"tanrı kavramı ve din olgusunu inceleyen bilim dalı; tanrıbilim" olarak tanımlanıyor.
gözlemlerime göre ülkemizde en çok eleştirilen bölüm olabilir. koyu dindarı da sevmez, ateisti de. buradan yola çıkarak ilahiyatın birleştirici gücünü kanıtlamak istiyorum. eveeeet görüyorsunuz değil mi? tüm fikirlerin ortak paydada buluştuğu fakültelerdir ilahiyat fakülteleri, evet!
kadınların sözleriyle anlatmak istedikleri
Sözleri zaten anlatmak istediklerini ifade etmiyorsa hiç anlamayın daha iyi. Uğraşılmaz.
nushirevan
Aslında "Nuşirevan" olarak okunur ki, Hz.Ömer'den sonra dünyada adaleti ile ün salmış bir Sasani hükümdarıdır. Nizamülmülkün Siyasetname adlı eserinde adaleti ile ilgili çeşitli kıssalar mevcuttur.
Kısaca değineyim:
Nuşirevan bir gün avda iken bir kadın kendini okunun önüne atar. Nuşirevan kadına bunun nedenini sorar. Kadın hükümdarın ulaşılamaz olduğunu, çevresini saran dalkavuklar yüzünden derdini kendisine ulaştıramadığını bu yüzden bunu yaptığını söyler. Hükümdar halkının derdini kendisine anlatması gerekliliği hakkında tarihi bir karar alır. Sarayında yattığı odanın balkonuna devasa bir çan astırır ve derdi olanın çana bağlı iple bu çanı çalarak balkondan hükümdara derdini anlatabileceğini ilan eder. Halk artık büyük küçük her derdi için zili çalmaya ve hükümdara balkondan derdini anlatmaya başlar. Adil hükümdar dertleri dinler ve tek tek not alarak çözümler buldurur, halka adalet dağıtır. Öyle ki bu durum 8 yıl boyunca neredeyse aralıksız devam eder. Hükümdar bu hizmetten ötürü zayıflar, uykusuz kalır. Günlerden öyle bir gün gelir ki çan hiç çalmaz. Hükümdar vezire sorduğunda, vezir bunun sebebinin artık memlekette kimsenin derdinin kalmaması olduğunu söyler ve ekler: "madem zil de çalmıyor, siz uyuyup dinlenin artık" Hükümdar 8 yıldır ilk defa huzurlu bir uyku çekecektir. Tam yastığa kafasını koyar ki zil çalar. Ayaklanır fakat vezir onu durdurur: "Aman hünkarım yatınız.. Bir uyuz eşek.. Sırtı kaşınıyor belli ki kendini ipe sürtüyor.. Siz uyuyun" Hükümdar gülümser: "hayır vezir! o da adalet istiyordur"
Emir çıkarır: eşek bulunacak, sahibi saraya getirilecek!
Bir gün geçmeden eşek ve sahibi çamaşırcı saraya getirilir. Öğrenilir ki çamaşırcının eşeği artık yaşlandığı için iş yapamaz olmuş, çamaşırcı da bunu dövmekten usanmış, salmış çayıra..
Nuşirevan-ı Adil hüküm verir: Ey çamaşırcı! Bu eşek sana bunca yıl çalıştı, hizmet etti.. Hani bunun emekliliği? Mükafatı bu mudur? Bundan sonra eşeği ahırına koyacak, o ölene kadar taze yem ve su ile besleyeceksin, her gün güzel sözler söyleyip seveceksin. Cezan eşek ecelinden öldüğünde biter..Yok, eşek ecelinden değil senin veya bir başkasının elinden ölürse vay haline!
Hikaye bu.. Adil hükmetmekle ilgili aldığım ilk ders 11.yüzyıldan gelmişti. Sonra Aşık Veysel şunu dedi:
"Nuşverani Adil, nerede tahtı?
Süleyman mührünü kime bıraktı?
