Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

türkiye'de habercilik

nushirevan nushirevan · 05.01.2022 15:30 · 968 · #76410
Bugün fox'un sabah haberlerini izledim de bu başlık aklıma geldi. algı operasyonu diye bir başlık olsaydı oraya yazacaktım ama buraya kısmetmiş. Anlatacağım ama önce biraz geçmişe gidelim:

Rte, bir otobüsün üstündeydi ve halka hitap ediyordu. Gelen şehit haberleri vardı. Muhalefet terör örgütünden önce, hükümet partisini suçlamakla meşguldü. Teröre lanet okumaksızın, erdoğan hunharca eleştiriliyordu. Canına tak etmiş olmalı ki prompter dışına çıkıp "bu bir savaş! Elbette mücadele edilecek, şehit de gelecek, gazi de gelecek. Şehitlik büyük bir mertebedir, asker ocağı peygamber ocağıdır" minvalinde bir savunma yaptı. Ardından "Herhalde askerlik yan gelip yatma yeri değildir." Deyiverdi. Normal algıya sahip herkes, "elbette değildir" demesi gerekirken, bir anda infial oldu. Muhalefet televizyonlarda erdoğan'ın "askerlik yan gelip yatma yeridir" dediğini iddia etti. Bakın abartmıyorum, gerçekten söylediler bunu. İnanılır gibi değil, değil mi? Bugün bu cümleyi kurduğumuz zaman, erdoğan'ın sanki yanlış bir cümle kurduğu algısına sahibiz.

Yine abd'nin iran ambargosunu delerek, ülkeye döviz ve altının el altından kazandırıldığı bir operasyon yapıldı. Siz bunu 17-25 Aralık veya "ayakkabı kutuları" diye hatırlıyorsunuz. O paraların orada ne işi vardı? Kimin parasıydı? Nereden gelmişti ve kim kutulara yerleştirmişti? Soruları sorulmuyordu. Heryerde aynı muhabbet vardı: "ayakkabı kutuları!" Gerçekten işin özünü bilen dahi yoktu. Bugün bile bu muhabbeti açanlara yukarıdaki soruları sorun, cevap veremiyorlar. Çok ilginç değil mi?

İşte bu ve bunun gibi algı operasyonlarını yapabilmek için, türkiye'deki habercilik anlayışını iyi irdelemek gerekir. Eğer bir olay, karşıt tarafa saldırmak için gerekiyorsa, olay basitleştirilir ve sembollere dönüştürülür. 17-25 Aralık, ayakkabı kutuları gibi.. Kısa ve öz. "128 milyar dolar" gibi mesela. Konunun iç yüzünün saldırgan taraf için bilinmesine gerek yoktur. Sadece sembolleri kullanması yeterlidir.

- Ayakkabı kutuları!
+ İran ambargosunu delerek..
- Hayır! Bunlar hırsız! Haramzade!
+ Birader İran iç pazarındaki amerikan şirketleri...
- Hayır! Ayakkabı kutularını anlat sen!
+ Tamam, bak; ülkeye giren gayrı resmi nakit akışından alınacak verginin..
- Baaak işte hırsızsınız! Ayakkabı kutularıııı!
+ Anlatıyorum bak dinle..
- Ayakkabıııı kutularıııı!
+....
- Bişey diyemezsin tabi troll seni! Aktrol! Ak-it!

Ne acı değil mi? Karşılıklı münazara edemeyen münakaşa manyaklığıyla, politize olmuş şuursuz bir muhalefet..

-128 milyar dolar nerede?
+ Sayıyorum, Bist'te gerçekleşen...
-128 milyar dolar!
+ Evet, bak şimdi, finans şirketleri borsadaki dolar yükünü..
- 128 dolar milyarı!
+ Ne? Dur, anlatıyorum..
- 120 dolar 8'inin milyarı..
+ Anlamıyorum, dinlersen bak..
- 100 dolar 28 milyar!
+... İyi misin? Bi doktora gidelim mi?
- Dolar! Milyar, sen bu doları naaptın? Muş!
+.. Peki..

Bugün fox sabah haberlerinde ismail küçükkaya chp'nin soruşturma önergesini haber yapıyor. Chp grubu, cumhurbaşkanı'nın yaptığı konuşma ile doların bir anda düşmesinin ardının araştırılmasını talep ediyor, cumhurbaşkanlığı "kur korumalı" sistem sayesinde olduğu şeklinde cevap veriyor. muhalefet tatmin olmadığı gibi, bu arada birilerinin zenginleştiği iddiasını ortaya atıyor. Fakat bu haber dile getirilirken, "20 aralık operasyonu" alt başlığı ile "20 aralık" söz öbeğini defalarca ama defalarca kullanıyorlar. Bir kaç kez tekrar ettikten sonra saymaya başladım, 2 dakikalık videoda 6 defa ttelaffuz ettiler. Eminim başından izlesem 10'u bulur. İmkanı olanlar, bu sabah yayınlanan fox haberini tekrar izlesin. Nasıl da olayı sembolleştirme çabasına giriyor, nasıl da fetö taktikleri kullanılıyor, siz de görün..

