Gerektiğinde kaleminin mürekkebini kirli yazan yazarların üzerine fışkırtma eylemini gerçekleştirebileceğini düşünüyorum.????????????
Kendilerine tekrar hosgeldin diyor ve kalemi tükenmeyen bir yazar olmasını diliyorum...
Saygı ve sevgilerle efenim...
küresel ısınma sorunsalı
Sorunsal değil, maalesef bir gerçektir. Üstelik geri dönülemez düzeyde bozduğumuz bir yapı bozukluğu bu. Doğanın kendini yenilemesi için fırsat vermeyen insanoğlu, vakit çok geç olduğunda anlayacak nerede yanlış yaptığını. İklimleri tamamen farklı 3 nokta söyleyeyim: Kahire, Antalya, İstanbul. Küresel ısınma, 20 yılda Kahire iklimini Antalya'ya, Antalya iklimini İstanbul'a taşıyacak. Ekvator çizgisinin çapı daha da genişleyecek ve kutuplara gidip global su dengesini sağlayan okyanusaltı akıntıların rotaları değişecek. Bu da kutupların erimesinden, tsunamilere kadar bir çok soruna neden olacak. Zaten bu insanoğlunun vurdumduymazlığını anlamak mümkün değil. Küresel ısınmayı yavaşlatabiliriz ama bu kıyamet senaryosu, ölmeyi kendine yakıştıramayan insanoğluna uzak geliyor anlaşılan. Tıpkı, Ukrayna-Rusya savaşından dolayı, küresel gıda krizi bas bas bağırırken, kimsenin önlem adına harekete geçmemesi gibi. Küresel ısınma uzun vadeli bir senaryo ama gıda krizi çok daha yakın. Ne ülkemizde, ne de dünyamızda bir avuç insan dışında kimse bunun önüne geçmek için mücadele etmiyor. Akaryakıt fiyatlarını konuştuğumuz günleri, su fiyatları artmaya başladığı zaman unutacağız.
Mesela yaşadığınız yerlerde göl, gölet var mı bilmiyorum. Bir süredir suyun çekildiğini ve kıyı şeridinde açıklık meydana geldiğini görmüşsünüzdür. Ne orman bakanlığı ne de yerel idareler, bu açıklığı yeşil örtü ile yeniden doğaya kazandırmayı düşündüler mi? Herkesin fikri, suyun tekrar geleceği öngörüsü. Gelse bile yeşile zararı olmazdı, üstelik sudaki oksijen miktarı da artmış olurdu. O golün bir daha eskisi gibi dolmayacağı fikrini kabul etmemenizi anlarım ama balçığa bakıp "ah vah" edecek olanlar sorumluluk sahibi makamlar olmamalı.
Mesela yaşadığınız yerlerde göl, gölet var mı bilmiyorum. Bir süredir suyun çekildiğini ve kıyı şeridinde açıklık meydana geldiğini görmüşsünüzdür. Ne orman bakanlığı ne de yerel idareler, bu açıklığı yeşil örtü ile yeniden doğaya kazandırmayı düşündüler mi? Herkesin fikri, suyun tekrar geleceği öngörüsü. Gelse bile yeşile zararı olmazdı, üstelik sudaki oksijen miktarı da artmış olurdu. O golün bir daha eskisi gibi dolmayacağı fikrini kabul etmemenizi anlarım ama balçığa bakıp "ah vah" edecek olanlar sorumluluk sahibi makamlar olmamalı.
ütü yapabilen erkek
Vinç kullanabiliyor,kaynak yapabiliyor ne bileyim duvar örebilip,öğretmenlik yapabiliyorsa ütü de yapabilir. Büyütmeyin gözünüzde tanrı aşkına... salata bile yapabilir düşünün yani.
nekropol
Toplu mezar. Arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isim.
ayasofya
Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul'un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul'un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür.
