güven sözlük yazarlarının hikayeleri

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 28.12.2018 03:22 · 1736 · #28079
uyandım işte, yine karlı bir günün sabahında. harcadığım tüm sabahlar gibi bu da büyük ihtimalle boşa harcanacak.

ah, paris'in fareli ve dışkı kokan sokakları yine penceremin önünde... her zaman değiştirmek istediğim ama değiştiremediğim bir manzara... yıllardır aynı manzaraya uyanıyorum.

her sabah uyandığımda düşündüğüm gibi yine bunları düşündüm. ama bu sabahı farklı kılan başka bir detay vardı. kapım çalınıyordu. kapıyı çalan kişinin uyguladığı kuvveti dikkate alırsak erkek olmadığı kesindi. bu saatte hangi kadın kapımı çalardı ki?

"geliyorum!" diye bağırıp yataktan çıktım.üniformamı giydim ve kılıcımı kuşandım. ilk defa kapımı çalan bir hanımefendinin karşısına kötü çıkmamalıydım.

her türlü ihtimale karşı, kapıyı hafifçe aralayıp baktım. üst katımda oturan mademoiselle maëlys'ti gelen.

"bonjour mademoiselle! size nasıl yardımcı olabilirim?" dedim kısık bir sesle. uyanır uyanmaz konuştuğum ilk kişi o olduğu için de sesim haliyle hırılıtılı çıkıyordu.

"bonjour monsieur, sabah erken saatte geldiğim için özür dilerim. ama sizin yardımınıza ihtiyacım var. bugün marie-antoinette'e çeşitli kumaş örnekleri götürmem gerekiyor. acaba sizinle birlikte versailles'a gitmemde bir sakınca var mı?"

ah, en sonunda güzel ev sahibem mademoiselle maëlys ile ufak da olsa geçirebileceğim bir zaman dilimi...

"evet, tabii ki... ama izin verin de bugün için hazırlanayım. henüz yeni uyandım ve kahvaltı da yapmadım."

"anlıyorum. o halde sizi dairemde bekliyor olacağım" dedi ve merdivenlerden yukarı çıktı.

ah, maëlys... sanki başından fışkırıyormuş gibi duran dolgun sarı saçlarıyla, mavi gözleriyle, kırmızı yanaklarıyla her erkeğin rüyası... ama iş hayatnının getirdiği sertliği de taşıyan bir kadın. ailesi öldükten sonra paris'in en iyi moda evi kendisine miras kaldı. o da iflas etmemek için elinden geleni yapıyor. mal varlığı benim gibi bir subayın mal varlığı ile ölçülemeyecek kadar fazla olduğu için her zaman kendisine yakınlaşmakta tereddüt etsem de o bana hep yakın davrandı. ama belki de kiracısı olduğum içindir bu.

kahvaltımı yapıp düzgünce üniformamı giyip, silahlarımı kuşandıktan sonra mademoiselle maëlys'in kapısını çaldım. çoktan hazırlanmış olmalı ki hemen kapıyı açtı.

göz alıcıydı... normalde de göz alıcı olsa da saray kıyafetleri onu daha da göz alıcı hale getiriyordu. neticede kendisinin işi modaydı ve kendisini nasıl göz alıcı hale getireceğini de iyi biliyordu.

"bir gün kraliçe kıskançlıktan mademoiselle'i öldürecek" dedim. ama fark etmeden sesli bir biçimde söylemiştim.

"o zaman beni korumak da size düşer generalim" deyip koluma girdi. neşeliydi ama neşesi benden mi yoksa kazanacağı paradan dolayı mıydı bilmiyorum...

"bana fazla güvenmeyin. neticede hala bir köşküm bile yok" dedim.

bana bakıp güldü. arabacıların olduğu yere yürürken sürekli bana bakıyor gibiydi. ben de ilk defa kendisiyle birlikte yürümenin heyecanından ötürü sadece karşıma bakıyordum. kılıcımın kabzasını o kadar sıkıyordum ki eldivenlerimi yırtmaktan korktum.

boş bir araba bulunca versailles'a doğru yola çıktık.

"monsieur, versailles'da görev yapmak nasıl?" diye sordu bana.

"ah, tahmin edemezsiniz mademoiselle... herkes beni kıskansa da savaşa gitmeyi daha çok tercih ederdim. sadece kumaşlar ve giysiler için gitseniz bile ne kadar gerilimli bir yer olduğunun farkına varmışsınızdır."

güldü.

"öyle... ama ben en çok krala üzülüyorum. zavallı kral, adeta hapis hayatı yaşıyor gibi görünüyor. arada bir marie-antoinette'in yanına uğruyor ben onunlayken. ama o zamanlarda bile versailles'da çok sıkıldığı belli oluyor. sahi, siz çok görüyor musunuz kralı?"

