Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

Çayönemli

derdimend derdimend · 16.03.2026 03:26 · 35 · #78729
Entry görseli


Samimiyet ölçer 'ÇAY'

Ben hemen bi çay koyayım:

Habersiz geldiğiniz ev sahibi siz eve girer girmez bu cümleyi söylüyorsa korkmayın, istediğiniz gibi yayılın çünkü seviliyorsunuz. Sizden keyif almasa uzun vadeli içecek olayına girmez. Bu tür dostlukların en az beş yıl geçmişi vardır; bu laftan sonra emin olun ki daha uzun yıllar da gideri olur.

Çay mı içersin kahve mi yapayım:

Geçerken uğradığınız evin sahibi böyle seçenekli bir ikram olayına giriyorsa aslında gönlü kısa zamanda gitmenizden yanadır. Çünkü kahve; yapılış ve içiliş bakımından kısa zaman alır, ev sahibinin de subliminal mesajı sizi kısa zamanda paketleyip yollamaktır ancak bunu nezaketle yapmaktadır. Bu seçenekten sonra tavsiyem kahve tercih etmeniz olacaktır, içmesi en fazla on dakika alır. Kahveniz bitince yavaş yavaş yola koyulun ve son olarak da size bu soruyu soran arkadaşınızla ilişkinizi maslahatgüzar seviyesine çekin.

Otur kız, çayı tazeledim:

Bir ev sahibinden duyulabilecek en güzel sözlerden biridir zira çay malum yapılışı yarım saat, bardak bardak içilişi ortalama iki saat alır. Tüm bunların üzerine bir de çayı tazelemişse demek ki sizden kopamıyor, gitmenizi istemiyor; bunun için de elinden geldiğince geciktirmeye çalışıyordur. Bu hareket de dostluk yeni ise ilerleyen yıllara uzaması bakımından umut vericidir.

Sallama çay var istersen:

Misafir gittiğiniz kişi eğer size bunu söylüyorsa ayakkabılarınızı çıkarmadan dönün; bir daha da gitmeyin derim. Zira çay gibi sizi de net bir biçimde sallamıştır. Maslahatgüzar seviyesi bile bu durumda çok fazladır, telefonunuzdan hemen ismini silin.

Semaver yapalım mı?:

İşte yılların samimiyeti, işte doyulmaz muhabbet, işte saatler akıp gitse de sanki göreli bir dakika olmuş gibi hissedilen dostluk... Çay semaverde yapılıyorsa dostluğunuz en az on yıllıktır ve "tüm günüm senin" anlamına gelir. İşin içine semaver girdiyse evde gece yatıya da kalınır zira çay ayrı, muhabbet ayrı demlenecektir...

Semerkand Aile Dergisi - Ayşenur Uslu
Upvote 3
Downvote 0
1

sinüzit

Nurse Nurse · 15.03.2026 18:11 · 185 · #78727
Kafa tası içerisinde boşluklar bulunur elmacık kemiği çevresinde, alında vs. Latincede sinüs bu boşluklara verilen isimdir ve yine latincede -it eki doku veya organın enfekte olduğunu bildirir. Gastrit, larenjit,farenjit gibi. İşte o sinüslerin enfekte olmasına sinüzit denir. Yani bir sinüzit nedeniyle baş ağrısı yaşıyorsanız sinüsleriniz dolmuş olabilir. Bol bol burnu boşaltmalı ve bence doktor muayenesi olup antibiyotik kullanılabilinir.
Upvote 2
Downvote 0
0

çiğ köfte

Mirpua Mirpua · 14.03.2026 03:34 · 136 · #78723
Kültür lezzet cart curt kısmını geçersek, gerçek çiğ köfte yapılışına şahit olmanızı tavsiye etmem. Laps diye çiğ et çıkıyor sahneye, o kırmızı eti gördükten sonra yiyebilene helal olsun.
Upvote 1
Downvote 0
1

