Akıllı telefonlar çıkmaya başladığı an etrafima baktım herkes müptela olmuş. Kesinlikle tuşlu telefondan nokia 5110 vazgeçmem. Kölesi asla olmam dedim, yapmam dedim. Beni esir alamaz dedim. Ve sonuç çok güzel bir şekilde kullanıldığımı hissettim. swh
büyük konuşmamak gerekiyor
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
güven sözlük serbest stil portalı
Başlığın amacı tam da bu,
birbirmizin eksiklerini düzelterek, devamlı yazarak kendimizi geliştirmek.
Yazarken beğenmediğini unsurların zamanla düzeleceğini düşünüyorum.
birbirmizin eksiklerini düzelterek, devamlı yazarak kendimizi geliştirmek.
Yazarken beğenmediğini unsurların zamanla düzeleceğini düşünüyorum.
yazarların asla yapmam dedikleri şeyler
Asla yapmam dediğim hayatı yaşıyorum, siz ne diyorsunuz!
Koca ağzımı en son açtığımda; “yahu hocam ne acayip düşüncelerin var, şunları bizimle paylaşıyorsun da neden toplulukla paylaşmaya yanaşmıyorsun, ne var kendinizi paylaşsanız ?” demelerinin üzerine “a-s-l-a” dedim ve üzerinden 1 ay geçmeden sözlük sitesinde buldum kendimi!
hey yavrum hey
Koca ağzımı en son açtığımda; “yahu hocam ne acayip düşüncelerin var, şunları bizimle paylaşıyorsun da neden toplulukla paylaşmaya yanaşmıyorsun, ne var kendinizi paylaşsanız ?” demelerinin üzerine “a-s-l-a” dedim ve üzerinden 1 ay geçmeden sözlük sitesinde buldum kendimi!
hey yavrum hey
bireysel silahlanma
Trabzon'da hayatın bi parçası denebilir 5 kişiden 6 sı belinde silahla gezer, çay ocağı, kahvehane ortamlarında silah sohbet konusudur. Kullanım açısından tecrübeliyizdir şehir magandası değilizdir köyde, yaylada, düğünde eğlence amaçlı kullanırız. Silah kullanmayı 6 7 yaşında ögrenen bi şehiriz, nerdeyse her evde savaşa gitmeye yetecek kadar silah ve cephane bulmanız mümkündür. (%95i ruhsatlıdır)
vize haftası
Sınava girecek olan öğrencilerin toplanıp ders çalışması gerekirken Sabah saatlerine kadar dizi keyfi,taş okey vb kendilerine eğlence çıkarttığı bir hafta türü...
güven sözlük serbest stil portalı
İyi kötü birşeyler yazmaya çalışıyorum. Her başlık altına olmasada cevap verebileceklerimin altına entry girmeye çalışıyorum. Evet kötü yazarım eyvallah birşey diyemem. Hatta yazar bile değilim... Asıl yazarlara haksızlık etmiş olurum. Bu yüzdendir ki ben yazar aday adayıyım... Yanlışlarımı görüyor ve sessiz kalan her kim var ise evde kalır inşallah demiyorum swh.
Velhasıl iyi olmak için çaba sarf ediyorum. Yanlış var ise af oluna...
Saygı ve sevgilerle...
Velhasıl iyi olmak için çaba sarf ediyorum. Yanlış var ise af oluna...
Saygı ve sevgilerle...
yazarların asla yapmam dedikleri şeyler
ileride gerçekleşince, asla kaynanama el bombası atmam.

telefonu kapatmayı unutup arkanızdan saydıran kişi
Genellikle belli yaş üstü teyzelerimizin android telefon kullanmayı pek beceremediği halde aradığı eltisiyle yahut görümcesiyle konuştuktan sonra aramayı sonlandırmayı unutmasıyla gerçekleşen hadisedir. O sırada genellikle arkasından saydırılan kişi dedikodularca çekiştirilir arkadan saydıran kişi ise içindekileri kusmuştur lafı döndürme çabaları pek sevimsiz karşılanacak kişidir.
yazarların asla yapmam dedikleri şeyler
asla asla dememek gerekir ancak insan bazen şunu şunu yapmam demeden de duramaz.
pantolon altına beyaz çorap giymem
pantolon altına beyaz çorap giymem
güven sözlük serbest stil portalı
Desteklediğim ve oluşturanlara teşekkür ettiğim başlık, 25.07.2016 tarihli yazımı paylaşarak başlatalım o zaman.
