ahmak ıslatan

Somewhere in asia Somewhere in asia · 17.01.2019 18:54 · 448 · #31483
Gına grubunun eski güzel parçası.

YouTube video


gözümü yumdum orda tek suratla ben gezem
yazmadan neden ve yek tur atmışım bu çarklar üstü meşk eden
kim ki resti çekmiş oldu kalbi mest eden
çivisi kalmış ellerinde insan dünya boş gelen
hoş gelen nedir ki çarelerdi parlayıp sönen
en basit bir cümle kurgusunda dahiyane ölümü bekleyen
uykulardı vardı şimdi ters düz ettiler sırtımızda terfi ettilerde
andaval gülen bense siperi kazmışım satırda varsa kösteğim gelen
cvlerde yazabilirmi mahvolan hayaller istemem kazanmak
istemem ve kalbin attı çünkü bildiğin bir kaybeden
varmı sade isteyen şarap ve ekmek artı köprüaltı
başka yerde yok gözüm diyen varmı diyebilen
herkes içine denk giden tabiki elbet kimse yok diyen
hak veren umuttur amma hergünümde şansı pas geçen
kim ki senle ecele denk giden yalnızoğlu yalnız olmuşuz
geçti tonla mevsim inada bindi bak delirmemem
belirmeyen o çizgilerdi bari sen gel

bari gel bu renk kat samimi söyledim be hiçbir kaybın olmaz
ahmak ıslatansa içimde seller olmaz kafi korkularsa dolmaz
boşluğum bu satra gambaz can dayanmaz

nedenki bunca kasılır anlamam
kanlı bir vücutla karasinekse gerçek
fazla kasmamak gerek dedik iyi mi kötü mü ettik
artık yan gider paleti eline patlamış bir ressam hiç de bıkmaz hep çizer
tek hesap budur kafamda inadı tepeme çıkarıp öyle gezdiren
boş satırda bekleten ve kanımı dondurupta beni de benden etti
şimdi maziden beter geçer de ginede sür sefalar isteyen beden
varmı zaten bizide zapteden bir başka yer
çoğu da kendi kanına kaynayıp gider
kendi yoluma nacizane bendenizdi bizzat engel
hacize karşı kalmamıştı para eden bir tek değer
yani fazla aradın amma bulamadın yeter be gari koy ver
sayenizde fazla ağlak olcak her nesilde fix bireyler istenen
bekleyip görem demekti yek zamanlar öldüren
türlü türlü işine geldi bizler her bir gözde boş gezen
zarara devreden bugünler oldu beyni döndüren
sabredem ışık var az biraz belki gün gelir geçer
bu sefer olmasın yeter ki nafilem

bari gel bu renk kat samimi söyledim be hiçbir kaybın olmaz
ahmak ıslatansa içimde seller olmaz kafi korkularsa dolmaz
boşluğum bu satra gambaz can dayanmaz?
Upvote 1
Downvote 0
0

insan olmak

nicksizolmazmi nicksizolmazmi · 11.02.2019 15:58 · 592 · #40711
kötülükten kastının ne olabileceğini derin derin düşündüren ( bahsi geçen kötülükler cinayet, tecavüz, hırsızlık değildir sanirim) şems sözü. Okunduğunda güzel gelse de, uygulamada tercih edebilecek bir söz değil. Iyilik yapan ile kötülük yapanı aynı kefeye koymak, ne kadar hakkaniyetli davranış tartışılır. Varsın ben insan olmayayım, ama iyilik yapanla kötülük yapanı bir tutmam mümkün değil. kötülükler de bağışlanabilir ancak bunun da bir sınırı olmalı. Benim için daha uygulanabilir olanı : "Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar" (swh).
Upvote 1
Downvote 0
2

sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 11:24 · 1428 · #50774
Suriyeli bir gençten dinlediğim şeylerden dilime dolananlar..

Süleyman'a...