Ayasofya bir kilise mi, cami mi yada müze midir diye tartışılırken bence dinin siyasete alet edildiğini gösteren bir mâbettir. Ama aslen de kilise olarak inşaa edilmiş, 1500 yıldır ayakta kalabilen bir saheserdir.
Ayasofya bir kilise mi, cami mi yada müze midir diye tartışılırken bence dinin siyasete alet edildiğini gösteren bir mâbettir. Ama aslen de kilise olarak inşaa edilmiş, 1500 yıldır ayakta kalabilen bir saheserdir.
çin halk cumhuriyeti
abd'yi tahtından edip geleceğin süper gücü olmaya aday ülkesi Şu anda dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olmasına rağmen 2050 yılında birinci sıraya geleceği tahmin ediliyor.abd ise süper güç unvanını kaybetmek istemeyip dünyanın jandarma devleti olmayı devam ettirmek istiyor.Bu yüzden çin ile kıyasıya bir mücadele içinde nitekim abd çinin dev teknolojik şirketi huawei'nin ürünlerini ekipmanlarını "siber casusluk" yapabileceği gerekçesiyle kullanımına yasak getirildi.ABD, müttefik ülkelerdeki hükümet ve telekomünikasyon sağlayıcılarınıda çağrılarına kulak vermeleri ve Huawei'nin ağ donanımlarının kullanmamaları konusunda uyardı.abd"nin huawei korkusunun altında şunlar var:“21. yüzyılda, üstte kalmanın yolu teknolojik üstünlükten geçiyor. Askeri operasyonları bir yana koyup, ülkenizde sıfır kan akıtarak, bilgisayarlar üzerinden oturduğunuz yerden bir ülkenin elektrik sistemini felce uğratmanız, nükleer reaktörünü patlayacak noktaya getirmeniz mümkün. ABD-Avrupa yani batı bloğu ile Çin-Rusya arasındaki itişmede, artık “teknolojik üstünlük” sahibi olan kazanacak. Başka deyişle; 1947-1991 arasına tarihlenen “Soğuk Savaş” döneminin yerini, 21. yüzyılda artık “Siber Savaş” dönemi aldı. 20. yüzyılın güç itişmesinin odağı “Petrol”dü, 21. yüzyılınki “Bilişim Teknolojileri”. Bugün, ABD hala Ortadoğu ile ilgileniyor ama bunun nedeni kendi petrolü değil. Çünkü Alaska petrolü ve kaya içinden çıkardığı gaz ile kendi kendine yeter hale geldi. Hatta ihracat yapıyor. Şimdi Ortadoğu ile ilgilenmesinin temelinde, ortağı Avrupa, Japonya ve de rakibi Çin'in bu bölgeden petrol temin ediyor olması yatıyor. ABD musluğu elinde tutmaya çalışıyor.
ABD ile Çin arasındaki bu kapışma ilerleyen zamanlarda dozunu artırarak sınırları dışında hakim oldukları ülkeleri kullanarak sıcak çatışmaya dönebilir.
ABD ile Çin arasındaki bu kapışma ilerleyen zamanlarda dozunu artırarak sınırları dışında hakim oldukları ülkeleri kullanarak sıcak çatışmaya dönebilir.
erdoğan korkunç bir terör eylemini sömürüyor
Yüzeysel bakıldığında yanlış görünebilir fakat Erdoğan bu terör olaylarını destekleyenlere mesaj vermek için yapmıştır yani olayın dış politika yönü var, havlama sesi de Londra'dan geldiğine göre adrese ulaşmış ve mesajı aldıkları anlaşılıyor
üstteki yazar hakkında düşünülenler
15 Ekim ilk başlık
20 Ekim güven sözlük alışkanlık yaptı .
Bazı yazılarını çok itici bulsamda sekizgen tekrar hoşgeldiniz diyorum.
20 Ekim güven sözlük alışkanlık yaptı .
Bazı yazılarını çok itici bulsamda sekizgen tekrar hoşgeldiniz diyorum.
