Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

içimizdeki şeytan

nushirevan nushirevan · 03.10.2021 13:28 · 306 · #76183
İnsanın kendisinin eşref-i mahluk iken esfele safilin olma kapasitesini barındırdığını kabul etmemek için, alt benlikte yarattığı soyut kişilik. "İçimizde bir şeytan var" diyoruz çünkü bu kadar kötülüğü kendimize yakıştıramıyoruz. Hani diyorlar ya "herkes içten içe kendinin cennetlik olduğunu düşünür" neden? Çünkü cehennemi kendine yakıştırmaz. Benzer şekilde yapılan kötülüklerde de, insan kendini aklamak için suçu şeytana izafe eder. Oysa özgür irade ve seçim hakkı son nefese kadardır.

Hani bir hikaye var: Salih bir aile varmış. Bütün aile fertleri kulluk vazifelerini harfiyle yerine getirdiği gibi, mutlu mesut yaşıyorlarmış. Şeytan bunlara o kadar kızgınmış, o kadar kıskançmış ki, bu kutsiyetten dolayı adımını evin eşiğinden atamadığı için bahçesinde dolaşıyor, kendini yiyip bitiriyormuş. Hırsından bahçede bağlı olan koçun ipinin bağlı olduğu kazıkla oynamış. Kazık gevşemiş, ip boşalınca koç koşmaya başlamış. Doğruca evin eşiğinden atlamış ve antrede duran boy aynasındaki yansımasını görmüş. Başka bir koç olduğunu düşünüp doğruca aynaya tos vurmuş. Ayna paramparça olmuş. Evin hanımı koşup gelmiş bakmış ki ölen annesinden kalan ayna tuzla buz olmuş. Koç şaşkın şaşkın bakıyor. "Vay sen mi rahmetli annemin emanetini kırarsın" diyerek koçu kesip pişirmiş. Akşam evin beyi gelince çok sevdiği koçun kesildiğini görüp delirmiş. Hanımına bir tokat indirmiş. Zavallı kadın yere düşüp ölmüş. Bunun üzerine kadının ağabeyleri eve gelip kızkardeşlerinin cesedini ve başında katilini görünce intikam almak için eniştelerini öldürmüş. Şeytan olup bitene hayret ve biraz da sevinçle bakıyormuş. Ölen adamın babası, oğlunun öcü için çıkıp gelininin ağabeylerini öldürünce sülaleler birbirine girmiş ve olmadık bir kan davası başlamış. Her iki taraftan da nice canlar katlonulmuş. Nihayet son erkek kalınca, kanuna teslim olmuş. İfadesinde "içimdeki şeytana uydum" deyince diğer şeytanlar gelip bizim bu şeytandan bunu nasıl becerdiğini sormuşlar. Bizimki "vallahi bilmiyorum, ben sadece koçun kazığını gevşettim" demiş.

Melek bizim yanımızda değil, melekten de öteyiz. Şeytan bizim içimizde değil, şeytanın ta kendisiyiz.
Upvote 5
Downvote 0
2

kitapçı dükkanı

Nurse Nurse · 03.10.2021 09:31 · 74 · #76182
Deborah meyler'in kaleminden çıkan bu kitabı biraz yorumlamak isterim.

1000k da dahil olmak üzere tüm internet yorumları orta-kötü olan bu kitaba ben bayıldım. Hatta bitmesin diye okumuyorum. Hergün 2-3 sayfa okur kapağını kapatırım. 2 3 sayfa diyorum ama bir bakıyorum 50 70 sayfa okumuşum. Şöyleki idealist bir genç kızın kazanmış olduğu burs,eğitim şansıyla yaşayıp giderken hamile olduğunu öğrenir. Esme Garland ile Kültür farkı maksimum olan erkek tarafıyla bol bol çatışmaları, erkek arkadaşına verdiği bir çok taviz insanı okurken sinirlendirsede bana komedi tadında, iç sesli bir kitap olarak yansıdı. İç sesli kitapları çok severim. Neyse Bu sırada the owl diye bir kitapçı dükkanında işe giren esme ordaki luke ve diğerleriyle olan ilişkisi bana inanılmaz huzur verdi. Dışarda yağmur yağdığını düşünün ve siz 2. El kitap,kart postallar bulunan bir dükkanda nöbetçisiniz. Ben çok sevdim yaklaşık 20 gündür hala bitirmedim bitirmek istemiyorum. Sonu kötü birer diye endişe ediyorum doğrusu. bakalım hala okumaktayım.
Upvote 5
Downvote 0
2

