var sistemi

kerim kerim · 18.03.2019 11:42 · 496 · #51022
var mısınız?
Kendi varlığımıza duyduğumuz saygı ve yaşama sevincinden değil de sadece maddi sebeplere bağlı mutluluk hissiyatı, gerçek bir mutluluk değildir.

Sevgi, saygı ve paylaşmakla değil de dışarıda, lüks restaurantlarda yenen yemeğe, alış veriş yapmağa ve sosyal medya paylaşımlarına gelen beğeni ve yorumlara bağlı bir mutluluk, sahte geçici bir mutluluktur. Bu ofsayta düştüğümüz hareketlerle mutluluğu dışarıdan gelecek bildirimlere bağlı bir hayata sürükleniyoruz.

İtiraf edelim ki sosyal medyadan gelecek bildirimlerin ışığında mutlu ya da mutsuz oluyoruz. Paylaşımlarımız çok beğeni alırsa gülümsüyoruz, almıyorsa gülümsemiyoruz. Çok beğeni ve yorum alıp onaylanan paylaşımlarımızın doğru olduğuna olan inancımız pekişiyor, az beğeni alan paylaşımlarımızın doğruluğuna olan inancımız ise zayıflıyor. Evet, kısmen bu anlaşılabilir bir durumdur fakat buna tamamen esir olmak da o kadar yanlıştır.

Keşke hayatın içinde de “VAR Sistemi” olsaydı da arada gidip oradan bakıp bir sonuca ulaşabilseydik! Aslında maçlardaki VAR sistemi gibi bir uygulamayı kendimiz için de uygulayabiliriz. Gelin günün belli saatlerinde o günkü anlayamadığımız yaşantıları, iletişim hataları ve ilişkileri yeniden ele alıp inceleyip değerlendirmek gerekmektedir.

Çünkü hayatı çoğunlukla zabıta görünce kaçan seyyar satıcılar gibi yaşamaya başladığımızı düşünmeye başladım. Her zaman “dün” ve “yarını” yaşamaya çalışıyor, “geçmişin pişmanlıkları” ile “yarından beklediklerimiz” arasında “bugünü” kaçırıyoruz.

Bu nedenle zabıta görünce kaçan seyyar satıcılar gibi bir ruh hali içerisindeyiz. Ekmeğinin peşinde koşan seyyar satıcılara büyük saygı duymakla beraber zabıtaların da görevini yapmak zorunda olduğunun farkında olduğumu hatırlatmaya gerek görmüyorum. Bu vesile ile illegal düşüncelere, gayri meşru mutluluklara teslim olmadan hakikate teslim olup doğruluk ve dürüstlüğün verdiği güveni yaşamaya VAR' sanız hayatın içinde yaşadığımız an'a odaklanıp doyasıya hissetmek gerçekçi duygular hissetmemizi sağlayacaktır. Siz de şimdi şu an'a odaklanıp neler hissettiğinizi düşünüp anlamaya çalışınız.
Upvote 1
Downvote 0
1

cadılar bayramı

mavikaranlik mavikaranlik · 31.10.2018 21:16 · 503 · #12728
her sene 31 Ekim tarihine kutlanan bir çeşit bayram. ağırlıklı olarak Hristiyan kökenli bir bayramdır, dolayısıyla kültürümüzde yoktur. kutlayan ülkelerde çocuklar çeşitli kostümler ile misafir evlerden şeker toplayarak, bizim şeker bayramının bir farklı versiyonunu yaşıyor olurlar. genel itibariyle gözümüzde bal kabağının içi oyulmuş ve içine ışıklandırma yapılmış şekliyle bir simge ile belirir.

kültürümüzde olmasını istediğim, eğlenceli bulduğum bir bayramdır.
Halloween

Happy Halloween

Entry görseli
Upvote 7
Downvote 0
3

balık döner

mavikaranlik mavikaranlik · 25.12.2018 20:53 · 1338 · #27779
samsun'da yer alan bir işletmenin verdiği hizmet. bir çok şeyin dönerine denk gelmiştik lakin böylesini de ilk defa görüyoruz. balığa yağı da enjektör yardımı ile sağlıyorlar. oldukça ilginç dursa da lezzetli durduğu da ortada. fakat gerçekten böyle bir şeye ihtiyaç var mıydı tartışılabilir.

Entry görseli

Entry görseli


videosu
Upvote 2
Downvote 0
0

sscb

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 29.12.2018 01:51 · 83 · #28132
ilginç bir şekilde ortodoks veya katolik hristiyanlara dokunmayıp, protestan hristiyanlarla çok uğraşmış olan devlet.

amerika'nın yaptığı "sovyetlerde dine inanmak yasak" propagandası buradan geliyor sanırım.

adamlar manastırlara bile dokunmamışlar.

işin ilginç yanı ise "sovyetler müslümanlara zulmediyor!!!" geyiği tam bir yalanmış. adamlar cami ve islamı öğreten okullar haricinde islami aktiviteyi yasaklamış. sanırım bu "zulüm" meselesi de buradan geliyor olsa gerek.

