confessions

nushirevan

1. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 1444
  2. takipçi 14
  3. puan 0

the haunting of bly manor

nushirevan
netflix'in ilgi gören the haunting of hill house dizisinin 2.sezonu olarak lanse edilse de, aslında aynı dekorda farklı bir hikaye anlatan korku dizisi.



Öncellikle ilk sezonu izlemeyenler bir şey kaybetmeyecek çünkü birbirinden tamamen bağımsız bir sezon sizleri bekliyor.

İlk sezon her ne kadar korku öğeleri ile öne çıkıyor gibi olsa da, izleyenler de biliyor ki daha çok bir aile dramasıydı. Yeni sezonda da Bly Malikanesi'nde yine korkunç şeyler oluyor ama bu da temelde bir aşk dizisi. Peki bu dizi nerede yayınlanıyor? Nekşfliş.. E o zaman eşcinsellik olmazsa olur mu? Olmaz tabi ki..

Artık bıkkınlık veren eşcinsellik propagandası olmasa puanım 6.5'ti. (İlk sezona 7.5 vermiştim)

saiki kusuo no psi nan

nushirevan
"Saiki Kusuo'nun Felaket yaşamı" adında, fantastik komedi türündeki bir anime. Oldukça eğlenceli bu animeyi biraz tanıyalım:



Kusuo, inanılmaz güçlerle doğmuştur. telepati,telekinezi,pirokinezi, zihin kontrolü, manipülasyon ve daha bir çok doğaüstü yeteneklerle sıradan bir okulda, sıradan bir hayat sürmek istemektedir. Asosyal bir hayat tarzını benimseyen kusuo'nun tek isteği, dikkat çekmeden, sıradan insanların arasında özgür bir hayat yaşamaktır. Ancak sahip olduğu güçler o kadar büyüktür ki, onları kullanmak zorunda olduğunda, kafasında gücünü minimize eden cihazlarla gezmektedir. Ailesi onun bu üstün yeteneklerini zamanla kabullenmiştir ama başka hiç kimse bilmemektedir.

Kusuo, bir yandan garip okul arkadaşları ile gücünü saklayarak ilişki kurarken, bir yandan da 4.duvarı yıkarak izleyiciye hikayesini anlatmakta. Öyle ki, karakterler kendi aralarında konuşurken veya kusuo onların düşündüklerini duyarken, zihninden kendi kendine cevaplar veriyor ve ortaya oldukça komik diyaloglar çıkıyor.

Sıradan süper kahraman projelerinin aksine, karakterimiz yavaş yavaş kendini geliştirmek yerine zaten akıl almaz derecede güçlere ilk baştan sahip. O kadar güçlü ki, global seviyede manipülasyonlar Kusuo için sadece bir antreman zorluğunda. Örneğin kusuo doğuştan pembe saçlı. Kimsenin bunu garipsememesi için dünya çapında bir zihin kontrolü gerçekleştiriyor ve renkli saçların normal olduğu algısını zihinlere zerkediyor. İnsanlar renkli saçlara yönelince, pembe saçlı kusuo, tam da istediği gibi sıradanlaşıyor.

Elbette güçleriyle birlikte bu güçlerin zayıf noktaları da, kusuo'nun sosyal ilişkilerinden sonra sahip olduğu ikinci problem. Örneğin görünmez olabiliyor ama başka biri temas ettiğinde görünür hale gelebiliyor. Veya ışınlandıktan sonra gücünü yeniden toparlaması için kısa bir zamana ihtiyacı olabiliyor.

İlk bölümün sonuna kadar sabrederseniz, ikinci bölümden sonra su gibi akıyor. İyi seyirler

