Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

içimizdeki şeytan

Nurse Nurse · 23.01.2022 05:01 · 988 · #76443
Sabahattin alinin kitaplarını okumaya niyet ettim. Bu kitabın bahsi o kadar geçti,muhakkak okumalısın diyen o kadar insanla karşılaştımki. Bende ilk bu kitap ile başladım.Büyük hayal kırıklığı yaşadım doğrusu. Beklentilerimi çok yüksek tutmuşsam demekki ..

Öğretim gören iki gencin hayatlarını birleştirmesi ve ayrı dünyaların insanları olmasıyla gelişen olaylar dizisi şeklindeydi. Kitapta en sevdiğim hal kişilerin her şeyi fazlaca sorguluyor olmalarıydı. İnsan kendi hayatından kesitler buluveriyor.

Damga(reşat nuri güntekin),
ardından intibah(namık kemal),
ardından içimizdeki şeytan(sabahattin ali) okuyunca zihnim esra erol programına döndü yemin ediyorum. Yine polisiye kitaplarıma başlamamak için kendimi zor tutuyorum.
Upvote 3
Downvote 0
0

kahraman

mahur mahur · 22.01.2022 14:38 · 494 · #76442
İranlı Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi'nin 2021yılı yapımı filmi. Bu yılki Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'ne layık görülen Kahraman, Oscar Ödülleri'ne de aday.

Entry görseli


Kahramanımız Rahim ödeyemediği bir borç yüzünden hapistedir. İki günlük bir izin sırasında, alacaklısını, borcunun bir kısmının ödenmesine karşı şikayetini geri çekmeye ikna etmeye çalışır. Ancak işler planlandığı gibi gitmez.
Filmin tam olarak içinde yaşadığımız toplumda ki gibi sosyal medyanın aynı insanı bir günde vezirde edebileceği gibi rezilde edebileceği acı gerçeğiyle yüzleşmemizi sağlıyor. Dedim ama bende izlemedim :) ama en kısa sürede izlemek istediğim bir yapım.
Upvote 3
Downvote 0
1

yara bandı

Nurse Nurse · 21.01.2022 11:36 · 1619 · #76439
Bence diğer adı enfeksiyon toplayıcı.
Kan durana kadar kullanmak sonrasında yaranın oksijenlenmesini sağlamak yani çıkartmak daha doğru olacaktır.
Upvote 3
Downvote 0
0

obsesif kompulsif bozukluk

Nurse Nurse · 21.01.2022 11:29 · 2153 · #76438
sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olması ve bu düşüncenin kendisini rahatsız etmesinden ötürü, genellikle rahatlamak amacıyla ritüel veya kompulsiyon adı verilen sürekli tekrar eden davranışlarda bulunmasıyla karakterize bir durumdur.
Upvote 4
Downvote 0
1

din istismarı

Nurse Nurse · 21.01.2022 11:25 · 580 · #76437
Bu konuda söyleyeceğim çok şey var..
Açık olsun kapalı olsun, namaz kılsın kılmasın, namaz kılsın ama diğer islam şartlarını yerine getirmesin, dininden vazgeçmiş olsun olmasın 7 den 70 in dine dair yanlış veya doğru bir bilgiye sahip olduğunu biliyoruz.. biz toplum olarak dinimizi çok ayrı bir yerde tutuyoruz fakat ona güzel davranmıyoruz. Kuranı kerimi en yükseklere koyuyor,en güzel köşelere indiriyor fakat hiç okumuyoruz, merak edip mealinde ne anlatıyor acaba demiyoruz.