Yazık, yazık.. adam gibi muhalefet edin. Kötünün iyisi muharrem ince, bari fox onu kollasa diyeceğim ama fox'un bütün ipleri ip'te, meral akşener'de anlaşılan..
Upvote 2
Downvote 1
0

kaval kemiğindeki geçmeyen acı

nushirevan nushirevan · 05.01.2022 14:29 · 1288 · #76409
Yıllarca çekilebilecek acıdır. Yıllar önce kaval kemiğinizi kazara bir yerlere vurmuşsunuzdur. O günlerde üzeri çürümüş, daha sonra hiç bir müdahaleye gerek duymadan zamanla geçmiştir. Yıllar geçtikçe fark edersiniz ki, kaval kemiğinde bozuk para kadar renk değişimi yaratan bu çürüğün acısı aslında hiç geçmemiştir. Birazcık baskı uyguladığınızda ilk günkü gibi acı verir. Travmatik bir darbe değil, adeta cadı kralın frodo'ya sapladığı morgul kılıcı yarasıdır. Yıllar geçse de, dokunulduğunda halen acıyan bir yaranın neden iyileşmediğini merak eder durursunuz sonra. Bir bende sanıyordum, eşimde de varmış. Bir dostuma söyledim, aynı semptomları o da gösteriyormuş. "Yok artık" dedim 1-2 kişiye daha sordum, 1'inde daha çıktı. Anladım ki bu oldukça yaygın, hani neredeyse 10 kişinin 4'ünde görülebilen bir rahatsızlıkmış. Tıbbi bir adı var mı bilmiyorum, yoksa da benim keşfim olabileceğinden adını "morgul darbesi" koyulmasını rica ediyorum bgv
Upvote 3
Downvote 0
3

paragraf

Nurse Nurse · 05.01.2022 10:57 · 799 · #76408
Türkçe dersinin bir soru çeşididir. Ben paragraf çözmekten çok zevk alıyorum sanki soduku çözüyor gibi hissediyorum Ve bazı paragrafların metinlerine bayılıyorum.
Upvote 2
Downvote 0
1

genetik danışma

waftiss waftiss · 04.01.2022 13:57 · 2316 · #76407
Kalıtsal bir hastalık taşıyan veya taşıma riski bulunan kişilere ve bu kişilerin akrabalarına, diğer aile bireylerine hastalığın seyri, tekrarlama riskleri, varsa tedavisi ile beraber hangi dönemlerde hangi testlerin yapılması gerektiği ve bunların sonuçlarıyla ilgili bilgi verilmesi işlemidir.

Genetik hastalıkların varlığı ve riskleri hakkında başvuran bireylerin karar vermelerini ve doğru yorum yapmalarını sağlamayı hedefler. Genetik danışmanlık bu konularda özelleşmiş bireylerce verilir. Bu hizmet için uygun bir yer ve yeterli zaman gerekir. Danışma veren kişi bir genetik uzmanı hekim olabileceği gibi bu konuda eğitim almış kişiler de olabilir. Genetik danışman olarak adlandırılan bu kişilerin öncelikli görevi aileye üzerinde tartışılan genetik durum ya da genetik hastalıkla ilgili bilgileri aktarmak ve çözüm yolları sunmaktır.

Genetik danışma hiçbir zaman aileyi ya da bireyi yönlendirici olmamalıdır; tüm bilgiler kişi veya kişilerin anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. Mevcut durum ile ilgili verilecek bir karar varsa bunun bireyin ya da ailenin bizzat kendisi tarafından verilmesi gerekir. Siz olsanız ne yapardınız? sorusunun cevabını, ailelerin aldıkları bilgiler çerçevesinde mutlak kendileri vermelidir. Genetik danışma sırasında genetik uzmanı tarafından ayrıntılı aile öyküsü alınmalı ve mutlaka aile ağacı çizilmelidir. Bu yolla diğer aile bireyleri de olası riskler bakımından gözden geçirilmiş olur. Varsa hastalığı gösteren kişiler ve diğer aile bireyleri muayene edilmelidir. Hastalığın tanımlanabilmesi amacıyla bu kişilerden kromozom analizi, DNA analizi hatta genetik dışı enzim testleri gibi birçok tetkike ihtiyaç duyulabilir.
Upvote 4
Downvote 0
1