uyanış büyük selçuklu

nushirevan
trt'nin tarih konseptli yeni dizisi. Adından da anlaşılacağı üzere sultan melikşah, nizamülmülk, ömer hayyam ve hasan sabbah çokgeninde dönecek olan dizide, yine alışılagelen "ııaaah!" sesleri eşliğinde bol kılıç çekmeler, şahin sesi eşliğinde slow motion at sürmeler, efendime söyleyim "imdüü!" diye başlayarak günümüz türkçesiyle konuşmalar, bol aşk meşkli karakterler mevcut. Bir dönem at üstünde bir ömür çürüten kanuni'yi zevk düşkünü bir harem müdavimi gibi gösterdiler de, kendisine sancak kaldıran oğlu mustafa'yı mazlum şehit ilan etmişlerdi. İster misin şimdi şarap düşkünü meczup ömer hayyam sana evliya, siyasetname gibi bir eseri kazandıran nizamülmülk mevki makam, güç düşkünü oluversin? Hepsinin ötesinde fetönün selefi hasan sabbah var karakterler arasında. Bakalım onu nasıl anlatacak bülent arınç'ın trt'ye kazandırdığı kadrolar..

Selçukluyu biraz okuyanlar bilir ki; muhterem babası sultan alparslan başta olmak üzere tüm gücü, cihat motivasyonu ile donanmıştı. Yine bilinir ki, islam ordularının bir fenotipi, stereotipi vardır. Malazgirt savaşında Alparslan'ın beyaz kefen giydiği ve sabah namazını ordusuna bizzat kıldırdığı rivayet edilir.



Şu tiplere bakın. Yazıyı kaldır yerine vikings yaz sırıtmaz.

Ayrıca (bkz:#50944)

masumlar apartmanı

nushirevan
kırmızı oda adlı yapımla birlikte, Türkiye'deki psikolojik dizi serüvenini aynı anda başlatmış yapımdır. bez bebeklerden, akasya durağından, cennet mahallesi gibi iq'su düşük yapımlardan, psikolojik alt yapılı dizilere geçtiysek, Türk dizi izleyicisi adına mutlu olabiliriz. En azından psikolojik olarak rahatsız olduğumuzu kabul edebilir, içselleştirdiğimiz karakterlerle birlikte rehabilite olabiliriz.

etki ajanı

nushirevan
Kitle iletişim araçları (gazete, tv, sosyal medya, internet vs) yoluyla, toplumu belli bir amaca yönlendirmeye çalışan, üzerlerinde sosyo-psikolojik etki bırakmak amacıyla faaliyetlerde bulunan ve bunu yaparken belli istihbarat servisleri aracılığıyla kontrol edilebilen sivil itaatkârlardır. Gazeteci, sanatçı veya bilim adamı gibi kisvelerle toplum arasında casus kimliklerini görünmez kılarlar. Türkiye'deki çoğul varlıkları ile istihbarat terminolojimizde kendine yer edinmiştir.

Bir bakarsınız; unutulmuş, hafızalardan silinmek üzere olan sanatçıların sivri siyasi çıkışları olur. Kimi zaman bu gündem olmak içinse de, çoğunlukla hizmet ettiği lobinin emrindedir. Yapısı itibariyle doğrudan bir istihbarat servisi görüntüsü vermez. Örneğin unutulmuş bir sanatçıya bir reklam ajansı kariyerini yeniden yükseklere taşıma sözü verir. Güven sağlamak amacıyla, maddi ve manevi olarak destekler. Kariyeri düzelmese de, meşhur olduğu zamanlardaki gibi refah seviyesi yüksektir ve sanal alemde ilgi görüyordur. İşte istihbarat servisleriyle desteklenen bu reklam ajansı, bir zamanların ham çökelekli meşhurlarına siyasi açıklamalarda bulundurur. Çoğu zaman tavsiyedir ve tıpkı fetö mağdurlarında olduğu gibi, minnet borcu akli melekelerine galip gelebilmektedir. Sanatçı sivri açıklamalar yapar ve gözaltına alınır, hatta hapse düşebilir. Reklam ajansına bu durum iki şekilde fayda sağlar. Ajans hem mağdur üzerinden prim yaparak hizmet ettiği lobinin fikrini güçlendirir hem de sanatçı eskisinden intikam motivasyonu yüksek bir militan devşirir.

Bir sosyal medya fenomenini, Türkiye'nin gündemi ile ilgili taraflı açıklamalarını görürseniz, bilin ki bu arkadaş "bilerek veya bilmeyerek" bu çarkın bir dişlisi olmuştur. Sosyal medya fenomenliği, her ne kadar şöhret amacı gütse de temelde para kazanma motivasyonu vardır ve para kazandıran her iş mübahtır. Bu yüzden, etki ajanlığına, yani yönlendirici casusluk faaliyetine müsait yapıdadırlar.