çiğ köfte

Nurse Nurse · 14.03.2026 02:52 · 136 · #78722
İki cümleyle anlatılamayacak bir lezzettir Çiğ köfte, Doğunun en kıymetli yemeklerinden biridir. Memleketler arasında paylaşılamadığı gibi her şehrin adını köftenin yanına iliştirerek benimsediği bir gerçek. Adıyaman çiğ köftecisi, urfa sıra gecelerini süsleyen çiğ köfte ve gaziantep gastronomisinde sunulan çiğ köfte..
Yapılışına gelince ismi tamamen doğru yani çiğ et ile hazırlanıyor.Köfteye konulan et tamamen kara et denilen yağsız kısımdan oluşuyor. Zaten et kilolarca konmuyor ve dakikalarca çekilip,dövülüyor. Bıçak ile sıyırma işlemi yapılıyor zar,lif vs bir doku varsa çıkarılıyor. Köftelik ince bulgur, biber ve zengin baharatlarla et yoğrulurken pişiyor ve köftenin içinde asla görünmüyor. Hakikaten mevsimin sıcak güneşinde kurumuş pul biber köfteye muazzam bir lezzet katıyor. Ehli bir sofrada yenilse vazgeçilmez bir lezzet lakin bugün misafirliğe gittiğim ev sahibi.. ay bayılacağım, anlatırken fenalaşıyorum. Orucu sabırsızlıkla açmış çiğ köfteden şöyle kocaman bir lokma hüpletirken ağzımda kocaman bir et parçası hissettim. Abartmıyorum kocamaaaaan ve çiğ bir et. Çiğ. Öğğğhhhh ama ev sahibi utanır diye çıkarma gibi birşeyde yapamadım ve ben o eti yuttum arkadaşlar. İçinde milyon tane bakterinin olduğunu düşüne düşüne, midemde nasıl sindirilemeyeceğini bile bile yuttum.
Öğürme!
nefes al!
sakin ol!
sakın çiğneme!
Yuttt! diye diye yuttum... abartmıyorum bak cidden kendimi safari belgeselindeki ceylanı parçalayıp yiyen aslan gibi hissettim.. gerek var mıydı buna. Buda benim etli köfte yediğim son gündür. Zihinlere kazılsın, anılarımdan hiç çıkmasın. Sizde şahit olun..
Upvote 2
Downvote 0
1

pilav

Nurse Nurse · 13.03.2026 23:28 · 98 · #78721
Tencereden tabaklara boşaltırken 1 taneciğini bile zayi etmem. Ekmek neyse öyle kıymetli bir nimet. Babaanneciğim her bir tanesinde 1 yasin var derdi
Upvote 2
Downvote 0
0

pilav

Mirpua Mirpua · 13.03.2026 17:16 · 98 · #78720
Asla tutturamadığım yancı. Ya pişmez ya lapa olur. İş yerinde 300 kişilik yapmışlığım var ama nasıl başardım hala anlamış değilim.
Upvote 0
Downvote 0
0

DünyaylaGururlanmak

mahur mahur · 13.03.2026 12:00 · 91 · #78719
İlacı ölümü sıkça anmakla kontrol altına alınacak hastalıklardan biridir. En güzel çiçekler solar, en zenginler, en büyük hükümdarlar, en bilginler, en güzeller de göçüp gider bu dünyadan. Dünyaya doyulmaz ama bir avuç toprak doyurur insanı.
Upvote 1
Downvote 0
0

Çocuk ve oruç

mahur mahur · 13.03.2026 11:55 · 80 · #78718
Hassas bir konu olup toplumda kaybedilmeye yüz tutmuş bir değer. Günümüzde ölmeyecekmiş gibi yaşamaya çalışan ebeveynlerin tutumuyla oldukça ihmal edilen bir konudur. Okulda derslerinden kalmasın, aman susuz kalmasın, aç kalmasın, eksik kalmasın derken bir de bakmışsın çocuk yirmilerini geçmiş. yetişkin olmuş ama oruca karşı ne bir istek, nede bir vicdan sızlaması var. Osmanlıda çocuk için çok güzel bir disiplin oluşturmuşlar; dört sene dört ay dört günü geçen bir çocuk için eğitime başlarlarmış. Çocuk açda kalacak susuzda kalacak akşam olup iftarda o suyun yemeğin tadını ömrünün sonuna kadar unutamayacak ki zihninde Ramazan diye bir muhabbet oluşsun.
Upvote 3
Downvote 0
1

