Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
insanın ölümü
Ülkemizde kişinin doğumundan 27503 gün sonra gerçekleşmesi beklenen olaydır. Ortalama 1 milyar kalp atımı ömrü olan bir canlının sonudur.
türk müslümanlığı
Hanefi & maturidi düzleminde uyum ile cereyan etmiştir. Asıl görevi köhneleşen ve aslını unutan müslümanlara birer manifesto olan tarikatler, son birkaç yüzyılda aslından uzaklaşmış ve gelenekçi bir hale bürünmüştür. Oysaki tarikatler yapısı itibariyle yenilikçidir ve dirilişi savunmaktadır. Bu gelenekçi hale bürünmeleri birçok hurafeyi de inanca sokmuş ve batıl bir anlayış nüksetmeye başlamıştır. Böylece birçok hizip dinin canlılığından koparak kültürleşmiş ve günümüze ulaşmıştır. Tüm bu olanlar neticesinde Türk Müslümanlığının temelleri sağlam kalmış fakat günümüzde çürük teşkilatlanmalar üzerinde durmaya devam etmektedir demek mümkündür.
çayı şekersiz içen insan
Şekerli-şekersiz geyiğine sebep olan kişidir.
attila
Gununuzde hala Avrupalilarin adı anilinca tüylerini diken diken yapan hükümdar.
çayı şekersiz içen insan
Çay içen insandır. Şerbet içmek isteseydi tadı çaydan daha güzel olan şerbetleri içerdi. Çayın gerçek buruk tadını seven kişidir.
attila
Ayağının bastığı her yeri vatan toprağı görecek kadar iddialı olan hun imparatoru.
internetten para kazanmak
Birde youtuberlar var. Kendilerini maymuna ceviren kalabalik bir topluluk zuhur etti. Allah sonlarını hayır etsin. Sanırım popüler olmak ve para kazanmak altında yatan sebep olmalı.
elektrik faturasındaki kayıp kaçak bedeli
Faturalarını düzenli ödeyenleri ödüllendirmek yerine cezalandırma yöntemi. Oysaki elektrik hatları üzerine yerleştirilecek birkaç sayaç sayesinde kaçakların yerini tespit etmek fevkalade kolay bir iştir.
karınca
Çok uzun zaman önce Ibrahim Peygamberi, Nemrut ateşe atacağı sırada karıncalardan bir karinca ateşi söndürmek için sırtında su taşıyormuş. Karıncanın bu halini görünce gülmüşler. Sen bu kadarcık halinle o ateşi sondureceğini mi düşünüyorsun, demişler. Karıncaca yapamasak da yolunda olalım yeter demiş.
10 yaşındayken aşık olunan ünlüler
Olmadıki.
kendime söz veriyorum
Bakın bu defa çok ciddiyim yarın itibariyle çok sıkı bir diyete başlıyorum. Ekime kadar 15 kilo vermeyi hedefliyorum. Günde 15.000 adım atmayı planlıyorum. Bu defa olacak. Kendime söz veriyorum..
(umarım yarın sabah diyete başladığımı unutup öğlen hatırlamam)
(umarım yarın sabah diyete başladığımı unutup öğlen hatırlamam)
eminönü'nde balıkçı vahşeti
Twitter gündemi.
pazar günü (4 ağustos 2019) 2 abim ve eşleriyle saat 17 civarı tarihi eminönü balıkçısı'na gittik. beş tane balık ekmek aldık. oturduğumuz andan itibaren çalışanlar özellikle kadınları rahatsız ederek hepimize kabaca davranıyorlardı. birkaç defa garsonun dikkatsizce yengeme çarpmasının ardından küçük abim çalışana “dikkat etsene kardeşim” diyerek uyarıda bulundu. garson “ne dikkat edecem” diye karşılık verince abim “kadınları rahatsız ediyorsun, dikkatlice geçebilirsin” diye cevap verdi. “bilerek mi yapıyorum” diye bağırınca abim “kusura bakma desen konu kapanacak” diye cevap verdi. garson “senden özür mü dileyecem, sinir etme ****** koydurtma” diyince büyük abim “ne biçim konuşuyosun kardeşimle” diye çıkıştı. garson ana-bacı söverek bağırınca ben ayağa kalktım ve “ne biçim konuşuyon lan” diyerek üzerine yürüdüm. o an garson geri çekilince birden çevredekiler beni tuttular. birkaç saniye içinde gemi ve turşucuda çalışan yaklaşık 20 kişinin üzerimize doğru koştuğunu gördük. ne olduğunu anlamadan bize saldırdılar. 3ümüzü de ayrı köşelere çekerek yumruk ve tekmeler savurdular. ben darbelerden korunmak için kapandım. o sırada üzerime kesici aletle koşan birini gören küçük abim önündeki saldırganları dağıtarak koşan kişiyi engelledi. korunmasız kaldığı için yüzüne ve vücuduna fazlaca darbe aldı. pala olduğunu düşündüğümüz kesici aletle kafasına gelen darbe sonrası kanlar içinde yerde kaldı. bunu görünce kendimi savunmayı bırakıp küçük abimin yanına koştum. çevresindeki saldırganları uzaklaştırmaya çalıştım. yerde kan birikince saldıranlar uzaklaştı. bu olaylar sırasında 2 yengem de çığlıklar atarak saldırganları engellemeye çalıştılar. büyük abim de aldığı darbelerden sonra ayakta durabilecek durumdaydı ve onunla beraber yerde yatan abimi kenara çektik. hemen ambulans ve polisi arayarak 20 kişi tarafından silahlı saldırıya uğradığımızı ve abimin ciddi şekilde yaralandığını söyledim. bu sırada abimin doktor eşi ilk müdahaleyi yaptı.