Yeteri kadar öğrenemediğimiz ve eksik bilgilere sahip olarak ördüğümüz duvarlar bir rüzgar ile yıkılıveriyor. Neden gençler ateistlik,deizm,materyalizm vb felsefi yaklaşımlara kayıyor? Çünkü bilmiyorlar,bilmiyoruz. Hayat araştırma yaparak,öğrenmeye çalışarak anlam buluyor. Neden namazdan önce abdest alıyoruz? Neden peygamber var? Neden cennet cehennem var? Neden,neden,neden... sorun kardeşlerim,sorgulayın. Bu şekilde insan daha güzel öğreniyor,inanıyor. Kendi dinimizi sorguladığımız gibi vasıfsız inançlarıda sorgulamalı, Sorgulamalıki aradaki farkı anlamalı. Ama söz konusu şu ki doğru bilene sormalı.Soru sorduğunuz kişiler size "bu kadar sormak da nesi? Hayırdır dinden mi çıkacaksın" imasıyla bakıyorsa işte buda istismardır! Hemde pekala istismardır.

Ben şunu kastediyorum bilmediğimiz bir din üzerinden istismar edilmemizde bir hayli kolaylaşır.
İçindeki cini çıkarayım derken gençlere tecavüz eden sözde hocalar mı dersin hamile kalması için okuyan üfleyen,tonlarca para kaldıran mı dersin. Kahve falı günah ama eline bakıp kaderini okuyan mı dersin. Nerden nereyeee.
Ne yalan söyleyeyim bir vakit namazım kaçsa allah cezamı verecek diye korkuyorum, insanlar nasıl bu kadar kötülük yapmaya korkmuyor anlamıyorum..

Yeri gelmişken söyleyeyim bence din üzerinden istismar ediliyor olmamızın bir diğer nedenide fark etmiyor olsakta birçoğumuzda Obsesif kompulsif bozukluk var olması. Bizi rahatsız eden düşünceler var. Bu düşüncelerden kurtulmak,rahatlamak, rahatlamak,rahatlamak için tekrar eden o davranışları yapıyor ve rahatlıyoruz. Bunu nasıl anlatsam diye düşünüyorum...

mesela cehennem korkusuyla büyütülmüş bir çocuk düşünün. Sürekli kafasında cehennem korkusu,cehennem azabı,cehennem,cehennemm.. bu korku ile günah işlememeye çalışıyor. Günahtan kaçıyor,korkuyor, bu sırada iç huzur diye birşey kalmıyor. O sadece günahtan kaçayım,cehennemden uzaklaşayım düşüncesine sahip. Günah işlemediğinde beyni rahatlıyor kalbi değil. Beynini rahatlatmak için günahtan kaçıyor.

Mesela şöyleside var. Eğer ibadetimi yeterince yapamazsam başıma bir şeyler gelecek korkusu. Allah cezamı verecek korkusu. bgv şu cümle biraz komik oluyor sanki.


İman sevgisi ile değil başıma birşeyler gelecek korkusu ile ibadet etmek. Beynindeki o seni rahatsız eden başıma birşey gelecek,namaz kılmadım çocuğum ölecek,bir kaza gelecek,kötü birşey olacak,huzurum kaçacak korkusu ile ibadet etmek..
Ne kadar korkunç şeyler değil mi.. ama bunun nedeni araştırmamak olduğunu düşünüyorum ve Anne babanın aman korksunda namaz kılsın,korksunda kötü şeylerden uzak dursun diye başvurduğu anlattığı korkunç hikayelerden. İşte buda din istismarıdır bence. Hemde en korkunç en etkileyici olanı.


Şuan çok saçma geliyor ama çocukluğum dinine ehemmiyet vermediği için başına birşeyler gelen insanların hikayeleri,koca kadın masallarıyla geçti. Allah onların ıslah etsin. Psikolojisi bozuk nesillerin yetişmesine neden oluyorlar. Söyleyeceklerim bu kadar.
Upvote 4
Downvote 0
3

türkiye'de mizah

nushirevan nushirevan · 19.01.2022 17:22 · 2183 · #76435
Mizah'ın sadece muhalif olmakla mümkün olduğunu zanneden, seküler ve sığ kafalı oyuncular tarafından gerçekleştirilen gülmecedir. Elbette mizah eleştirel bir dildir ve Elbette mizah muhalif olabilir. Ancak sadece muhalif mizah, mizahın kolayına kaçmaktır. Hani diyor ya şair:

"Gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desen
İki kazma kürek, iki de ırgat gerek.
'Hadi gel yapalım şunu' desen
Bir Süleyman bir de Sinan gerek"

Sistemin işlemeyen çarklarını bulup, bunun üzerine oynamak kolaydır. Çünkü insanın yaratılışında esasen bu özellik vardır. Şimdi biri sizi alıp, dünyanın en iyi yağlıboya tablosunun önüne koysalar ve incelemeni söyleseler, eserin bütününe bakıp yorumlamak yerine yaklaşıp ters vurulan fırça darbeleri ile ilgilenirsiniz. Eserin sahibi dışındaki herkes için; eserdeki hata, eserin sahibi ol(a)mayanlar için birer ego tatminidir. "Güzel yapmış ama.. bak şurda bi leke var"

Hata bulmakla ilgili güzel bir örnek var:

"7 asır önce, 7 beyaz güvercin bir dağın tepesine doğru süzülerek uçtular. Uçuşu izleyen 7 adamdan biri, "7.güvercinin kanadında, küçük beyaz bir nokta gördüm" dedi. Bugün o vadideki insanlar, eskiden dağın karlı zirvesine doğru uçan 7 siyah güvercinden bahsediyorlar"

O küçücük siyah nokta, hata arayıp bulmakla övünen biz aciz mizahşörler için gerçeğin saptırılmasına ve sonunda kendi yalanımıza inanmamıza yol açtı.

Yine başka bir örnek yine Mimar Sinan'dan:

Sinan Süleymaniye'yi bitirdiğinde ahali toplanıp ustalık eserini hayranlıkla izlemektedir. Oradaki işgüzar bir çocuk "yahu sanki şu minare biraz eğri değil mi?" Diye sorar kalabalıkta. Sinan bunu duyar duymaz ustalara emreder, derhal kalın urganlarla minare tutulup tersi yönde çekilerek düzeltilecek. Ustalar bile bu saçma emir karşısında şaşar kalırlar ama Sinan bu, sözü dinlenir. Ustalar urganı minareye geçirip çekmeye başlarlar. Bir çeker iki çeker.. Sinan çocuğa "şimdi oldu mu?" diye sorar. Çocuk da "oldu ustam oldu" der. Olaydan sonra ustalar Sinan'a sorar: "aman efendim, biz bir çocuğun sözünü dikkate almanızı garipsedik ama bize asıl saçma gelen, sizin gibi büyük bir mimarın urganla minare düzeltilebileceğini düşünmesi" deyince Sinan gülümser: "ben de biliyorum usta minarenin bu şekilde düzeltilmeyeceğini. Üstelik minaremiz de dümdüzdü. Biz bunu yaparak çocuğun gözündeki eğriliği düzelttik. Eğer yapmasaydık çevresindeki kalabalık da buna inanabilirdi"

İnsanoğlu böyledir. Önüne bir şaheser bile koysan içindeki noksana, hataya dikkat kesiliverir. Turkiyedeki mizah da 100 yıldır bunu yapıyor. Algılarımız öyle kapalı ki, mizahın başka türlü yapılamayacağını da kanıksamış durumdayız. Mizah muhalif olmazsa komik olmayacağı düşüncesi, bir asırdır bizde nakış nakış işlenen bir mevzu. Karagöz Hacivat'tan, Nasreddin Hoca'ya kadar gelen kültürel bir mizah mirasımız var. Ancak yahudi carl ebert ile başlayan modern tiyatro ve sinema başta olmak üzere, sanat sektörünün her dalında ithal anlayışlar geliştirdik. Zamanla bu hezeyan öyle bir noktaya geldi ki, muhalif değilsen mizah yapamazsın. Tiyatro oynayamaz, Sanat yapamazsın. Kabul görmez çünkü.