Gazetecilik zırhı, hem etki alanını geniş tutmak hem de mağdur yaratmak için idealdir. Belli bir ideolojiye mensup olmadığından, bugün ak dediğine yarın kara demesini kimse garipsemez. Öte yandan, eğer yukarıdaki sanatçı gibi suç teşkil eden faaliyetlerde bulunursa "gazetecilik", "ifade özgürlüğü" gibi global kalıplara rahatlıkla sığabilir. Türkiye'nin en çok izlenen muhalif sunucusu yıllar içerisinde bu şekilde servet kazanırken, etki ajanlığı ifşa olunca narenciye tipli bu arkadaş "huzur istiyorum" diyerek emekli bile olabilir.

sübliminal mesaj

nushirevan
Görünenin ardında, bilinçaltına gönderilmek istenen mesajdır. Yüzeysel bakıldığında görünmez, derinlemesine bakıldığında hemen fark edilir. Komplo teorilerinin argümanını oluşturan temel öğelerden biridir.



Tamam bu örnek olmadı ama sen anladın (bkz:bgv)

beyin

nushirevan
Duyu organlarının ötesinde bir gerçeklik kapasitesine sahip organ. Bize göre gerçek, duyularımızın bize söylediği şeylerdir genelde. Su sıcak mı? Sorusunu duyu organlarımızla test edebilir ve gerçegi öğrenebiliriz. Ancak duyuların her zaman yanılma payı vardır. Elinizi soğuk sudan çıkarıp ılık suya batırdığınızda su sıcak hissedilir. Ancak beyniniz az önceki deneyiminizden dolayı, duyu iletiminin aksi yönde suyun aslında ılık olduğunu kavrayabilir. Yine cam bir bardağa koyulan kalemin dışarda kalan kısmı kırılmış gibi durabilir. Işığın suda kırılma payı olduğunu bilen beyniniz, kalemin gerçekte kırık olmadığını size söyler. Kötü kokulu bir bölgeye gittiğinizde burnunuzun direği kırılır, çok rahatsız olabilirsiniz. Ancak orada yaşamaya başladığınızda bir süre sonra kokuyu alamaz hale gelirsiniz çünkü beyniniz koku algınızı bu yaşam koşullarına adapte edip gerçeklik algınızı yine değiştirmiştir.

Şimdi aşağıya rakam ve harflerden oluşan bir metin yazacağım ama beyniniz onu okuyabilecek:



bu mesaj zihnimizin ne kadar harikulade,etkileyici seyler yaptiginin kanitidir.baslangicta okumak zordu,fakat simdi bu satiri zihniniz kafa yormadan otamatik okuyabiliyor...degilmi?gurur duyabilirsiniz sirtinizin sivazlanmasini hakediyorsunuz...

müjde

nushirevan
başkan erdoğan 'ın cuma günü açıklayacağını söylediği haber. Gönül istiyor ki "koronaya yerli aşı ürettik" veya "karadenizde 500 milyar dolarlık petrol bulduk" filan desin..
1
nushirevan nushirevan
Allah'tan başka bir şey isteseymişim :)

instagram'da canlı yayın açmak

nushirevan
"X canlı video başlattı" diye bildirim aldığın, açtığında demode müzik eşliğinde otobanın şeritlerini sayabileceğin etkinlik. Öylesine manasız, öylesine boş işler. Canlı yayın açacaksan fikrini beyan et, faydalı bir şey paylaş ne bileyim en azından manzara olsun bilader, D300 karayolunu kim naapsın?!

üç nokta

nushirevan
... şeklindeki noktalama işaretidir. Birçok amaçla kullanılır ama en yaygın olanı, eksik bırakılan cümlenin sonuna eklenir.

"Ben sana yapacağımı bilirdim ama ..." gibi.

Sosyal medyada ise iletinin duygu durumunun daha derin ifade edilmesi için kullanılır.

"İyi ki varsın Eren ..." gibi.

