vizontele filminden meşhur bir repliktir.
köy halkı: vizontele nedir ki?
belediye başkanı: radyonun resimlisi zeki müren'i hem dinleyecek; hem göreceksiniz...
cem yılmaz: peki zeki müren de bizi görecek mi?
Bu soruya belediye başkanı saf saf bakınır ve cevabı kendi de bilmiyordur. O zaman için cevap hayırdır. Şimdi sorsalar: evet, görebilir, olurdu. Zaman değişti. Şimdi tekrar başka soru sormak isterdim, yanımıza gelebilecek mi yada biz onun yanına gidebilecek miyiz ? Neden olmasın diye cevap vermek istiyorum.
ışınlanma
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
leyla ve mecnun
severek izlediğim dizidir kendisi. nedendir bilmem finalini izlemedim erteledim hep. büyük ihtimalle sosyal medyada gördüğüm spoilerlar sebebiyle.. izlerken farklı duyguları arka arkaya yaşayabileceğiniz bir yapım bence.
çömez
bıktım her yerde çömez olmaktan. yukarıda bahsedilen yetkiliden bir bilgilendirme mesajı bekliyorum. ne zaman yazar olacağız ? kaç entry girmeliyiz ? ne zaman başlık açabileceğiz ?
e-nabız
röntgen sonuçlarıma bakmak için birkaç kez kullandığım uygulama. bana kalırsa fena değil ama geliştirilebilir diye düşünüyorum. yavaş ve giriş sorunları yaşadığımı hatırlıyorum.
aynen
Nefret ettiğim kelime.
değişiklik yapmak
Burcumun izin vermediği eylem. Bazen kulak asmayıp gerçekleştirdiğim de oluyor ama alışması çok zor oluyor o değişikliğe. Meselâ çekmecedeki kaşıkların yerini değiştiriyorsun, ertesi gün kaşık almak isterken elinin çatala uzanması seni agresifleştiriyor. Yazarken bile tansiyonum yükseldi bak. Bir kolonya getirin.
zamanın geçmek bilmediği durumlar
Yakın arkadaşınızın ısrarıyla tanıştırılıp aynı ortamda bulunmak zorunda kaldığınız, kafa yapınızın uyuşmadığı, ısınamadığınız bir kişiyle bir süreliğine başbaşa kaldığınız o an...

evlendiğimde 48 kiloydum
Bir anne atasözü.
sözlüğe giriş yapınca gelen huzur
Keşke bana da uğrasa dediğim huzurdur. İçimdeki aşırı sorumluluk duygusunun buraya da sirayet etmiş olmasından dolayı her girişimde dakikalarca hangi konuya değineceğimi düşünüyor, gün içerisinde birkaç giri yayınlayamayınca vicdan azabı çekiyorum. İç ses hemen harekete geçiyor:
- Bir işi ya tam yap ya hiç yapma!
- Üye olduk bir kere, yazmasak ayıp olacak...
- Ben yazmasam, sen yazmasan, biz yazm... (neyse öyle değildi o.)
Burada olmak keyif vermiyor mu? Veriyor, o ayrı. Ama keşke daha kalabalık olsak dediğim de oluyor. Belki o zaman gündemde çeşitlilik ve hareketlilik oluşurdu, bu konuda daha az zorlanırdık.
- Bir işi ya tam yap ya hiç yapma!
- Üye olduk bir kere, yazmasak ayıp olacak...
- Ben yazmasam, sen yazmasan, biz yazm... (neyse öyle değildi o.)
Burada olmak keyif vermiyor mu? Veriyor, o ayrı. Ama keşke daha kalabalık olsak dediğim de oluyor. Belki o zaman gündemde çeşitlilik ve hareketlilik oluşurdu, bu konuda daha az zorlanırdık.
istanbul'un fethi
Bu sene 567. Yılı kutlanan fetihtir. 29 mayıs 1453 yılında osmanlı devleti padişahı fatih sultan mehmet han tarafından gerçekleştirilmiştir. Günümüzde hala Doğu tarafı zafer ve onur kaynağı, batı da ise hezimet ve hüzün olarak anılsa da her iki taraf için önemli kilit bir zamanı ifade eder.
bayrak
arif nihat asya'nın en meşhur şiiridir.
Bayrak
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!
Bayrak
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!
arif nihat asya
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli temsilcilerindendir. Sade bir üslupla millî değerleri ve dini heyecanları işleyen şiirler yazmıştır. bayrak, Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Fetih Davulları, Selimler, Kubbeler, Süleymaniye en tanınmış şiirleridir. Bayrak şiirinden dolayı Türk edebiyatında Bayrak şairi olarak da anılır.

fetih marşı
arif nihat asya'nın istanbul'un fethine dair yazdigi marştır.
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin...
Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın ?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin...
Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın ?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
