Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

domuzu canlı iken doğrayan işkenceci

serendipity serendipity · 01.12.2018 04:50 · 552 · #21819
Olay Ankara'da gerçekleşmiştir. Eylemi gerçekleştiren caninin adının Şükrü Yıldız olduğu öğrenilen ve bir grup avcı tarafından gece saatlerinde buldukları yavru domuzu işkenceyle, henüz canlı iken doğradıkları yayınladıkları video ile gündeme düşmüşlerdir.

İyi de ne var bunda demeyiniz!

Zira dinimiz; domuz, yılan, fare gibi hayvanları da zararlarını önlemek için, işkence etmeden, mesela yakmadan, suda boğmadan öldürmek caiz olduğunu uygun görmektedir.

Yüce Allah'ın sessiz kulları olan hayvanlarımız için yapılan işkenceye siz de göz yummayınız hemen şikayet ediniz!

video kaynağı
Upvote 3
Downvote 0
3

hizaki

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 01.12.2018 04:48 · 613 · #21818
1997 yılında ilk grubu garnet grave ile müzik piyasasına adım atan japon gitarist. bu grupta 2 yıl çaldıktan sonra madeth gray'll gitaristi airi ile birlikte crack brain'i kurmuştur.

YouTube video


crack brain de dağılınca airi ile beraber gurotesuku romantikkaa isimli grubu kurmuştur. bu grup 2003 yılında adını schwardix marvally olarak değiştirmiştir.

YouTube video


YouTube video


2004 yılında bu grup da dağılınca hizaki "eeh yeter lan!" demiş ve solo olarak takılmaya başlamıştır. ilk single'ı maidan ritual'ı çıkartmıştır.

sonra sulfuric acid'e katılmıştır. bu grup dağılmadan önce lareine isimli bir grupla konsere çıkmıştır ki lareine isimli grup ileride hizaki'nin kariyerini epey etkileyecektir.

YouTube video


sulfuric acid de dağılınca hizaki tekrar soo işlerine geri döner. bir gün kapısı kamijo isimli vokalist tarafından çalınır. "hacı tanıdın mı beni?" der kamijo. hizaki de "tanıdım seni köftehor, lareine'in vokalisti değil misin sen ya?" der. birlikte çay, kahve içerler muhabbeti geliştirirler. ama daha ileri gidemezler. zira kamijo için lareine hayatının projesidir.

2007 yılında tekrar hizaki ve lareine bir proje için bir araya gelirler. kamijo "hacı ben senin gitar çalışını çok seviyorum. seninle grup kuralım" der. böylece kamijo, hizaki, teru (hizaki'nin öğrencisidir kendisi ayrıca), yuki (davulcu), jasmine you (basçı) bir araya gelip versailles'ı kurarlar. zaten kamijo hariç diğerleri hizaki'nin solo projesinde çalışan kişilerdir. lakin daha sonra jasmine you 2009 yılında anevrizmadan ölür. haliyle gruba masashi'yi alırlar basçı olarak.

2013 yılında kamijo, "ya ben biraz solo takılayım" der. hizaki de zin diye bir veledi vokalist alarak jupiter'i kurar.

YouTube video


2015 yılında tekrar solo işlere başlar. 11 yıl aradan sonra ikinci solo albümü olan rosario'yu 3 ağustos 2016'da piyasaya sürer.

bence kendisi solo işlerde çok daha iyi. zira enstrümental çalıştığı için kendisini şarkıya göre sınırlamıyor.

bir de kendisi eğer klasik müzik bestecisi olsa japonya'nın bach'ı olurdu. zira şöyle bir beste yapabilmiştir bu adam:

YouTube video


bence kendisi klasik müzik alanında da kendisini denemeli.


bonus:

YouTube video
Upvote 1
Downvote 0
0

dönence

mahmihri mahmihri · 01.12.2018 04:45 · 661 · #21816
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız uzaklarda biryerlerde güneşler doğuyor. Lisede baya kafayı bozmuştum bu şarkıyla.
Upvote 2
Downvote 0
1

türkiye kitap okuma verileri

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 01.12.2018 04:00 · 600 · #21814
bir haftada 2 kitap, ayda 8 kitap, yılda 96 kitap okuyarak katkıda bulunduğum veri.

lakin ben çok az kitap alıyorum. genelde okulumun kütüphanesinden yararlanıyorum ve kitapların çoğunun (çok eski kitaplar dahil) açılmadığını, ilk açanın ben olduğumu görünce şaşırıyorum epey.

