
hançer
Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silâh olarak kullanılan bir tür bıçak.
kazma
Kazmak işi.
çaya şeker atan insan
ülkemizin en az "menemenin soğanlı mi soğansız mi yenir ?" problemi kadar önemli ve ciddi bir sorunudur.
"Şekerli mi şekersiz mi çay?" da hayatımızda önemli bir mevzu bahis teşkil eden konulardandır. Hatta bu konuda da mutlaka cimere danışılmalı, onlarında fikri alınmalıdır.
Efendim işsizlik, egitim, şiddet vb gibi sorunların çözülmesi icin mutlaka böyle soruları cesurca sormak gerekir. Eğer bu tür sorunlarımızı ülkece aydınlığa kavusturursak diğer müesseselerseki meselelerimizde çarçabuk çözülecektir. Çünkü işin özünde,problemin temelinde: saygı eksikliği mevcuttur. Herkes birbirinin şekerine yada sekersizligine tahammül etmekten öte saygı gösterirse zannımca konuda çözüme kavuşur.
"Şekerli mi şekersiz mi çay?" da hayatımızda önemli bir mevzu bahis teşkil eden konulardandır. Hatta bu konuda da mutlaka cimere danışılmalı, onlarında fikri alınmalıdır.
Efendim işsizlik, egitim, şiddet vb gibi sorunların çözülmesi icin mutlaka böyle soruları cesurca sormak gerekir. Eğer bu tür sorunlarımızı ülkece aydınlığa kavusturursak diğer müesseselerseki meselelerimizde çarçabuk çözülecektir. Çünkü işin özünde,problemin temelinde: saygı eksikliği mevcuttur. Herkes birbirinin şekerine yada sekersizligine tahammül etmekten öte saygı gösterirse zannımca konuda çözüme kavuşur.
şıpsevdi
Burcumun da etkisiyle önüme gelen herkesten hoşlanıyorum. Otobüste, okulda, yolda, arkadaş ortamında. Ve şöyle bir şey var ciddiye alınıyorum. Misal birine anlatıyorum iki gün sonra başka birini anlatınca gözünde bi değişik oluyorum. Sen geçen gün şundan hoşlanmıyormuydun oluyor. Arkadaşım sen niye beni ciddiye alıyorsun kii. Ben bugün seni yarın öbürünü karşılık beklemeden severim. Karşılık bulunca topuklarım zaten. Rica ediyorum şıpsevdileri ciddiye almayın bizim huyumuz bu. Haa hissettiğimiz şeyde aşk falan değil farkındayız zaten. Aşkı her bedende arayacak kadar aptal değiliz çok şükür. Yanlışta olsa doğruda olsa beğenip geçiyoruz..
henning may
91 DOĞUMLU MÜZİSYEN. yurdumuzda şu nakaratla tanınmıştır;
\"Hurra, diese Welt geht unter!\"
(url: https://youtu.be/TMkMrdhmjK4)
\"Hurra, diese Welt geht unter!\"
(url: https://youtu.be/TMkMrdhmjK4)
tetanos
Aşı ile çeşitli sürelerde koruma sağlanmaktadır. Tecrübeme göre kuduz şüphesi olunca otomatik olarak kuduz aşısı ile tedbir amaçlı yapılan aşıdır.
Kolunuz şişebilir, ağırabilir bir miktar ateş yapabilir.
Kolunuz şişebilir, ağırabilir bir miktar ateş yapabilir.
whatsapp'ta last seen'i kapatan sinsi
Değer veren mesaj gönderiyor ,vermiyorsa yazmıyor.. özel hayat gizliliği diye bir şey var.. ben kimseyi takip etmiyorum başkaları da benim takip edilmeme özgürlüğüme saygı duymalıdır..
Not ; sinsi zarar vermek için gizlice hareket eden insandir. Sinsilerce takip edilmek istemeyenler olarak başlığı reddediyorum
Not ; sinsi zarar vermek için gizlice hareket eden insandir. Sinsilerce takip edilmek istemeyenler olarak başlığı reddediyorum
erkeğe yakışan dans
Tango.
dokunmak
asla gerçekleştiremediğimiz bir yanılsamadır. her şey atomlardan ve atomların %99'u boşluklardan oluşur. yani aslında her şeyin iç içe geçebiliyor olması lazım ama atomların etrafında hızlı dönen elektronlar, diğer atomların iç içe geçmesini engelliyor. üstelik bu itici güç, atomların birbirine yakınlığı ile de doğru orantılı olarak büyüyor. elinizle bir nesneye dokunduğunuzda atom hızları daha yavaş olsaydı, parmağınız nesnenin içinden geçerdi. Ancak uyguladığınız basınç arttıkça, nesnenin elektronlarının da direnci artıyor. bu yüzden aslında hiç bir şeye "gerçekten" dokunmuş olmuyorsunuz. dokunduğumuzu zannettiğimiz nesnelerle aramızda aslında 10e-8 metre uzaklık bulunduğunun farkında bile değiliz. bu da bence yüce Allah'ın kainatı anlamak için neden sadece fiziğin yeterli olmadığını, metafiziğe ihtiyaç duyduğumuzun bir başka anlatım şekli. madem ki hiç bir şeye dokunamıyoruz, neden onu sadece fiziksel olarak tanımlamaya çalışıyoruz? neden maddenin mânâ alemindeki yerine odaklanmıyoruz?
ve madem dokunamıyoruz, dokunduğumuzu zannettiklerimizi neden sahipleniyoruz?
ve madem dokunamıyoruz, dokunduğumuzu zannettiklerimizi neden sahipleniyoruz?