fuat sezgin

waftiss waftiss · 04.01.2022 13:56 · 2262 · #76406
Türk akademisyen. İslam tarihi, bilim ve Teknoloji Tarihi alanında çalışmalarıyla tanınmaktadır.
24 Ekim 1924 tarihinde, Bitlis'te dünyaya gelmiş; 30 Haziran 2018 tarihinde, İstanbul'da vefat etmiştir.
Upvote 4
Downvote 0
0

paragraf

mahur mahur · 04.01.2022 13:36 · 799 · #76405
Türkçe dersinde bir soru çeşididir. Bazıları öyle uzundur ki sonunda başını unutursun. Ayrıca paragraf sorularında ilk baş soruyu okursun ki ne aradığı başlayarak okumak fayda sağlar yoksa çıkamazsın işin içinden.
Upvote 5
Downvote 0
2

reply 1988

mahur mahur · 04.01.2022 13:25 · 1592 · #76404
2015- 2016 yıllarında yayınlanmış aile komedi tarzında bir Kore dizisidir. 1988 Ağustos ayındaki Kore olimpiyatlarıyla başlayan dizi parça parça yayın tarihine kadar devam eder. Bugüne kadar izlediğim en samimi ve özenle çalışılmış en iyi Kore yapımı. Kore dizilerinin geneli biraz Yeşilçam gibi ne olacağını bilmenize rağmen kendini izlettirebilen, basit ama içten medya ürünleri.

Entry görseli


Dizinin içeriği ise Seul'deki küçük bir mahallede yaşayan beş ailenin ve onların beş ergen çocuğunun yaşamlarını konu alır. Gençlik heyecanları eğlenceleri yetişkinlerin samimi dostluk ilişkileri komşulukları güzel bir şekilde işlenmiş. Belki de sadece o zamanların seksenlerin güzelliğinden bu dizide bu kadar güzel olmuştur. Seksenlere ait Kıyafetler, dekor, ince ayrıntılar güzel çalışılmış ve hakkını vermişler. Ayrıca borsa hakkında gelecek hakkında atıp tutmaları en eğlenceli bölümlerinden biriydi.
Upvote 4
Downvote 0
2

puzzle

Nurse Nurse · 04.01.2022 11:05 · 868 · #76403
Birbirine geçebilen minik parçalı yapılardır. Fazlasıyla sabır isteyen bir hobi. kartondan,ahşaptan olabiliyor. Ben parça sayısı arttıkça zevk alıyorum. Şuana kadar yaptıklarım arasında en sevdiğim

Entry görseli
Upvote 4
Downvote 0
2

uludağ sözlük

waftiss waftiss · 01.01.2022 20:30 · 1038 · #76402
bir dönem bu sözlükte ciddi ciddi yazarlık yapıyordum. güzel faydalarını da gördüm, kaliteli dostlar da edindim. ama şunu farkettim.

moderasyon, trollerin sözlükte cirit atmasını istiyor. çünkü ilk hesabım, birkaç basit format kuralı ihlalinden dolayı uçuruldu. oysaki sözlükte format kurallarını ihlal eden bir sürü yazar var, onlara hiç bir şey olmuyor.

ikinci bir hesap açtım. ama sonra, zamanla sözlükteki kaliteli yazarların ya kendi isteğiyle sözlükteki hesabını silik ettiğini ya da moderasyon tarafından ara ara çaylak yapıldığını farkettim. eskisi gibi yazasım da kalmamıştı. derken sözlükte yazmayı bıraktım. uzun bir veda yazısıyla.
Upvote 3
Downvote 0
0

