Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

türkiye'de mizah

nushirevan nushirevan · 19.01.2022 17:22 · 102 · #76435
Mizah'ın sadece muhalif olmakla mümkün olduğunu zanneden, seküler ve sığ kafalı oyuncular tarafından gerçekleştirilen gülmecedir. Elbette mizah eleştirel bir dildir ve Elbette mizah muhalif olabilir. Ancak sadece muhalif mizah, mizahın kolayına kaçmaktır. Hani diyor ya şair:

"Gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desen
İki kazma kürek, iki de ırgat gerek.
'Hadi gel yapalım şunu' desen
Bir Süleyman bir de Sinan gerek"

Sistemin işlemeyen çarklarını bulup, bunun üzerine oynamak kolaydır. Çünkü insanın yaratılışında esasen bu özellik vardır. Şimdi biri sizi alıp, dünyanın en iyi yağlıboya tablosunun önüne koysalar ve incelemeni söyleseler, eserin bütününe bakıp yorumlamak yerine yaklaşıp ters vurulan fırça darbeleri ile ilgilenirsiniz. Eserin sahibi dışındaki herkes için; eserdeki hata, eserin sahibi ol(a)mayanlar için birer ego tatminidir. "Güzel yapmış ama.. bak şurda bi leke var"

Hata bulmakla ilgili güzel bir örnek var:

"7 asır önce, 7 beyaz güvercin bir dağın tepesine doğru süzülerek uçtular. Uçuşu izleyen 7 adamdan biri, "7.güvercinin kanadında, küçük beyaz bir nokta gördüm" dedi. Bugün o vadideki insanlar, eskiden dağın karlı zirvesine doğru uçan 7 siyah güvercinden bahsediyorlar"

O küçücük siyah nokta, hata arayıp bulmakla övünen biz aciz mizahşörler için gerçeğin saptırılmasına ve sonunda kendi yalanımıza inanmamıza yol açtı.

Yine başka bir örnek yine Mimar Sinan'dan:

Sinan Süleymaniye'yi bitirdiğinde ahali toplanıp ustalık eserini hayranlıkla izlemektedir. Oradaki işgüzar bir çocuk "yahu sanki şu minare biraz eğri değil mi?" Diye sorar kalabalıkta. Sinan bunu duyar duymaz ustalara emreder, derhal kalın urganlarla minare tutulup tersi yönde çekilerek düzeltilecek. Ustalar bile bu saçma emir karşısında şaşar kalırlar ama Sinan bu, sözü dinlenir. Ustalar urganı minareye geçirip çekmeye başlarlar. Bir çeker iki çeker.. Sinan çocuğa "şimdi oldu mu?" diye sorar. Çocuk da "oldu ustam oldu" der. Olaydan sonra ustalar Sinan'a sorar: "aman efendim, biz bir çocuğun sözünü dikkate almanızı garipsedik ama bize asıl saçma gelen, sizin gibi büyük bir mimarın urganla minare düzeltilebileceğini düşünmesi" deyince Sinan gülümser: "ben de biliyorum usta minarenin bu şekilde düzeltilmeyeceğini. Üstelik minaremiz de dümdüzdü. Biz bunu yaparak çocuğun gözündeki eğriliği düzelttik. Eğer yapmasaydık çevresindeki kalabalık da buna inanabilirdi"

İnsanoğlu böyledir. Önüne bir şaheser bile koysan içindeki noksana, hataya dikkat kesiliverir. Turkiyedeki mizah da 100 yıldır bunu yapıyor. Algılarımız öyle kapalı ki, mizahın başka türlü yapılamayacağını da kanıksamış durumdayız. Mizah muhalif olmazsa komik olmayacağı düşüncesi, bir asırdır bizde nakış nakış işlenen bir mevzu. Karagöz Hacivat'tan, Nasreddin Hoca'ya kadar gelen kültürel bir mizah mirasımız var. Ancak yahudi carl ebert ile başlayan modern tiyatro ve sinema başta olmak üzere, sanat sektörünün her dalında ithal anlayışlar geliştirdik. Zamanla bu hezeyan öyle bir noktaya geldi ki, muhalif değilsen mizah yapamazsın. Tiyatro oynayamaz, Sanat yapamazsın. Kabul görmez çünkü.