Çorba pişiriyordu kısık ateş üstünde
Bombalar uçururken zalim kalleş üstünde
Harabe bir binanın eviydi sundurması
Bulguru ekmek idi, soğan cennet hurması
İki kızı bi oğlu dayamışlar sırtını
Bir taş duvar yastık, karton sarmış altını
Kızları sarılmışlar ısınmak için güya
Hava öyle soğuk ki sarılmak bile rüya
Oğlan en küçük ama eller cepte ve mağrur
Erzağı getirmiş ya, delikanlıda gurur
Yaşın dokuz Süleyman! savaş büyük yaşından
Eve sahip çıkmayı atsa küçük başından
Yardım kamyonlarını kovalamakta ömür
Süleymanın gözleri, elleri bile kömür
Bir keresinde asker doğrultmuş da silahı
Geri durmak bilmemiş, "durma" demiş Allah'ı
Şahadet getirip de yürümüş üzerine
Tehdidini duymamış, bakmamış mavzerine
Asker tedirgin olmuş, korkmuş bu Süleyman'dan
Süleyman anlatıyor, dinliyorlar yalandan
Bu çorba ısınmadan içleri ısınıyor
Biraz da Süleyman sabırları sınıyor
"Yapma be Süleymanım! Asker geri durur mu?
Kıyamamıştır sana, korkan asker olur mu?
Süleyman kızar ama ablalarına kıymaz
Zira onlar yerine kimsecikleri koymaz
Ablaları da bilir Süleyman yüreğini
O asker görse korkar yüreğin çeyreğini
İki kızcağız cılız kollarını sarmışlar
Un ufak umutları, kardeşliğe karmışlar
Gülsüm ile Alime henüz on beşindeler
Tavansız dört duvarı ev yapma peşindeler
Sabah Alime bulmuş iki örtü getirmiş
Veriyor Gülsüm'üne, neymiş? onlar gelinmiş
Gülsüm'e yeter zaten kırık ayna parçası
Örtünüp dönüyor şöyle, sanki bir ay parçası
Plastik kasalardan mutfak yapmışlar bi de
Vidaları kuşbaşı, levha oluyor pide
Hayal dünyalarında kimseden etmez talep
Zira hayallerine dünyada yetmez Halep
Kızlar büyümüş ama ne de olsa çocuklar
İmanları tamsa da yetkinlikte buçuklar
Anaları olmasa kim pişirir çorbayı?
Laf dinler mi Süleyman? kim giydirir urbayı?
Bir şehir yıkılır da kalır ya hep camisi?
Öyle bir ana Minel, çocukların hamisi
Yetmiş iki milletin askerleri içinde
Amerikalısı gelmiş, Fransızı da Çin de
Musallat olmadan bir günleri geçmezdi
Her gün bomba yağdırır; kadın, çocuk seçmezdi
Kızları büyüyünce hepten bozuldu niyet
Yoksa yılar mı Minel, caydırmazdı eziyet
Köpekler gibi yer onların enikleri
Çoğu geceler aç yatarken minikleri
Göçülür müydü yurttan; naçar, ata, babasız
Kalınır mıydı burda, aç açıkta sobasız?
İki taşın üstünde kaynayan çorba bile
Eski bir tenekeden, geliyor hurda dile
"Ey kadın ne işin var, burda safi sübyanla
Evine dönsen ya sen, kaldın börtü çıyanla?
Yaptığın çorba yavan bi soğanı olsa ya?
Dört duvarlı yerdesin, bi tavanı olsa ya?
Ateş beni yakıyor, üşüyorum yine de
Sen ateşten bu yükü taşıyorsun sinede"
Minel ne desin ona, hikayesinde hüzün
Baharın son demleri, on yedisinde güzün
Şehadet şerbetini içmemişti kocası
"Gülüm" diyordu ona, o da gülün goncası
Sabah çıktıktan beri gelmemişti haberi
Yatsı ezanı gelir, bozmamıştı ezberi
Sabaha kapısında toplanınca komşular
Kadınlar ağlamaklı, simsiyahtı poşular
Çocuklar görmesin diye Minel çıktı dışarı
Kötü haberdi gelen, gerekmedi işarı
Ak çarşafa sarılı, kan kırmızı bir beden
Evin direği idi, kalkmalıydı yeniden
Yere konuldu şehit, kan boyandı eşiği
Göğsündeki mermiler, sırtı bıçak deşiği
Düşmüş de bıçaklanmış yetmemiş ki mesule
Sakalının üstünde gülümsüyor Resul'e
Hayale dalıp giden Minel'i uyandıran
Duruşuyla atayı, babasını andıran
Süleyman diyor "Ana! Bu çorba bitmedi mi?
Sabahtan beri açız, bu zillet yetmedi mi?"
"Gelin çocuklar gelin, afiyet olsun size
Bu soğukta bi çorba, kebap olur evsize"
Çocuklar kor ateşin etrafına toplandı
Minel'in göğüsüne tuhaf bir ok saplandı
"Hayırdır inşallah" dedi çorbayı kaşıkladı
Işık patlamaları, kulakları çınladı
Döküldü sıcak çorba paylaşılan kepçede
Dağıttılar hayali Halep'te bir bahçede
Gözlerini kapayan iki gelinlik kızın
Hayalleriyle canı, ölüm aldı ansızın
Süleyman da susardı dağlar düşse üstüne
Ama ana kokusu, olmaz çorba üstüne
Asla çıkarmadığı ak türbanı açılmış
Parçalanmış merhamet sağa sola saçılmış
İkiye katlanmış acı, ayrı düşmüş belleri
Gülsüm'ün ellerinde Alime'nin elleri
Süleyman'a dağ yıkın, yıkın yükü sırtına
Devirebildi ancak ki bugünkü fırtına
Çıkardılar oğlanı taşların arasından
İntikam hırsı çıktı, ağırdı yarasından
"Allahu ekber!" diyor bütün ehl-i imanı
Türk yurduna verdiler, yaralı Süleyman'ı
Kardeşlerin üstünde yine eski örtü var
Gözlerinden gitmeyen tavansız bir dört duvar
Yılları geçse dahi değişmedi bi günde
Ellerini cebinden çıkarmıyor bugün de
Ama hep kafasında o soruyla sarsıldı
"İçebilseydim tadı, o çorbanın nasıldı?"