"nereden anlıyorsun?" derseniz, kitap açıldığı an eğer karton kapaklıysa cildi bozulur. oradan kitabın bekaret testini yapabilirsiniz.

bir yandan mutlu oluyorum "oha bu kitap yıllardır burada ve ilk okuyan benim" diye, bir yandan da üzülüyorum "yıllardır açıp okuyan olmamış" diye.

okul kütüphanesi haricinde [url]archive.org[/url] sitesini kullanıyorum. zira ben japon dili ve edebiyatı öğrencisi olsam da modern edebiyattan ziyade eski edebiyatı daha çok seviyorum. zira modern edebiyat, modern hayatlar gibi... haliyle çok sevmiyorum. eski insanların saflığı, naifliği edebiyatlarına da yansımış.
Upvote 3
Downvote 0
2

iç sıkılması

derdimend derdimend · 01.12.2018 03:30 · 1350 · #21809
İç sıkıntısının sebeplerini tam tespit etmek zordur. Kişiden kişiye değişir. Sıkıntı herkeste farklı seyrettiği gibi dermanı da kişiden kişiye değişiyor. Ama tabi ki ana sebepler ve çözümler vardır.

Aslında bize sorarsan iç sıkıntısı Allah'ın kuluna bir mesaj vermek istemesinden kaynaklanır. Kendisi ile (c.c) daha çok ilgilenmeni istiyordur, kendi faydan için. Bak bir hastalığın yok, bir derdin yok, ama yine sıkılıyorsun. Neden içim sıkılıyor sorusunu sormanızı ve cevabı bulmanızı istiyordur aslında Allah (c.c). Beni her zaman ve her durumda andığında sıkıntın gidecek ve göreceksin ki huzuru, mutluluğu beni zikretmekte, anmakta bulacaksın ve huzuru, mutluluğu başka yerde aramayacaksın kulum demesidir aslında…

Ana çözüm Allah c.c anmak iledir. Açıklamak gerekirse:

Allah Teala bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor;

“Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” [Tahâ-124]

bu ayetin tefsirinde; sözü edilen sıkıntılı yaşantının kabir hayatı aşamasıyla ilgili olduğu veya âhirette yaşanacak sıkıntılara işaret edildiği rivayetlerinin yanı sıra dünya hayatındaki sıkıntılar anlamına ağırlık veren rivayet ve izahlar da vardır.

O yüzden iç sıkıntısının ana sebebi zikretmemekten geliyor.

Çözümü yine Allah Teala bize bildiriyor;

“…Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.”

(Rad Suresi – 28)

(Allah'ı anmak; namaz iledir, kuran okumak iledir. Kısaca Allah'ın emir ve yasaklarını yerine getirmek Allah'ı anmaktır.)

Diyeceksin ki zikrediyorum, ama yine iç sıkıntım gitmiyor. İnsan darlıkta da bollukta da zikir halini yakalaması lazım. Sen O'nu c.c. bollukta an, Allah c.c da seni darda sıkıntıda kaldığında ansın.

Her in­san zor­lan­dı­ğı, üs­te­sin­den ge­le­me­di­ği bir du­rum­la kar­şı­laş­tı­ğın­da, Rabbine sı­ğı­nır, on­dan yar­dım bek­ler.

Ce­nâb-ı Mev­lâ in­sa­noğ­lu­nun bu özel­li­ği­ne şöy­le işa­ret bu­yu­ru­yor:

“İn­sa­na bir dar­lık do­kun­du­ğu za­man; ya­nı üze­re ya­tar­ken, otu­rur­ken ya­hut ayak­ta bi­ze yalvarır. Ama biz onun sı­kın­tı­sı­nı gi­de­rin­ce san­ki bi­ze ya­ka­ran o de­ğil­miş gi­bi dav­ra­nır….”

