Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

zaferas5k

serendipity serendipity · 16.03.2019 01:33 · 175 · #50384
Ulu ve yüce milletin Sevinç'le taçlandırdığı her yıl o malum günde kutlanan ve geçmişi unutturmayıp geleceğe ders alarak baktıran “zafer” nickname'ni alıp, sözlük sitemize uzun uğraşlar sonucunda gelen değerli 2. Nesil yazarımızdır. Ülkemizin olduğu kadar naçizane sözlük sitemizin de zafer”i kutlu olsun. Hoş geldiniz zaferas5k!
Upvote 2
Downvote 0
1

siyahfes

serendipity serendipity · 16.03.2019 01:30 · 462 · #50383
Zamanın En sevilen aksesuarlarından biri olan yücelik, beylik ifade eden “fes”i asil rengi siyah ile kutsayarak nickname almış sevgili 2. Nesil yazarımızdır. Mehter marşı eşliğinde kendisine hoş geldiniz diyorum.
Upvote 2
Downvote 0
2

telegram

nushirevan nushirevan · 16.03.2019 01:28 · 865 · #50382
Elektriksel ve manyetik faaliyetler sürdüren insan beyninin elektrotlar tarafından kolaylıkla algılanabilen radyo dalgalarını manipüle ettiği rivayet edilen bir işkence, beyin yıkama teknolojisidir.

Mikro cerrahi yöntemleriyle, piezo elektrik dönüştürüler kullanılarak işitsel, görsel materyaller kullanan bu manipülatif gizli teknoloji, her ne kadar komplo teorisi olarak bilinse de çeyrek asırı aşkın bir süredir NSA saha ajanları tarafından kullanıldığı biliniyor.

1972'de Amerika'da çok çarpıcı “dıştan etkileme” deneyi yapılır. Psikolog Doktor Delgado; bir stadyumun ortasında, dört nala saldıran bir boğanın gelişini, televizyon kumandasına benzer bir araçla, kıpırdamadan seyreder. 5-10 adım kala elindeki bir düğmeye basar. Azgın boğa duraklar, sonra da sakin sakin etrafta gezinir. Delgado bir başka düğmeye basınca hayvan yine kızgın hâline dönüşür, burnundan köpükler saçar. Ön ayağıyla tepinir ve saldırıya hazırlanır, somra yine bir düğmeyle tekrar uslu öküz olur.

YouTube video


Bu farklı davranışlar, boğanın daha önce deri altına yerleştirilen çipler sayesinde, beyninin öfke ve huzur bölgelerine elektrik vermekle mümkün olmuştur.

Zaman içinde gelişen bilgisayarlar, EEG'leri kullanarak insanların beyninde düşük genlikteki duygu imza kümelerini belirledi, analiz etti ve tecrit etmeyi öğrendi.

Daha anlaşılır biçimi şu:

Örneğin bir Aselsan mühendisisiniz ve muazzam önemli bir buluşa imza atmak üzeresiniz. Diş tedavisi için gittiğiniz bir klinikte, telegram kullanan odaklar tarafından ele geçiriliyorsunuz. Kulağınız ile beyniniz arasına küçük bir cihaz yerleştirildiğinin farkına bile varmıyorsunuz. Varolmayan sesler duymaya başlıyorsunuz: "Karın seni aldatıyor" , "Delisin sen", "Öldür kendini kurtul"..

Bu yöntemin göz alıcıları ile beyin arasında olduğunu düşünün: Göz kapakları açık olduğu halde bilgisayardan gönderilen görüntüleri görüyorsunuz. Bu aslında var olmayan şeylerin, kendini Hz.Muhammed olarak tanıttığını düşünün.. En aklı başında adamı bile delirtebilir. Hasan Mezarcı Salih Mirzabeyoğlu
Upvote 2
Downvote 1
1

güne bir bilgi bırak

homicidial homicidial · 16.03.2019 01:19 · 462 · #50379
Yetişkin zebralar, zayıf olduğunu düşündükleri yavruları öldürürler veya sürüden kovarlar. Çünkü bu yavrular hem soy hattını zayıflatmaktadır, hem de ebeveynler için gereksiz enerji kaybıdır.
YouTube video
Upvote 3
Downvote 0
1

srnk

serendipity serendipity · 16.03.2019 01:17 · 448 · #50378
Uzak diyarlardan gelen sevgili 2. Nesil yazarımızdır. Gelişinin hatrına ve şerefine tıp ki özel kodlanılmış nickname'i gibi rmntj'da resital düzenlenmeliyiz. İyi ki geldiniz efendim! Hoş gelmişsiniz!
Upvote 3
Downvote 0
2

öldükten sonra

homicidial homicidial · 16.03.2019 01:12 · 221 · #50377
Bir Muzaffer Tayyip Uslu şiiri

Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan.
Upvote 3
Downvote 0
0

hilafet

siyahfes siyahfes · 16.03.2019 01:11 · 427 · #50376
Beynelmilel İslam kudreti.Kaybettikten sonra yetim kaldık. Müslümanlar arası iletişim kesildi. Ve o gün bugündür tokat yiyip duruyoruz.
Upvote 4
Downvote 2
3

doe

homicidial homicidial · 16.03.2019 00:57 · 667 · #50372
Amerika'da kimliği belirlenememiş hastalara veya cesetlere verilen soy ad.
Kadın için; jane doe
Erkek için ; john doe.
Upvote 3
Downvote 0
0

eşeğin gölgesi

kerim kerim · 16.03.2019 00:55 · 195 · #50371
Eski Yunanistan'ın büyük hatibi Demosten ülkeyi ilgilendiren önemli bir mesele hakkında Atinalılar'a hitap etmeye çalışıyor, fakat halk pek ilgilenmiyordu. Büyük hatip, bunun üzerine konusunu değiştirdi.

“Bir adam, evindeki eşyasını bir diğer köye götürmesi için eşek kiraladı. Sahibi de, eşeği ile birlikte gideceğini söyledi; eşeğin işi bitince, hayvanı geri getirecekti. Öğle üzeri, yemek için mola verildi. Güneş, yakarcasına kızdırıyordu. Eşeği kiralayan, hayvanın gölgesine uzanarak dinlenmek istedi. Eşeğin sahibi “sen, sadece eşeği kiraladın, gölgesini değil. Eşeğin gölgesinde ben dinleneceğim.” Eşeği kiralayan adam ise; “hayvanı, her şeyi ile kiraladığını söyleyerek, hayvanın gölgesinde dinlenme hakkının da kendisinin olduğunu iddia etti.”

Demosten, konuşmasının bu noktasında durdu ve kürsüden ayrılmak için davrandı. Fakat dinleyiciler, hep bir ağızdan, kürsüden ayrılmamasını, eşeğin gölgesinin kimin üzerinde kaldığını söylemesini istediler. Çağın bu büyük hatibi, o zaman bağırarak dedi ki: “Siz ne aptal insanlarsınız. Sizi çok yakından ilgilendiren hayati bir mesele üzerindeki konuşmayı dinlemek istemiyor ama eşeğin gölgesiyle ilgileniyorsunuz…”

Dünyanın büyük hatiplerinden biri sayılan Demosten, Atinalıların önemli bir konudaki duyarsızlığına ve ilgisizliğine mizahi bir üslupla tepkisini böyle dile getirmişti. 2400 yıl sonrasında günümüzde de insanlar önemli konulardan ziyade böyle kendilerini çok da ilgilendirmeyen meselelere daha fazla eğilim ve ilgi duyuyorlar. Her zaman bir Demosten gibi bir hatibi bulmak ve dinlemek mümkün olmayabilir. Bunun için bizler, insanları dinlerken, okurken çarpıcı ve farklı, aksesuarlı sözler, cümleler beklemeyi bir kenara bırakmalıyız. Çünkü bazen çok önemli, bizi değiştiren ve geliştiren bilgileri, sıradan olduğunu düşündüğümüz bilgilerden veya kişilerden edinmişizdir.