"Dünya var oldu olalı, hiç değişmeyecek dediğimiz nice şeyler adeta mutasyona uğradı. Farklılaştı. Sonucunda ne oldu dersek: İşte olay aslında burada başlıyor. Hakikaten sonunda ne oldu? Bu son değişimin başlamadığı o ilk ana geri dönmedi mi? Yani hızla değişen, mutasyon geçiren her ne varsa her seferinde döndü dolaştı başa sardı. İlk haline büründü. Şimdi biraz global olması açısından dünya ile giriş yaptık. Artık parça parça gideceğiz ve göreceğiz ki her şey değişse de en başa dönecek.
Her şey değişecek ama hiçbir şey değişmeyecek (bu ne demek lan mı dediniz?)
Artık yılbaşı heyecanının(!) son demlerindeyiz. Herkeste öyle bir algı var ki -tabii haklı olarak- “şu lanet yıl artık bi' bitsin 2017 gelsin lan!” serzenişleri yeri göğü inletiyor. Haksız bir serzeniş değil elbette. Ne üzücü bir yıldı.. Hatırlamak istemesek de bildiğin darbe oluyordu lan bu ülkede? Nasıl unutulur bu yıl olanlar? Şimdi bir daha gidelim onu göz önüne getirin. 2015'i. Yavaş yavaş 2014'e geçin. Haah tamam dur orda. Şimdi 2013'e bak.
Neler geliyor gözünün önüne, sadece ülkenle ilgili değil başta dedik ya dünya bazında bak. Global bir çerçeveden dünyaya bi göz gezdir. Değişim bi yerde başlamış, artık nerede ne durumda bilmiyoruz kestiremiyoruz da. Ama o denli acı o denli feryat o kadar ölüm var ki geride durmak bilmiyor!
Küresel ısınma diyorduk. “Olum ozon deliniyor lan! Az sık şu zıkkımı” dediğimiz günler geliyor aklımıza. Yeşilaycı, çevre dostu insan edebiyle, deodorant sıkan arkadaşlarımıza... Afrika da ölen çocuklar vardı, susuzluktan açlıktan... Sahi şimdi durdu mu ölümleri? Türkistan da eziyet gören kardeşlerimize üzülüyorduk. O işkenceleri görüp aslan kesiliyorduk yakıp yıkıyorduk klavyemizle etrafı.
Sonra bir bakmışız Filistin de ölen masumlara... Canlı yayında bombardımanlar izliyorduk bilgisayarlarımızın başında çaylarımızı içerek. Beddualar, dualar havada uçuşuyordu, “Allah'ım nasıl oluyor bunlar!?” hatırlarsınız o meşhur “ya kahhar” nidalarını etraflarınızdan..
İşid diye siyah sancaklı teröristler çıktı piyasaya, kimse bir şey anlamadan “bilmeden bunlar kim lan?” demeye kalmadan terörist dediğimiz adamlar ülke işgal edecek seviyeye geldi. Yine masumlar öldü gene insanlar öldü gene kanlar sokaklardan aktı oluk oluk.
Sonra kamera biraz daha yakına geldi. Suriye'ye. Bir baktık adamın teki durduk yere manyağa bağladı kendi halkını katlediyor. Kimyasal silahları kendi halkı üzerinde test ediyor lan herif. Ne oluyor dedik, biz yine buradan rahatımız yerindeyken. Ölümler hiç durdu mu? Öldürülenler azaldı mı. Sahillere ölü çocuk bedenleri vurmadı mı?
Unuttuk, unutturdular ve en kötüsü de alıştık. İnsanlar acıya alışıyor elbet.