(Yû­nus 10/12)

Bu yüzden darda sıkıntıda kaldığımızda da yine rahat ve mutluyken de Allah'ı anmak lazımdır.

Dersen ben darlıkta da bollukta da Allah'ı zikir ediyorum. Ama yine içim sıkılıyor. O zaman zikir meclislerinde, sohbet meclislerinde bulunma imkanın varsa çok iyi gelir. Salih insanlar ile dostlar ile sohbet iyi gelir.

Biz bazen böyle sıkıntılar üst üste gelince iyice sıkılırız, kötü hissederiz. Şöyle git kanser hastalarına bir bak onların ailelerine bak. Yani senden daha çok sıkıntısı olanlara bak. Tefekkür et, Sonra rabbine şükür et. Onlara dua et için açılır. Tabi bunlar ana çözüm yolu olan zikir yapıldıktan sonra yapılırsa faydası olur. Aksi takdirde yine çözüm olmaz.

Risale-i Nur – Yirmi Beşinci Lem'a da bunun hakkında çok güzel bir izah var:

Sen, kendinden yukarı mertebelerdeki sıhhatli olanlara bakıp şekvâ(şikayet) edemezsin. Belki sen, kendinden sıhhat noktasında aşağı derecelerde bulunan biçare hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin. Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak. Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayan âmâlara bak, Allah'a şükret.

Evet, nimette kendinden yukarıya bakıp şekvâ(şikayet) etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ve musibette herkesin hakkı, kendinden musibet noktasında daha yukarı olanlara bakmaktır ki, şükretsin.
Upvote 6
Downvote 1
6

judas iscariot

monica ziyagildurulay monica ziyagildurulay · 01.12.2018 03:25 · 1699 · #21808
Hz. İsa'nın havarilerinden biri 30 gümüşe tarihin unutulmayacakları listesine girmeyi başarmıştır. hristiyanlar judas'a kıl olsa bile kendisi kehanetin gerekleşmesini sağlamıştır... n' bileyim biraz hakkı yeniyor gibi adamın.

Anlatılan hikayeye göre, hz. İsa, 12 havarisi ile birlikte yediği son akşam yemeğinde kendisinden sonra dini yaymaya devam edecek ilk havari olan Peter'a dönüp “Aramızda bir hain var” der. Peter kim olduğunu sorunca İsa, “Şaraba batıracağım ekmeğin ilk lokmasını alacak olan hain seçilecektir” diye yanıt verir. Ve lokmayı Judas'a uzatır. Judas lokmayı alıp bitirir, Roma askerlerine gidip İsa'yı ispiyonlar. Judas askerlere, odaya girdiğinde öpeceği kişinin İsa olduğunu söylemiştir.
Beklenen olur ve Judas içeri girip İsa'yı alnından öper.

judas'ın öpücüğü

İncil'den;

İsa bütün bunları anlattıktan sonra öğrencilerine, "İki gün sonra Fısıh Bayramı olduğunu biliyorsunuz" dedi, "İnsanoğlu çarmıha gerilmek üzere ele verilecek." Bu sırada başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, Kayafa adındaki başkâhinin sarayında toplandılar. İsa'yı hileyle tutuklayıp öldürmek için düzen kurdular. Ama, "Bayramda olmasın ki, halk arasında kargaşalık çıkmasın" diyorlardı. İsa Beytanya'da cüzamlı Simun'un evindeyken, yanına bir kadın geldi. Kadın kaymak taşından bir kap içinde çok değerli, güzel kokulu yağ getirmişti. İsa sofrada otururken, kadın yağı Onun başına döktü. Öğrenciler bunu görünce kızdılar. "Nedir bu savurganlık?" dediler. “Bu yağ pahalıya satılabilir, parası yoksullara verilebilirdi." Söylenenleri farkeden İsa, öğrencilerine, "Kadını neden üzüyorsunuz?" dedi. "Benim için güzel bir şey yaptı. Yoksullar her zaman aranızdadır, ama ben her zaman aranızda olmayacağım. Kadın bu güzel kokulu yağı, beni gömülmeye hazırlamak için bedenimin üzerine boşalttı. Size doğrusunu söyleyeyim, bu Müjde dünyanın neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anılması için anlatılacak." O sırada Onikiler'den biri -adı Yahuda İskariot olanı başkâhinlere giderek, "Onu ele verirsem bana ne verirsiniz?" dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler. Yahuda o andan itibaren İsa'yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.