Süleyman'ı dinledim, soğuk bir kış vaktinde:
"Vaadi var Allah'ın, duracaktır akdinde
Elbet bir gün şehitlik bize de nasip olur
Ata yurdumdur Halep, böyle münasip olur
Ama yaşım tutmuyor, bir asker ocağına
Yoksa gitmek isterim, anamın kucağına
Yaralıları sarar, sarmalar iyi niyet
Evsize kucak açmak, ödenmesi zor diyet
Lisanı bilinmeyen topraklar yabancıdır
Ne de olsa biz yolcu, sizler daim hancıdır"

Ağladı da Süleyman, gözyaşı düşmez kara
Acısı dinse dahi, şuncadır pişmez yara
Yabancıdır Süleyman "kim kime kardeş ola?"
Ne hakkı var ki onun, kardeşe tebelleş ola?
Deftere yazsa bir gün yaprak koparmasın mı?
Gönül borcu artar da, defter kabarmasın mı?
Sıcak yemeği, aşı, pişiyor yamacında
"Ensar" olmuş rızayı kazanmak amacında
Çıplak ayaklara bot, eldiven parmaklara
Zira şimdiden talip, cennette ırmaklara
Kırmızı bir hilalin himayesinde çadır
Kucak açmış mazluma, uzun boylu bahadır

On iki olmuş yaşı o yetim Süleyman'ın
Türkün kardeşi olmuş; arabın, müslümanın
Kardeş biliyor çocuk, kaybettiği yerine
Top oynuyor sokakta, bakmadan hem terine
Sokaklarda işitmiş: "hemen defolsun gitsin!"
"Suriyeliler doldu, gönderin olsun bitsin!"
Kaçarken uğursuzdan, çakalından kurdundan
Nizip'te batan güneş, farklı değil yurdundan
İşgalden kaçan çocuk, kadınlar ve yaşlılar
Gözlerine baksana, mahçup, eğik başlılar
Karanlık bir bez çadır, iki yatak döşeli
Kapısının önünde çamur, batak, eşeli
Bize kadim hainlik edenlerin tesiri
Bizi bizden ayıran nedenlerin esiri
Komşun açlık çekerken, tokluğa razı mıyız?
Kessinler bizi hadi, biz de kırmızı mıyız?
Yokluğu görmeyenler, varlıkta tatmin olmaz
Yoklukta var bulmayan, kalbi mutmain olmaz
Hani onlar bir zaman vilayetindi senin?
Hani Resul'u kabul, riayetindi senin?
Kabir ziyaretini sanırsın mücahitlik
Bak onların yurduna: topyekün bir şehitlik!
"Hemen yerleşmesinler, bilebilmeli yâdı"
Ülkemde istenmiyor, Suriyeli'ymiş adı
Bak yurdumun gavurla vicdan türdeşliğine!
Ne zaman halel geldi iman kardeşliğine?

