Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

zemheri

mahur mahur · 31.12.2019 12:18 · 78 · #72703
Arapça kökenlidir; Kışın en şiddetli zamanı, karakış anlamima gelir. Yılın tamda bu zamanları olmalı.
Upvote 4
Downvote 0
2

yerli malları haftası

secret men secret men · 30.12.2019 21:23 · 389 · #72702
Yerli Malı Haftası, yerli mallarının tüketiminin artmasını amaçlıyor. Bu hafta süresince tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemi anlatılıyor. Yerli Malı Haftası, her yıl Türkiye'de tüm okullarda kutlanıyor. Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik darboğazın ardından yabancı ülkelere para akışının önünün kesilmesi ve toplumsal tutum bilincinin oluşması amaçlanmıştır.
Upvote 3
Downvote 0
0

milli piyango hayallerimiz

mahur mahur · 30.12.2019 19:39 · 1684 · #72700
Beni çocukluğuma götüren başlıktır. ilkokulda ya 4. Sınıftayız yada 5. Sınıftayız. Yılbaşına yakın bir zamandı. Öğretmenimiz hepimize milli piyango size çıkarsa ne yaparsınız diye bir soru sordu. Bütün sınıf attı tuttu tabiki. Ben kendimin cevabını hiç hatırlamıyorum ama bir arkadaşıminkini unutamıyorum. Dedi ki ; bütün parayı faize yatırırım, ömrümün sonuna kadar yatarım. O yaşta nasıl bir zihniyet! yorumsuz
Upvote 2
Downvote 0
2

yılbaşı

yusuf yusuf · 29.12.2019 19:38 · 887 · #72698
Geleceği oluşturаcаk her yeni günün bir önceki günden dаhа güzel, isteklerinize uygun ve sizi dаhа dа mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu Yıllаr!
Entry görseli
Upvote 3
Downvote 0
1

shems friedlander

yusuf yusuf · 29.12.2019 19:37 · 502 · #72697
Entry görseli


Mevlevilerle tanıştıktan sonra Mevlana'nın "gel" çağrısına uyarak 45 yıl önce Müslüman olan Yahudi kökenli Amerikalı yazar Shems Friedlander, yaşadıklarını anlattı.
İslami Araştırmalar Enstitüsü tarafından 2012 yılının en etkili 500 Müslümanı arasında gösterilen ve "Hayatım aramakla geçti" diyen Shems Friedlander, bu süreçleri sevenlerine aktardı
1940 yılında Rus Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak New York'ta doğduğunu söyledi. "1960'ların başında Doğu'dan Batıya doğru gelen çok sayıda ruhani akıntılar vardı" diyen Friedlander, bu sırada kendisinin de Allah'ı araştırdığını, farklı dinlerin öğretilerini incelediğini belirtti.
Mevlevilerle New York'ta tanıştı, üniversiteden mezun olduktan sonra New York'ta grafiker olarak çalışmaya başladığını ve 1972 yılında Brooklyn Müzik Akademisi'ne sema gösterisi yapmak üzere gelen Mevlevilerle tanıştığını anlatan Friedlander, şöyle devam etti: "10 gün boyunca orada sema gösterisi yaptılar ve ben de gittim onları seyrettim. İlk kez semayı orada izledim ve benim için çok heyecan vericiydi. İnsanda meditasyon etkisi yapan ruhani bir şeydi. İlk programdan sonra kulise gittim ve gelenlerle tanıştım. Daha sonra onlarla ömür boyu arkadaş olduk. Onları akşam evime davet ettim ve sabah gün ağarana kadar oturduk, sohbet ettik. O gün 2 saatlik uykuyla işe gittim. Buna 10 gün boyunca devam ettik."

KONYA'YA DAVET EDİLDİ: Friedlander, tanıştığı Mevleviler tarafından Konya'ya davet edildiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "O dönemde hayatı keşfediyordum, Hinduizme bakıyordum, Budizmi araştırıyordum, Tanrı'yı araştırıyordum. Herhangi bir dini pratiğim yoktu. Hayatım aramakla geçti. İlk kez 1972 yılında Konya'ya, Mevlana'ya geldim ve her şey o zaman aydınlanmaya başladı. Bunlar benim ilk adımlarımdı, yolun başlangıcıydı."
HAYATIMDA HASAT HEP KIŞ MEVSİMİNDE OLDU: Türkiye'de Mevlevilerin önde gelen temsilcileriyle tanıştığını ifade eden Friedlander, "Pek çok şeyi bu dönemde okumaya başladım. Her yıl kış aylarında Türkiye'ye gelmeye başladım. 'Kış Hasadı' kitabımın adı buradan geliyor. Aşağı yukarı 80 yaşındayım ve hayatımda hasat, hep kış mevsiminde oldu." diye konuştu.