Ps: “yahuda” judas'ın bilinen diğer ismi.

Ayrıca lady gaga ablamızın çektiği on numara bi' kliptir ben galiba bu kadına aşığım, bak yine izlerken yükseldim.

[url] https://m.youtube.com/watch?v=wagn8Wrmzuc [/url]

son yemek
Upvote 3
Downvote 0
1

evlilik konusunun en son aileye söyleniyor olması

derdimend derdimend · 01.12.2018 03:04 · 456 · #21804
Bir şey bildiğimiz yok ama islamın gösterdiği yol ve bizden önce evlenen Abimizden, Ablalarımızdan edinebildiğimiz bilgiler doğrultusunda konu hakkında ki düşüncelerimizin şu şekilde olduğunu belirtebilirim:

Türk toplumu olarak elhamdülillah gelenek ve göreneklerimize bağlıyız. Bir erkek evladın ya da bir kız evladın evlilik konusunu aileye açması çok zordur. Genelde açamaz kolay kolay kimse. Bu durum erkek evlat için bayana göre daha kolaydır. Eğer kız evlat isen konuyu hiç açamazsın. Hatta ayıp bile görülebilir. Aşırıya kaçılmadığı sürece böyle olmasını bir eksiklik ya da bir hata olarak görmüyoruz. Bilakis böyle olması daha uygundur.

Utanarak aileye söyleyemediğimiz ya da söylemediğimiz bu konu daha sonrasında bizi bundan daha fazla utandıracak hatalar yapmaktan da geri bırakmıyor bu da gariptir…

Şu ahir zamanda evlilik konusu maalesef en son aileye söylenir olmuş. Oda düğün ve nikah tarihini ne zamana alalım şeklinde oluyor. Buda beraberinde birçok sıkıntıya sebebiyet verebiliyor.

Evlilik gibi sadece evlenen çiftlerin değil her iki tarafın ailelerini de etkileyen bir konu en son aileye söylenmesi ne kadar doğru olur?

Evlilik gibi önemli bir olayın temelinin sağlam atılması gerekir. Aileye söylenmez ise büyüklere danışılmazsa bu temelin sağlam olması mümkün değildir:

-İlk olarak şunu rahatça söyleyebilirim: Aile yoksa flört vardır. Bildiğiniz üzere flört etmekte dinimizce caiz değildir. Allah muhafaza buyursun.

-İşin bir ciddiyeti yoktur. Bir sorumluluk bilinci yoktur. Buda beraberinde birçok aşılmaması gereken sınır ve çizgilerin rahatça aşılmasına ve birçok günaha girilmesine zemin hazırlıyor maalesef…

-İşin en başında aile yoksa İslam'ın kızını çok rahat ulaşılabilir kılar.

Konu hakkında İhsan Şenocak Hocamızın şu ifadeleri çok anlamlıdır: Ey İslam'ın kızı! Mücrimlere, sen"hayır" dersen, öteki “hayır” derse, o zaman bütün erkekler kadınının ancak nikahla ulaşabilecek bir varlık olduğunu anlayacaklar.

-İşin başında aile yoksa büyüklere danışılmadan hareket ediliyorsa gelinin kaynanayı çok saymamasına ya da kaynananın öyle düşünmesine sebebiyet verebiliyor. Aileler arasında bir kopukluk oluyor ve beraberinde en ufak bir olayda bile baştan gelen bu kopukluk yüzünden her iki tarafın ailesi yapıcı değil de yıkıcı davranabiliyor. Bundan dolayı gelin ve kaynana anne ve kız olması gerekirken adeta rakip oluyorlar ve bir çatışma, bir karşı karşıya gelme durumu oluyor.

Size önerim ailenize kesinlikle söyleyin. Asla ailenizden habersiz ya da izinsiz, danışmadan bu işe kalkışmayın. Sizin göremediğiniz bir çok hatayı kusuru onlar görebilir. Söylemekte zorlanır iseniz bayanların yardımına Anneler, yetişir. O bir şekilde ne yapar ne eder Babaya münasip bir dille söylemeyi bilir.

