Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

dolandırmak

mahur mahur · 14.10.2021 12:53 · 310 · #76219
yıllar önce şahsıma teşebbüsse de bulunulan ama başarısız olan durum. Eskiden dolandırıcılıklar bile yüz yüze olurdu. Kapı çaldı, kapıda gençten bir satıcı. Deterjan satıyormuş. Elinde bir kutu, toz şeklinde çamaşir deterjanı. Alır mısınız?, dedi. bende “istemem”, dedim ama dedi içimden Hediyeler çıkıyor; araba, televizyon, telefon gibi birçok çok küçüklü büyüklü hediye saydı. Bende tabiki boş bulundum “evet” dedim. Tam hatırlamıyorum ama fiyatta çok yüksek değildi. Satıcının kendisi hemen açtı görelim bakalım ne kazandınız dedi. Kutudan çıka çıka oldukça basit bir bileklik çıktı. Benim o anda jeton düştü. İçine bes belli sen koymuşsun asla almam ben bunu dedim. Şans bu dedi ama beni zor durumda bırakmayın kuyuyu açtınız almak zorundasınız bende öğrenciyim zor durumdayım diyerek ısrar etti. Baktım olacak gibi değil polis çağıralım o zaman dedim. Topladı çantasını gitti hemen.
Upvote 4
Downvote 0
2

kin

mahur mahur · 14.10.2021 12:45 · 548 · #76218
Yine Netflix'in sanat için değil para, ticaret için yaptırmış olduğu film. Ortalamayı tuttursun yeter, hergün birkaç film, dizi izleyen seyirciyi yeni bir şeyler de var bak mantığıyla oyalamak.
Upvote 2
Downvote 0
1

popüler kültür

nushirevan nushirevan · 13.10.2021 12:26 · 215 · #76216
Dönem dönem herkesin konuştuğu, toplu bir görüş içine girdiği olaylar veya durumlar. Genellikle sinema ve diziler veya reklam filmleri, veyahut meşhur birinin yaptığı viral hareket olabiliyor. Bir iki sene önce la casa del papel izleyicileri salvador dali maskesi giyiyor ve ciao bella şarkısını mırıldanıyordu. Örneğin şu sıralar herkesin gündeminde siquid game var. Tam bir çılgınlığa dönüşmüş olabilir. Geçen gün futbol programında "siquid game'de olsaydık kim ölürdü?" yü tartıştılar. Hani neredeyse izlemeyeni sokakta dövecekler, öyle vahim durum.
Upvote 4
Downvote 0
2

yabancı filmlerin türkçeye tercüme sorunu

nushirevan nushirevan · 13.10.2021 01:28 · 307 · #76215
Sadece ismiyle değil, kullandığı terminolojide de devam eden sorundur. Birçok örneği var ama size bilindik bir dublaj farkından bahsedeyim.

Entry görseli


geleceğe dönüş filmi çıktığında dr.emmett brown meşhur zaman makinesini tanıtırken şu cihazı tanıttı:

Entry görseli


İlk dublaj versiyonunda bu cihazın adı "akı kapasitörü" idi. "Akı" fizikte ve matematikte kullanılan bir terim. Zaman makinesinin enerji devinimi için de gerçeğe yakın kullanılan bir fantastik öge ismiydi. Ama medya patronlarının çoğu, halkın zeka ve bilgi seviyesini minimum tutmakla kazanacağını düşünür. Film yeniden dublajlandığında cihazın adı "akım kapasitörü" oluverdi. Hatta okulun tepesine düşen yıldırımdaki enerjiyi zaman makinesine aktarmakla da "akım" sözcüğü ile "enerji akışı" arasında bir bağ oluşturduklarını falan da düşünmüş olabilirler. Oysa "akı kapasitörü" bir trafodan farklı olarak, makinenin zamanda yolculuk yapabilmesini sağlayan bir cihazdı. Zamansal vektörler işin içine girdiğinde "akı" terimi, gayet işlevseldi. Hatta bu sayede, merak edip temel fiziğin ötesine bakma ihtiyacı hissetti benim neslimden kimileri. Öyle ki bu ilgi, kuantum fiziği fenomeniyle de oldukça ilgi çekici bir hobiye dönüştü benim için. Peki cihazı "akım kapasitörü" olarak duyan nesil ne yaptı dersiniz? Hiç. Neden mi? Çünkü sadece akımdı işte. Cep telefonunun şarj cihazı da aynı işe yarıyordu. Neden araştırsındı ki?