Şu [ebkz]76289[/ebkz] giride, güldür güldür show ekibinin, bu kalitesiz, sığ mizah anlayışından beslendiğini ve bir ideolojik kaygı güttüğünden bahsetmiştim. Yine bir fragmana denk geldim:

YouTube video


Burada "batı bizi kıskanıyor" tezi üzerinden mizah yapmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Muhtemelen sunucuda da a haber'deki erkan tan'dan esinlenmişler. Buraya kadar sıkıntı yok. Zira zaten kendisi karikatür gibi bir tip. Burada yine siyasi bir amaç güdülüyor, yine muhalif kesime selam çakılıyor, bunda da sıkıntı yok. Belli ki kendi elit tabakanız dışında, sırça köşklerinizde yaşarken nasıl halktan kopuksanız, batıyı ziyaret ettiğinizde de aynı elit tabakadan aşağı inmiyor ve işi irdelemiyorsunuz. Orasını anladık. Bakın ben hep şu imrenilen Hollanda'nın vatandaşıyım. Hollanda gündemini de yakından takip ediyorum. Orada bir grup elit dışında, hayatından memnun olan ve Türkiye dendiğinde gözlerinin içi parlamayan yok ama ben şimdi bunu ispat çabasına girmeyeceğim. Diyelim ki sizin dediğiniz gibi olsun. Ülkemiz zor durumda, battık, bittik ama biz siyasi müdahelelerle "batı bizi kıskanıyor" yalanını tekrar ediyoruz. İnandırılmışız buna, böyle kabul edelim. Benim sorunum şu: peki sizin bu bizi yere gömerkenki neşenizin amacı nedir? Eleştirel mizah mı bu? Bittik, öldük, insanlar zor durumda ya? Açlıktan ölenler var değil mi ülkemde? Peki bu ölümler, bu eksikler, bu fukaralık bir gülmecenin konusu mu olmalıydı? Hakikaten orada oturup, "hahahaha hakkaten öldük bittik ama televizyonlar bunu söylemiyorlar" diye gülen adamın psikolojisini merak ediyorum. Siz nasıl bir creme de la creme sosyetesiniz de insanların içinde olduğunu düşündüğünüz bu çaresizliği mizah unsuru haline getirip ona gülebiliyorsunuz? Ama şaşırmadık değil mi? Koronanın ilk günlerinde de yaptılar bunu. Henüz milyonları bulmamışken, çinle, virüsle dalganızı geçtiniz.. Ta ki sizi bulana, annenizi babanızı, babaannenizi, amcanızı yakalayıp öldürene dek değil mi?

Türkiye'de mizah bu kadar basit olmamalı. Türkiye'de sanat bu kadar dar kalıplara sıkıştırılmamalı.
Upvote 4
Downvote 0
2

yılmaz erdoğan

Nurse Nurse · 19.01.2022 13:14 · 813 · #76434
Aynı gün doğmuş olduğumçok sevdiğim bir sanatçı,şair,yönetmen.

Bazen bazı sanatçıları o kadar başarılı buluyor,yakın hissediyorum ki. Aslında bu duygu genelde yazarlara karşı hissettiğim birşey ama yılmaz erdoğana karşıda hissediyorum. Çocukken,ergenlik dönemlerimde nefret eder çok itici bulurdum. Şuan hiç öyle değil çok saygı duyduğum,eserlerini çok beğendiğim,ölmeden önce dünyaya bol bol eser bırakmasını istediğim kişilerden. Eserleri bana inanılmaz ilham veriyor. Hayattan zevk almamı sağlıyor, iç huzurumu arttırıyor, mutluluk salgılatıyor. Ve bazen böyle yakınlık hissettiğim yazar,şair,sanatcı vs inancını,zikrini,fikrini sorgulamak istemiyorum. Çünkü hayal kırıklığı yaşıyorum. Ve ben bunu yaşamak istemiyorum.
Upvote 4
Downvote 0
1