İSTANBUL'A YERLEŞTİ: Friedlander, 70'lerin başında Müslüman olduğuna, ibadetlerini yerine getirme konusunda büyük gayret gösterdiğine işaret ederek, kendisine Müslüman diyen herkesin İslam'ın şartlarını uygulaması gerektiğine dikkati çekti. "Mevlana ile tarihi bir figür olarak ilgilenmiyorum" Kahire'de bir üniversitede 20 yıl profesör olarak görev yaptıktan sonra 2014 yılında İstanbul'a yerleştİ.
RUS YAHUDİSİ ANNE VE BABASI SAYGI GÖSTERDİ: Her yıl özellikle Şebiarus törenleri döneminde Konya'da bulunduğunu anlatan Friedlander, hayatının değiştiği süreçte, Rus Yahudisi anne ve babasının kendisinin dini tercihine saygı gösterdiğini ve onlardan herhangi bir tepki görmediğini vurguladı.
MEVLANA İLE TARİHİ BİR FİGÜR OLARAK İLGİLENMİYORUM: Friedlander, Mevleviliğin kendisini derinden etkilediğinin altını çizerek, şöyle konuştu: "Sema zikirdir. Ben Mevlana ile tarihi bir figür olarak ilgilenmiyorum. Ben onun mesajıyla, ne dediğiyle ilgileniyorum. Mevlana neler söyledi, ondan nasıl faydalanabilirim, bununla ilgileniyorum. Onun yazdıklarını hayatıma nasıl yansıtabilirim diye bakıyorum. Dünyanın bugünkü sorunu bu. Büyük bir azizdi, büyük bir liderdi, bu değil, bunlara takılmamamız lazım. Bizim nefsimize değil, Allah'a yönelmemiz lazım. İslam hayatın her yerinde olmalı. Bu yüzden bütün hayatımı İslam'a entegre ettim. İslam bir hayat tarzıdır. İslam'ı hayatınızdan ayrıştıramazsınız. İslam sadece cuma günleri namaza gitmek değildir. İnsanlar bana soruyorlar, 'Nerede, ne zaman, neden Müslüman oldun?' Bakın, Hazreti Ebubekir Sıddık neden Müslüman olduysa ben de o yüzden Müslüman oldum."

İNSANI KORUYAN DA ALLAH ZİKRİDİR: İnsanın aradığı her şeyi Kur-an'da bulabileceğine dikkati çeken Friedlander, "Allah, yarattığı her şeye bir koruma vermiştir. Aslan güçlü, hızlıdır. Kirpinin dikenleri vardır ve kendini korur. Bukalemun bunu renk değiştirerek yapar. İnsanı koruyan da Allah zikridir. Bizi zorluklardan ve tehlikelerden ancak zikir korur." değerlendirmesinde bulundu.
ÖDÜLLÜ TASARIMCI, RESSAM, ŞAİR, YAPIMCI: Friedlander, vefatından sonra Konya'da Mevlana dergahının yanı başındaki mezarlığa defnedilmeyi vasiyet ettiğini sözlerine ekledi. Shems Friedlander kimdir? New York City'de doğan Shems Friedlander, ödüllü bir grafik tasarımcısı, usta bir fotoğrafçı, ressam, şair, film yapımcısı.
Tasavvuf hakkında kitapları olan yazarın, ikisi Hazreti Mevlana ve semazenler hakkında olmak üzere yayımlanmış dokuz kitabı bulunuyor. Tabloları New York ve Kahire'de sergilenen, çizim ve fotoğrafları muhtelif özel koleksiyonlarda yer alan Friedlander'ın, Türk dervişleriyle ilgili fotoğrafları New York, Kahire, İskenderiye ve Dubai'de sergilendi.
EN ETKİLİ 500 MÜSLÜMAN" LİSTESİNDE: Kraliyet İslami Araştırmalar Enstitüsü tarafından sanat ve kültür alanında 2012'nin "En Etkili 500 Müslümanı"ndan biri seçilen, 20 yıl Kahire Amerikan Üniversitesi'nde profesör olarak görev yaptıktan sonra 1994'de emekli olan Friedlander, 2014 yılında İstanbul'a yerleşti. Eşi Türk olan yazarın bir çocuğu var.
Upvote 2
Downvote 0
1

kış hasadı

yusuf yusuf · 29.12.2019 19:35 · 874 · #72696
Entry görseli

Amerika'da yaşayan, zamanla kendini bulmaya çabalayan bir kişidir Shems Friendlander. Kitap ise Shems'in tasavvuf serüvenini anlatıyor. Bana göre tasavvufa ilgi duymayan veya tasavvuf hakkında müspet fikirler beslemeyen kişileri cezbetmeyecek bir kitap. İçerikteki bazı olaylar sahneler onlar için tepki niteliğinde olabilir. Ama ilgilileri için araştırılması gereken merak uyandırıcı bir kitap. Benim için farklı olan kısım ise Batı dünyasında ki tasavvufi durumun bu kitaptaki izahı. Shems'in her aşamasını geçtiği ve benim de ilk kez bilgi sahibi olduğum tasavvufi oluşumlar ve merhaleler. Anladığım şu ki elbette Batı dünyasındaki tasavvuf uygulamaları; misal uçma meditasyonları vs gibi Shems'e yetmemiş ve en sonunda İslâm dünyasının tasavvuf hayatında kendisini bulmuş. Amerika-İstanbul-Konya-Kutsal topraklar-Kahire bu yerlerde yaşadığı tecrübeler ve anıları. Yazarın diğer kitabı olan Toynak sesini duyunca zebra gelsin aklına kitabını da okumayı düşünüyorum. Keyifli Okumalar.
Upvote 2
Downvote 0
1