Biraz inancı olan insanlar bile isyana kalktı dedi ki: “Allah'ım çocukların ölümüne neden izin veriyorsun?” mutlak gücün sahibi ya sabredin dedi ya da kendi göbeğinizi kendiniz kesin dedi. Bilemeyiz. Yarım imanlı olanlar zaten şuan çoktan onları da kaybettiler. Fark edilmiştir son dönemlerde inançsız insanlarda çoğaldı etrafımızda neyse..
Şimdi çerçeveyi daraltalım, gelin bakalım bir ülkemize. Biz de günlük gülüstanlık geçinip gitmedik. Yüzlerce patlama, on binlerce insanın ölümü, nice insanın elini, bacağını gözünü kaybetmesi.. Şimdi biraz da düşününce biz de savaştayız sanırım? Bunca şey durduk yere nasıl olur yoksa?
Toparlayalım..
Ülkeyi değil elbet. Onun için artık çok geç.
Bir umut deyip “ne iğrenşşş bi yıldı artık 2017 gelsin yeaa” diyen güzel insanlar keşke 2017 de her şeyin daha kötü olacağını bilseler.
Bilseler ki 2018'e girdiğimizde keşke 2016'da kalsaydık diyecekler. Neler yaşayacaklar.
Daha her şey yeni başladı desek yeridir. Daha ölecek çok fazla masum, çok fazla çocuk var. Daha çok kahrolacağız.
Daha çok insan “ya kahhar” çekip derin uykulara dalacak.
Bence uyanmak lazım. Bi lafım vardı kullandığım. Çok hoşuma gitmişti yineleyeyim onu: “Bu dünyayı artık insanlar temizleyemez.”
Bakalım bu değişimin başlangıç noktasına ne ve zaman nasıl döneceğiz..."
"Dünya var oldu olalı, hiç değişmeyecek dediğimiz nice şeyler adeta mutasyona uğradı. Farklılaştı. Sonucunda ne oldu dersek: İşte olay aslında burada başlıyor. Hakikaten sonunda ne oldu? Bu son değişimin başlamadığı o ilk ana geri dönmedi mi? Yani hızla değişen, mutasyon geçiren her ne varsa her seferinde döndü dolaştı başa sardı. İlk haline büründü. Şimdi biraz global olması açısından dünya ile giriş yaptık. Artık parça parça gideceğiz ve göreceğiz ki her şey değişse de en başa dönecek.
Her şey değişecek ama hiçbir şey değişmeyecek (bu ne demek lan mı dediniz?)
Artık yılbaşı heyecanının(!) son demlerindeyiz. Herkeste öyle bir algı var ki -tabii haklı olarak- “şu lanet yıl artık bi' bitsin 2017 gelsin lan!” serzenişleri yeri göğü inletiyor. Haksız bir serzeniş değil elbette. Ne üzücü bir yıldı.. Hatırlamak istemesek de bildiğin darbe oluyordu lan bu ülkede? Nasıl unutulur bu yıl olanlar? Şimdi bir daha gidelim onu göz önüne getirin. 2015'i. Yavaş yavaş 2014'e geçin. Haah tamam dur orda. Şimdi 2013'e bak.
Neler geliyor gözünün önüne, sadece ülkenle ilgili değil başta dedik ya dünya bazında bak. Global bir çerçeveden dünyaya bi göz gezdir. Değişim bi yerde başlamış, artık nerede ne durumda bilmiyoruz kestiremiyoruz da. Ama o denli acı o denli feryat o kadar ölüm var ki geride durmak bilmiyor!
Küresel ısınma diyorduk. “Olum ozon deliniyor lan! Az sık şu zıkkımı” dediğimiz günler geliyor aklımıza. Yeşilaycı, çevre dostu insan edebiyle, deodorant sıkan arkadaşlarımıza... Afrika da ölen çocuklar vardı, susuzluktan açlıktan... Sahi şimdi durdu mu ölümleri? Türkistan da eziyet gören kardeşlerimize üzülüyorduk. O işkenceleri görüp aslan kesiliyorduk yakıp yıkıyorduk klavyemizle etrafı.