Ben genelde üç nokta kullanmıyorum, bir noktadan sonra can sıkmaya başlıyor (bkz:bgv)

naim süleymanoğlu

nushirevan
naim filmi ile kendini ve bulgaristan zulmünü, beleneyi hatırlatmış rahmetli türk sporcu. Filmi sinemada izleme fırsatı bulamamıştım. Malum sitelere düşünce vakit ayırdım. Zaten ayla ve müslüm'ün yapımcısından deyince, filmin genel atmosferini ve tarzını anlayabiliyorsun ama bu kez derdi olan bir filmi izlemek güzeldi. Göçmen soydaşlarımıza yapılan mezalimi yeniden hatırlamak ve onları yâd etmek tekrar içimizi acıttı.



İzlemek isteyenler için spoiler'sız bir özet geçeyim:

Film Naim'in gözünden anlatılıyor. Yaşadıkları, tecrübeleri ile çevresini analiz etmesi, yaşadığı dönüşümü gayet iyi anlatılmış. Biyografik bir film olmasına rağmen, hikaye olarak da gerçeğin ve kurgunun arasında gidip geliyorsunuz. Naim'i oynayan çocuk da sanki doğumundan itibaren rahmetiğin filmi çıksın da oynayım diye beklemiş gibi. Cuk oturmuş. İlk tecrübesi olmasına rağmen de gayet iyi iş çıkarmış oyunculukta.

Filme getirebileceğim sadece iki kötü eleştiri var. Birincisi klişeler. Film klişeleri hiç es geçmiyor. İlla ki hotel mutfağında bir asyalı şef olmak zorunda değil mesela. İkincisi de, başka filmlerde başrol veya yardımcı olabilecek kalitede oyunculardan kimisi, filmde 5 dakika ancak görünüyor. Sanki oyuncu sendikasına "naim'in filmini çekiyoruz kim geliyor?" demişler de "paranın önemi yok, rolün ağırlığının da önemi yok yeter ki oynayım" demişler gibi. Figüran oynayan noname oyuncu yok. Hepsinin de kaşesi var normalde.

yurtdışı anıları

nushirevan
Belçika'da küçük bir banliyö kasabası olan Berchem'de kalıyorum. Prosedür gereği, belediyeden oturum alabilmek için kiraladığım evde polisin denetleme yapması lazım. Tam da ramazan ayı, orucum. Emirdağ'lılar Kıraathanesi (Afyon) gördüm. İçeri girip selam verdim, selamımı kimse almadı. Bir anlam veremedim. Gayet kibar bir dille polis istasyonunun adresini sordum. Yine kimse cevap vermedi. Doğrudan çay ocağına gidip elemana sordum bu defa. Hatta yanlış anlaşılma olmasın diye de "oturum için beklediğimi" de ayrıca belirttim. Cevap "git burdan kardeşim, burası Emirdağ'lıların" oldu. Yine anlam veremedim ama "tamam ya işte ben de türküm, bir yardımcı olun şu karakol nerede tarif edin de gidip kendimi kaydettireyim" dedim. Yok dedi, olmaz dedi, git dedi sadece. Zaten orucun son demleri, dedim ki "ne yapayım polisle görüşmek için camı çerçeveyi mi indiriyim burda?" Doğal olarak ahali ayaklandı ve çizgi filmlerde görebileceğiniz bir şekilde kapı dışarı edildim. Kendimi sokakta kaldırımda buldum. İki ayak yanaştı. Kafamı bi kaldırdım 80-90 yaşlarında yaşlı bir kadın. Belçika'da konuşulan dil ya fransızcadır, ya da hollandaca. Her iki dilde soru soruyor bana. Bende de hollandaca çat pat ama ingilizce deniz derya. Döndüm dedim ki "polis istasyonunu arıyorum ancak adresi bilmiyorum, kimse yardım etmedi" Kadın kahvenin içine tiksinir bir şekilde baktı, döndü bana ingilizce "beni takip et seni götüreyim" dedi. Meğer bu fransızca hocasıymış, ingilizceyi de bu yüzden biliyor. Neyse efendim karakola geldik, teşekkür ettik ayrıldık. İftar zamanı çoktan gelmiş ama boğazımdan bi gram su geçmemiş. Zaten dayakvari bir şey yemişim, sokaklara düşmüşüm. Üstüne bir de 2 kilometrelik yolu kaplumbağa hızında gelmişim perişanım. Derin bir nefes alıp içeri girdim ve dedektifi sordum. "Mesai bitti beyfandi.." tarzı bir cevap aldım. Oysa dedektifin bana zaten mesai dışında randevu vermiş olduğunu kendisine kağıt üstünde gösterdim. "Üff püff" ede ede telefonla çağırdı. Üst kattan biri indi hollandaca "mesai bitti ne çağırıyon?" diye kızı fırçalıyor. Döndü bana bir şeyler höykürdü. Ben yine ingilizce randevumuzu hatırlattım ve kendisinin neden gelmediği ile ilgilenmedigimi, sadece prosedürün tamamlanmasını istediğimi söyledim. "Hoop!" dedi, "burası londra mı? ingilizce konuşuyorsun?" dedi. Nevrim dönmüş zaten, "e peki burası amsterdam mı sen hollandaca konuşuyon dingil?!" dedim. "Dingil"i türkçe söyledim bgv Tabi dedektifle ben birbirimize horozlanıyoruz. O "olm bak git" diyor ben de "rozetini çıkar dışarı gel" diyorum. Sesim yükseldi diye mi "dingil"i mi duydu noldu bi türk polis memuru indi araya girdi. İlgili dedektifin alkolik olduğu için resmi uzaklaştırma aldığını söyledi. Buna rağmen, bedava bira olduğu için karakoldaymış dingil.. "Dosyamla ilgilenen dedektifi değiştirin" dedim, sağolsun türk polis hemen değiştirtti. Yarım saat sonra da bir başka dedektif gelip kira kontratımı filan denetledi. Yanında da türk polis var. Ama bi baktım, o sevecen hümanist polis gitmiş yerine sanki duvar gibi bir adam gelmiş. Göz teması kurmuyor, selam almıyor.. Dedim ki "herhalde dedektifin yanında 'türk türkü koruyor' denmesin diye böyle yapıyor"