shems friedlander

mahur mahur · 29.12.2019 16:44 · 502 · #72695
Rus Yahudisi göçmen bir ailenin çocuğu olarak 1940'da Amerika'da dünyaya gözlerini açan Shems Friedlander 60'lı ve 70'li yılların maneviyat arayışıyla çeşitli mistik akımlara yönelmiş ve sonradan tasavvuf ile tanışıp Müslüman olmuştur. New York'ta meşhur bir grafik sanatçısı olarak önemli sanat çevrelerinde bulunmuştur. Hidayetinden sonra İslam'a dair çeşitli kitaplar yazmış ve belgeseller yapmıştır, özellikle Hazreti Mevlânâ ve Mesnevî üzerine kitap ve belgesel çalışmaları vardır. Friedlander 90'lı yıllarda Kahire Amerikan Üniversitesi'nde grafik ve sanat dersleri vermiş, oradan emekli olmuştur.

Kaynak: sabah ülkesi
Upvote 1
Downvote 0
0

kış hasadı

mahur mahur · 29.12.2019 16:37 · 874 · #72694
Tasavvuf meraklılarına tavsiye edebileceğim güzel bir kitap. Amerikalı Derviş shems friedlander'ın zikir dolu rahiyalı hayatı son derece etkileyici. Aynı dili konuşmaya gerek olmadan kalpten kalbe konuşabilen insanların izleri...
Upvote 1
Downvote 0
0

malabadi köprüsü

mahur mahur · 29.12.2019 16:28 · 715 · #72693
Artukoğulları Döneminde inşa ettirilen ve 12. yy. Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik-mimarlık örneklerinden biridir. Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde Batman Çayı üzerine kurulan ve Diyarbakır-Tebriz Kervan Yolu güzergahında bulunur. Dokuz asırdır ayaktadır.
Upvote 1
Downvote 0
0

yılbaşı

mahur mahur · 28.12.2019 19:17 · 887 · #72692
Bir takvimin bitip başka bir takvime geçildiği diğer günlerden hiç bir farkı olmayan sıradan bir gündür.

Ama kimilerine göre yılbaşı, "yılbaşı hediyesi" adı altında para harcamak için bir fırsat.

vur patlasın çal oynasıncılara göre eğlenilecek bir günden başkası değildir.

Bana göre, insanın nerden gelip nereye gideceğini düşünebileceği bir fırsat olarak değerlendirebileceği zamanlardan biridir. Artılarıyla eksileriyle kendisini tartıp, yoklaması gereken bir gün.
Upvote 3
Downvote 0
1

yılbaşı

nushirevan nushirevan · 28.12.2019 19:06 · 887 · #72691
Neresinden tutsan elinde kalan gün. Öncelikle Noel'i tanımlamak gerek. Evet, noel 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gün değil. Bundan 1 hafta öncesinden başlayıp 3-4 gün sonrasına kadar devam eden hristiyanlarca kabul görmüş bizantist, paganist bir bayram periyodu. 31 Aralık gecesini de içine alıyor doğal olarak. Noel ağacı dikmiş, Noel baba şapkası takmış, hindi pişiriyor Merry Christmas müziği eşliğinde "böz noöl kotlomoyoroz kö yolboşo kotloyoroz" diyen andavallı yok mu? Çook.. Gayri müslim hayatı ile müslüman kimliği arasında sıkışıp kalmış, ne idüğu belirsiz kayıp bir neslin tezahürleri o ayrı mesele.

Onların tezini kabul edelim. Tamam siz noeli değil yeni bir yıla başlangıcı kutluyorsunuz. Peki hindi? Noel baba figürleri? Salonun ortasına diktiğin Çam ağacı? Her ne kadar müslümanların yılbaşı hicri yılbaşı olsa da, miladi kutlamak istiyorsun eyvallah kutla. İstediğin kadar da köpürt hatta kime ne? Ama noel baba şapkası takıp "biz noel kutlamıyoruz ki" demenin alemi yok. Bu tıpkı kurban bayramında hayvan pazarına gelip danayı yere yatırıp boğazlamana rağmen "ben kurban kutlamıyorum benim canım et istedi" demek gibi bir şey. Basbayağı noel kutluyorsun haberin yok. Ha, bunu dedin mi de "eyvallah" diyecek kadar açık fikirlisi de kalmadı ya neyse.. Noel kutlamayın, gayri müslimlere benzemeyin diyorum "bi tek bu mesele mi kaldı?" Diyor, kadın cinayetlerinden tutup rüşvete, işsizlikten milli piyangodan alınan vergiye kadar böğürüyor haspam. Bilader seni sigara kullanırken görsem "sigara içme sağlığına zararlı hem haram diyorlar" diyeceğim. O zaman sen "Belediye tapu kadastro müdürü şükrü rüşvet alıyor git sen onu uyar" mı diyeceksin?