Sonra bir bakmışız Filistin de ölen masumlara... Canlı yayında bombardımanlar izliyorduk bilgisayarlarımızın başında çaylarımızı içerek. Beddualar, dualar havada uçuşuyordu, “Allah'ım nasıl oluyor bunlar!?” hatırlarsınız o meşhur “ya kahhar” nidalarını etraflarınızdan..
İşid diye siyah sancaklı teröristler çıktı piyasaya, kimse bir şey anlamadan “bilmeden bunlar kim lan?” demeye kalmadan terörist dediğimiz adamlar ülke işgal edecek seviyeye geldi. Yine masumlar öldü gene insanlar öldü gene kanlar sokaklardan aktı oluk oluk.
Sonra kamera biraz daha yakına geldi. Suriye'ye. Bir baktık adamın teki durduk yere manyağa bağladı kendi halkını katlediyor. Kimyasal silahları kendi halkı üzerinde test ediyor lan herif. Ne oluyor dedik, biz yine buradan rahatımız yerindeyken. Ölümler hiç durdu mu? Öldürülenler azaldı mı. Sahillere ölü çocuk bedenleri vurmadı mı?
Unuttuk, unutturdular ve en kötüsü de alıştık. İnsanlar acıya alışıyor elbet.
Biraz inancı olan insanlar bile isyana kalktı dedi ki: “Allah'ım çocukların ölümüne neden izin veriyorsun?” mutlak gücün sahibi ya sabredin dedi ya da kendi göbeğinizi kendiniz kesin dedi. Bilemeyiz. Yarım imanlı olanlar zaten şuan çoktan onları da kaybettiler. Fark edilmiştir son dönemlerde inançsız insanlarda çoğaldı etrafımızda neyse..
Şimdi çerçeveyi daraltalım, gelin bakalım bir ülkemize. Biz de günlük gülüstanlık geçinip gitmedik. Yüzlerce patlama, on binlerce insanın ölümü, nice insanın elini, bacağını gözünü kaybetmesi.. Şimdi biraz da düşününce biz de savaştayız sanırım? Bunca şey durduk yere nasıl olur yoksa?
Toparlayalım..
Ülkeyi değil elbet. Onun için artık çok geç.
Bir umut deyip “ne iğrenşşş bi yıldı artık 2017 gelsin yeaa” diyen güzel insanlar keşke 2017 de her şeyin daha kötü olacağını bilseler.
Bilseler ki 2018'e girdiğimizde keşke 2016'da kalsaydık diyecekler. Neler yaşayacaklar.
Daha her şey yeni başladı desek yeridir. Daha ölecek çok fazla masum, çok fazla çocuk var. Daha çok kahrolacağız.
Daha çok insan “ya kahhar” çekip derin uykulara dalacak.
Bence uyanmak lazım. Bi lafım vardı kullandığım. Çok hoşuma gitmişti yineleyeyim onu: “Bu dünyayı artık insanlar temizleyemez.”
Bakalım bu değişimin başlangıç noktasına ne ve zaman nasıl döneceğiz..."
vize haftası
Üzüyor, kırıyor, döküyor tüm eksileri ben verdim.
artık anlamını kaybeden şeyler
pul koleksiyonerliği
vize haftası
üniversitelerde yarıyıl sınavı olarak geçen sınavların nedense bilenen adı vizedir, bu sebeple vizelerin yapıldığı hafta da vize haftasıdır.
an itibariyle yaklaşıyor yaklaşmakta olan moduyla karşılamakta olduğumdur.
an itibariyle yaklaşıyor yaklaşmakta olan moduyla karşılamakta olduğumdur.
uefa şampiyonlar ligi
dünyanın en prestijli kulüp turnuvası ancak değişen kurallar nedeniyle eskisi kadar tat alamadığımı farkettim, özellikle katılımın ülkelere dağılımındaki eşitsizliğin artması da büyük bir rol oynadı.