Melekler ikram etti

mahur mahur · 13.03.2026 11:41 · 82 · #78717
kendini suçlu hissetmemesi için çocuklara kullandığımız zarif bir cümledir. Ne incelik. Bu durum aynı zamanda çocukken oruçluyken uyuduğumuzda rüyamızda yemek yediğimizi görürdük. Bizede büyüklerimiz hemen böyle derdi. Nasıl oluyorsa aç yatıp, tok kalkardık.
Upvote 1
Downvote 0
0

Melekler ikram etti

Nurse Nurse · 13.03.2026 08:11 · 82 · #78716
Çocuk yaşımda oruç tutarken, oruç olduğumu unutup bir şey yediğim zaman büyüklerimin beni teselli ettiği cümleydi. "Melekler ikram etti korkma orucun bozulmadı" tabi her duyguyu içselleştiren ben, oruç olduğumu unutmadığım gün üzülüyor meleklerin beni artık sevmediğini düşünüyordum. Sevseydiler unutturup çikolata yedirirlerdi..
Upvote 4
Downvote 0
1

Özgüven

derdimend derdimend · 13.03.2026 01:13 · 112 · #78715
Öncelikle şunu bilmemiz lazım; İslam ahlakı, “aşırı hiçlik ve kendini kınama” anlayışından da ibaret değildir. İslam ahlakına göre kişinin izzet ve haysiyet duygusu, nefse güvenden değil, Rabbine güvenden kaynağını alır. İşte bu farkı iyi anladık mı özgüvenimizi de dengede tutabilir, istenilen özgüvene de sahip olabiliriz…

Aşırı, dengesiz özgüven insanı kör eder, ben merkezci hareket etmeye sebep olur, kibir sahibi yapar kişiyi.Güzel bir yazıda şöyle açıklanır, Allah razı olsun yazandan;

Özgüvende dengeyi tutturamayanlar, özgürlüğün İslami tanımını kavrayamayanlar, “kardeşini koruma niyetini” de anlamayanlar: “kimse beni yönlendiremez, bana karışamaz, istediğimi yaparım, herkes beni olduğum gibi kabul etmek zorunda” gibi nefsani cümlelerle gaflete düşerek; tecrübeli belki de alim, fadıl, kamil insanlardan istifade edebilme fırsatını kaçırırlar ve her yaptıklarını doğru zannederek, kişilik gelişiminde çok önemli olan tecrübe denilen “farklı deneyimlerle en doğruyu yakalamak” haklarından istifade edemezler.

Özgüven canının her istediğini her ortamda yapmak ya da söylemek, kimseden utanmamak, kendisine hiçbir şekilde müdahale edilmesini istememekse ‘nefis terbiyesi, sabır, adalet, haya, dengeli hareket etmek gibi hiçbir ahlaki güzelliği içinde barındırmayan boş bir bedenden ibarettir.

Olması gereken, özgüven, insanın iradesini güçlü tutarak hadiselere karşı sağlam ve kararlı durmak, yani ümitsizliğe düşmemektir. Başarılı olmanın neticesinde de bu başarıyı kendinden değil Allah’tan bilmektir. Zaten hakiki özgüven de budur. Yoksa başardığı işleri kendi nefsinden bilip gurura kapılırsa tehlikeli olur.

Özgüven ile ilgili çok önemli bir denge akıldan çıkartılmamalıdır. Çünkü ne kendimizi yok sayabiliriz, ne de kendimizi olduğumuzdan fazla büyütebiliriz. Ne Allah’ın verdiği gücü inkar edebiliriz (çünkü bu nankörlük sayılır) ne de Allah’ın verdiği gücü kendimizden bilebiliriz. Ne mütevazı oluyorum diye, bir miskin rolünü takınmaya ve Allah’ın bize hiçbir şey vermediğini iddia etmeye hakkımız vardır; ne de tahdis-i nimet ediyorum diye, varlıklı olmakla büyüklük taslamaya, güçlü olmakla kibirlenmeye, Allah’ın verdiği hediyeleri sahiplenmeye yetkimiz vardır. Aslolan Allah’ın verdiklerini ve O’ndan geldiğini hiç bir zaman unutmamaktır.
Upvote 4
Downvote 0
0