"malesef, kendisi devlet işleri haricinde genelde demir atölyesine kapatıyor kendisini. çok fazla karşılaşmak pek mümkün olmuyor. zaten benim gibi düşük rütbeli birisi de kralı çok görmez."

sessiz bir şekilde beni izlemeye başladı. ilk defa karşı karşıya oturduğumuz için de heyecandan ne yapacağımı bilmiyordum. versailles'a kadar sessiz bir şekilde gittik...
Upvote 6
Downvote 0
4

historia incrementorum atque decrementorum aulae othomanicae

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 23.12.2018 22:26 · 1203 · #27440
dimitrie cantemir'in yazdığı bir osmanlı tarihi kitabı. 1734 tarihinde londra'da basılmıştır.

eğer önsözünden yanlış anlamadıysam esasında bu kitap rus çarı deli petro için bir rapor şeklinde hazırlanmış ki ruth benedict'in the chrysanthemum and the sword isimli kitabıyla az çok benzer üslupda yazıldığı için bence de bu kitap ilk başta bir rapor olarak yazılmış. dilinden çok belli oluyor. londra'da basılması ise kitabın yazımından çok daha sonra olmuş.

romanya devleti tarafından basılan bir versiyonunu okudum ben bunun. ama kapak tasarımı kur'an gibi olduğundan insanlar benim kur'an okuduğumu falan zannettiler hep. o da ilginç oldu. neden öyle bir cilt yapmışlar çok anlamadım.

"avrupalılar osmanlı'yı nasıl görüyordu?" diye merak edenlerdenseniz okuyun derim kitabı. bir avrupalının 200 tane cariye alan kırım hanı karşısındaki şaşkınlığını görün.

çoğu bilgi zaten lisede falan öğrendiğimiz osmanlı tarihi bilgisi. kitabın en ilgi çekici yanı dimitri cantemir'in olayları yorumlaması kısmı.

bir de "han" kelimesini "chan" şeklinde yazdığı için ilk başlarda japonca'daki "chan" ile karıştırdım.
Upvote 2
Downvote 0
0

hacettepe otostop

dantexum dantexum · 22.12.2017 03:00 · 967 · #34054
Sayısız defa kullandığım Beytepe’yi özel ve güzel kılan şeydir. Birbirini tanımayan insanları sadece Hacettepe ismiyle güvenli bir şekilde tanıştıran ve sıcacık bir ortam sağlayan hocasından öğrencisine statü olmadan bir araya getiren gönüllü uygulama. Umarım hala devam ediyodur.
Not: Kızlar benim de içinde bulunduğum fakir erkekleri yolda komayın alın aldırın boşta komayın:)
Upvote 0
Downvote 0
0

kırmızı reçete

medikalninnici medikalninnici · 12.02.2019 03:55 · 220 · #40987
En sevdiğim ilaçlar gurubunun reçetesi. Heleki elinizde istediğiniz kadar varsa.
Bazıları hipnotik,bazıları narkotik,bazıları analjeziktir.
İlaç piyasasında fiyatları düşük,diğer piyasada yeterince pahalıdır. Bu nedenle de çok sıkı takip edilirler.
Upvote 2
Downvote 0
1

preon yıldızı

normal adam normal adam · 27.11.2018 22:14 · 155 · #20616
çağlar boyunca filozoflar maddenin en küçük biriminin ne olduğunu tartıştılar. proton, nötron ve elektronların gözlenmesiyle bilim insanları evrenin temel yapısını bulduklarını düşündüler. ancak bilim ilerledikçe her birisi evren anlayışımızı yeniden şekillendiren daha küçük parçacıklar buldu. varsayımsal olarak bu sonsuza kadar gidebilir. ama bazı kuramcılar preonun evrenin en küçük parçası olduğunu öne sürüyor. bir preon, uzaysal boyutu olmayan bir nokta parçacıktır. genelde fizikçiler elektron gibi parçacıkları nokta parçacık olarak tanımlarlar. ama bu sadece elverişli bir modeldir. aslında elektronun boyutları vardır. kuramsal olarak, bir preonun ise yoktur. en temel atomaltı parçacık olabilirler.

preon araştırması şu anda rağbet görmese de bilim insanları preonlardan oluşan bir yıldızın neye benzeyeceğini tartışmaya devam ediyorlar. bir preon yıldızının aşırı küçük olması gerekirdi öyle ki bir bezelye ile futbol topu büyüklüğü arasında. bu küçük cismin ay'ın kütlesi kadar bir kütleye sahip olmasını beklerdik. preon yıldızları astronomik standartlar açısından ışık olsa da, gözlenen en yoğun nesne olan nötron yıldızlarından daha yoğun olurdu.

bu küçük yıldızlar çok çok zor görülebilirdi ve ancak kütle çekimsel kırılma ve gama ışını radyasyonuyla gözlemlenebilirdi. bazı kuramcılar, preon yıldızlarını tespit edilemez doğalarından dolayı karanlık madde adayı olarak öne sürüyorlar. bununla birlikte parçacık hızlandırıcı araştırmacıları preonları aramak yerine higgs bozonu parçacığına odaklanmayı tercih ediyorlar. bu yüzden preonun varlığını ya da yokluğunu kanıtlamak uzun zaman alabilir. preonlardan yapılma bir yıldız bulmak için ise muhtemelen çok daha fazla zaman gerekecektir.
Upvote 2
Downvote 0
0