Entry görseli


Bugüne kadar çocuklarla çocuklaşıp, onların seviyelerine inmemiz telkin edilse de bugün onların renginden, temiz fıtratından istifade edip onların boyasıyla boyanmak gerektiğini öğreniyoruz. Yani onların seviyesine çıkmamız gerektiğini…

İmam-ı Suyuti hazretleri, sadece çocuklarda bulunan ancak sahip olsalar büyükleri kamil birer insan yapabilecek 5 hasletten söz eder.

1.Rızık için endişe etmezler.

2.Hastalandıklarında Halık’ı (Yaratıcıyı) kimseye şikayet etmezler.

3.Yemeği birlikte yerler. (Yalnız yemeyi sevmezler)

4.Korkunca hemen gözlerinden yaş akıtırlar.

5.Kavga ettiklerinde kin tutmadan hemen barışırlar.
Çocuklar yetişkinlere üç şey öğretebilir; Hiçbir sebep yokken mutlu olmayı, her zaman bir şeylerle meşgul olmayı ve istediği her şeyi bütün gücüyle talep etmeyi.
Geleceğimizin inşasını yapan bugünün çocukları yarının gençleri olduğunu unutmamalı, yavrucaklarımızın geleceğini bizim davranışlarımızın renklendirdiğini sık sık hatırlamalıyız... sevgiyle,şevkatle,merhametle kısacası güzel duygularla yaklaşmalıyız. Yenidoğan hemşireliği yaptığım bir dönem birlikte çalıştığımız baş hemşiremiz şöyle derdi "belkide sizin dokunuşlarınız bebeklerin geleceğini etkiliyordur. Belki sizin dokunuşlarınız onları doktor,mühendis,merhametli bir anne, şefkatli bir baba veya bir hırsız,bir katil olmaya itiyordur. Lütfen bebeklere en güzel duygularınız ile dokunun" bu anekdotu kullanmak için hemşire olmaya, anne veya baba olmaya gerek yok. Toplumdaki rolümüzü oynarken çocukların farkına varalım, onları görelim,dinleyelim,onları merak edelim yeter.
Geçen yıllarda minik bir suriyeli kız çocuğundan kan alacaktım. Şu koca memlekette,şu buz gibi havada çocuğun üstündeki kıyafetler biraz canımı sıktı. Hazırlığımı yaparken biraz konuşup heyecanını ve korkusunu tartayım dedim. Baktımki çocuğun gözlerinde "ne olabilir ki, ne kadar canımı yakabilirki, ben evimi,okulumu,anılarımı,memleketimi bırakıp gelmişim" havası esiyor. Sakin mülayim bir çocuktu. Turnikeyi bağladım böylesi sakin çocuklardan kan almak oldukça kolay olur doğrusu. Kan alma işlemine başladım göz ucuyla yüzünü ve tepkilerini kontrol ederken sessizce göz yaşı döktüğünü gördüm. İçim parçalandı. Çok acıyor diye çığlık atsa bu kadar etkileyemezdi beni.. sanki bağırmaya,ağlamaya hakları yokmuş gibiydi. Sanki aldıkları hizmeti ellerinden kaybetmemek için ölesiye susmaları gerekiyor gibi. "Çok cesaretliydin bu yüzden sana bir ödül vereceğim" diyip bir oyuncak bebek uzattım kendisine. Gözleri parladı ama nasıl bir parıltı. Ayakkabısının yıpranmışlığı,kıyafetinin inceliği,renklerin ağarmışlığı, başındaki tokanın maydanoz lastiği oluşu hiç önemli değildi. Elindeki bebeği annesine göstererek yanımdan uzaklaştı. Hiçbir çocuğun bu duyguları hissetmesini kabullenemiyorum. Bazı duygular yetişkinler içindir ve çocuklara yakışmaz..