baklavacı şemsettin

can can · 01.10.2021 20:22 · 190 · #76176
Vatandaşın fiyatlardan dolayı kuyruğa girdiği baklavacı, kalite orta seviye bence.
Cevizli 21 TL.
Fıstıklı 34 TL.
Sarma 46 TL.
Dondurma şahane tavsiye ederim mutlaka, tam kışlık.
Upvote 1
Downvote 0
0

ali lidar

can can · 01.10.2021 20:05 · 331 · #76175
alengirli şiir..

ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..

ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..

ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
Upvote 0
Downvote 0
0

öpüşmek

nushirevan nushirevan · 01.10.2021 13:23 · 323 · #76173
90'lar türkiye'sinde televizyonlarda bir tabu iken, bugünlerde yerli dizilerde öpmeyeni dövüyorlar dedirten durum. Hatırlıyorum, hüp klibinde tarkan yeni yetme bir mankenin boğazına dil atarken başlattı bu akımı. İlk anda; normal zamanlarda okeye dönen rtük klibe yasak koymuştu. Yasaklar cezbedici olduğundan, libidosu yüksek tüm türkiye klibi izlemenin yollarını arayıp buldular. Zaten üzerinden 5 yıl bile geçmeden heteroseksüel olmadığına dair fotoğraflar düştü medyaya. Tarkan çıkıp "evet fotoğraflar bana ait, benden çalındı" filan dedi. Neyse uzatmayalım, tarkan'ın yıktığı bu tabu'dan sonra yerli dizilerde zaman zaman ufak dudak dokundurmaları başladı. Halk tepki göstermiyordu çünkü tarkan'ın klipteki açık bademcik ameliyatı kadar şehvet içermiyordu. Yapımcılar, libido destek paketini gittikçe genişletti. Öpüşmelerin süresi ve derinliği artmaya başladı. Bir süre sonra, türkiye öyle bir dönüşüm geçirdi ki, tarkan'ın öpüşmesine hayretle bakan orta direk, yerli dizideki dil güreşlerini ailecek izlemeye başladı. Dansöz çıktığında kafasını çeviren oğullardık biz. Şimdi bizim çocuklarımız, dijital platformlardaki her türden cinsel ilişkiyi sesini bile kısmadan izliyor. Youtube trend videolarına bir bakın, ilk 10'da en az 3-4 tane öpüşme sahnesi görürsünüz. Kafalar yine çevriliyor ama bu kez ekrana doğru. Sadece o sahnelerin internette aratıldığı, televizyonda o dakikaların reyting rekorları kırdığı zamanlardayız. İşin dini, ahlâki yönü bir yana, kültürel olarak da yoz bir dönemi yarattık böylece. Öpüşmelerin alenen yaygınlaşması, sevginin derinliğini de azalttı. Yüzeysel yaşanan aşkların çoğu da, önünde sonunda kayboldu gitti. Bizim dedelerimiz, hanımlarını başkalarının yanında bırak öpmeyi, övmezdi bile. Bu sayede 3 çeyrek asır birlikte yaşlandılar. Şimdi ilişkilerin ömrü ortalama 6 ay. "Benim" diyenin ömrü 2 sene oluyor. Hiç düşündünüz mü neden diye? Tüketim toplumu yaftası, iliklerimize kadar işlemiş çünkü. Yeni tanışan bir çiftin ilk buluşması öpüşmeyle bitiyor zamanımızda. Eskiler mendil atarmış, camdan bakarmış filan. Bizim zamanımızda en ileri boyutumuz el tutmak, sarılmak filan olurdu. Şimdi öyle mi? "Bu gidiş nereye?" deniyor ya hani? Bazı şeylerin mahrem kalması iyidir ey sözlük. Öpüşme de, bunların taç yapraklarıyla saklanan polen tozu gibi özel kalmalıdır. Ben buna inanıyorum. Benim gibi eski kafalı kaldı mı onu da bilmiyorum da, neyse..
Upvote 4
Downvote 0
4