Şu [ebkz]76289[/ebkz] giride, güldür güldür show ekibinin, bu kalitesiz, sığ mizah anlayışından beslendiğini ve bir ideolojik kaygı güttüğünden bahsetmiştim. Yine bir fragmana denk geldim:

YouTube video


Burada "batı bizi kıskanıyor" tezi üzerinden mizah yapmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Muhtemelen sunucuda da a haber'deki erkan tan'dan esinlenmişler. Buraya kadar sıkıntı yok. Zira zaten kendisi karikatür gibi bir tip. Burada yine siyasi bir amaç güdülüyor, yine muhalif kesime selam çakılıyor, bunda da sıkıntı yok. Belli ki kendi elit tabakanız dışında, sırça köşklerinizde yaşarken nasıl halktan kopuksanız, batıyı ziyaret ettiğinizde de aynı elit tabakadan aşağı inmiyor ve işi irdelemiyorsunuz. Orasını anladık. Bakın ben hep şu imrenilen Hollanda'nın vatandaşıyım. Hollanda gündemini de yakından takip ediyorum. Orada bir grup elit dışında, hayatından memnun olan ve Türkiye dendiğinde gözlerinin içi parlamayan yok ama ben şimdi bunu ispat çabasına girmeyeceğim. Diyelim ki sizin dediğiniz gibi olsun. Ülkemiz zor durumda, battık, bittik ama biz siyasi müdahelelerle "batı bizi kıskanıyor" yalanını tekrar ediyoruz. İnandırılmışız buna, böyle kabul edelim. Benim sorunum şu: peki sizin bu bizi yere gömerkenki neşenizin amacı nedir? Eleştirel mizah mı bu? Bittik, öldük, insanlar zor durumda ya? Açlıktan ölenler var değil mi ülkemde? Peki bu ölümler, bu eksikler, bu fukaralık bir gülmecenin konusu mu olmalıydı? Hakikaten orada oturup, "hahahaha hakkaten öldük bittik ama televizyonlar bunu söylemiyorlar" diye gülen adamın psikolojisini merak ediyorum. Siz nasıl bir creme de la creme sosyetesiniz de insanların içinde olduğunu düşündüğünüz bu çaresizliği mizah unsuru haline getirip ona gülebiliyorsunuz? Ama şaşırmadık değil mi? Koronanın ilk günlerinde de yaptılar bunu. Henüz milyonları bulmamışken, çinle, virüsle dalganızı geçtiniz.. Ta ki sizi bulana, annenizi babanızı, babaannenizi, amcanızı yakalayıp öldürene dek değil mi?

Türkiye'de mizah bu kadar basit olmamalı. Türkiye'de sanat bu kadar dar kalıplara sıkıştırılmamalı.
Upvote 4
Downvote 0
2

yılmaz erdoğan

Nurse Nurse · 19.01.2022 13:14 · 127 · #76434
Aynı gün doğmuş olduğumçok sevdiğim bir sanatçı,şair,yönetmen.

Bazen bazı sanatçıları o kadar başarılı buluyor,yakın hissediyorum ki. Aslında bu duygu genelde yazarlara karşı hissettiğim birşey ama yılmaz erdoğana karşıda hissediyorum. Çocukken,ergenlik dönemlerimde nefret eder çok itici bulurdum. Şuan hiç öyle değil çok saygı duyduğum,eserlerini çok beğendiğim,ölmeden önce dünyaya bol bol eser bırakmasını istediğim kişilerden. Eserleri bana inanılmaz ilham veriyor. Hayattan zevk almamı sağlıyor, iç huzurumu arttırıyor, mutluluk salgılatıyor. Ve bazen böyle yakınlık hissettiğim yazar,şair,sanatcı vs inancını,zikrini,fikrini sorgulamak istemiyorum. Çünkü hayal kırıklığı yaşıyorum. Ve ben bunu yaşamak istemiyorum.
Upvote 4
Downvote 0
1

sezen aksu

nushirevan nushirevan · 18.01.2022 18:23 · 292 · #76433
Bugünlerde; yıllar önce bir şarkısında "selam söyleyin o cahil havva ile ademe" dediği için linç edilen sanatçı. Bırakın kardeşim derdiniz ne adem peygamber ne de islami duyar kasma filan. Bilindiği gibi bu ablanın fetö ile organik bir bağı var. Dileyenler bir nesil öncesini araştırabilir. Büyük ihtimalle aklına karpuz kabuğu düşen akl-ı evvel birisi, sanat-fetö ilişkilerini tekrar gündeme getirmek amacıyla bir kartopu attı, o da yuvarlandı çığ oldu. Yoksa yıllar önce yazılmış sözler, neden bu kadar zaman sonra gündem olsun? Şimdi doğruya doğru, Ben de 2005'te yazılan şu eser [ebkz]65386[/ebkz] hakkında 2019 yılında buraya giri yazmıştım. Ama benim sosyal medyadaki tepkim albüm çıktığı yıl oldu. Verecekseniz zamanında vereceksiniz bu tepkileri. Yıllar sonra gidip geçmişi karıştırmanızın ardında art niyet olmaması imkânsız.