Aslında memleketimin temel sorunu da bu. Yıllarca hem ayranım dökülmesin hem totom öpülmesin diye diye neyi ne için, neden yaptığını bile bilmeyen bir nesil yetişti gitti. Gayri müslim hayatı dayatılan müslümanlar kimlik bunalımına girdiğinden bu yana bu belirsiz hayat devam ediyor. İlla yılbaşı mı kutlamak istiyorsun? Bunu illa onların kutladığı gün(ler)de mi yapmak istiyorsun? Bizim kültürümüzde yeni kün (yeni gün) var bunun karşılığı.. Hiç te 10'dan geriye sarıp düdük öttürmüyorsunuz. İlla bir figür mü gerekiyor? Noel baba kim allasen bizim kadim bir ayaz ata babamız var bari ona sahip çık.

Sen şimdi "aman radikal görünmeyeyim, çam ağacını dikeyim nolcak" diyorsan yine yap ne yapalım? İstersen beyaz peynire tap kime ne? Ama bunu yaparken, müslüman kimliğini kullanma. Ha "ben bir ara formum, kafam basmıyor, evrimleşemedim henüz" diyorsan bari evinde yap tantananı gözümüze sokma noel ağacını..
Upvote 2
Downvote 0
1

ığdır

yusuf yusuf · 28.12.2019 18:13 · 835 · #72690
Entry görseli

Iğdır'ın kuzey ve kuzeydoğu sınırını, Aras Nehri ve bu nehrin oluşturduğu Türkiye-Ermenistan sınırı oluşturmaktadır. Doğusunda Türkiye-Azerbaycan'ın Nahçıvan zerk Cumhuriyeti sınırı ve güneydoğusunda Türkiye-İran sınırı yer almaktadır. Güneyinde Ağrı ili (Doğubeyazıt ve Taşlıçay ilçeleri) bulunmaktadır. Bu sınır kabaca doğu-batı doğrultusunda uzanan ve Doğu Torosların doğudaki uzantısı olan Karasu-Aras sıradağlarından oluşmaktadır. Bu dağlar doğuya doğru uzanırken aynı zamanda Yukarı Murat-Van Bölümü ile Erzurum-Kars Bölümü arasında sınır oluşmaktadır. Bu dağların doğuya, Ağrı volkanına kadar devam eden uzantısı üzerinde sırasıyla “Kızılcaziyaret Dağı” (2887 m.), “Durak Dağı” (2811 m.), “Zor Dağı” (3196 m), “Pamuk Dağı” (2639 m.) bulunmakta ve en doğu uçta ise Büyük Ağrı (5137 m.) ve “Küçük Ağrı” (3896 m.) volkanik dağları bulunmaktadır. Durak Dağları üzerinde Balık Gölü (2250 m.) bulunmaktadır.[2] Iğdır'ın batısında Aras Irmağı'na katılan Gaziler Deresi'nin batı bölümü, Kars ili, Kağızman ilçesi ile olan sınırını oluştururken kuzeybatısında da yine Kars ilinin Digor ilçesi bulunmaktadır.
Iğdır ili tamamen Aras Nehri'nin havzası içerisinde bulunmaktadır. İl sınırları içerisinde Aras Nehri'ne katılan önemli akarsular batıda Gaziler Çayı, Buruksu Çayı, doğuda ise Aşağı ve Orta Karasu çaylarıdır. Tuzluca çevresinde Bazaltik ve kahverengi topraklar geniş yayılış alanına sahipken, Iğdır Ovası'nda alüvyal topraklar, Doğu Iğdır Ovası ve Dil Ovası'nda tuzlu topraklar hâkimdir.[3]
İklim
İKLİMİ Iğdır Ovası ve çevresi, Türkiye ve Doğu Anadolu ölçüsünde kendine özgü iklim özellikleriyle “yöresel klima” alanı içine girmektedir. Iğdır Rasat İstasyonu'nun 40 yıllık ölçümlerine göre, bu merkezde yıllık sıcaklık ortalaması 11.6 C0, yıllık ortalama sıcaklık farkı ise 29.2 C0 kadardır. En yüksek sıcaklık değerlerine ağustos 41.8 C0, en düşük sıcaklık değerlerine de aralık ayında -30.3 C0 rastlanmaktadır. Don olayının oluştuğu gün sayısı 112.5 gün, yıllık ortalama yağış tutarı 257.6 mm. kadar olup, yağışların yarıdan fazlası 154.6 mm ile ilkbahar ve yaz mevsimlerine isabet etmektedir. En az yağış ise 47.8 mm ile kış mevsiminde düşmektedir.

