kemal sayar ve berna yalaz'a ait güncel problemlerimizden "sanal aşk"ı anlatan faydalı bir kitap. kemal sayar'ın her kitabı güzel bana göre fakat bunun tadı başka! neden mi? hemen anlatıyorum:
şimdiiii, efendim öncelikle bu sanal ilişkiler öyle sanıldığı gibi az değil. sadece saklanıyor. 'internetten tanıştık' demek sanırım biraz utanç verici geliyor. kimisi de tam tersi "ehe ehe ben eşimi internetten download ettim ya" diyerek işi şakaya vuruyor. işte bu noktada durumun psikolojik boyutunu ele alan bu eser ortaya çıkıyor.
ben burada biraz da kitaptan güç alarak insanların neden reelden değil de sanaldan olan ilişkilere kendilerini kolayca kaptırdığına değinmek istiyorum.
1. internette "atılabilir" kimlikler edinebiliyoruz. olduğumuz kişi değil; çoğu kez olmak istediğimiz kişiyi tasarlayıp insanlara sunuyoruz. ve bu da bizi çekici kılabiliyor.
2. internetten tanışılan kişi ile eğer gerçek hayatta tanışmamışsak; zihnimizde oluşturduğumuz ideal kişiyle özdeşleştiriyoruz. ve hayal ürünü bir sevgilimiz oluyor. var ama yok; var olandan daha tesirli olduğu kesin, ama yok.
3. sorumluluk almak istemiyoruz. son asırda analjezi toplumu haline gelen bizler, acı çekmek istemiyor tek tuşla silinebilen ilişkiler istiyoruz.
4. gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyoruz. ailenle anlaşamıyor musun? sığın telefonuna. okul kötü mü gidiyor? gir twitter'a!
güven sözlük'ün aşırı apolitik olması
katıldığım tespittir. evet sözlüğümüz siyasetten azami oranda uzak başlıklar açan, yorumlar yazan aktif yazarları barındırıyor. bunun sebebi yazarların reel hayatta apolitik durmasından değil, gelişmekte olan bir sözlükteki aktif yazarlarla bir çekişme içerisine girmeme tercihi olduğunu düşünüyorum. en azından kendi açımdan böyle. çünkü günümüz siyaseti, eleştiri kaldırabilen bir seçmen kitlesine sahip olmadığı gibi oldukça agresif bir politika gündemimiz var. çözümün değil, problemlerin karşılıklı kendini haklı çıkarmaktan ibaret kurulan konuşmaların yaşandığı bir siyasal ortamda apolitik görünmek iyi değil mi?
- x bunu yapmakta haksızdı
+ y yapınca oluyor ama?!
- ama x daha önce de şöyle yapmıştı!
+ şu lafı eden y değil miydi?
.....
sonu gelmeyen, anlamsız tartışmlalar. tarafların birbirini suçlamaktan, çözümden uzaklaştığı ego şişkinliği..
bilimsel konuşacaksak, çözümden yana pozitif öneriler sunacaksak buyrun dibine kadar politize olalım sözlük.
- x bunu yapmakta haksızdı
+ y yapınca oluyor ama?!
- ama x daha önce de şöyle yapmıştı!
+ şu lafı eden y değil miydi?
.....
sonu gelmeyen, anlamsız tartışmlalar. tarafların birbirini suçlamaktan, çözümden uzaklaştığı ego şişkinliği..
bilimsel konuşacaksak, çözümden yana pozitif öneriler sunacaksak buyrun dibine kadar politize olalım sözlük.
dört mevsim
İtalyan besteci antonio Vivaldi tarafından keman için bestelenmiş dört konçertodan oluşan bir eserdir. 1725 yılında bestelenmiş Dört Mevsim, Vivaldi'nin en ünlü eseri olmakla beraber, aynı zamanda Barok müzik ve klasik müzik repertuarının en ünlü örneklerindendir. Özgün içeriğe sahip konçertoların her biri, adını aldığı mevsimin özelliklerini yansıtır.
nibiru
sözlüğü büyülemek için gelen yazardır. güven sözlüğü seven bir yazar.
burger king
Ruhundaki köylülüğü atamamış, avel tayfanın beslendiği leş ortam. Kendime saygım yok festfudçusudur.
ince buz üstünde yürüyorum
bir cem adrian şarkısı. şebnem ferah ile seslendirmiştir, oldukça başarılı ve dinlenesi bir şarkıdır.
hala içimde bir şey, sanki umuda benziyor..
bana unutma diyor susuyorum, susuyorum..
orda uzakta bir yerde..
artık zayıflayan bir ses bana vazgeçme diyor..
duyuyorum, duyuyorum..
bir rüya içinde, ağır ve sessizce..
ince buz üstünde yürüyorum..
önümde duvarlar, gözlerimde bağlar..
alevler içinden geçiyorum..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak,
kaç kere inanıp, kaç kere unutucak,
hayat..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak, kaç kere inanıp, kaç kere unutucak,
bir rüya içinde, ağır ve sessizce..
ince buz üstünde yürüyorum..
önümde duvarlar, gözlerimde bağlar..
alevler içinden geçiyorum..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak, kaç kere inanıp, kaç kere unutucak,
hayat..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak, kaç kere inanıp, kaç kere unutucak...
hala içimde bir şey, sanki umuda benziyor..
bana unutma diyor susuyorum, susuyorum..
orda uzakta bir yerde..
artık zayıflayan bir ses bana vazgeçme diyor..
duyuyorum, duyuyorum..
bir rüya içinde, ağır ve sessizce..
ince buz üstünde yürüyorum..
önümde duvarlar, gözlerimde bağlar..
alevler içinden geçiyorum..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak,
kaç kere inanıp, kaç kere unutucak,
hayat..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak, kaç kere inanıp, kaç kere unutucak,
bir rüya içinde, ağır ve sessizce..
ince buz üstünde yürüyorum..
önümde duvarlar, gözlerimde bağlar..
alevler içinden geçiyorum..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak, kaç kere inanıp, kaç kere unutucak,
hayat..
hayat..
daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak, kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak..
kalbim..
kalbim..
kalbim..
daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak, kaç kere inanıp, kaç kere unutucak...
bir erkeğin en tehlikeli sözü
Ben buyum!
İşte bu lafını duyduktan sonra hiç çare yok ki yanlışıyla, kusurlarıyla işine gelirse mantalitesinin adeta cümlesine son darbesini indirmiş, ruhunu teslim etmiştir.
İşte bu lafını duyduktan sonra hiç çare yok ki yanlışıyla, kusurlarıyla işine gelirse mantalitesinin adeta cümlesine son darbesini indirmiş, ruhunu teslim etmiştir.
horoz şeker
cahit sıtkı tarancı' nın çocukluk isimli şiirinde hiç bitmemesini dilediği şeker çeşidi.
ukde: erbakanin adami
ukde: erbakanin adami
ankara
Ayazı keskin bir memleket. Güzeldir. Gitmek istersiniz gidince de özlersiniz. Öyle.

