1993-1994 yıllarında muhabir olarak TGRT'de çalıştı. TGRT'de 'Yankı' haber programını yapan ekip içindeydi. Kanal 7 kurulurken muhabir olarak oraya geçti. Bir süre muhabir olarak çalıştıktan sonra 1995-2003 arasında Kanal 7 Televizyonu Haber Müdürlüğü'nü ve ana haber spikerliğini yaptı. Kanal 7'de İskele Sancak programını yaptı ve bazı bölümlerini kitap haline getirdi.
2004 yılında Kanal 7'den istifa ederek ayrıldı. Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmaya başladı. Sabah gazetesinde de çalışan Ahmet Hakan, şimdi yazılarına Hürriyet gazetesinde devam ediyor.
Ahmet Hakan, 2005'ten bu yana, CNN TÜRK'te "Tarafsız Bölge" adlı tartışma programını sunuyor.
george orwell
1984 ve Animal Farm adlı iki romanıyla distopya konusunu çok iyi ele almış bir İngiliz yazardır.
önemli günler
Sevgi, saygı ve paylaşmayı çeşitli hediyeler ile bir güne hapsettikten sonra “hoyratlığa ve kabalığa devam edebiliriz, artık haklıyız” düşüncesi ile yıl boyunca istismara, yalana ve sevgisizliğe teslim oluyoruz.
Bu “Gün” kutlamaları arttıkça, sevgi ve saygının ölçüsü metalaşmakta ve hediye ile ölçülmeye başlanmaktadır. Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü, İşçi Bayramı, Sağlık Çalışanları, Sevgililer Günü ve Öğretmenler Günü diye devam eden günler zinciri değerlerimizi tüketmektedir.
İyi evlat olmak için Babalar Günü ya da Anneler Günü'nde hediye almak, hanımı mutlu etmek için 364 gün yaptığınız bütün olumlu şeylerin bir kıymeti olması için mutlaka 365. Gün de bir hediye almak zorunluluğu bütün erkeklerin üzerinde “Demokles'in Kılıcı” gibi sallanıp durmaktadır. Öğretmenlerimizin bir beklentisi olmasa da veliler arasındaki hediye yarışı da veliler üzerinde baskı oluşturmasa bile öğrenciler arasında, öğretmene pahalı hediye alan öğrenci ile almayan/alamayan öğrencilerin kendilerine dair kıyaslamaları da onları olumsuz etkileyebilmektedir.
Kadınları bir meta olarak gören, reklamından tanıtımına kadar birçok sektörde onların kadın cinsiyetini istismar eden kapitalizm ve sözde modern geçinen Batı zihniyeti, İslam'ın kadını ötekileştirdiği yalanını tekrar edip durmaktadır. Oysa bu günlere dair ne kadar değerli ve doğru bir yaklaşım varsa hepsinin İslam'da fazlası ile kendine yer bulduğunu görebiliriz. Kur'an-ı Kerim'de “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) diye buyuran Rabbimiz ve erkek egemen bir zamanda ve toplumda “Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.” [Müslim] ve “Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!” [Müslim] diye Hadis-i Şeriflerinde ümmetine yol gösteren peygamber efendimizin öğütleri bizlere fazlasıyla yol göstermektedir.
Demokles'in Kılıcı dedim de “M.Ö. 4. yüzyılda Akdeniz'de Sicilya adasında Sirakuza Krallığı vardır. Kral Dionysios'tur. Sarayda hem Dionysios'un yakın dostu hem de danışmanı olan Demokles de vardır. Demokles sürekli kral Dionysios'un rahat ve huzur içinde gösterişli bir hayat yaşadığını çevresine anlatır. Dionysios bu sözleri duyar ve birgün Demokles'e tahta oturmanın mutluluğunu onun da tatmasını ister! Krallık tacını tahtını büyük bir tören düzenleyerek Demokles'e verir. Hizmetçilerinden de kendisine yapılan hizmetin aynısının yapılmasını ister. Demokles büyük bir keyif ve mutluluk içindeyken tahtının üstünde hemen başında yer alan kılıcın atkuyruğuna bağlı bir şekilde sallandığını fark eder ve korkmaya başlar. Ve krallık tahtının o kadar da rahat ve mutluluk verici olmadığını her an tehlike altında yaşandığını görür, anlar ve vazgeçer.”
Bu hikâye ile dışarıdan göründüğü gibi yüksek makam ve mevkiler çok rahat değildir. Aksine büyük görevlerin büyük sorumlulukları vardır ve her zaman çeşitli risklerle karşı karşıyadırlar. Bu açıdan baktığımızda da Demokles'in Kılıcı sözü bana; bizlere dışarıdan görünen modern ve çağdaş dünya dayatmasının arkasında bencil, sevgi ve saygının metalaştığı bir hayatın hepimizi baskısı altına almaya çalıştığını hatırlatmaktadır.
Çocuklarımız, eşlerimiz ve bütün sevdiklerimiz dâhil toplumca Batı'dan esen bu kapitalist “Gün” rüzgârlarının etkisinde kalıyoruz. Bu rüzgâra karşı direnmek ve yıkılmamak için zor zamanlarda kaldığımızda, her zaman yaptığımız gibi değerlerimize ve dinimize sarılmak zorundayız.
Bu “Gün” kutlamaları arttıkça, sevgi ve saygının ölçüsü metalaşmakta ve hediye ile ölçülmeye başlanmaktadır. Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü, İşçi Bayramı, Sağlık Çalışanları, Sevgililer Günü ve Öğretmenler Günü diye devam eden günler zinciri değerlerimizi tüketmektedir.
