hoşsohbet

taethorden taethorden · 29.03.2019 01:41 · 644 · #64000
Cahit Külebi'nin ''Uyusun da Büyüsün'' isimli şiirinde belirttiği gibi yaşlı insanlar yılların tecrübesiyle, bilgi ve birikimleriyle karşısındakiyle aynı dili konuştuğu zaman anlatacak çok şey bulur. Konuşmaktan çekinmeyenler güzel laf etmesini bilirken konuşmaktan çekinenler ise sadece dinlerler. Bilmeliyiz ki hoş sohbet olmak hiç de kolay değil.


Konuşmak yaşamımızda çok önemli bir yere sahip. Uzmanlara göre; “konuşmak, düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin tüm duygularının yanı sıra düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkin yoldur. Başkaları güzel ve etkili bir biçimde konuşuyor; ama biz öyle konuşamıyoruz. Biz de bu eksiklerimizi giderebilir, güzel ve etkili bir biçimde konuşabilir miyiz? Birçokları bu soruya olumlu bir yanıt vermezler. Onlara göre 'güzel konuşma sanatı' çalışmakla, özel bir çaba göstermekle öğrenilemez. Çünkü bu bir yetenek işidir.

Bu yanlış bir görüş ve düşünüştür… Konuşma doğuştan getirdiğimiz bir yetenek değildir; sonradan kazandığımız bir alışkanlık, bir beceridir. Her beceri, her alışkanlık gibi bunu da zamanla ilerletir, geliştiririz. Etkili ve güzel konuşma da bir bakıma sanattır. Nasıl ki her sanatın yerleşik, temel kuralları varsa konuşma sanatının da kendine özgü birtakım kuralları vardır. Nitekim birçok ülkenin okullarında, üniversitelerinde konuşma sanatını öğreten özel bölümler, konuşma laboratuvarları vardır. Buralarda konuşma sanatının kuralları, ilkeleri, yöntemleri uygulamalı bir biçimde öğretilmektedir…”
Upvote 3
Downvote 0
2

katlanamadığınız davranışlar

homicidial homicidial · 16.03.2019 02:15 · 836 · #50399
Denemeden, çabalamadan daha işin başından vazgeçenler.
Emrivaki yapanlar
Sahte tavır takınanlar
Taklitçiler
ilgi çekebilmek adına çeşitli maymunluklar yapanlar
Popüler kültüre göre giyinenler, okuyanlar, izleyenler vb. şeklindedir.
Upvote 5
Downvote 0
1

allah

can can · 28.09.2018 03:54 · 2002 · #1629
Allah; kendi iradesiyle evreni yoktan var eden, ona belli bir düzen veren, gökleri ve yerleri ve bunlarda en küçüğünden en büyüğüne kadar canlıları yaratan, onlara hayat ve rızık veren, öldüren-dirilten, dilediğini dilediği şekilde idare ve tasarrufu altında bulunduran, varlığı bir başka etkenle değil, kendinden olan, her şeyi bilen, gören, işiten, yarattıklarında en ufak bir çarpıklık ve dengesizlik bulunmayan, herşeye gücü yeten, bütün mülkün gerçek sahibi, emir ve hüküm koymaya tek yetkili; övülmeye, itaat edilmeye, şükredilmeye gerçek lâyık, bir benzeri daha bulunmayan, bütün varlıkların, güneşin, ayın, gök ve yer cisimlerinin itirazsız itaat ettiği, boyun eğdiği, ismini ululadığı, ibadet edilmeye lâyık Hak mabud. Allah, mabud olduğu için Allah değil, Allah olduğu için mabudtur. Onun İlâh oluşu, ibadete lâyık oluşu, bir başka sebepten değil; kendi 'zat'ının yüceliğindendir. insanlar zaman zaman putlara, ateşe, güneşe, yıldızlara, millî kahramanlara veya hakkında korku ve ümit besledikleri herhangi bir şeye tapınmışlar; bu hâlleriyle de onları ilâh ve mabud edinmişler, bilâhare bunlardan cayarak, onları tanımaz ve tapınmaz olmuşlardır. O zaman da daha evvel mabudlaştırdıkları varlıkların mabudluk vasıfları yok olur. Hülâsa Allah'ın dışındakiler ancak insanların mabudlaştırmalarıyla mabud telâkki edilebildikleri hâlde Allah, bütün beşer ona inansa da, inanmasa da; ibadet etse de etmese de o, zatıyla Allah olduğu için ibadete lâyıktır. Beşerin inkârı onu Allah olmaktan uzaklaştıramaz.
Upvote 9
Downvote 0
9