nushirevan
Upvote 1
Downvote 0
1

1 ekim dünya yaşlılar günü

secret men secret men · 01.10.2019 03:48 · 684 · #70412
Doğum oranlarının düşmesi ve teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerinde etkili kullanımı, bilinçli beslenme ve hareketli yaşam, ortalama yaşam beklentisinin uzamasına ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının artmasına olanak sağlamıştır. Yaşlı nüfus artış hızına paralel olarak yaşlılık ve yaşlı sağlığı konularında farkındalık yaratmak amacıyla tüm dünyada 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü olarak anılmaktadır.

Ülkemizde yaşlı nüfus (65 ve daha yukarı yaş) 2014 yılında %8 iken 2015 yılında %8,2 ye yükselmiştir. Ülkemizde yaşlı nüfusun, diğer yaş gruplarıyla karşılaştırıldığında, daha yüksek bir artışa sahip olduğu görülmektedir. 2014 yılında toplam nüfusun artış hızı ‰13,3 iken yaşlı nüfusun artış hızı ‰ 49,9 olmuştur.

Yaşlılarımızın toplumsal yaşama aktif olarak katılmalarını, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara sahip ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak, kişi, kurum ve devlet olarak öncelikli görevimizdir.

Nüfusun yaşlanması sağlıktan sosyal güvenliğe, çevreye, iş olanaklarına, sosyal kültürel faaliyetlere ve aile hayatına kadar toplumun tüm yönlerini etkilemektedir. Bu öngörüden hareketle Bakanlığımız çalışma planlarında yaşlılık ve sağlık hizmetlerinin düzenlenmesine özel önem verilmektedir.

İnsanlarda görülen pek çok hastalığın ilerleyen yaşla birlikte arttığı bilinmektedir. Yaşlılıkta daha iyi ve kaliteli bir yaşam için bu sağlık sorunlarından korunmak gereklidir.

Korunmak için başlıca üç ilke;

Yeterli ve dengeli beslenme
Doğru fiziksel aktivite ve egzersiz yapma
Alkol ve sigara kullanımından uzak durma
Kısaca “sağlıklı yaşam ilkeleri” olarak bilinen bu kurallara uyulması durumunda yaşlanma ile ortaya çıkabilecek olan önemli sağlık sorunlarından başarılı şekilde korunmak mümkündür. İnsanoğlunun var olduğu günden bugüne kadar üzerinde en çok düşündüğü, araştırma yaptığı, türlü çareler aradığı ama bir türlü engelleyemediği gerçek yaşlanmaktır. Her yeni güne yaşlanmak için değil sağlıklı yaşamak için “Gençlikten Ömür Saklamak Hepimizin Elinde”
Entry görseli
Upvote 3
Downvote 0
1

albert einstein

aspirwlee aspirwlee · 23.12.2017 03:00 · 1107 · #32320
Zamanının dehası bilim insanı. Günümüz modern fiziğinin temellerini atmıştır. Küçükken derslerinin kötü olduğu ve çocukluk çağına kadar doğru dürüst konuşamadığı hurafedir. Ancak disleksi rahatsızlığı olduğu doğrudur. Solaktır. Ayrıca eskilerin hepsinin bir zamanlar yüreğini hoplatan marlyn monroe ile yakın bir arkadaşlığı vardır. Akıllı adammış vesselam.
Upvote 0
Downvote 0
0

hugh laurie

society society · 24.01.2019 06:00 · 700 · #36935
house m.d. dizisiyle gönüllere taht kuran, iki adet altın küre ödülü sahibi ingiliz aktör, yönetmen, şarkıcı, müzisyen ve komedyen. gregory house rolü dışında A Bit of Fry & Laurie, the oranges, tomorrowland, the night manager, stuart little, alfresco ve chance projeleri ile de bilinmektedir.

Didn't It Rain ve Let Them Talk adı altında iki adet albümü bulunmaktadır. kendisi caz hayranıdır.

not: house başta olmak üzere kendisine taptığım biridir. tek kelimeyle mükemmel bir insan.
Upvote 6
Downvote 0
2