arthur ashe

Somewhere in asia Somewhere in asia · 16.10.2018 19:09 · 386 · #5098
efsane tenisçi. Wimbledon tarihinin ilk zenci şampiyonu.

kendisini tanıdığım hikaye şudur. (alıntı)

arthur ashe kan naklinden kaptığı aids'den ölüm döşeğindeydi...
dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı.
bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
-tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?
arthur ashe cevap verdi:
-tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar. 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir.
500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır.
elimde şampiyonluk kupasını tutarken tanrı'ya 'neden ben?' diye hiç sormadım. şimdi sancı çekerken, tanrı'ya nasıl 'niye ben' derim? "mutluluk insanı tatlı yapar.
başarı ışıltılı. zorluklar güçlü.
hüzün insanı insan yapar,yenilgi mütevazi.
tanrı'ya asla 'neden ben?' diye sormayın. ne olacaksa zaten olur..."
Upvote 1
Downvote 0
1

yağmur

sayelihale sayelihale · 20.10.2018 01:29 · 4932 · #7966
Kişinin ruh halini anında anlayabileği doğa olayı. Mutluysa koşar, damlalarla oynar. Üzgünse hüzünle izler. Sinirliyse şikayetlenir vb.
Upvote 4
Downvote 0
1

poşetlerin parayla satılacak olması

muskulpesent muskulpesent · 30.11.2018 00:20 · 2888 · #21395
TBMM Genel Kurulu'nda, çevrenin korunmasına yönelik teklif kabul edilerek yasalaştı. Yasaya göre, alışveriş poşetlerine 25 kuruştan az olmamak üzere ücret belirlenecek.
galiba üst sınır da alışveriş yaptığımız yerin marka değeriyle doğru orantılı olarak değişecek. Bim poşeti vs kiğılı poşeti
Upvote 1
Downvote 0
1

yokluk

normal adam normal adam · 26.11.2018 22:33 · 258 · #20295
yokluk ;

yokluk kavramı, zihinde oluşan küllî karanlık bir ma'nâdır; ve küllî nûrânî bir ma'nâ olan vücûdun zıddı ve karşılıklısıdır. vücûdu, “yokluğun yokluğu” diye tarif ettiğimiz gibi, yokluğu da “yokluğun vücûdu” diye tarîf ederiz. yokluk öyle bir ezelî ve ebedî karanlıktır ki, ondan ezelen ve ebeden bir şey çıkmaz ve öyle bir ezelî ve ebedî sükûndur ki, ondan ezelen ve ebeden bir hareket görünmez. vücût, sonsuz olup bir sınırda sona ermediği için, yok luğun tahakkuk edebileceği bir sâha mevcût değildir; bundan dolayı yokluk mutlak olarak olmayan şey'dir. vücût dâimâ bir olup, kendi hakîkî hakîkatı üzerinde başkalaşmaksızın ve değişmeksizin ebedidir. ve yokluk da bunun gibi yokluğu üzerinde sâbittir. vücût aslâ yok olmaz ve mevcût, mevcût ol mayan olmaz ve mevcût olmayan da mevcût olmaz. çünkü hakîkatlerin de ğişmesi imkânsızdır. şimdi “vücût” hak ve “yokluk” bâtıldır. sûfilerden tahkîk ehli olanlar bu ma'nâya âşağıdaki tabirler ile işâret ederler: “hakîkî yokluk”, “halis yokluk”, “mutlak yokluk”, “mutlak batıl”, “salt yokluk”, “yokluk vücûdu”, “hakîkî batıl.” yokluk iki çeşittir: birisi bu bahsedilendir; diğeri de, “izâfî yokluk”, “var sayımsal yokluk” ve “kayıtlı yokluk” dedikleridir ki, bu yokluk çekirdeğin içindeki ağacın ve babanın dölünde olan çocuğun sûretleri gibidir. ya'nî po tansiyel olarak mevcût ve fiilen mevcût olmayan eşyâ izâfî yokluktadır. izâfî yokluk, salt vücût ile salt yokluk arasında bir berzahtan ibârettir.

Fususu'l Hikem / Muhyiddin ibni arabi
Upvote 2
Downvote 0
2