Ama en başta aileye söylemek gerekir. Böyle olmazda her iş bitmiş görüşülmüş, bilmem kaç kere görüşülmüş, artık evlenme kararı alacağın zaman söylerseniz ben bir baba olsam güvenim sarsılır, ehlinden sorumlu olan birisi olarak ehlime sahip çıkamadığımı düşünürüm. Ve olaya sinirli ve olumsuz bir şekilde yaklaşırım. Buda sizin açınızdan kötü olacak kanaatindeyim…

Her şeyden önce Evlilik isteğinde bulunan hem erkeğin hem de kadının, evliliğe hazır bir birey olduğunu ailesine ve çevresine hissettirmelidir.

İşi olmayan bir erkek bir an evvel kendine iş bulmalı, askerliğini devamlı tecil ettiriyorsa ve bu durum önünde bir engel olarak duruyorsa bir an önce askere gidip gelmeli, ahlaki ve örfi olarak yaşadığı ortamda kendisinden makbul olmayan davranışlar görülüyorsa ya bunları terk etmeli ya da ortama uyumlu hale getirmeli. Artık davranışları ile üstlendiği sorumluluklar ile çocuk olmaktan çıktığı, bir duruşa, bir karaktere sahip olduğunu ailesine ve çevresine göstermesi gerekiyor.

Bu şekilde yapılırsa ve her şeyden önce Hakkın rızası gözetilerek yapılırsa bu iş Allahu Teala elbette yardımcı olacaktır. Atılan temel sağlam olacaktır.
Upvote 7
Downvote 0
5

flash

martilara simit atan kadin martilara simit atan kadin · 01.12.2018 03:02 · 548 · #21803
inanılmaz aile'nin haşarı oğlu. 3 çocuktan ortancası olan flash süper hızlı hareket etmesiyle ailenin en küçük üyesi olan jack jack dışında herkesi deli eder. kurallara uymaz, sabırsızdır, saniyeler içinde her şeyi alt üst edebilir. bu nedenle en ufak bir açıklıkta anında kuralları çiğner. yaşı itibariyle süper kahramanlık onun için bir çeşit oyun gibidir. en nefret ettiği şey jack jack'e bakıcılık yapmak ve kurallara uymaktır.

Entry görseli
Upvote 5
Downvote 0
3

madame bovary

mahmihri mahmihri · 01.12.2018 02:51 · 1490 · #21800
Gustave flaubertin ünlü romanı 1856 yılında yazmıştır. Baş kahraman emma bovarynin tatminsiz dünyası anlatılıyor. İlginç ki birgün flaubert madame bovary benim diye bir açıklamada bulunmuştur.
Upvote 4
Downvote 0
2

violet parr

martilara simit atan kadin martilara simit atan kadin · 01.12.2018 02:51 · 809 · #21799
İnanılmaz aile'nin en büyük ve tek kız çocuğu. Filmdeki favorimdir kendisi. ergenliğin ilk yıllarında, utangaç, zeki, becerikli ve fedakar bir karaktere sahip. Ayrıca ailede 2 farklı gücü olan tek kişi. hem görünmez olabiliyor hem de güç kalkanları yaratma becerisine sahip.

Entry görseli
Upvote 7
Downvote 0
4

rolex

mehmetyildirim mehmetyildirim · 01.12.2018 02:45 · 2227 · #21794
isvicreye yerlesmis olan ünv arkadasim tarafindan, 2003 yilinda daytona modeli sahsima hediye edilmis saat markasidir. Kinetik enerji esasina göre saniyeleri ilerlemektedir. Orijinalini en kolay sertifika yordami ile ayirt edebilirsiniz. Gerci 2 milyar nüfuslu çinyali zibidilerin alayi birbirinin kopyasi ama olsundu, yinede kendi cinsinden 2 milyar fotokopi ayarinda kopya yapabilenden bir sertifikayi yapamayacaklarini beklemek herhalde sözlük kurallarina göre * olurdu sanarim ya da öyle bisey iste. Velhasil kelam saglam üründür cünkü presslenerek yapilir kasalari bu mücevheratin.
Upvote 2
Downvote 0
1