Meğerse o da Emirdağ'lıymış. Mahalleye girince benim olayı öğrenip bana karşı tavır almış.

Bu olay yüzünden Afyon Emirdağ'lılardan hiç hazzetmedim. Neden sonra Belçika'dan ayrılma kararı aldım. Giderken herkesle helalleşeyim dedim. Elbette Emirdağ'lılar Kıraathanesi'nden dayak yemeden gitmek olmaz dedim bgv İçeri girdim ve ahaliye gittiğimi, yanlışım varsa özür dilediğimi ve herkesle helalleşmek istediğimi "istemeye istemeye" söyledim. Plot twist derler ya hani, herkes kalktı yerinden bir ilgilendiler, kahveler kurabiyeler, ikramlar, aman efendimler, canım ciğerimler.. "Herhalde bunlar yine dayak atacak, tadına varıyorlar" dedim ama işin aslı öyle değilmiş. 2 yıl nefret ettiğim Afyon Emirdağ halkı beni öyle bir yanılttı ki, yediğim dayağı da helali hoş ettim.

Meğer benim bir türk vatandaşından kiraladığım daire, daha önce dağdan gelen pkk'lılar için bir sığınak gibi bir şeymiş. Hatta ev sahibi tc vatandaşı şerefsiz de, dağ kadrosunun avrupaya geldikten sonra tutunmaları için kol kanat geriyormuş bu hainlere.. Türkiye sınırötesi operasyonlar yapınca, teröristler avrupaya gelemez olmuş. Bizim ev sahibi de "ev boş kalmasın" diye beni almış eve. Tabi Afyon Emirdağ'lılar milliyetçi adamlar. Benim gibi esmer, kavruk adamı görünce terörist sanmışlar. Tabi bu hainlere yağmurlu havada su yok. Üstüne bi de karakolu soruyorum, bunlar "la bu hainler buradaki karakola da mı saldıracak?" diye ses çıkarmamışlar. O günkü gariplik ondanmış.

Neden sonra kendimi ve dünya görüşümü paylaştım da ev sahibinin durumundan habersiz olduğumu da anladılar. Tren istasyonuna kadar eşlik ettiler. Helalleştik.

Sen de hakkını helal et Emirdağ.. Büyüksün.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol