ekip üyeleri. Bir anda tekrar bir patlama olur ve ışık içinde kaybolurlar.

Televizyonlarda iki haber vardır: Diyarbakır'da bordo bereli kahraman bir timin şehit düştüğü ve Kirte'de bir mağarada bulunan 100 yıllık silah kalıntılarını incelemek üzere bilim adamlarının olay mahaline yönlendirildiği..

Evet sözlük, yukarıdaki sinopsisi bir yapımcıya gönderdim. Çok beğendiğini söyleyen bir mail aldım. Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Yapımcı filmi kendi yaptı. Bordo bereli ekibi bir grup çocuk yaparak hikayeyi değiştirdi ve sinemaya aktardı. Elimde "harikulade bir fikir, bunu değerlendirelim" diyen yapımcının maili var ama noter onaylı telif almadığım için eser bana ait değil.. doluyum sözlük, daha da anlatmayım.
3

vicdan

nurse
Benim için vicdan kelimesi annelik kelimesinin eş anlamlı karşılığı gibi. 2.5 yıllık annelik sürecinde günün her saati, her dakikası,düştüğünde,uyuduğunda,onu bırakıp işe gittiğimde sızlayan bir yara gibi. Vicdan... elle tutulmayan fakat var olduğunu bildiğimiz duygu. Ne kadar ilginç değil mi. Elimize aldığımız,elimizde tuttuğumuz bir nesne kadar kendini hissettiren hayali kelebek.

susmak

mahur
Konuşmanın ise yaramayacağı konusunda kanaat getiren kisinin bazen tercihi, bazen mecburiyeti ama cogunlukla tepkisidir.

vicdan

mahur
İnsanda iyiyi kötüyü ayırt eden, iyilikten huzur, kötülükten azap duymasına yol açan, davranışları hakkında âdil ve evrensel bir yargıya iten duygu.
Vicdan yeri geldiğinde koskoca dünyayı dert küpü olarak görmenizi saglar, yeri geldiğinde mekan; saray, zaman; ebedi olur insana.

huzur

mahur
insanlarin günümüzde tatil köyleri,eğlence mekanları, lüks restoranlar, içki sofralari gibi yerlerde aradiklari durumdur. ama buralar en son bakilacak yerler olduğunu unuturlar. Aslinda kendisi cok yakinda olup gönül rahatlığı da denilen bu kavramı bize vicdan denilen makamdan damarlarımıza ince ince aktarılır.

uykulu

nushirevan
Gözleri kapanmak üzere olan kişiye denir.

Ayrıca kütük kulu'da olunca şöyle bir konuşma yaşatmıştır:

-uykuluyum..
+nasıl? kululu musun?
-yea yok kululu değil uykul.. la aslında kululuyum.. ama uykuluyum da.. uykulu kulul.. la uykum kaçtı senin yüzünden.. nası bi söz öbeğinin içine attıysan beni, kaçırdın uykululuğumu..

küçükken yapılan yaramazlıklar

mahur
Daha kapı kollarına boyum yetişmezken tencereleri ters cevirip basamak olarak kullanmak suretiyle evden kaçmak. Ayrica beni eve sokmaya çalışanların uzerinde ise tum cirkeflikleri uygulamak; sokak sevdamdan ötürü olmalı. Sonra ne olduysa tüm ergenligimi evde gecirdim. Daha şimdilerde ortalamayi tutturmayi başardım.

ben öyle bi insan mıyım

mahur
Karsidan bakinca son derece kolay görülen ama kisinin kendisinde asla fark edemeyecegi durum sorucunda, kisinin aslinda kendine sordugu cesaret isteyen sorudur. Hic bir insan yoktur ki ilk ithamda kabul edebilsin.

yalan ve yemin

yeshim
Yalan söylemenin bütün dinlerde kabul görmediği herkesçe bilinen bir gerçektir. Yalan sadece İslâm dininde üç yerde caiz olduğu gerçeğini göze alırsak ki bunlar;
dargınlarin arasını düzeltmek, savaşta düşmanı şaşırtmak ve aile içi sorunu gidermek içindir. Peki ya bunun dışındaki yalanlar küçük ya da büyük sorumluluk gerektirmez mi? Elbette büyük bir sorumluluktur. Bunlardan en kötüsü ve en aşağılayıcı olanı bir insana Allah adına yeminle verilen sözlerin sıradanlaştırılması ve sanki hiç önemi yokmuş gibi davranılması. İşte bu ve buna benzer sözler verip tutmayanlar yalancı ve münafıkların ta kendisidirler. Bir genç kızı evlilik vaadiyle üstelik Allah adına yeminle söz verip, aylarca oyaladıktan sonra sözünü çiğneyerek Allah'ı da yeminine alet ettiğinin farkına varmayan münafık kişiler şayet hem dünyada hem de ahirette başlarına gelecek bela ve azapları bilmiş olsalardı böyle yaparlar mıydı?
Ben hiç söz vermedim, o zaman öyle gerekiyordu deyip yakıp yıktığı kalplerden ve harap ettiği dünyadan habersiz olanlar aldıkları ah'lardan habersiz iki gün sonra ağır bedeller ödemeye başladıklarında umurunda olmayan o kandırdıkları insanları hayatlarının sonuna kadar unutamayacaklar. Daha da kötüsü zerre kadar Allah inancı olanlar yalanlarına yüce yaratıcıyı kattıklarıdan zihnen, kalben ve bedenen asla sağlık ve huzur bulamayacaklar. Dürüst olup, insana yakışır bir hayat sürmek varken, büyük günaha ve azaba düşmek akıl işi değildir Kur'an'ı Kerim'de peygambere hitaben; " Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emri, dürüst, güvenilir ve yalansız bir hayat yaşamak demektir ki, bir anlamıyla da insanları yaşatmak demektir. Kalpleri yakıp yıkmaktan yine o kalplerin sahibi olan Allah'a sığınalım.
Sevgilerimle,

yusuf suresi 38. ayet

bilgi bilen ile var
i̇nsanların allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmalarının mümkün olmadığını gösteren ayet:

“atalarım ibrahim, ishak ve yakub'un dinine uydum. bizim, allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz (ma kane, imkanın tersi) . bu, bize ve insanlara allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” yusuf-38

karınca

nushirevan
Çoğu haşaratın aksine pis olduğunu düşünmediğim böcek. Örümcek olsa "hiaa!" der atarım üstümden. Hamam böceği görsem istifra ederim. Ama bu hayvancağızı parmağımla tutup dışarı bırakabiliyorum. Elimi yıkama gereği bile duymuyorum. Çocukluk zamanımızdan kalan bir fabl yanılgısı mı, "möbarek hayvan öldürülmez!" diyen nenelerimizin manipülasyonu mu bilmem. Temiz buluyorum bunları. Belki de iki market poşetini taşıdım diye iflahımın kesilmesi karşısında kendi ağırlığının 50 katını taşıdıkları için duyduğum bir bilinçaltı saygısıdır bilemedim..

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol