Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
fetö
"Şikeli irşat şampiyonu simsar birisinin" CIA destekli kurduğu haşhaşi bir yapılanmasıdır. Bunlar ur gibi bütün yurdu sarmışken reisin kararlı mücadelesi ile kaçacak delik arayıp en sonunda FETÖ'den F tipi ıslahevlerine düşmüşlerdir. Girişteki tanımlama olan şair CahitKoytak 'a aittir, keşke bana ait olsaydı diye gıpta ettiğim güzel ve doğru bir tanımlamadır.
bir adam yaratmak
Age Of Empires 2'de 50 Food'a basmak mümkündür.
Gerektiğinde oduncu, gerektiğinde tamirci olur, her işe koşar "Tamam" der, "Yaparım" der. Sigortası yok, yol, yemek ücreti yok, sendika, grev sıkıntısı da yok.. Tarlada çalışır yemez, ev yapar girmez, düşman surlara mancınık atarken o ateş altında surları tamir eder, kurtlarla boğuşur gerekirse ölür. Öldü mü? Mezar derdi bile yok, doğada yok olur gider cesedi.. Mis gibi monarşik düzen..
Gerektiğinde oduncu, gerektiğinde tamirci olur, her işe koşar "Tamam" der, "Yaparım" der. Sigortası yok, yol, yemek ücreti yok, sendika, grev sıkıntısı da yok.. Tarlada çalışır yemez, ev yapar girmez, düşman surlara mancınık atarken o ateş altında surları tamir eder, kurtlarla boğuşur gerekirse ölür. Öldü mü? Mezar derdi bile yok, doğada yok olur gider cesedi.. Mis gibi monarşik düzen..
torrent
genellikle illegal programlar indirmek için kullanılan program. [url] https://www.methbox.com/[/url] sektörü artık film sitelerini batıracak konuma getirmiştir.
bir adam yaratmak
Necip Fazıl Kısakürek'in yazmış olduğu üç perdelik tiyatro oyunudur.
-Babamın sıcacık ellerini hatırlıyorum. Şimdi o eller beş tane soğuk kemikten ibaret. Bu gözler nerede şimdi ?Bir kemik yığını oldu. Nerede bu adam Mansur? Dağıldı, yok oldu, silindi değil mi ? Peki bu adamın yaşama isteği nasıl silinir ? Silinemez ! İşte buna aklım ermiyor. İşte bu yüzden çıldırıyorum. Şu resme bak ! Şu gömlek şu elbise şu mendil kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden önce çürüyoruz , yok oluyoruz Mansur !! Allahım ! Yok olamam !! Madem ki bu kadar korkuyorum yok olamam !! Razı değilim ! Yok olmaya razı değilim Allahım !! Yok olmaya razı değilim.. Şuurumu, bilmek var olmak şuurumu bırakamam. Her şeyimi vereyim Mansur ama aklım bana kalsın. Aklım bana kalsın. Aklım bana kalsın..
Bu sözler benim değil !
-Senin değilse kimin ?
-Hani bir şeyler yazdım ya ben sen de oynadın ?
-Evet.
- İşte oradaki adamın.
-Onun sözlerini de sen yazmadın mı?
-Onun sözlerini ben yazdım, şimdi benim sözlerimi de o yazıyor..
-Babamın sıcacık ellerini hatırlıyorum. Şimdi o eller beş tane soğuk kemikten ibaret. Bu gözler nerede şimdi ?Bir kemik yığını oldu. Nerede bu adam Mansur? Dağıldı, yok oldu, silindi değil mi ? Peki bu adamın yaşama isteği nasıl silinir ? Silinemez ! İşte buna aklım ermiyor. İşte bu yüzden çıldırıyorum. Şu resme bak ! Şu gömlek şu elbise şu mendil kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden önce çürüyoruz , yok oluyoruz Mansur !! Allahım ! Yok olamam !! Madem ki bu kadar korkuyorum yok olamam !! Razı değilim ! Yok olmaya razı değilim Allahım !! Yok olmaya razı değilim.. Şuurumu, bilmek var olmak şuurumu bırakamam. Her şeyimi vereyim Mansur ama aklım bana kalsın. Aklım bana kalsın. Aklım bana kalsın..
Bu sözler benim değil !
-Senin değilse kimin ?
-Hani bir şeyler yazdım ya ben sen de oynadın ?
-Evet.
- İşte oradaki adamın.
-Onun sözlerini de sen yazmadın mı?
-Onun sözlerini ben yazdım, şimdi benim sözlerimi de o yazıyor..
yanlış anlama
"ama'dan öncesi yalan, çünkü'den sonrası doğrudur" özdeyişini hatırlatan, biri hakkında yüzüne yüzüne kötü konuşmadan önce söylenen yatıştırma sözü.
