fetö

nushirevan nushirevan · 16.03.2019 13:01 · 323 · #50489
1950-1960 yılları arasında Türkiye'de yerleşik düzene geçmiş; islami görünüm altında yeni bir ortak din arayışında, ılımlı islam modeli olarak bilinen cia'nın ortadoğu halklarını yönetiminde kolaylık sağlayan görüşe hizmet eden hain ve omurgasız bir terör örgütüdür. Türkiye'de o yıllardan itibaren bütün iktidarlar, cia geri planı nedeniyle bu yapının açıktan veya gizliden desteğini almak zorunda kalmışlardır. Bediüzzaman Said Nursi çizgisinde olduklarını iddia etseler de, Risalelerin sadeleştirilmesinden laik düzeni desteklemelerine, Atatürk hayranlığından darbeleri haklı görmelerine kadar esas Risale takipçileri olan Nur cemaatinden ayrılmışlardır. Zamanla örgüt Fethullah Gülen denen şarlatanla özdeşleşerek, muhafazakarlaşan sosyal mobiliteyi fırsat bilerek holdingleşme yoluna gitmiş, aleni bir taşerona dönüşmüştür. Recep Tayyip Erdoğan döneminde zirve gücüne ulaşan örgüt, yine aynı kişi tarafından yok edilme safhasına gelmiştir. Belli ki Erdoğan, 2002'deki devalüasyonun ardından ülkeyi düze çıkarmak için, tıpkı Mustafa Kemal'in ingilizlerle yaptığı iddia edildiği gibi düşmanla işbirliği içinde olmuş, daha sonra zincirlerini kırarak daha müreffeh bir Türkiye inşa etmiştir.
Upvote 1
Downvote 0
0

dört mevsim

samatyadan samatyadan · 14.11.2018 03:00 · 487 · #32989
Cemal Süreyya nın bir şiiri. Bu şiir (gizli:Fazıl say) tarafından İlk Şarkılar albümünde (gizli:seranad Bağcan) tarafından seslendirildi.
Upvote 0
Downvote 0
0

ufku sekiz katına çıkaran bilgiler

gel tanisalim once ben kisaca mg gel tanisalim once ben kisaca mg · 01.01.2019 16:35 · 1042 · #28485
yeni doğan bebeklerde 6.saatten sonra beynin "hipokampus" bölgesinde dil öncesi bellek işlemeye başlıyormuş. doğumundan bu yana bebeğe söylenen her söz, yapılan her dokunuş, her davranış dil öncesi bellek tarafından sürekli kaydediliyormuş. sevgi ve şefkat içerikli yapılan davranışlar bu bölgeyi geliştirip çocuğun yaşamsal salgılarının artmasını sağlıyormuş. çocuğu görmezden gelen, umursamayan davranışlar ise hipokampusa "istenmiyorum" mesajı vererek yaşamsal salgıların azalmasına sebep oluyormuş. bu sebeple çocuğun beyni yavaş yavaş ölürken bedeni de dirençsiz hale geliyor.

çocuk; sözlerin ve ses tonunun hangi duyguyu içerdiğini, davranışların ve dokunuşların hangi amaçla yapıldığını rahatlıkla algılayabiliyor. davranışları sınıflandırarak büyüyen çocuk eğer şefkatten ve sevgiden mahrum bırakılırsa "ben değersizim" düşüncesiyle yetişip kendini böyle hissettiren eşler/partnerler seçiyormuş.
Upvote 6
Downvote 0
4

mustafa akıncı'nın barış pınarı operasyonuna ilişkin sözleri

merdumgiriz merdumgiriz · 14.10.2019 22:49 · 137 · #70946
filistin hükümetinin türkiye'yi kınadığına ilişkin iddiaların filistin dışişleri bakanlığınca yalanlanmasına rağmen filistin'i hedef alan söylemlerde bulunmaya devam eden grubun tepkisiz kaldığı sözlerdir. neden? çünkü o kuzey kıbrıs "türk" cumhuriyeti başkanı. her gördüğünüz sakallıyı babanız, her gördüğünüz hilâl bıyıklıyı dostunuz sanmayın allah'ınızı severseniz. ("hilâl bıyık" tamamen sembolik bir ifadedir. beyefendinin bıyıklarıyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.)
spoiler (tıkla)
kafatası milliyetçileri eksi oyluyor...
Upvote 2
Downvote 2
1

bir bilim adamının romanı

harryninasasi harryninasasi · 07.03.2019 23:06 · 1652 · #48648
T: almayı planladığım kitap.

Oğuz Atay'ın hocası İTÜ İnşaat Fakültesi profesörlerinden Mustafa İnan'ın hayatının roman kurgusuyla anlatıldığı Bir Bilim Adamının Romanı, 1975 yılında Bilgi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bir Bilim Adamının Romanı özet olarak Mustafa İnan'ın yoksulluk içerisinde başlayan hayatının dünyanın en güzel unvanı olan “bilim adamı”nı hak edişindeki müthiş hikaye anlatılmaktadır. Bir Bilim Adamının Romanı ana fikri ne kadar zorluk içerisinde yaşanılsa da ahlakî değerlerden ve özünden hiçbir şey kaybetmeden nasıl başarıya ulaşılabileceği şeklinde özetlenebilir.

Yorum gelecek.
Upvote 0
Downvote 0
0

boyhood

martilara simit atan kadin martilara simit atan kadin · 01.12.2018 21:58 · 160 · #21960
Entry görseli


türkçe adıyla çocukluk, 2014 amerikan yapımı 165 dakikalık film. Yönetmen Richard Linklater'ın 12 senede çektiği film, bir gencin çocukluğundan üniversiteye kadar geçirdiği dönemi konu alıyor. Başrol oyuncusu Ellar Coltrane'in 8 yaşından itibaren oynadığı bu filmde, izleyiciler oyuncuların büyümesine (ve tabi yaşlanmasına) şahit olmaktadır.

açıkçası yönetmenin inanılmaz cesur olduğunu düşünüyorum. 12 yıl planlı olarak aynı kişilerle çalışmak gerçekten büyük cesaret. en başta ölüm var kalım var. oyunculardan biri rahmetlik olsa film tamamen çökerdi.

ikinci olarak dönemlerin olaylarına, siyasetine, sanatına, kültür ve yaşam anlayışına dikkat edilmiş ve hepsine ayrı ayrı yer verilmiş. bu da filmi hoş yapan bir detay. izlerken ister istemez 'ben şu yaşımdaydım, şunu hatırlıyorum, şöyle olmuştu' diyorsunuz.

geldik filmin en kötü yanına 2 saat 45 dakika... hızlandırarak izlemeyi hayal etmiştim, beceremedim. henüz 1 saat 26 dakikasını izledim ve ölüyorum. ben sabırlı biri değilim! sonunu da merak ediyorum, çatlayacağım artık. umarım bu gece biter, yarına içim kaldırmaz.

edit:
spoiler (tıkla)
allah cezanızı vermesin. bir yere bağlanıp sonlanacak sanmıştım.
Upvote 4
Downvote 0
2