george enescu

jean baptiste de la croix jean baptiste de la croix · 13.10.2018 22:49 · 2811 · #3986
eski takvime göre 7 ağustos, yeni takvime göre 19 ağustos 1881 tarihinde doğan 4 mayıs 1955 tarihinde ölen romanyalı besteci, viyolinist, piyanist, orkestra şefi. romanya'nın en ve dünyanın önemli müzisyenlerindendir.

kendisi 20. yüzyılın mozart'ı olarak anılır. zira çok küçük yaşlardan itibaren beste yapmaya başlamıştır tıpkı mozart gibi. ayrıca viyolinin yanı sıra piyano, org, çello vs de çalmaktadır. bu sebeple ona "müziğin da vinci'si" diyenler de vardır.

maurice ravel'in bestelediği bir keman sonatının notalarına sadece bir defa bakarak maurice ravel eşliğinde o besteyi çalmıştır. üstelik maurice ravel de sonatını yazmayı daha yeni bitirmiştir.

sadece bu da değil, adam çoğu bestecinin -ki bunlara bach ve beethoven da dahil- eserlerinin büyük kısmını ezbere biliyormuş. hatta Vincent d'indy, beethoven'ın besteleri bir gün yeryüzünden silinirse george enescu'nun bu besteleri tekrar kağıda dökebileceğini iddia etmiş.

genelde romanya rapsodileri popülerdir.

YouTube video
Upvote 2
Downvote 0
1

çocuklarvebiz

Nurse Nurse · 18.03.2026 01:46 · 3085 · #78733
Geçen yıllarda minik bir suriyeli kız çocuğundan kan alacaktım. Şu koca memlekette,şu buz gibi havada çocuğun üstündeki kıyafetler biraz canımı sıktı. Hazırlığımı yaparken biraz konuşup heyecanını ve korkusunu tartayım dedim. Baktımki çocuğun gözlerinde "ne olabilir ki, ne kadar canımı yakabilirki, ben evimi,okulumu,anılarımı,memleketimi bırakıp gelmişim" havası esiyor. Sakin mülayim bir çocuktu. Turnikeyi bağladım böylesi sakin çocuklardan kan almak oldukça kolay olur doğrusu. Kan alma işlemine başladım göz ucuyla yüzünü ve tepkilerini kontrol ederken sessizce göz yaşı döktüğünü gördüm. İçim parçalandı. Çok acıyor diye çığlık atsa bu kadar etkileyemezdi beni.. sanki bağırmaya,ağlamaya hakları yokmuş gibiydi. Sanki aldıkları hizmeti ellerinden kaybetmemek için ölesiye susmaları gerekiyor gibi. "Çok cesaretliydin bu yüzden sana bir ödül vereceğim" diyip bir oyuncak bebek uzattım kendisine. Gözleri parladı ama nasıl bir parıltı. Ayakkabısının yıpranmışlığı,kıyafetinin inceliği,renklerin ağarmışlığı, başındaki tokanın maydanoz lastiği oluşu hiç önemli değildi. Elindeki bebeği annesine göstererek yanımdan uzaklaştı. Hiçbir çocuğun bu duyguları hissetmesini kabullenemiyorum. Bazı duygular yetişkinler içindir ve çocuklara yakışmaz..
Upvote 3
Downvote 0
1

adaletsiz adalet

horasan horasan · 07.03.2019 02:45 · 1750 · #48437
BU NASIL ADÂLET ?

15 yaşında kaçarak evlenen Emine Karakaya, eşi 8 yıl ceza alınca iki çocuğuyla ortada kaldı. Üzüntüden felç geçiren kadının beyin ölümü gerçekleşti. Yani eşi hapse girince kahrından öldü.

Ankara Altındağ'da oturan Emine Özdemir ve Levent Karakaya, 2006'da birbirlerini sevdiler. Emine o zaman 15, Levent ise 18 yaşındaydı.

Kızın yaşı küçük diye aile evlenmelerine izin vermedi. Gençler birlikte kaçtı. Emine'nin annesi "Kızımı kaçırdılar" diye şikâyetçi oldu.

Ancak daha sonra iş tatlıya bağlandı. Emine'nin annesi şikâyetini geri çekti. Genç çifte düğün yapıldı. Evlendiler, mutlu bir yuva kurdular.

Seda ve Fırat adında iki çocukları dünyaya geldi. Ancak, markette asgari ücretle çalışıp evini geçindiren Levent'in peşini kamu davası bir türlü bırakmadı.

Ve nihayet gayr-i adâlet sitemi nedeniyle Geçen 20 Şubat'ta 8 yıl 4 ay hapis cezası kesinleşince tutuklanan Levent Karakaya, Ankara Yenikent Cezaevi'ne konuldu. Haliyle hukusuz adâlet adamın eşini iki çocuğuyla birlikte ortada koydu.

Sözde Adâletin zulmüne maruz kalan kadın aylık 400 TL olan kiralarını ödeyemedi.Ev sahibi "çık" deyince, çaresiz evindeki eşyaları yok pahasına sattı.

Emine Karakaya, daha sonra, iki çocuğuyla birlikte, pazarcılık yaparak geçinen babasının evine yerleşti. Genç kadın 8 Haziran günü eşini ziyaret için Yenikent Cezaevi'ne gitti. Üzülmesin diye ona dışarıda yaşadığı sıkıntıları söylemiyordu.

Duygusal geçen ziyaretin ardından cezaevi kapısında fenalaşan genç kadın yere yığıldı. Emine, yapılan müdahalenin sonrasında eve gönderildi. Dinlenmeye çekildi. Ama kimseyle konuşmuyor, sürekli uyuyordu. Üzüntüden felç geçirdiği, sol tarafının tutmadığı anlaşıldı.

Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırılıp tedaviye alınan Emine Karakaya 3 gün önce aniden fenalaştı. Yoğun bakıma kaldırılan kadının beyin ölümü gerçekleşti.

Cezaevindeki Levent Karakaya'ya durumu akrabaları anlattı. Önceki gün tutuklu bulunduğu cezaevinden jandarmalar eşliğinde Ankara Numune Hastanesi'ne getirilen genç adam yıkıldı.

Levent Karakaya, beyin ölümü gerçekleşen eşini 20 dakika ziyaret etti. Ardından yeniden cezaevine götürüldü. Babası Murtaza Özdemir ve annesi Derya Özdemir ise çaresiz, kızları Emine'nin başında beklemeye devam etti.

Geride ise, sözde adâlet tarafında öldürülen bir kadın, halen zulme maruz bir koca, sahipsiz iki küçük çocuk, yürekleri yanan akrabalar ve acı bir hikâye kaldı. İşte beşeri kanunlar böyledir. Her yerinden zulüm akar. Ne diyelim, Allah rahmet eylesin.
Önce bireyler Adil olacak ki
ADALET tecelli etsin.
#horasan
Upvote 4
Downvote 1
2

bakan süleyman soylu'nun suriyeli söylemi

anti anti · 20.12.2018 03:37 · 2513 · #26882
''Allah izin verse de Türkiye'de doğan 380 bin Suriyeli çocuğu vatandaş yapsak'' söylemidir.
kimsesiz yaşar'ın dediği gibi ''dostum değilsin'' bakanım.
ne yapmaya çalışıyorsunuz ?
ülkesinde savaşı görüp kaçıp ülkemize gelen, savaşma seviş ilkesine sahip olan bir kesimin kayıtlara yansıyan üreme sayısıdır.
Upvote 7
Downvote 0
1