"yanlış anlama ama sen de az horunzbuçocuğu değilsin yane" gibi. örnek biraz ağır oldu evet.
"yanlış anlama ama sen de az horunzbuçocuğu değilsin yane" gibi. örnek biraz ağır oldu evet.
harameyn
aramıza yeni katılan çalışkan ve kalemi kuvvetli yazarımız. hoş gelmiş.
güne bir bilgi bırak
3 renkli kediler dişidir
herbokolog
Daha nazik bir tabirle malumatfuruş. Bu tarz insanlar bir nevi internet çöpçüsü gibi. Profesyonel olmak istiyorsanız uzak durun arkadaşlar.
katlanamadığınız davranışlar
Misafirlerin sus pus 7 saat 5'e 10 kalas gibi oturduktan sonra, giderken apartman boşluğunda muhabbeti koyulaştırması, bi türlü gidememesi, Allaha ısmarladıklaşması, tekrar gelin bunu kabul etmeyizden, "bi yemek yiyeydiniz yanına koyim"lere kadar söylenmeleri, o sensörlü ışığı defalarca yakıp söndürmesi, ışık hızıyla çıkarılan ayakkabıların zamanın göreceliliğini sorgulatırcasına yavaş giyilmesi ve evin sümüklü çocuğunun giderayak şirinmiş gibi tekrar öpülmeye çalışılması, o sırada misafirlik boyunca odasından çıkmayan çocuğun belki tatlı artmıştır diye mutfağa giderken yakalanmasından mütevellit utanması ve bi türlü o "bay bay de ablaya" komutuna cevap verememesi, annesinin "utandı utandı" diyerek sahte sırıtışları, o sırada apartmanın dedikodudan sorumlu istihbarat ablasının karşı delikten bakıyor oluşu, misafirler arabasına binerken kontra dedikoduların, adam gömmelerin konuşulması... doluyum sözlük.. söyletme daha..
yanlış anlama
"Beni yanlış anlama" diyen herkesi sadece ben mi yanlış anlıyorum :)
mozaik
Siyasetçilerin memleketteki multikültürel yapıyı tanımlarken "kültür" ile ilişkilendirdiği isim tamlamasının tamlananı
15 mart 2019 yeni zelanda cami saldırısı
Alemi İslam 95 senedir fetret devrinde. Alçak bedevi insanlar vahşet sergilemekte tek tereddütleri dahi yok. Çünkü caydırıcı bir gücümüz yok. Bugün filanca camide mazlum katlederler, evvelsi gün Allah'ın çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksaya kilit vururlar, ferdası gün Ayasofya Camimiz' de hayasızlık ederler. Bizler ise tweet yazarız. Heyecanlanıp iki üç bağırırız. Dua ederiz vs. yazık. Esas yapılması gereken bir şey varsa oda kafirin silahıyla silahlanmak. Nedir o? Akıldır. Plandır. Programdır. Sabırdır. Kurnazlıktır.
nushirevan
Aslında "Nuşirevan" olarak okunur ki, Hz.Ömer'den sonra dünyada adaleti ile ün salmış bir Sasani hükümdarıdır. Nizamülmülkün Siyasetname adlı eserinde adaleti ile ilgili çeşitli kıssalar mevcuttur.
Kısaca değineyim:
Nuşirevan bir gün avda iken bir kadın kendini okunun önüne atar. Nuşirevan kadına bunun nedenini sorar. Kadın hükümdarın ulaşılamaz olduğunu, çevresini saran dalkavuklar yüzünden derdini kendisine ulaştıramadığını bu yüzden bunu yaptığını söyler. Hükümdar halkının derdini kendisine anlatması gerekliliği hakkında tarihi bir karar alır. Sarayında yattığı odanın balkonuna devasa bir çan astırır ve derdi olanın çana bağlı iple bu çanı çalarak balkondan hükümdara derdini anlatabileceğini ilan eder. Halk artık büyük küçük her derdi için zili çalmaya ve hükümdara balkondan derdini anlatmaya başlar. Adil hükümdar dertleri dinler ve tek tek not alarak çözümler buldurur, halka adalet dağıtır. Öyle ki bu durum 8 yıl boyunca neredeyse aralıksız devam eder. Hükümdar bu hizmetten ötürü zayıflar, uykusuz kalır. Günlerden öyle bir gün gelir ki çan hiç çalmaz. Hükümdar vezire sorduğunda, vezir bunun sebebinin artık memlekette kimsenin derdinin kalmaması olduğunu söyler ve ekler: "madem zil de çalmıyor, siz uyuyup dinlenin artık" Hükümdar 8 yıldır ilk defa huzurlu bir uyku çekecektir. Tam yastığa kafasını koyar ki zil çalar. Ayaklanır fakat vezir onu durdurur: "Aman hünkarım yatınız.. Bir uyuz eşek.. Sırtı kaşınıyor belli ki kendini ipe sürtüyor.. Siz uyuyun" Hükümdar gülümser: "hayır vezir! o da adalet istiyordur"
Emir çıkarır: eşek bulunacak, sahibi saraya getirilecek!
Bir gün geçmeden eşek ve sahibi çamaşırcı saraya getirilir. Öğrenilir ki çamaşırcının eşeği artık yaşlandığı için iş yapamaz olmuş, çamaşırcı da bunu dövmekten usanmış, salmış çayıra..
Nuşirevan-ı Adil hüküm verir: Ey çamaşırcı! Bu eşek sana bunca yıl çalıştı, hizmet etti.. Hani bunun emekliliği? Mükafatı bu mudur? Bundan sonra eşeği ahırına koyacak, o ölene kadar taze yem ve su ile besleyeceksin, her gün güzel sözler söyleyip seveceksin. Cezan eşek ecelinden öldüğünde biter..Yok, eşek ecelinden değil senin veya bir başkasının elinden ölürse vay haline!
Hikaye bu.. Adil hükmetmekle ilgili aldığım ilk ders 11.yüzyıldan gelmişti. Sonra Aşık Veysel şunu dedi:
"Nuşverani Adil, nerede tahtı?
Süleyman mührünü kime bıraktı?
Resülü ekremin kanunu haktı
Her ömrün sonunda bir feryat gördüm"
Velhasıl hoş bulduk
Kısaca değineyim:
Nuşirevan bir gün avda iken bir kadın kendini okunun önüne atar. Nuşirevan kadına bunun nedenini sorar. Kadın hükümdarın ulaşılamaz olduğunu, çevresini saran dalkavuklar yüzünden derdini kendisine ulaştıramadığını bu yüzden bunu yaptığını söyler. Hükümdar halkının derdini kendisine anlatması gerekliliği hakkında tarihi bir karar alır. Sarayında yattığı odanın balkonuna devasa bir çan astırır ve derdi olanın çana bağlı iple bu çanı çalarak balkondan hükümdara derdini anlatabileceğini ilan eder. Halk artık büyük küçük her derdi için zili çalmaya ve hükümdara balkondan derdini anlatmaya başlar. Adil hükümdar dertleri dinler ve tek tek not alarak çözümler buldurur, halka adalet dağıtır. Öyle ki bu durum 8 yıl boyunca neredeyse aralıksız devam eder. Hükümdar bu hizmetten ötürü zayıflar, uykusuz kalır. Günlerden öyle bir gün gelir ki çan hiç çalmaz. Hükümdar vezire sorduğunda, vezir bunun sebebinin artık memlekette kimsenin derdinin kalmaması olduğunu söyler ve ekler: "madem zil de çalmıyor, siz uyuyup dinlenin artık" Hükümdar 8 yıldır ilk defa huzurlu bir uyku çekecektir. Tam yastığa kafasını koyar ki zil çalar. Ayaklanır fakat vezir onu durdurur: "Aman hünkarım yatınız.. Bir uyuz eşek.. Sırtı kaşınıyor belli ki kendini ipe sürtüyor.. Siz uyuyun" Hükümdar gülümser: "hayır vezir! o da adalet istiyordur"
Emir çıkarır: eşek bulunacak, sahibi saraya getirilecek!
Bir gün geçmeden eşek ve sahibi çamaşırcı saraya getirilir. Öğrenilir ki çamaşırcının eşeği artık yaşlandığı için iş yapamaz olmuş, çamaşırcı da bunu dövmekten usanmış, salmış çayıra..
Nuşirevan-ı Adil hüküm verir: Ey çamaşırcı! Bu eşek sana bunca yıl çalıştı, hizmet etti.. Hani bunun emekliliği? Mükafatı bu mudur? Bundan sonra eşeği ahırına koyacak, o ölene kadar taze yem ve su ile besleyeceksin, her gün güzel sözler söyleyip seveceksin. Cezan eşek ecelinden öldüğünde biter..Yok, eşek ecelinden değil senin veya bir başkasının elinden ölürse vay haline!
Hikaye bu.. Adil hükmetmekle ilgili aldığım ilk ders 11.yüzyıldan gelmişti. Sonra Aşık Veysel şunu dedi:
"Nuşverani Adil, nerede tahtı?
Süleyman mührünü kime bıraktı?
Resülü ekremin kanunu haktı
Her ömrün sonunda bir feryat gördüm"
Velhasıl hoş bulduk