örneğin müslümanlara ayrılan bütçe, ortodoks hristiyanlara ayrılan bütçeden daha fazlaymış. belki bunda orta asya nüfusu etkilidir ama araştırdığım kaynaklara göre sscb'de en çok çekenler protestanlar olmuş.

not: sanırım bunun sebebi protestan kiliselerde "kült" oluşturmanın daha kolay olması. bir protestan olarak benim de en çok rahatsız olduğum konu bu.
Upvote 1
Downvote 0
1

mülakat

nushirevan nushirevan · 27.03.2019 17:03 · 142 · #63647
- Şey.. ben başkanlık kontenjanı için gelmiştim..
+ Lütfen oturun soru cevap şeklinde gideceğiz
- Tamam..
+ Daha önce bir ilahiyat fakültesinde akademisyen olarak bulundunuz mu?
- Evet
+ Kendinizi dingin ruhlu mu yoksa heyecanlı biri olarak mı tanımlarsınız?
- Dinginim, böyle sakin filan.. mır mır konuşurum kimse anlamaz
+ Peki diyelim ki memlekette fıkhi bir mesele çıktı, toplum ayrışmada.. ne yaparsınız?
- Ortalığın durulmasını beklerim, bir kaç hafta sonra da fetvamı çoğunluğun hoşuna gidecek şekilde yayınlarım
+ Peki ya azınlığın hoşuna gitmezse?
- Problem değil, uzun cümlelerle işi oldu bittiye getiririm kimse okuduğunu anlamaz. Ne şiş yansın ne kebap düsturum olmuştur hep..
+ Bütçe tartışmalara neden olursa stratejiniz ne olur?
- Saçma sapan bir fetva yayınlarım, millet bununla meşgul olur, sosyal medyada birbirlerini gömerlerken unutulur gider..
+ Güzeel.. Fetö konusunda ne söyleyebilirsiniz?
- Şimdilik bu konuda açıklama yapmak istemiyorum, emekli olduktan sonra kitap çıkarır telifin dibine dibine vururum diye düşünüyorum..
+ Çok akıllıca.. Peki tartışmalı bir fetö geçmişiniz var mı?
- Tabi ki de..
+ 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
- Boyalı saçlarımla Halk Tv'de siyasi gündemi yorumlayabilirim.
+ Resmi davetlere cübbe ile katılmak sorun olur mu?
- Hayır, nasılsa bir iş yapacağım yok çuval bile giyerim dilerlerse..
+ Harika.. Gözlük kullanımı ve sakal bırakma konusunda bir takıntınız var mı?
- Gözlerim iyi ama bilge görünmek için söylüyorsunuz sanırım. Elbette bi numarasız gözlük takarım. Üç numara makine ile de yuvarlak hatlı bir sakal bırakabilirim.
+ İyi bir konuşmacı mısınız, iyi bir dinleyici mi?
- Ben dinlerim.. Sonra da siz dinlersiniz.. Aramızda bir diyalog gelişir.. Buna da ''dinler'' arası diyalog deriz.
+ Muhteşem! Yarın gelin Dİyanet İşleri Başkanı olarak işe başlayın!
Upvote 2
Downvote 0
1

jean-luc godard

sesveofke sesveofke · 18.01.2019 23:43 · 1033 · #31607
Fransız ve İsviçreli film yönetmeni ve sinema eleştirmeni. Fransız Yeni Dalga Akımının en etkili üyelerinden birisidir.

1930 yılında İsviçre kökenli Fransız orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Paris'te doğdu. Babası kendine ait bir kliniği olan bir doktor, annesi ise İsviçre'nin tanınmış bankacı ailelerinden birisinin kızıydı. İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre'de yaşadı, 1940'ların sonuna doğru ailesi boşanınca Godard etnoloji (budunbilim) okumak için 1949 yılında Sorbonne Üniversitesine girdi. Bu zaman dilimi boyunca 'Cineclub' ve 'Cinemateque'e katıldı. Godard Yeni Dalga Akımı'nı alevlendiren insan olarak bilinen Andre Bazin ile burada tanıştı.

İlk evliliğini dönemin en ünlü aktrislerinden Anna Karina ile 1961'de yaptı, 1965'te ayrıldılar. Sonrasında evlendiği aktris Anne Wiazemsky ile 1967'den 1979'a dek evli kalmıştır. Wiazemsky ile evliyken tanıştığı Anne-Marie Miéville ile uzun yıllar birlikte yaşamıştır.
Upvote 2
Downvote 0
0

sezen aksu

birgaripbalik birgaripbalik · 14.12.2017 03:00 · 2221 · #32001
90 lı yıllardaki şarkıları en beğendiklerim olmuştur her daim. rakkas, onu alma beni al, rakkas, hadi bakalım, namus sayabileceklerimden bazıları mesela.
bir de 2008 deniz kızı albümünden roman ve izmir in kızları favorilerimden.
iyi ki var. daha çok uzun süre güzel şarkılar yapsın inşallah.
Upvote 1
Downvote 0
0