olayın daha trajik kısmı bundan sonra başladı. 10 dakikalık yürüme mesafesindeki sirkeci karakolundan en az 25 dakika sonra geldiler. 20 kişi tarafından saldırıya uğradığımızı ihbar etmemize rağmen sadece 2 kişi gelmişlerdi. hiçbir müdahalede bulunmadan olayla ilgili sorular sordular. tutanak tuttuklarını ve karakolda ifade verdikten sonra şikayette bulunabileceğimizi belirttiler. emniyet ekiplerinden yaklaşık 15 dakika sonra ambulans geldi. ambulans geldiğinde emniyet ekipleri bir anda kayboldular. hastanede 3ümüz de darp raporu aldıktan sonra karakola ifade vermeye gittik. işletmenin yetkilileri biz gittiğimizde ordaydı. polis aracılığıyla özür dileyip uzlaşmak istediklerini söylediler, kabul etmeyip sürece devam etmek istediğimizde tutanağın tutulmadığını öğrendik. tutanağın tutulmadığını duyan daha rütbeli olduğunu düşündüğümüz polis olay yerine kim gittiyse o uğraşsın diyip kapıyı çarparak odasına girdi. bizimle hiçbir polis ilgilenmek istemiyordu. iletişimde olduğumuz polis durmadan işletmenin yetkilileriyle görüşüp bize geliyordu. önce elimize bir kimlik fotoğrafını tutuşturup kişiyi teyit etmemizi istedi. emin olmadığımızı söyleyince kesin tespit etmemiz için bizi zorladı. sebep olarak 'uzlaşma olmazsa arbede çıkabilir.(karakolda(!))'dedi. bu tehditvari cevaptan sonra fotoğraf üzerinden kişiyi tespit edemeyeceğimizi yineledik. kamera kayıtlarının bu durumu çözmeye yeteceğini söyleyince emniyet kameralarının bozuk olduğunu söyledi. belediye kameraları da dahil diğer kayıtları alabiliyosanız alın dediler. eksik veya hatalı ifade ve tutanakları imzalatmaya çalışmaları da cabasıydı.
süreç boyunca bizimle ilgilenmeyen, başından savan polis memurlarının aile büyüklerimizin gelip olaya müdahil olmalarıyla tavırları değişti. en baştan ifademizi alıp süreci biraz daha ciddiyetle takip etmeye başladılar.
fakat hala kesin sonuç alabileceğimize emin değiliz. birileri sürecin ilerlemesini engelliyor. kamera kayıtlarına hala ulaşamıyoruz. yengelerimin yaşadığı travma, benim ve büyük abimin vücudundaki morluklar, en önemlisi de küçük abimin kafasındaki 20-25 civarı dikiş yanlarına kar kalmamalı. şehrin göbeğinde, günde ortalama beş milyon insanın geçtiği bir yerde bu magandaların böyle rahatça eşkıyalık yapmasına göz yummak istemiyoruz.
pazar günü (4 ağustos 2019) 2 abim ve eşleriyle saat 17 civarı tarihi eminönü balıkçısı'na gittik. beş tane balık ekmek aldık. oturduğumuz andan itibaren çalışanlar özellikle kadınları rahatsız ederek hepimize kabaca davranıyorlardı. birkaç defa garsonun dikkatsizce yengeme çarpmasının ardından küçük abim çalışana “dikkat etsene kardeşim” diyerek uyarıda bulundu. garson “ne dikkat edecem” diye karşılık verince abim “kadınları rahatsız ediyorsun, dikkatlice geçebilirsin” diye cevap verdi. “bilerek mi yapıyorum” diye bağırınca abim “kusura bakma desen konu kapanacak” diye cevap verdi. garson “senden özür mü dileyecem, sinir etme ****** koydurtma” diyince büyük abim “ne biçim konuşuyosun kardeşimle” diye çıkıştı. garson ana-bacı söverek bağırınca ben ayağa kalktım ve “ne biçim konuşuyon lan” diyerek üzerine yürüdüm. o an garson geri çekilince birden çevredekiler beni tuttular. birkaç saniye içinde gemi ve turşucuda çalışan yaklaşık 20 kişinin üzerimize doğru koştuğunu gördük. ne olduğunu anlamadan bize saldırdılar. 3ümüzü de ayrı köşelere çekerek yumruk ve tekmeler savurdular. ben darbelerden korunmak için kapandım. o sırada üzerime kesici aletle koşan birini gören küçük abim önündeki saldırganları dağıtarak koşan kişiyi engelledi. korunmasız kaldığı için yüzüne ve vücuduna fazlaca darbe aldı. pala olduğunu düşündüğümüz kesici aletle kafasına gelen darbe sonrası kanlar içinde yerde kaldı. bunu görünce kendimi savunmayı bırakıp küçük abimin yanına koştum. çevresindeki saldırganları uzaklaştırmaya çalıştım. yerde kan birikince saldıranlar uzaklaştı. bu olaylar sırasında 2 yengem de çığlıklar atarak saldırganları engellemeye çalıştılar. büyük abim de aldığı darbelerden sonra ayakta durabilecek durumdaydı ve onunla beraber yerde yatan abimi kenara çektik. hemen ambulans ve polisi arayarak 20 kişi tarafından silahlı saldırıya uğradığımızı ve abimin ciddi şekilde yaralandığını söyledim. bu sırada abimin doktor eşi ilk müdahaleyi yaptı.