Öte yandan şu sanatçıları değerlendirilirken; sanat hayatı ile özel hayatını bi ayırın arkadaş. Sanat hayatında muhteşem işler yapan kişi, özel hayatında tam tersi yönde açıklamalar yapabiliyor. Misal Ahmet Kaya muhteşem bir yorumcudur ama gel gör ki ideolojisi beğenilerimin yanına dahi yaklaşamaz. Bunu şu [ebkz]51027[/ebkz] giri'de de yazmıştım. Sezen aksu da iyi bir besteci, güfteci, yorumcu olabilir. Özel hayatında ne olduğu, bana dikte edilmediği müddetçe de umrumda değil.
Upvote 4
Downvote 0
3

unutmak

mahur mahur · 17.01.2022 14:02 · 171 · #76432
Bir lütuftur. Kalan hayatınızı daha huzurlu daha anlamlı devam ettirebilmek için başına gelen nimetlerden biridir.
Nasıl oluyorda en mutlu anında zehirli bir yılan misali eski anılar sinsice aklımıza geliverir. Özellikle kadınlara bu lütufta nasipte pek cimri davranılmıştır. Geçmişin dosya dosya a'dan z' ye klasörlenmiş şekilde saklanmasıyla akılları donanmıştır. Erkekler kadınların canını yakmadan önce mutlaka iyi düşünüp taşınmalı. Bu durum elbet kendilerine katmerli olacak şekilde geri dönüşüm sağlanacağı için çok dikkat edilmesini tavsiye ederim.
Upvote 2
Downvote 0
2

pazartesi sendromu

Nurse Nurse · 17.01.2022 12:16 · 118 · #76430
Haftanın başı,tatil bitişi, bayram dönüşü, izin bitişi gibi tüm güzel şeylerin sonu olduğu için pek sevilmeyen bu günün yanına sendrom kelimesi çok yakışıyor bence. Bende sendrom yaşattığını düşünüyorum bu günün. Ama pozitif düşünceleri bir araya getirerek bu durumu keyifli bir hale getirebilir insan
Upvote 3
Downvote 0
2

eylül

serendipity serendipity · 17.01.2022 00:41 · 228 · #76427
En sevdiğim aydır kendileri.

Hiç sekmez, her geçirdiğimiz senenin “eylül” ayında başıma gelmeyen kalmaz.

Her eylül bir başlangıç, her eylül bir bitiştir!” Diye boşuna dememiş şairler!

Ayrılığı anımsatan bir ay olmasına rağmen, her kapanışla açılacak hayırlı kapıların da beraberinde getireceğini hatırlatan benim için kutsal aylardan biridir.

Dışardan bakıldığında dökülen yaprakları gibi hastalıklı ve narindir. Tıp ki bu ayda doğanlar gibi!

Bakmazsan toprağına döner, bakarsan sana geri döner kim bilir, belki de hastalıklı dalları keseceğini öğrendiğinden itibaren ruhuna iyiliği de umudu da serpiştiren muhtevi bir aydır!
iyi ki
Upvote 4
Downvote 0
3

biri tarafından izlenme hissi

serendipity serendipity · 17.01.2022 00:36 · 634 · #76426
Konu başlığıyla müsemma olarak; ardınıza baktığınızda o bakışların bir anda kaybolduğunu da şahit olacağınız histir.

Evet, böyle bir şeye denk geldiyseniz hisleriniz sizi yanıltmıyor aksine izleniyorsunuz gayet te efenim.

Önemli olan şu ki; akıl baliğiyle muktedir insanoğlu, o bakışların sahibini düşünerek yatıp kalkıyorsa bir noktadan sonra anksiyete başlangıcı da muhtemel olacağını üzülerek söylemeliyim.

Bundan daha acısı varsa, sesini özlediğiniz kişilerin size sanki sesleniyormuşçasına acı veren özlem niteliğindeki hissiyattır!
admin bir sus
bu gece de sana yakalım
Upvote 4
Downvote 0
2

