arapça kökenli anlamı tek tanrıcı,
aramice kökenli anlamı putperest,
ibranice kökenli anlamı da dinsiz olan sözcüktür.
şehitlik
Şehit olma durumu.
ıhlamur
Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı (Tilia)
koridor
Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit, geçenek
tek başına yürüyen kadına korna çalmak
Düşük zeka göstergesidir.
etkileyici şiir dizeleri
\"içim,
kendimden yorgun benim.\"
kendimden yorgun benim.\"
23 nisan metrobüs de akılalmaz taciz tecavüz
Metrobüs sapığı ileri derecede kemalist çıktı...
Aman...Aman...Aman....
Aman...Aman...Aman....

ansızın gelen vadaaaa diye bağırarak koşma isteği
Sevimli gibi görünse de olaya maruz kalanlarda ufak çapta bir korku ve yapanın ruh sağlığı için endişe yaratacak eylem.
çoğu
Çoğu zaman, çok defa
hayata dair
Hızla çıkarken ömrün basamaklarından yukarı,
“Nasıl?”, “Ne zaman?” geçti farkında değiliz.
Geriye dönüp baktığımızda her şeyin ne kadar da az ve ne kadar da fazla olduğunu düşünüyoruz.
Ömür, bir rüya gibi.
Geldik ve işte gidiyoruz.
Tüm yaşanmışlıkların,
tüm sevmelerin,
geride bırakmaların ve bağrına basmışlıkların arasında;
varılacak nokta aslında hiç de uzakta değil..
Bugün mü, yarın mı bilmemek en güzeli.
El öpmelerin,
kemiğe uzanan köpek misali çaresizliklerin şahitliğindeyiz.
Ve eğilmeyenlerin safında;
emeğin kutsallığında,
mazlumun gözyaşının akmamasından yanayız.
Zalimin, zayıf da kalsak karşısında dikilmenin vicdani rahatlığını arıyoruz zaman zaman.
Hele hele bir de maddiyata secdeden uzak duruyoruz.
Sonucunda aç kalmasak bile esasen tam da doymuyoruz.
Varla yok arasındayız.
Bunun farkındaysak daha bir özenli oluyoruz.
“İyilik eden iyilik bulur”dan değil ha...
Manasını tam kavrayamasak da iyilik dürtümüzü hamurumuza yoruyoruz.
Ne de kendini beğenmişlik!
Ruhun gizlerindeki kir ve pasın zaman zaman gün yüzüne çıkması, tüm iyi düşünceleri süpürmesi ise pamuk ipliğine bağlı;
Koptu ha kopacak...
Yapacaklarından korkarak iyiliğe sığınmak ve onu tercih etmek de bir nevi menfaat peşinde koşmak değil mi?
Kimi kandıracaksın ki?
İyi davranınca iyi olman mümkün mü?
İyilik ve kötülüğü,
doğru ve yanlışı,
samimiyetle samimiyetsizliği ayırmaya çalışırken hiçbirinin cevabını bulamadan gidecek bir beşersin.
Ve senden sonrakiler de senin gibi olacak.
Gürül gürül devam eden bir hikayenin hiç de beklenildiği gibi bir son bulmamasına benzeyen bir hal içinde olacaksın.
Ağlayacaklar ve sevinecekler de olacak.
İşte hep ikilem üzerine kurulu ömrün.
Şimdilik verilmiş bir süre daha yaşa doyasıya; tatlı ve acı.
“Nasıl?”, “Ne zaman?” geçti farkında değiliz.
Geriye dönüp baktığımızda her şeyin ne kadar da az ve ne kadar da fazla olduğunu düşünüyoruz.
Ömür, bir rüya gibi.
Geldik ve işte gidiyoruz.
Tüm yaşanmışlıkların,
tüm sevmelerin,
geride bırakmaların ve bağrına basmışlıkların arasında;
varılacak nokta aslında hiç de uzakta değil..
Bugün mü, yarın mı bilmemek en güzeli.
El öpmelerin,
kemiğe uzanan köpek misali çaresizliklerin şahitliğindeyiz.
Ve eğilmeyenlerin safında;
emeğin kutsallığında,
mazlumun gözyaşının akmamasından yanayız.
Zalimin, zayıf da kalsak karşısında dikilmenin vicdani rahatlığını arıyoruz zaman zaman.
Hele hele bir de maddiyata secdeden uzak duruyoruz.
Sonucunda aç kalmasak bile esasen tam da doymuyoruz.
Varla yok arasındayız.
Bunun farkındaysak daha bir özenli oluyoruz.
“İyilik eden iyilik bulur”dan değil ha...
Manasını tam kavrayamasak da iyilik dürtümüzü hamurumuza yoruyoruz.
Ne de kendini beğenmişlik!
Ruhun gizlerindeki kir ve pasın zaman zaman gün yüzüne çıkması, tüm iyi düşünceleri süpürmesi ise pamuk ipliğine bağlı;
Koptu ha kopacak...
Yapacaklarından korkarak iyiliğe sığınmak ve onu tercih etmek de bir nevi menfaat peşinde koşmak değil mi?
Kimi kandıracaksın ki?
İyi davranınca iyi olman mümkün mü?
İyilik ve kötülüğü,
doğru ve yanlışı,
samimiyetle samimiyetsizliği ayırmaya çalışırken hiçbirinin cevabını bulamadan gidecek bir beşersin.
Ve senden sonrakiler de senin gibi olacak.
Gürül gürül devam eden bir hikayenin hiç de beklenildiği gibi bir son bulmamasına benzeyen bir hal içinde olacaksın.
Ağlayacaklar ve sevinecekler de olacak.
İşte hep ikilem üzerine kurulu ömrün.
Şimdilik verilmiş bir süre daha yaşa doyasıya; tatlı ve acı.