Doğrular her zaman iyi konuşan, iyi görünümlü, sempatik güler yüzlü insanlardan çıkmaz, fiziki görünüm, güzel etkileyici sözler bizleri doğruluktan ayırabilir, bu nedenle kimin söylediğine değil, ne söylendiğine de bakmak en doğrusu olacaktır. Görüntüye aldanıp, okumaktan, dinlemekten imtina ettiğimiz insanlara, eşeğin gölgesi meselesine verdiğimiz değer kadar değer verip dinleme ve anlama çabası göstersek, daha değerli bir çaba göstermiş oluruz. Çünkü çok dinlemek istediğimiz insanlardan bir şeyler öğrenirken, dinlemek istemediğimiz, itici geldiğini düşündüğümüz insanlardan da mutlaka öğreneceklerimiz vardır.

Birisi, Eşeğin gölgesi kimin hakkı mı dedi? Gerçekte bu eşeğin gölgesi meselesi ne beni, ne de sizi çok alakadar eden bir mevzu değildir. En azından bir eşeğimiz yok, olsaydı bile gölgesi ile alakalı bir tartışma yaşar mıydık, şüpheli, zaten günümüzde de, başımıza gelmezdi. Bu nedenle, öz eleştiri de yapayım ki, eleştirilere hazırlıklı olalım, bizi ilgilendirmeyen konulara yoğunlaşarak, enerji ve zaman israfında bulunmayalım. Zaten içinde bulunduğumuz dönemde yeteri kadar sorunlarımız var, ilgi ve dikkatimizi çekmeye çalışmaktadırlar.
Upvote 5
Downvote 0
3

cuma

nushirevan nushirevan · 16.03.2019 00:55 · 444 · #50370
Matematikte arapça toplamak manasındaki "cem" kökünden türetilmiş, "toplanma günü" olarak kabul edilen haftanın 5.günüdür. Her güne özgü özelliklerde; cuma namazı, Abdurrahman Önül sayfasından allı güllü morlu bülbüllü kutlama mesajlarıyla zihnimize kazınmış mübarek bir gündür. Tıpkı dini bayramlarda olduğu gibi, Cuma gününde de aidiyet hissedilmediğini belirtir biçimde atılan mesajlara da gıcık olurum: "CumaNız Mübarek Olsun" değil "CumaMız Mübarek Olsun"dur o ama bir harf yüzünden toplu mesajlarda harcadığın kotaya saygım yüzünden bişey demiyorum sana.
Upvote 1
Downvote 0
0

acelecilik

kerim kerim · 16.03.2019 00:54 · 1893 · #50369
ACELENİZ VARSA TUTMAYALIM

Bu yazıyı okumaya henüz karar vermediğiniz için eğer çok acil bir işiniz varsa lütfen yazıyı okumayı bırakıp o işi yapınız. Neticede sizi zorla ya da aklınız başka yerde iken burada tutmak olmaz!

Okumaya devam ettiğinize göre çok acil bir işiniz yok, fakat yine de vaktinizin değerli olduğu düşüncesi ile bir an önce yazının içeriğine vakıf olup bitirmek istiyorsunuz. Bunun nedeni hem okumayı çok sevmediğinizden hem de sizinle ilgili bir yazı değilse zaman harcamak istemediğinizdendir.