Bu soruna salt bir dublaj sorunu olarak bakamazsınız. Bazı terimler, senarist ve yönetmenin sizi yönlendirmek istediği alan için özenle seçilmiş olabilir.
Upvote 4
Downvote 0
0

seçmen

nushirevan nushirevan · 12.10.2021 23:41 · 191 · #76214
Ülkesini kendi adına yönetecek kişileri seçme hakkına sahip olan kişi. Ancak bu hak, sadece ileri demokrasiler için geçerli. Çünkü bizim ülkemizde seçimler, seçmenin istediği doğrultuda olmaz. Bizde seçmene 2-3 seçenek sunulur, bunlar arasında tercih yapması istenir. Seçeneklerinizin olması, özgür iradeniz olduğunu göstermez. Seçmene seçenek sunulması özgürlük değil, dayatmadır. Çünkü seçmen, seçeneğini kendi yaratmalıdır.

Bizim ülkemizi ele alalım:

Sosyal devlete inanan, muhafazakâr bir seçmen olduğunuzu düşünün. Muhafazakâr olduğunuz için ak partiyi düşünüyorsunuz ama zengini koruyan politikalarıyla partinin sosyal devlet anlayışı size uymuyor.

Ya da devletini seven bir solcusunuz. Solcu olduğunuz için chp uygun görünüyor ama yönetimdeki mandacı zihniyet ve organik bağ oluşturulan terör örgütü partisiyle olan sıkı ilişkiler, Atatürk'ün milliyetçilik ve devletçilik ilkesiyle çelişiyor.

Milliyetçilik demişken.. Varsayalım bu defa vatanına gönülden bağlı, milliyetçi bir kürtsünüz. Mhp çatısı altında "sen de bizim kardeşimizsin" diyorlar ama dahi anlamındaki ayrı yazılan "de" yaralıyor kalbinizi. Hiç bir zaman onlardan biri olamayacaksın doğduğun coğrafyadan ötürü.

İdeolojiyi bir kenara bırakıp, "ulen ekmek aslanın ağzında" diyerek rasyonalizme yanaşıyorsun. Bakıyorsun ki önünde iyi parti var. Hop! Amerikadaki fetöcü hainler bu partiye destek yağdırıyor sosyal medyadan..

Sağa sola bakınıyorsun, Ahmet hoca bakıyor "hay maşallah atom karınca" diyorsun ama meclis kürsüsündeki vallahlı billahlı bağlılık yemini geliyor gözünün önüne.. "kendi davasına ettiği yemini bozana güvenilmez" diye düşünüyorsun.

"Başka kim kaldı?" derken tonton bir gence dönüyor yüzün. Adamın ekonomi bilgisi de var, "hah bu!" derken fetöcü khk'lılara vaatlerde bulunarak, nato ve ab boyunduruğuna, imf prangasına sinyal çakarak o da kendini soğutuyor.

"Lan yok mu başka?" diyor seçmen, bulduğu tüm diğer alternatifler yüzde 1'i zor geçiyor.

Zaten seçim sistemi de aslen bir sistem sayılmaz. Çünkü kelimenin özündeki anlam, sonuç elde etmeye yarayan düzenler bütünü demek. Yani sonuç elde edemiyorsan, zaten buna sistem denmiyor. Seçmen tutup yüzde 0,1'lik bir partiye oy atma tercihini gerçekleştirse bile, meclis çatısı altında tercihinin sonucu görünmüyor. Bir baraj altında kaldığından, onun tercihi sanal seçenekler arasındaki yüzdelik dağılımdaki orana yansıtılıveriyor. Ne oldu? Bizim seçmen, seçemedi. E oy vermese? Suç. Boş oy atsa? Suç. Siyaset seçmene alternatif sunamıyor diye seçmen iradesini meclise yansıtamayacak mı? Otursun oturduğu yerde o da.. Kararsız, salak zaten canımı sıktı bgv
Upvote 2
Downvote 0
2