Bitki Örtüsü


Yeni Doğan
Flora
Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan ülkemizin en güzel yerlerinden birisi de, kütlesinin büyük bir bölümü IĞDIR ili sınırları içerisinde yer alan Ağrı Dağı'dır. Florasının zenginliği nedeniyle, bütün dünyanın ilgi odağı olan Ağrı Dağının incelenmesi; gerek bitki örtüsünün gerekse de zengin hayvan türlerinin ülkemizin eko-turizmine kazandırılması önem arz etmektedir. Ağrı Dağı; mikroorganizmaların yanında mantar, ilkel ve çiçekli bitkiler, omurgasız ve omurgalı hayvan türleri yönünden oldukça zengindir. 54 familyaya ait 325 otsu, 57 odunsu (ağaç ve çalı) takson olmak üzere toplam 382 bitki türü tespiti yapılmıştır. Ağrı Dağı'nda 1000'in üzerinde de bitki türü mevcuttur. 44 endemik tür tespiti yapılmıştır. Tespiti yapılan türlerden üç adedi bilim dünyası için yeni türler olup, bu türler şunlardır; 1. Jurinella moschus (Habl.) ssp pinnatisecta (Boiss.) Danina & Davis var.agridagensis Y.Z .- Ağrıdağı Kazan Kulpu, 2. Astragalus vesicaris L. subsp.agridagensis Y.Z.- Ağrı Dağı Geveni, 3. Linaria genistifolia L. subsp. agridagensis Y.Z. – Ağrı Dağı Katırtırnağımsı Nevruz Otu.

Fauna
Iğdır ve Aras Vadisi kuşların göç yolu üzerindedir. 227 tür kuş gözlenmiş olup Şube Müdürlüğümüz ve Kuzey Doğa Derneği İşbirliği ile 2006 yılından itibaren 164 türden yaklaşık 53,000 kuş ( 2013 İlkbahar göç yollarıda izlenerek 1500 kuş daha halkalanmıştır) toplam 54500 kuş halkalanmış ve kayıt altına alınmıştır. Türkiye'nin önemli kuş göç yollarından bir tanesinin Aras vadisi üzerinde ( Iğdır ili Tuzluca ilçesi Yukarı Çıyrıklı Köyünden) geçer. İl, Doğu Anadolu'da görülen Şiddetli kara ikliminin aksine, ovalık olması ve etrafının dağlarla çevrili olmasından dolayı, mikroklima bir iklime sahiptir. Doğal yaşam gerek sıcaklık bakımından, gerekse besin zincirinin oluşmasında yaban hayatı açısından sürekliliğe sahiptir. Halkalama çalışmaları neticesinde, Rusya, Litvanya, Estonya, Ukrayna, Finlandiya, Polonya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Belerus gibi ülkelerden gruplar halinde yavrularıyla birlikte gelen kuşların geçiş yeridir.

Ekonomik Yapı
Iğdır ilinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Sanâyi ve turizm sektörü fazla gelişmemiştir. Tarım: Aras Nehrinin suladığı Iğdır Ovası, önemli tarım alanıdır. İklimin uygun olması sebebiyle, ovada pamuktan şeftaliye kadar çeşitli bitki ve meyve yetiştirilir. Başlıca tarım ürünleri şeker pancarı, buğday, arpa, patates ve pamuktur. Hayvancılık: Geniş yaylalara sâhib olan Iğdır'da hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun yetiştirilir ve canlı hayvan ticâreti yapılır. Hayvanlardan elde edilen sütten kaşar peyniri, tereyağı gibi ürünler üretilir. Sanayi: İlde sanayi tesisleri, genel olarak tarımsal üretimden sağlanan hammadde kaynaklarına dayanılarak kurulmuştur. Un, bisküvi, çikolata,tuz ve yem fabrikası ile tuğla fabrikası bulunmaktadır. Genelde bu tesisler, küçük sanayi iş yerlerinden oluşan ve çalıştırdığı işgücü sayısı 5-10 civarında olan ve hammaddenin bol olduğu aylara göre faaliyetlerini devam ettiren tesislerdir. Üretim, çoğunlukla mevsimlik işçilerle sağlanır. İldeki Bisküvi ve Çikolata Fabrikaları'nda çalışan kişi sayısı 155'tir. İlde 150 kişiden daha az personel istihdam eden küçük ve orta ölçekli işletmelerin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde; çalışan sayısı bakımından en yoğun sektörlerin inşaat malzemeleri ve gıda sanayi olduğu görülmektedir.