olayın daha trajik kısmı bundan sonra başladı. 10 dakikalık yürüme mesafesindeki sirkeci karakolundan en az 25 dakika sonra geldiler. 20 kişi tarafından saldırıya uğradığımızı ihbar etmemize rağmen sadece 2 kişi gelmişlerdi. hiçbir müdahalede bulunmadan olayla ilgili sorular sordular. tutanak tuttuklarını ve karakolda ifade verdikten sonra şikayette bulunabileceğimizi belirttiler. emniyet ekiplerinden yaklaşık 15 dakika sonra ambulans geldi. ambulans geldiğinde emniyet ekipleri bir anda kayboldular. hastanede 3ümüz de darp raporu aldıktan sonra karakola ifade vermeye gittik. işletmenin yetkilileri biz gittiğimizde ordaydı. polis aracılığıyla özür dileyip uzlaşmak istediklerini söylediler, kabul etmeyip sürece devam etmek istediğimizde tutanağın tutulmadığını öğrendik. tutanağın tutulmadığını duyan daha rütbeli olduğunu düşündüğümüz polis olay yerine kim gittiyse o uğraşsın diyip kapıyı çarparak odasına girdi. bizimle hiçbir polis ilgilenmek istemiyordu. iletişimde olduğumuz polis durmadan işletmenin yetkilileriyle görüşüp bize geliyordu. önce elimize bir kimlik fotoğrafını tutuşturup kişiyi teyit etmemizi istedi. emin olmadığımızı söyleyince kesin tespit etmemiz için bizi zorladı. sebep olarak 'uzlaşma olmazsa arbede çıkabilir.(karakolda(!))'dedi. bu tehditvari cevaptan sonra fotoğraf üzerinden kişiyi tespit edemeyeceğimizi yineledik. kamera kayıtlarının bu durumu çözmeye yeteceğini söyleyince emniyet kameralarının bozuk olduğunu söyledi. belediye kameraları da dahil diğer kayıtları alabiliyosanız alın dediler. eksik veya hatalı ifade ve tutanakları imzalatmaya çalışmaları da cabasıydı.
süreç boyunca bizimle ilgilenmeyen, başından savan polis memurlarının aile büyüklerimizin gelip olaya müdahil olmalarıyla tavırları değişti. en baştan ifademizi alıp süreci biraz daha ciddiyetle takip etmeye başladılar.
fakat hala kesin sonuç alabileceğimize emin değiliz. birileri sürecin ilerlemesini engelliyor. kamera kayıtlarına hala ulaşamıyoruz. yengelerimin yaşadığı travma, benim ve büyük abimin vücudundaki morluklar, en önemlisi de küçük abimin kafasındaki 20-25 civarı dikiş yanlarına kar kalmamalı. şehrin göbeğinde, günde ortalama beş milyon insanın geçtiği bir yerde bu magandaların böyle rahatça eşkıyalık yapmasına göz yummak istemiyoruz.
karınca
Ben küçükken bahçemizde genelde oturduğumuz yerin hemen yanından tarlalara küçük bir su akardı. Bir gün yine oturuyoruz dayımlarda var. Baktım suyun üstünde bir karınca akıntıya kapılmış gidiyor. İçimdeki lanetli ses onu ordan çıkarıp öldür dedi. Bende hemen harekete geçtim. Meğer dayım beni izliyormuş. Karıncayı incitmeden bi yaprakla alıp sudan çıkardım. Sabırsız dayım biraz dursa yeğenini tanıyacaktı ama sabredemedi ve sesli bir şekilde, aferin yeğenime merhametli yeğenim gibi bir şeyler söyledi. Tabi bütün gözler takdirle bana döndü ve günün kahramanı ilan edildim (!). Ama sonrası yok öldürmüşte olabilirim zavallıyı. Allah affetsin..