sezen aksu

nushirevan nushirevan · 18.01.2022 18:23 · 3615 · #76433
Bugünlerde; yıllar önce bir şarkısında "selam söyleyin o cahil havva ile ademe" dediği için linç edilen sanatçı. Bırakın kardeşim derdiniz ne adem peygamber ne de islami duyar kasma filan. Bilindiği gibi bu ablanın fetö ile organik bir bağı var. Dileyenler bir nesil öncesini araştırabilir. Büyük ihtimalle aklına karpuz kabuğu düşen akl-ı evvel birisi, sanat-fetö ilişkilerini tekrar gündeme getirmek amacıyla bir kartopu attı, o da yuvarlandı çığ oldu. Yoksa yıllar önce yazılmış sözler, neden bu kadar zaman sonra gündem olsun? Şimdi doğruya doğru, Ben de 2005'te yazılan şu eser [ebkz]65386[/ebkz] hakkında 2019 yılında buraya giri yazmıştım. Ama benim sosyal medyadaki tepkim albüm çıktığı yıl oldu. Verecekseniz zamanında vereceksiniz bu tepkileri. Yıllar sonra gidip geçmişi karıştırmanızın ardında art niyet olmaması imkânsız.

Öte yandan şu sanatçıları değerlendirilirken; sanat hayatı ile özel hayatını bi ayırın arkadaş. Sanat hayatında muhteşem işler yapan kişi, özel hayatında tam tersi yönde açıklamalar yapabiliyor. Misal Ahmet Kaya muhteşem bir yorumcudur ama gel gör ki ideolojisi beğenilerimin yanına dahi yaklaşamaz. Bunu şu [ebkz]51027[/ebkz] giri'de de yazmıştım. Sezen aksu da iyi bir besteci, güfteci, yorumcu olabilir. Özel hayatında ne olduğu, bana dikte edilmediği müddetçe de umrumda değil.
Upvote 4
Downvote 0
3

unutmak

mahur mahur · 17.01.2022 14:02 · 2611 · #76432
Bir lütuftur. Kalan hayatınızı daha huzurlu daha anlamlı devam ettirebilmek için başına gelen nimetlerden biridir.
Nasıl oluyorda en mutlu anında zehirli bir yılan misali eski anılar sinsice aklımıza geliverir. Özellikle kadınlara bu lütufta nasipte pek cimri davranılmıştır. Geçmişin dosya dosya a'dan z' ye klasörlenmiş şekilde saklanmasıyla akılları donanmıştır. Erkekler kadınların canını yakmadan önce mutlaka iyi düşünüp taşınmalı. Bu durum elbet kendilerine katmerli olacak şekilde geri dönüşüm sağlanacağı için çok dikkat edilmesini tavsiye ederim.
Upvote 2
Downvote 0
2

pazartesi sendromu

Nurse Nurse · 17.01.2022 12:16 · 2456 · #76430
Haftanın başı,tatil bitişi, bayram dönüşü, izin bitişi gibi tüm güzel şeylerin sonu olduğu için pek sevilmeyen bu günün yanına sendrom kelimesi çok yakışıyor bence. Bende sendrom yaşattığını düşünüyorum bu günün. Ama pozitif düşünceleri bir araya getirerek bu durumu keyifli bir hale getirebilir insan
Upvote 3
Downvote 0
2

eylül

serendipity serendipity · 17.01.2022 00:41 · 3038 · #76427
En sevdiğim aydır kendileri.

Hiç sekmez, her geçirdiğimiz senenin “eylül” ayında başıma gelmeyen kalmaz.

Her eylül bir başlangıç, her eylül bir bitiştir!” Diye boşuna dememiş şairler!

Ayrılığı anımsatan bir ay olmasına rağmen, her kapanışla açılacak hayırlı kapıların da beraberinde getireceğini hatırlatan benim için kutsal aylardan biridir.

Dışardan bakıldığında dökülen yaprakları gibi hastalıklı ve narindir. Tıp ki bu ayda doğanlar gibi!

Bakmazsan toprağına döner, bakarsan sana geri döner kim bilir, belki de hastalıklı dalları keseceğini öğrendiğinden itibaren ruhuna iyiliği de umudu da serpiştiren muhtevi bir aydır!
iyi ki
Upvote 4
Downvote 0
3