Sözlük yazarlarının yaşadığı en garip deneyimler

nushirevan nushirevan · 31.12.2021 22:14 · 970 · #76398
Bingöl'de görev yaparken, Diyarbakır Lice yollarında aracım bozuldu. Güvenlik gerekçesiyle gsm operatörlerinin çekim alanı da yok. Telefon çekse bi çekici filan arayacağım. Aksi gibi yolda da kimse yok geç saatler olduğundan dolayı. Arabada bekledim bir süre ama etraf zifiri karanlık. Yıldız dahi yok gökyüzünde. Telefonumun ışığını fener niyetine tutup en yakın ışık kaynağına doğru yürümeye başladım. Çevrede hayvan sesleri var ama kurt mu tilki mi çakal mıydı bilmem. Bir elimde telefonun ışığı, diğer elimde bi sopa gecenin 2'sinde Lice yollarındayım. Arabadan 4-5 km uzaklaştığımı varsayıyorum, bastırdı mı bir de yağmur? Işık kaynağına da var 3-4 km kadar. Bir kulübe gibi bir yer. Neyse gecenin o yarısında, araç geçmeyen yolda Allah'a emanet yürüdüm. Nihayet ışık kaynağı olarak gördüğüm su deposuna vardım. 1 tane 45'lik ampül koymuşlar, zifiri karanlığın içinde projektör gibi aydınlık görmüşüm. Yağmur da bastırdı iyiden iyiye. Deponun çatısının su oluklarının çıkıntısına sığındım. Yarım saat kadar orada kaldım. Yağmurun şiddeti geçince ileride bir kaç ışık kaynağı daha gördüm. Yağmur hafifti ama zaten ıslanacağım kadar ıslanmıştım. Artık risk alıp yoldan değil, önümdeki tepelerden geçmeye başladım. O sırada yeni ışık kaynağımın hareket etmeye başladığını gördüm. Yavaş yavaş bana doğru geliyorlardı. Elimdeki feneri sağa sola sallayıp dikkatlerini çektim. Baktım ki bunlar jandarma ve güvenlik güçleri. Silahlarını bana doğrultmuşlardı. Ben durumumu anlatınca, görevde olduklarını beni en yakın yerleşim birimine bırakarak yardımcı olabileceklerini söylediler. Bindim akrebe, bir kasaba gibi bir yerde indim. Saat sabah 4-5 gibiydi ama yorgunluktan bitkin düşmüştüm. Ortalık aydınlanmaya başlayınca, köye 1-2 km kadar yakın olduğumu, aslında eski bir mermer fabrikasında olduğumu farkettim. Köye yürümeye takatim yoktu. Fabrika kapısına dayanıp bekledim. Sabah 6'da bir güvenlik görevlisi geldi. Durumumu izah ettim ama gözlerim açılmıyor, ayakta uyuyacağım neredeyse. Fabrikada gece nöbetine kalan güvenlik görevlisi Diyarbakır merkez'e gidecekmiş. Özel arabasına bindik yola çıktık. Çok yorgun olduğum için ara ara uyumuşum. Ama her uyanık olduğumda simge sağın'ın yankı şarkısını çaldığını duydum ototeypten. Bir uyandım, simge, iki uyandım yine simge, lan ben bu kasedin hep aynı yerinde mi uyanıyorum yoksa deyip meraktan şarkı bitene kadar uyanık kaldım. İşte o an bu giri'ye sebep olan garipliğe şahit oldum. Güvenlik görevlisi, bu şarkıyı loop'a almış ve 8 saatlik versiyonunu cd yaptırmış. 100 km boyunca aynı şarkı dönüp durdu. "Lan kapat yeter artık!" da diyemedim. Şimdi nerede o şarkıyı duysam, anksiyetem depreşiyor. Dinlemiyorum, dinletmiyorum.
Upvote 4
Downvote 0
2

fes

mahur mahur · 31.12.2021 13:42 · 1055 · #76397
Osmanlı devletinin son döneminde ortaya çıkmış ve yıkılmasına kadar kullanılan resmî ve gayri resmî başlık. Fesin kullanılmaya başlanması yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla başlar. Yeniçerilere ait ne varsa silinmek ve unutulmak isteğiyle kıyafetler kaldırılmış duvarlardaki amblemler kazınmış, mezar taşları dahi yıkılmıştır. İşte bu günlerde Kaptan-I Derya Hüsrev Paşa donanmasıyla Akdeniz'dedir. Donanma askerleri ise hepsi yeniçeri kıyafetinde olduğu için ve Bu şekilde İstanbul'a girmeleri mümkün olmadığı için bir çözüm aranır. Fas sahillerindeki yerli halkın geleneksel kıyafetinden ilham alınarak tüm donanmaya fes giydirilir. Bu durum donanmayı karşılayan padişah ikinci mahmud'unda hoşuna gider. Hem bütün askerler hemde bizzat padişahın kendisi sarığını çıkararak fes kullanmaya başlar. Osmanlı devletine bu şekilde giren fes her padişahta değişikliğe uğramıştır. Her padişaha özel fes çeşitleri Mahmudi, azizi, hamidi, Mecidi gibi kendi adlarıyla anılmıştır. Bu ayrımı mezar taşlarında da görmek mümkündür. Mezar taşlarındaki fesin modeline bakarak hangi padişah zamanında yaşadığını anlaşılabilir.
Upvote 3
Downvote 0
2

yaşamak

mahur mahur · 31.12.2021 13:17 · 1634 · #76396
Çinli yazar yu hua'nın kitabıdır. Yayınlandığında ülkesinde yasaklanmış bir kitap. Neden yasaklandığını pek anlayamasamda kitapta fakirlik acı hüzün açlık ölüm'den başka birşey yok. 1950' lerde başlayan Fugui'nin yaşam öyküsü zengin bir mirasyediyken Topraklarını kaybetmesiyle başlayan hikaye zaman içinde anne babasını karısını iki çocuğunu damadını torununu kaybetmesiyle devam eder. Ama herşeye rağmen yaşamaya devam eder.
Upvote 2
Downvote 0
2