Resülü ekremin kanunu haktı
Her ömrün sonunda bir feryat gördüm"
Velhasıl hoş bulduk
Kısaca değineyim:
Nuşirevan bir gün avda iken bir kadın kendini okunun önüne atar. Nuşirevan kadına bunun nedenini sorar. Kadın hükümdarın ulaşılamaz olduğunu, çevresini saran dalkavuklar yüzünden derdini kendisine ulaştıramadığını bu yüzden bunu yaptığını söyler. Hükümdar halkının derdini kendisine anlatması gerekliliği hakkında tarihi bir karar alır. Sarayında yattığı odanın balkonuna devasa bir çan astırır ve derdi olanın çana bağlı iple bu çanı çalarak balkondan hükümdara derdini anlatabileceğini ilan eder. Halk artık büyük küçük her derdi için zili çalmaya ve hükümdara balkondan derdini anlatmaya başlar. Adil hükümdar dertleri dinler ve tek tek not alarak çözümler buldurur, halka adalet dağıtır. Öyle ki bu durum 8 yıl boyunca neredeyse aralıksız devam eder. Hükümdar bu hizmetten ötürü zayıflar, uykusuz kalır. Günlerden öyle bir gün gelir ki çan hiç çalmaz. Hükümdar vezire sorduğunda, vezir bunun sebebinin artık memlekette kimsenin derdinin kalmaması olduğunu söyler ve ekler: "madem zil de çalmıyor, siz uyuyup dinlenin artık" Hükümdar 8 yıldır ilk defa huzurlu bir uyku çekecektir. Tam yastığa kafasını koyar ki zil çalar. Ayaklanır fakat vezir onu durdurur: "Aman hünkarım yatınız.. Bir uyuz eşek.. Sırtı kaşınıyor belli ki kendini ipe sürtüyor.. Siz uyuyun" Hükümdar gülümser: "hayır vezir! o da adalet istiyordur"
Emir çıkarır: eşek bulunacak, sahibi saraya getirilecek!
Bir gün geçmeden eşek ve sahibi çamaşırcı saraya getirilir. Öğrenilir ki çamaşırcının eşeği artık yaşlandığı için iş yapamaz olmuş, çamaşırcı da bunu dövmekten usanmış, salmış çayıra..
Nuşirevan-ı Adil hüküm verir: Ey çamaşırcı! Bu eşek sana bunca yıl çalıştı, hizmet etti.. Hani bunun emekliliği? Mükafatı bu mudur? Bundan sonra eşeği ahırına koyacak, o ölene kadar taze yem ve su ile besleyeceksin, her gün güzel sözler söyleyip seveceksin. Cezan eşek ecelinden öldüğünde biter..Yok, eşek ecelinden değil senin veya bir başkasının elinden ölürse vay haline!
Hikaye bu.. Adil hükmetmekle ilgili aldığım ilk ders 11.yüzyıldan gelmişti. Sonra Aşık Veysel şunu dedi:
"Nuşverani Adil, nerede tahtı?
Süleyman mührünü kime bıraktı?
Resülü ekremin kanunu haktı
Her ömrün sonunda bir feryat gördüm"
Velhasıl hoş bulduk
black mirror bayram videosu
Kendimi bildim bileli, her dini bayram öncesinde trajedi halindeki özellikle pencerenin arkasında yapayalnız bekleyen nene, dedelerin hüznünü konu olan şeker reklamlarından Sonra günümüze uyarlanmış, standartlarının dışında “anlayana çok şey” şeklinde hazırlanmış, beni de bir o kadar üzmüş olan videodur.
Sabırla videoyu sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim.
Sabırla videoyu sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim.
şu anda dinlediğin şarkı
Ey Özgürlük - Zülfü Livaneli
Tüm özgür yüreklilere gelsin..
Tüm özgür yüreklilere gelsin..
toki
vatandaşa ucuz ev sağlaması gerekirken fiyatları şişirdikçe şişiren devlet kurumudur.
Rantın sistematikleşmiş bir oluşum diye düşünüyorum.
Rantın sistematikleşmiş bir oluşum diye düşünüyorum.
gelecekten gelen birine sorulacak ilk soru
nası geri döncen?
oltadaki balık
Olta ile tutulan herhangi balığı ifade eder.
Ayrıca Nelson Rockefeller'ın 1960'lar Türkiye'si için söylediği sözdür. Tabii o zamanlar Türkiye'de at oynatıyorlardı şimdi casus ve uşakları o kadar hoplayamıyorlar, en çok hoplayan bir casusları, 2 yıl içeride hapsettikten sonra serbest bırakılmıştı. fetö köpekleri de 15 temmuzdan sonra kuyruklarını kıstırıp abd'ye kaçmışlardı.
Ayrıca Nelson Rockefeller'ın 1960'lar Türkiye'si için söylediği sözdür. Tabii o zamanlar Türkiye'de at oynatıyorlardı şimdi casus ve uşakları o kadar hoplayamıyorlar, en çok hoplayan bir casusları, 2 yıl içeride hapsettikten sonra serbest bırakılmıştı. fetö köpekleri de 15 temmuzdan sonra kuyruklarını kıstırıp abd'ye kaçmışlardı.
yuval noah harari
homo sapiens ve homo deus u okuduktan sonra hayatım boyunca okuduğum en mantıklı insan sıfatını almış tarihçi yazar. Adam yalnızca mantıktan yapılmış gibi.