Karasu
Iğdır İlçeleri
Aralık : Eski adı Başköy'dur. Aralık ilçesi, Iğdır'ın ve ülkemizin en doğu uç noktasını teşkil eder. Türkiye'nin üç ülkeyle komşu ve müşterek sınırlarının bulunduğu tek kavşak noktası durumundadır. İlçenin doğusunda 49 km lik sınırı ile İran yer almaktadır. Kuzeyinde 10 km.lik sınırı ile Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile 56 km. lik sınırı ile Ermenistan bulunmaktadır. Yüz ölçümü 611 km²'dir
Karakoyunlu : İlçe toprakları Ağrı Dağı'nın uzantıları, Kire denilen taşlık ve kayalık yükseltiler ve Ağrı Dağı'nın eteğindeki Korhan Yaylası''ndan oluşmaktadır. Karakoyunlu ilçesi Iğdır il Merkezi'ne 15 km, uzaklıktadır. Yüzölçümü 194 km² olup, toplam nüfusu 14.597'dir. Fatih ve Ergenekon Mahallesi olmak üzere 2 mahallesi vardır. Ayrıca 14 köyü bulunmaktadır. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.
Tuzluca : Eski adı Kulp'tur. Tuzluca, ilin batısında yer almaktadır. Yer yüzü şekilleri bakımında dağlar çoğunluktadır. Suyunun bol ve lezzetli olması, her türlü sebze ve meyvenin yetişebilmesi bölgeye ayrı bir önem katmaktadır. Yaklaşık 1,254 km²'lik bir alana sahip ilçe, Iğdır ili topraklarının (3,539 km²) yaklaşık % 35,4'ünü oluşturmaktadır. Bilinen ilk ismi Kulp olan daha sonradan Tuzluca'ya ismini veren, kaya tuzu madenleridir. Bu maddenin yıllarca işlenmesinden sonra oluşan tuz mağaralarında astım hastalarına hizmet veren şifa merkezi mevcuttur. İlçeye bağlı 81 köy bulunmaktadır. Ekonomi tarımdan çok hayvancılık, madencilik ve yaylacılığa dayanmaktadır.

Tuzluca Tuz Mağaraları
Iğdır Ulaşımı
Havayolu : Iğdır merkez Küllük Köyünde bulunan Iğdır Hava limanı 13 Temmuz 2012'de açılarak iç hat uçuşlarına hizmet etmektedir. Iğdır hava alanından her gün İstanbul ve Ankara ya Türk hava Yolları ve Anadolu jet tarafından uçuşlar yapılmaktadır. Ayrıca atlas jet ger gün İstanbul Sabiha Gökçene uçuş hizmeti vermektedir.
Karayolu : Iğdır'da çevre il, ilçe ve komşu ülkeler ile bağlantısı kara yoluyla sağlanmaktadır. Bölge kara yolu bağlantısı şehirler arası ve şehir içi olmak üzere ikiye ayrılır. Şehirler arası yollar Erzurum, Kars ve Doğubayazıt'tan gelerek Iğdır'ın şehir merkezinde tek bir istikamette birleşir ve Dil Ovasını takip ederek Dilucu Sınır Kapısından Nahçıvan'a doğru uzanır. Şehir içi yollar ise Dil ucu Sınır Kapısından Tuzluca ilçesinin Kars ve Erzurum'la olan sınırına kadar uzanır. Şehirde kara yolu haricinde Kars Tren İstasyonu veya Kars Hava alanı aracılığı ile Kars'a oradan da kara yolu ile Iğdır'a ulaşılır. Iğdır Hava limanı 13 Temmuz 2012'de açılarak iç hat uçuşlarına hizmet etmektedir.

Karakoyun
Iğdır Yeryüzü Şekilleri ve Bilgileri
Ağrı Dağı : [Dağ] , Türkiye'nin en yüksek doruğu olan Ağrı Dağı ( 5137 metre ) yüksekliği olan sönmüş bir volkandır. Doğu Anadolu Volkan dizisi üzerinde yükselen bu dağ Türk, İran ve Ermenistan sınır kavşağında yer alır
Aras Nehri : [Nehir] , Aras nehri, kaynağını Bingöl dağlarından alarak, Tekman, Pasinler, Horasan ve Kağızman çöküntülerini geçtikten sonra ovanın batısındaki Karakale dolaylarındaki bir vadiden geçerek Iğdır ovasına girer.
Iğdır Ovası : [Ova] ,