Eğer buraya kadar gelmiş iseniz farkında olmasanız da bu yazının sizi ilgilendirdiğini düşünüyorum. Peki, nereden ilgilendiriyor bu yazı sizi? Müsaade ederseniz sizi yormayayım, cevabı da kendim vereyim. Muhtemelen ya bir anne-babasınız, ara sıra faydalı yazılar yazdığımı düşünüp okumaya karar vermeye çalışıyorsunuz. Ya da bir tanıdık veya meslektaşsınız, az çok içerik hakkında bilgi sahibi olup neler anlattığımı öğrenmeye çalışıyorsunuz. Ya da en sonuncusu, yazılarımı takip eden dikkatli bir okursunuz.

Bütün bunları neden konuşuyoruz? Buraya nereden geldik? Ben kimim? Sen Kimsin? gibi alışılagelmiş, demode olmuş mizah unsurlarını kullanmak da gerekmiyor aslında. Çünkü bir yazıyı okumak ya da okumamak okuyucunun seçimine kalmış, saygı duyulması gereken bir seçimdir. Bu nedenle her toplumsal sorunda ya da Batı ile mukayesede kullanılan “okumuyoruz efendim”, Japonya'da trende kitap okuyan Japon'lardan ya da Almanya'da parkta kitap okuyan Almanlardan örnekler vermek çok içime sinmiyor. Kimseyi okumadığı için eleştirmek, ne kadar doğru olur? bilmiyorum. Benim asıl eleştireceğim husus hiç kitap okumayanlarla, sürekli kitap okuyanların arasındaki, okur-yazar cahillerle ilgili olanıdır. Çünkü bu gruptaki okurlar, genellikle yazıyı tam okuma zahmetine girmeden Başlığı, giriş cümlesini ve bir de son cümleyi okuyup, yazının bütünü hakkında bir yargıya varmasıdır. Bunlar sakıncalı bir okurdur, yazıyı okuduğunu zannedip okumamış olmanın verdiği sarhoşlukla! içmeden sarhoş olanlara benzerler.

Buraya kadar okumuş olduğunuz için demek ki okumaya ve anlamaya değer veren bir okursunuz. Bu nedenle olaylara ve olgulara diğerlerinden daha farklı bir perspektiften bakabilecek ufka sahipsiniz. Bu çok önemli ve öğretici bir süreç aslında, insanın kendisi ile konuşması, dertleşmesi hatta havadan sudan konuşması dahi önemli bir kişisel deneyimdir. Çünkü kendisi ile konuşamayan başkaları ile hiç konuşamaz. İnsan önce kendine bakmalı, kendini anlamalı ve keşfetmelidir. Zaten Yunus Emre'nin de dediği gibi “Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır”.

Öyleyse gelin, önce kendi duygularımızı, düşüncelerimizi, ihtiyaçlarımızı, beklentilerimizi, ilişkilerimizi ve sorunlarımızı tanıyıp anlayalım. Bunları öğrenip fark ettiğimizde kendimizle ve çevremizle daha doyum alıcı sağlıklı ilişkiler kuracağız. Selam ve dua ile.
Upvote 3
Downvote 0
1

felsefi hikayeler

homicidial homicidial · 16.03.2019 00:51 · 270 · #50368
Eski çağlarda yaşayan bir filozof, daima gerçekleri söylediği için kralı kızdırmıştı. Kral filozofa ölüm cezası verdi ve ölmeden önce filozofun zekasıyla alay etmek için ona şöyle dedi:
- Ölmeden önce son bir cümle söylemene izin vereceğim. Bu söylediğin cümle doğru çıkarsa başın kesilecek; yalan çıkarsa asılacaksın.
Filozof, derhal bir cümle söyledi ve her iki ölümden de kurtuldu:
- Beni asarak öldüreceksiniz.
Şimdi, onu asmaya götürseler, filozof doğruyu söylemiş oluyordu ki o zaman asılması değil, başının kesilmesi lazımdı.
Yok eğer başını kesmeye götürseler, o zaman yalan söylemiş oluyordu ki asılması gerekti.
Böylece, onu ne asabildiler, ne de başını kesebildiler!
Upvote 2
Downvote 0
0