İyi evlat olmak için Babalar Günü ya da Anneler Günü'nde hediye almak, hanımı mutlu etmek için 364 gün yaptığınız bütün olumlu şeylerin bir kıymeti olması için mutlaka 365. Gün de bir hediye almak zorunluluğu bütün erkeklerin üzerinde “Demokles'in Kılıcı” gibi sallanıp durmaktadır. Öğretmenlerimizin bir beklentisi olmasa da veliler arasındaki hediye yarışı da veliler üzerinde baskı oluşturmasa bile öğrenciler arasında, öğretmene pahalı hediye alan öğrenci ile almayan/alamayan öğrencilerin kendilerine dair kıyaslamaları da onları olumsuz etkileyebilmektedir.
Kadınları bir meta olarak gören, reklamından tanıtımına kadar birçok sektörde onların kadın cinsiyetini istismar eden kapitalizm ve sözde modern geçinen Batı zihniyeti, İslam'ın kadını ötekileştirdiği yalanını tekrar edip durmaktadır. Oysa bu günlere dair ne kadar değerli ve doğru bir yaklaşım varsa hepsinin İslam'da fazlası ile kendine yer bulduğunu görebiliriz. Kur'an-ı Kerim'de “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) diye buyuran Rabbimiz ve erkek egemen bir zamanda ve toplumda “Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.” [Müslim] ve “Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!” [Müslim] diye Hadis-i Şeriflerinde ümmetine yol gösteren peygamber efendimizin öğütleri bizlere fazlasıyla yol göstermektedir.
Demokles'in Kılıcı dedim de “M.Ö. 4. yüzyılda Akdeniz'de Sicilya adasında Sirakuza Krallığı vardır. Kral Dionysios'tur. Sarayda hem Dionysios'un yakın dostu hem de danışmanı olan Demokles de vardır. Demokles sürekli kral Dionysios'un rahat ve huzur içinde gösterişli bir hayat yaşadığını çevresine anlatır. Dionysios bu sözleri duyar ve birgün Demokles'e tahta oturmanın mutluluğunu onun da tatmasını ister! Krallık tacını tahtını büyük bir tören düzenleyerek Demokles'e verir. Hizmetçilerinden de kendisine yapılan hizmetin aynısının yapılmasını ister. Demokles büyük bir keyif ve mutluluk içindeyken tahtının üstünde hemen başında yer alan kılıcın atkuyruğuna bağlı bir şekilde sallandığını fark eder ve korkmaya başlar. Ve krallık tahtının o kadar da rahat ve mutluluk verici olmadığını her an tehlike altında yaşandığını görür, anlar ve vazgeçer.”
Bu hikâye ile dışarıdan göründüğü gibi yüksek makam ve mevkiler çok rahat değildir. Aksine büyük görevlerin büyük sorumlulukları vardır ve her zaman çeşitli risklerle karşı karşıyadırlar. Bu açıdan baktığımızda da Demokles'in Kılıcı sözü bana; bizlere dışarıdan görünen modern ve çağdaş dünya dayatmasının arkasında bencil, sevgi ve saygının metalaştığı bir hayatın hepimizi baskısı altına almaya çalıştığını hatırlatmaktadır.
Çocuklarımız, eşlerimiz ve bütün sevdiklerimiz dâhil toplumca Batı'dan esen bu kapitalist “Gün” rüzgârlarının etkisinde kalıyoruz. Bu rüzgâra karşı direnmek ve yıkılmamak için zor zamanlarda kaldığımızda, her zaman yaptığımız gibi değerlerimize ve dinimize sarılmak zorundayız.
şalgam suyu
ev yapımı içilir şalgam. şalgam turpunu , havucunu ve pancarı alıp yaparsın. kışın bulunur bunlar sonra içersin. kışın hastalıktan korur.
songül karlı
Kendisini doğallığıyla hatırladığım ondan sonra ünlü listemden çıkarılan kişi.
küçümsemek
Değer ve önem vermemek, küçük görmek, küçümsemek
değişik insan tipleri
Kendisini said nursi zanneden bir arkadaşım. Türkçe konuşamıyor. Risalei nur gibi mesaj atıyor. Senelerdir ayar oluyorum. Geçen bir sayfa bana sayıp sövmüş ama türkçe değil. Tam anlamadım zaten. He sen devam et dostum.
istanbul'a lapa lapa kar yağma olasılığı
Chp'nin iktidar olma olasııyla aynı gibidir..
Olur da lapa lapa kar yağarsa, chp izmir'i yeniden alacak demektir..Heyacana gerek yok yani:)
Olur da lapa lapa kar yağarsa, chp izmir'i yeniden alacak demektir..Heyacana gerek yok yani:)
kardeş
Kardeş kardeşin ne olduğunu nede öldüğünü istermiş. Belki doğrudur ama içlerinden biri eksilince pek öyle olmuyor.
deniz gezmiş
statükonun kurbanı Devrimci.
Bu ülkede egemenlere karşı söylediğiniz tek kelime bile sizi "hain" olarak yaftalamalarına güçlü bir referansken, Deniz'in duruşunun idamla cezalandırılması şaşılacak bir olay değildir.
Bu ülkede egemenlere karşı söylediğiniz tek kelime bile sizi "hain" olarak yaftalamalarına güçlü bir referansken, Deniz'in duruşunun idamla cezalandırılması şaşılacak bir olay değildir.