Kasıtlı olarak ayak serçe parmağınızı sehpaya çarpınız. Ne aşk açısı kalır ne birşey... Çok iyi gelebilir swh
Tabi ki şaka...
E be yavrucummm başka tadacak bir acı bulamadın mı? Paran varsa yancıkta koşuver alışverişe. bir nebze de olsa iyi gelebilir.
vaiz
Dinî konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va'z (dini konuşma) eden kimsedir.
kılıçdaroğlu'nda liderlik vasfının olmaması
Kibar konuşuyor, hakaret ve küfür etmiyor, bağırmıyor, kimseyi aşağılamıyor, tepkisini en fazla yürüyerek ya da böyle bir şey olabilir mi diyerek gösteriyor, çocuğuna herkesin ( ya da genelin diyelim) yaptığı gibi onlarla eşit koşullarda askerlik yaptırıyor (kısa dönem), mütevazı koşullarda yaşıyor. Evet türkiye sartlarinda liderlik vasfı yok. Kanada'da ya da ispanya'da doğsaydi farklı olabilirdi ama.
bebeğini çatı katında ölüme terk eden anne sıfatlı
Çok özür diliyorum... Yasak aşk vb ne bileyim ya bu tarz şeylerle 5 dakikalık zevk için, doğacak olan çocuğun ne günahı var. Ulen gavat (özür dilerim) uçkuruna sahip çıkamıyorsun ne diye dibini görmediğin yere dalıyorsun... Çocuk bakamayacaksan ne diye doğuruyorsun be vicdansız... Neyse çok sinirlendim burada kesiyorum...
varmak
Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak
adam dövmeye giderken dinlenilecek parçalar
Gazapizm-heyecanı yok
Ceza-suspus
Gazapizm- ölüler dirilerden çalacak
Sıfırbir jenerik müziği
Söz vermedik ama elbet bir gün.
Ceza-suspus
Gazapizm- ölüler dirilerden çalacak
Sıfırbir jenerik müziği
Söz vermedik ama elbet bir gün.
akpjr
tek "icraatı" demagojik showlar olan [ara]devret bahçeyi[/ara]'nin suya sabuna dokunur, bu ülkeye faydalı bir icraatına henüz tanık olmadığımız partisi elbette..
kupkuru
Çok kuru
cübbeli ahmet hoca
Ahmet Mahmut Ünlü, halk arasında Cübbeli Ahmet Hoca olarak tanınan Türk vaiz ve hafız. İstanbul'un Fatih ilçesi Çarşamba semtinde bulunan İsmailağa Cemaati'nin önde gelenlerindendir.

ağlasa derd-i derunum çeşm-i giryanım sana
Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana
İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve sana aşikâr olurdu.
Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana
Sen güzellik tahtında: bense yolunun toprağında pâymâl kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman'ım, sana bir karınca durumumu nasıl arz edeyim? ' Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.'
Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar
Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana
Muma da bak! Senin meclisinde ağlayıp baştan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoş yanıp yıkılıyor. 'Mum yanarken, baştaki fitilin kenarlarından ağlıyormuş gibi akar. Şair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aşkı ile baştan çıkmış veya o uğurda başını vermiş olarak gösteriyor.'
Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana
Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, gün gibi âşikârdır.
Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan
Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana
Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş!
Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana
Dostum! Anlaşılan o ki ayrılık yarasının şerh etmek mümkün görünmüyor. açık duran şu yakam,göğsümdeki yarıkları sana göstersin
Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb
Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana
Eziyetlerinle Avnî'nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz, sana inciler; bu maden ocağı de mücevherler sunar.
avni
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana
İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve sana aşikâr olurdu.
Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana
Sen güzellik tahtında: bense yolunun toprağında pâymâl kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman'ım, sana bir karınca durumumu nasıl arz edeyim? ' Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.'
Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar
Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana
Muma da bak! Senin meclisinde ağlayıp baştan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoş yanıp yıkılıyor. 'Mum yanarken, baştaki fitilin kenarlarından ağlıyormuş gibi akar. Şair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aşkı ile baştan çıkmış veya o uğurda başını vermiş olarak gösteriyor.'
Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana
Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, gün gibi âşikârdır.
Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan
Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana
Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş!
Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana
Dostum! Anlaşılan o ki ayrılık yarasının şerh etmek mümkün görünmüyor. açık duran şu yakam,göğsümdeki yarıkları sana göstersin
Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb
Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana
Eziyetlerinle Avnî'nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz, sana inciler; bu maden ocağı de mücevherler sunar.
avni