kato dağında gerçekleşen eylemdir, kar yağışı nedeniyle yiyecek bulamayan bir ayı, telleri aşarak üs bölgemize girmiş. mehmetçiklerimiz ayıya konserve ve ekmek verdikten sonra bölgeyi terk etmiş. hayvanlara, insanlara tüm tabiata karşı bu kadar merhamet sahibi olmayı başaran askerlerimiz bizi gururlandırmaya her fırsatta devam ediyor.
jordi savall'ın versiyonuyla ilk olarak tous le matins du monde isimli filmde karşılaşmıştım. o günden beri büyülenerek dinliyorum. zaten jordi savall'ı da bu filmle keşfetmiştim.
esasında çok sevmem bu tür müzikleri. zira benim müzik zevkim daha çok barok/klasik müziği temel alan işlerle bağlantılı. ama bence gerçekten güzel bir şarkı.
duanın temeli m.ö. 5000 bin yıllarına kadar dayanmaktadır. bugün dahi kullandığımız '' eller yukarı doğru açık'' şekilde dua etmemizin temeli Sümerliler ve onların en büyük tanrı inanışı olan ( AN ) gök tanrısıdır.
yukarıdaki bilimsel bir veriydi!
İşin manevi boyutuna da bir tanım yapmak gerekirse.
Dua insan ruhunun gıdası ve başlıca temel gereksinimidir. duanın insan hayatındaki önemi çok büyük olmakla birlikte var oluşun temelini oluşturmaktadır. insanoğlu ilk var olduğu günden bu yana anlam veremediği her sorunun cevabını daha üstün bir varlıktan beklerken, karşı koyamadığı adaletsizliğin intikamında yaratıcısından beklemiştir ! ( Dua & Beddua )
sebep ve sonuç ilişkisi böyleyken, duanın olamadığı her hayat anlamını yitirmiş demektir.
-ATEŞ PAHASI-
Zamanın birinde bir padişah ava çıkmış yağmurlu ve soğuk bir havada ormanda kalmış. En yakın kulübeye sığınan padişaha kulübenin sahibi güzel bir ateş yakmış. Padişah bir ara, “Bu ateş 1000 altın eder” demiş adamlarına, dışarıdaki havayı göstererek. Ertesi gün sormuşlar kulübenin sahibine, “Borcumuz ne kadar?” diye. Adam padişahın sözünden de cesaret alarak, “1000 altın” demiş. Padişahın adamaları, “Sabaha kadar ne kadar odun yaktın ki 1000 altın istiyorsun?” diye sorsa da padişah paranın verilemesi istemiş. Bu olayın duyulması üzerine halk arasında değerinden fazla fiyat biçilen şeyler için ateş pahası deyimi kullanılmaya başlanmış...
klasik gitar ve elektro gitar arasında seçim yapamıyorum. bu sebeple ikisini bir arada götürmeye çalışıyorum.
bir de güftenin müziği kısıtladığına inanıyorum. zira benim türkçe söylediğim sözü bir fransız çok da anlamaz. ama benim müziğimi dünyadaki herkes anlar. bu sebeple klasik müziği sözlü müziklerden daha çok seviyorum.