trafik cezası

nushirevan nushirevan · 15.01.2022 01:34 · 499 · #76424
Trafik kuralları ihlal edildiğinde kesilen cezalardır. Sözlükte karşılığı bu ama aslen "devlete ek gelir" desek daha doğru olur. Bugün itibariyle, hız sınırını yüzde 30 aştığım için 888 TL ceza yemişim. Cezanın kesildiği mahalde 90 hız tabelası duruyor. Bana kesilen cezada 65 km hız limiti diyor. Esasen bu giri'nin sebebi de cezalardaki hak arayışındaki imkânsızlıklar. Şimdi bana bir ceza gelmiş değil mi? Kesilen cezada 65 km hız sınırı diyor ama tabelada 90 var. Şu halde itiraz etmem gerek değil mi? Ama işin aslı o değil. Ben kendime güveniyorum, itiraz etmeliyim, adamlar bana delil göstermiyorlar. Sadece yargı yoluyla görebilirim. Mahkemeye taşıdığımda eğer haksız bulunursam, mahkeme masrafını da bana kitliyorlar. Yok, haklı mı bulundum? Kısas olarak mahkeme masrafını ödemeleri lazım değil mi? Yook, yine ben ödüyorum cayır cayır.. Hak mı bu? Olmadı. Tamam, sosyal devlet melekelerimiz gelişti ama bunun karşılığını trafikte hakkını aramaya gerek duymayanlardan çıkarmak da ne bileyim..
Upvote 3
Downvote 0
0

her şeyi çöpe atan anneler

mahur mahur · 14.01.2022 15:09 · 328 · #76423
O an aman başımdan eksilsin diyerek gözü dönen annedir. Hemen örneklendireyim bende birkaç sene önce hırka kazak özellikle kalın ve yünlüleri atmadım ama ihtiyaç sahiplerine verdim. Boşuna durmasın, evimiz çok sıcak giymiyoruz. böylesi de israf, değerlensin diyerek dağıttım gitti. Doğalgaza geçene kadar soğuktan haberimiz yokmuş kışın geldiğini geçtiğini anlamazdık. Kömürlü kaloriferin tadı bambaşkaymış. Doğalgazlı evler bilen bilir rüzgar esiyor evin içinde ama fatura da hiç azalma olmadan artarak geliyor, gidiyor. Kısacası bu dondurucu kış günlerinde arıyorum o kazakları, hırkaları. Birşeyi atmadan veya vermeden önce iyice düşünmeli.
kendim ettim kendim buldum
Upvote 2
Downvote 0
2

her şeyi çöpe atan anneler

Nurse Nurse · 14.01.2022 01:48 · 328 · #76421
Aslında bahsedeceğim şeylerin çöpe atmakla ilgisi yok fakat annelerin sürekli birşeyleri kaldırdığı,yok ettiğiyle alakalı bir şeyler anlatacağım. İnsanlarında genel olarak bu başlığa yazacak birşeyleri olur diye düşündüm.

Bizim kitaplıkta elimize gelen her şeyi koyduğumuz bir bardak vardı. Geçenlerde bozuk para ararken içinin tıka basa olduğunu gördüm. "Aaaa ne ara bu kadar birikmiş, ekmek alırken kullanayımda bitsin " diyerekten o bir tomar parayı bakkala,fırına dağıttım. Tam olarak birkaç saat önce kıyametler koptu,depremler,fırtınalar. Nerede mi? Bizim evde. Meğer onlar eşimin koleksiyon diye biriktirdiği 15 temmuzlu,ayasofyalı, bozukluklarmış. Şuan bir kedi gibi sessiz sedasız bir köşede sinirinin geçmesini bekliyorum. Ammada abarttı canım. Hıhhh. Dahada bir şeye elimi sürmem.
Upvote 3
Downvote 0
3

haydar ergülen

Nurse Nurse · 12.01.2022 17:29 · 361 · #76420
Az önce "Üzgün Kediler Gazeli" adlı eserine rastladım çok sevdim. Ama kimdir nedir,inancı,fikri,zikri nedir bilemiyorum.

gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki granada, belki eylül, belki kırmızı

gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgar

çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur a

aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerini
diye övgü, diye sana, diye haziran

heves uykuduysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan

gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan

hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan
Upvote 3
Downvote 0
1

omicron

nushirevan nushirevan · 12.01.2022 02:42 · 823 · #76419
Zırt pırt varyant geliştiren koronavirüs yüzünden bilim adamların illallah edip "la olm her ülkeye özel varyant mı tanımlıycaz? Ortak bi isim bulalım" diyerek uydurdukları yeni virüs tanımı. "Acayip havalı bi söylenişi var" diye düşünürken 2021 yapımı oxygen filminde kayrojenik uyku kapsülünde uyanan kadıncağızın adı olduğunu hatırladım. Yapay zekâ kadına "omicron 267 uyandın. Bi rahat dur. O eli bi indircen omicron 267" tarzında konuşuyordu. Eğer virüse yunan alfabesinin 15. Harfini koymadılarsa, akciğere hücum eden virüse oksijen adlı bir filmden isim bulmaları garipsenemezdi. bgv
Upvote 4
Downvote 0
1