Karakale
Iğdır tarihçesi
IĞDIR'IN TARİHÇESİ
Türkiye'nin doğusundaki sınır şehirlerinden biri olan Iğdır ve çevresinin insanlık tarihinin çok eski devirlerinden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve tarih boyunca birçok kavimin egemenliğine girerek, bu kavimlerin medeniyet ve kültürlerine ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.
“Iğdır” Adının
Kaynağı :
Iğdır'ın adı; 24 Oğuz
boyundan 21.si sayılan İç-Oğuzlar Üç-Ok
koluna mensup Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olan Cengiz ALP'ın en büyük
oğlu “Iğdır Beğ” den gelmektedir. Bu boyun ilk başbuğu Iğdır Beğ'dir. Iğdır,
kelime olarak “iyi, büyük, ulu, ünlü,
yiğit başkan ve bahadır” gibi manalara gelmektedir.
Iğdır Beğ, dört kardeşin
en büyüğüdür. Kabilesi Aras havzası ve Azerbaycan bölgelerine yerleşmiştir.
Bunun en büyük delili, Yıldırım Beyazıt'ın 1402 'de yapılan Ankara Savaşında
Timur'a yenilmesine sevinen Hiristiyan aleminin, tebrik için Timur'a bir çok elçi
göndermeleridir. Bu elçilerden biri olan İspanyol Klaviyo'nun anlattığı gibi
Iğdır Korganı bugün Ağrı Dağı eteklerinde halen harabe halinde bulunmaktadır.
Klaviyo, buraya “kayalık üzerinde duran bir kal'a” diyerek, adının da “Iğdır”
olduğunu belirtir.
Bölgede ilk yerleşimin Paleolitik ve Mezolitik devirlerden günümüze sürdüğü, yapılan arkeolojik araştırmalarla tespit edilmiştir.[1] Yörenin ilk yerleşik kavminin Hurriler olduğu tahmin edilmektedir. Çevrede yapılan yüzey araştırmalarında Erken Hurri Kültürü'ne ait birçok ize rastlanılmıştır.[2] Ağrı Dağı eteklerinde Orta Tunç Çağından başlayarak Orta Demir Çağına kadar kullanılmış olan nekropoller oldukça yoğundur.
Bu alanlarda sivil mimarî özellikleri gösteren ya da geniş yerleşimlere ait kalıntılara rastlanılmamasının nedeni, Iğdır Ovası dışında coğrafi özellikleri nedeniyle bölgede hâkim olan hayvancılık ve onun getirdiği pastoral yaşam olmalıdır. Tüm bölgede ilk Tunç Çağından sonra kesintiye uğrayan yerleşik yaşam Urartu Krallığı dönemine değin tekrar kurulamamış görünür. [3] Iğdır'da Urartulardan kalma çok sayıda kale ve eski yerleşim alanı bulunmaktadır. Bu yerleşimlerin başında tescilli olan Ağrı Dağı eteğindeki Korhan yaylası,[4] Merkez Asma Köyünde, Asma Köy Eski Yerleşim Alanı,[5] Melekli Beldesindeki Kültepe Höyüğü ve Yerleşim Alanı[6] ile Karakoyun İlçesindeki Karakoyun Kalesi ve Yerleşim Alanı[7] I.derecede arkeolojik sit alanı olarak koruma altındadır. Urartu Kralı Menua (M.Ö. 810-786) döneminde Karakoyunlu kalesi ve yerleşim alanı olan Luhiune şehrini alarak burada Menuahinili adında askeri ve ekonomik yönetim merkezi kurmuştur. Bu dönemde Aşağı ve Yukarı Karakoyun Kaleleri ile Kasımtığı Kalesi'nde sivil yerleşim oldukça geniş alanlara yayılmaktadır. [8]
Iğdır'a 5 km uzaklıkta Melekli Beldesinde bulunan Kültepe Höyüğü ve yerleşim alanı ise bölgede kazısı yapılan en önemli Urartu merkezidir.[9] Bölgenin, eski çağlarda Urartular'dan sonra, Kimmerler, Persler, Helenler, Selevkoslar, İskitler, Arsaklılar ve Romalılar tarafından iskân edildiği bilinir.[10]
VII-XIV. yüzyılları arsında bölge, İslam tarihçileri ve coğrafyacıları tarafında Ermeniye (İrminye) olarak adlandırılmaktadır. Müslümanların bölgeye akınları İkinci halife Ömer B. Hattab zamanında başlamıştır.[11] Bölge Abbasiler döneminde Erminiyye valileri tarafından yönetilmiştir. 862'de Ermeni Aşot b. Sinbad'ın bölgeye emir tayin edilmesiyle 1045'e kadar Ani merkezli Bagratuni Hanedanlığı kurulmuş oldu. Bizans İmparatoru Konstantin IX,1045'de Aniyi ele geçirerek Bagratuni Hanedanlığına son vermiştir. 1064'te Selçuklu hâkimiyetine giren bölgede Türk beylikleri kurulması, 1071'de Sultan Alparslan'ın Bizans zaferinden sonradır.[12]