ilk iş günü

nushirevan nushirevan · 11.10.2021 16:56 · 463 · #76213
Genellikle işverenin gözüne girmek için "yok mu iş yapayım?" diye aceleci davranıldığı, ancak çalışanların "yaparsın daha sen şimdilik izle bizi" diye avuttuğu, bu avutmanın sonunda hayvan gibi iş yükünün sinyal verdiği gündür. İlk iş günü, özel sektördeki en rahat gündür, köleliğin başlangıcıdır.
Upvote 5
Downvote 0
4

ilk iş günü

Mirpua Mirpua · 11.10.2021 14:01 · 463 · #76212
Herkesin birbirini tanıdığı ettiği ortamda yeni olmaktır. Hiçbir şey bilmeden dolanmaktır. Boş boş oturmaktır. Ve biraz asosyal biriyseniz bolca utanmaktır. Utanıyorum sözlük.
Upvote 3
Downvote 0
2

bakkallardaki fahiş fiyat

Nurse Nurse · 11.10.2021 00:06 · 185 · #76209
Bugün aylar sonra ilkkez bakkala girip birşeyler alayım dedim. Aman yarabbii. Sanki amca kirayı çıkaramamış fiyatlara yansıtmış. 6 soda 6 meyveli yoğurda 26 tl verdim. İçim acıdı. Gerçekten bu kadar olmaz ya. Olamaz. Normalde 4 liraya aldığım şeye 7 -8 lira fiyat çekti. Sinirim zıpladı vallahi. Çıkarken "insanların neden bakkala değil a101 ve bim gibi marketleri tercih ettiğini şuan anladım" dedim. Pişman değilim.
Upvote 2
Downvote 0
0

kin

nushirevan nushirevan · 08.10.2021 23:46 · 548 · #76205
2021 yılı yapımı yerli netflix filmidir.

Entry görseli


Yılmaz erdoğan'ın başrolünü ve senaryosunu üstlendiği gerilim-suç türündeki film, the grudge adlı bir kore filmi uyarlaması. Kore versiyonunu izlemeyenlerin filmden zevk alabileceğini tahmin ediyorum ancak benim gibi izleyenler için, uyarlama oldukça kötü olmuş.

Konusu kısaca şöyle: gösterdiği üstün başarılar sonunda ödüle layık görülen başkomiser harun çeliktan'ın, emniyet müdürü olmasına ramak kalmıştır. Ödül kutlaması için çıkılan mekandan ayrıldığı taksinin şoförünü yanlışlıkla öldürdüğünde, talihi ters döner. Cinayetin üstünü kapatma çabası, sabah uyandığında emniyet müdürlüğünün karşısına vince asılı cesedi öğrendiğinde boşa çıkar. Çünkü asılı ceset, geçen akşam öldürdüğü taksi şoförüdür.

Entry görseli


Film, vasatı aşmıyor. Araba sahnelerinde, camdaki yapay arka plan görüntüleri o kadar sırıtıyor ki, hatta bir sekansta fazla zoom girilmiş ve devasa bir arabanın yanında duruyor görüntüsü oluşmuş. Benzer aksaklıklar, filmin aceleye geldiği izlenimi veriyor ve bu sizi izlerken oldukça rahatsız ediyor. Yılmaz erdoğan gibi bir kalemin elinden çıkmasına rağmen senaryodaki diyaloglar da yapay. Bizde hiç bir polis ve amir ilişkisi bu değil ama uyarlama olunca elden bu geliyor sanki. Oyunculuklara da değinmeden edemiycem. Yılmaz Erdoğan donuk bir oyunculuk sergiliyor ama bazı figüranlar o kadar amatör oynamışlar ki flash tv performansını aratır olmuş. Zaten her filmde "bitse de eve gitsek yanına koyim" der gibi oynayan ahmet mümtaz taylan gibi ustanın abartılı oyunculuğu da kendisine ve filme yakışmamış. Ustalara rağmen genç oyuncular iyi iş çıkarmış. Filmde bariz bir reji sıkıntısı var. Son zamanlarda gayet iyi prodüksiyon çıkarıyoruz ama maalesef bunu senaryo ve oyunculuklarla taçlandıramadık. Eminim bu fim 60 günde filan çekilmiştir. 6-7 aya yayılsa daha iyi film çıkacaktı belki ama yapımcı necati akpınar faktörünü unutmayalım.

Boş zamanda izlenir. Puanım: 6/10
Upvote 6
Downvote 0
0