Erminiyye eyaletinde kurulan ilk Türk beyliği Sökmen el-Kutbi tarafından 1100 de kurulmuş olan Ahlatşahlar veya Ermenşahlar'dır. Sökmenliler de denilen bu hanedanın Bölgedeki hâkimiyeti 1185'te son buldu ve 1210'da bölgeye Eyyübiler hükmetmeye başladı.[13] XI. yüzyıldan itibaren bölge (Pasiniler aşağısındaki bütün Aras boyu ile Kağızman Deresi, Sürmeli Çukuru ve Aras solundaki Serdarabat Ovası'na kadar yayılan alan) yönetim merkezi Eyyübilere tabi Sürmeli Emiri Şerafeddin Ejder ile oğlu Hüsameddin Hızır idaresindeki Karakale idi.[14] Bu dönem ipek yolu güzergâhında yaptırıldığı bilinen Harmandöven Köyündeki Iğdır Kervansarayı, XIII. yüzyılın sonlarında Anadolu Selçuklu Devletinin yaptırmış olduğu son abidevi eserlerinden biridir. Iğdır Kervansarayı plan olarak aynı tarihlerde yapılan Elazığ Çemişgezek yakınlarındaki İbrahim Şah Hanı'na benzemektedir.[15]
Iğdır Ovası'nın içinde bulunduğu Sa'd Çukur'u ve çevresi 1238-1256 yılları arasında Çingizliler'in, 1256-1355 yılları arasında İlhanlılar'ın elinde bulunmuş, 1357 yılında Celayirliler'in ve 1379'da Karakoyunlular'ın yönetimine geçmiştir.[16]
Bu dönem yerleşimlerinden, Ağrı Dağı eteklerindeki Korhan'da bulunan Iğdır Kalesi önemli bir yerleşim merkezi olarak görülmektedir. 1394 yılında Timur, bu kaleyi alarak, kalenin bütün kapılarını yıktırmış ve bu kaleye bir daha kapı yapılmamasını emretmiştir.[17]
Iğdır'ın ilk kasaba (şehir) olarak kuruluşu Karakoyunlular çağındadır. En parlak ve bol gelirli dönemi ise 1469'da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan dönemidir. Bu dönemde büyük kanallar, bağ ve bahçeliklerle Iğdır mamur hale gelmiştir.[18]
1501'de Safavi yönetimine geçen Iğdır'ın Osmanlı İmparatorluğu ile ilgisi 1514'te Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Savaşıyla başlar. 1534'te Kanuni Sultan Süleyman'ın İran seferiyle Osmanlı egemenliğine giren Iğdır, bu dönemden sonra İran ve Osmanlı arasında sık sık el değiştirmiştir. 1639'da Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla Sahat Çukuru'nda bulunan Revan ve çevresi Safavi hâkimiyetine girdi. Osmanlı İmparatorluğu 1718–1730 yılları arasında Lale Devri'ni yaşarken İran'da mezhep çatışmaları yaşanıyordu. Bu kargaşadan faydalanıp Revan'ı ele geçirmek isteyen Osmanlılar, 1724'te Revan ve çevresini yeniden egemenliği altına aldı. Kendini toparlayan Safavi Devleti Osmanlı'ya savaş açarak 1746'da Iğdır ve çevresini İstanbul Antlaşması'yla topraklarına geri kattı. Bu barıştan 1 sene sonra Nadir Şah'ın öldürülmesiyle Aras boylarında bağımsız hanlıklar kuruldu.[19]
Iğdır Erivan hanlığına bağlı olarak İran'ın elinde iken 1826-28 İran-Rus savaşı sonucunda imzalanan Türkmençay Antlaşmasıyla Rusya'ya verilmişti ve önce Ermeni Oblastı'na, 1849'dan beri de Erivan guberniyasına dahil idi.[20] Rus imparatorluğunda askeri valilerin yönettiği illere (vilayetlere) 'oblast', öteki normal vilayetler ise 'gubreniya' denirdi.[21]
1919-20'de Ermenilerin eline geçen Iğdır ile Kulp'un (Tuzluca), Kars'ın iki ilçesi haline getirilmesi Ermenilerle yapılan 1920'deki Gümrü Antlaşmasından sonradır.[22]
Ermeniler, bölgede bir Ermenistan Devleti kurmak için akla gelmedik işkence ve katliam yaparak bölgedeki Türk nüfusunu yok etmeye başlamışlardır. Bu katliamlardan günümüze birçok toplu mezar kalmıştır. 1986 yılında Prof.Dr. Enver KONUKÇU başkanlığındaki bir ekip merkez ilçeye bağlı Oba Köyü'nde bulunan bir toplu mezarı açarak Türk ve Dünya kamuoyuna göstermiştir. Daha sonraları Hakmehmet Köyü ile Gedikli Köylerindeki toplu mezarlar da açılmış, yetkililer tarafından tescil edilerek kamuoyuna sunulmuştur.
Oba köyü'nde olduğu gibi Küllük, Hakmehmet, Kadıkışlak gibi köylerde de toplu mezarların olduğu olayların canlı şahitleri tarafından yıllardan beridir anlatılmaktadır. Nihayet, 14 Kasım 1920 tarihinde 15. Kolordu Komutanı Kazım KARABEKİR komutasındaki kahraman Türk ordusunca, Ermenilerin Aras Nehrinin kuzeyine püskürtülmesiyle Iğdır ve çevresi kesin olarak Türkiye topraklarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
1924 yılında ülke yönetimi yeniden yapılandırılırken, Beyazıt Vilayeti'ne bağlı bir nahiye, 1934 yılında Kars'a bağlı bir ilçe olan Iğdır, 1992 yılında Kars'tan ayrılarak İl olmuştur. Nitekim bölgede 14 Kasım tarihleri İlin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olarak her yıl törenlerle kutlanmaktadır.
Upvote 5
Downvote 0
2