girift

mahur mahur · 14.12.2019 13:25 · 181 · #72583
Farsça bir kelime olup birçok anlama sahip kelime.
1. Tutma, yakalama.
2. İç içe girmiş, birbirine dolaşmış, girişik.
3. Karışık, çapraşık, kompleks, komplike.
4. Hat sanatında harfleri birbiri içinden geçirilip dolaştırılarak iç içe istif edilmiş yazı.
5. tezhip. İki veya üç çizgi veya dalın örülmüş gibi birbiri içine geçip birbirine muhtelif şekillerde dolanmasından meydana gelen süsleme motifi.
6. Neye benzer, fakat neyden daha kısa ve eksik perdeli nefesli bir Türk mûsikîsi sazı.
Upvote 1
Downvote 0
1

yazarların başına gelen ilginç olaylar

nushirevan nushirevan · 16.03.2019 11:41 · 1452 · #50483
Tamam hepimiz realist düşünen, mantıklı bir adam resmi çizmek istiyoruz ve "uzaylı" kelimesini ciddi ciddi konuşamıyoruz. Ben meteoroloğum. Bırakın gök cismini, havadaki partiküllerin ışın kırılmalarına kadar hakimim.

Parliament Pazar Gecesi sinemasını ailecek izlediğimiz günlerdi. Film bittikten sonra taze kavrulmuş çekirdek almak üzere sokağa fırladık. İstemsizce, belki de filmden etkilemişiz, akşam saatleri gökyüzüne bakma ihtiyacı hissettim. Tam üstümden daire şeklinde, mavi ve sarı ışıklarıyla bir cisim geçti. Aramızdaki mesafe maksimum 200 metre.. O kadar net seçtim ki, oturup resmini dahi çizebilirim. İlk şoku atlatınca izlediğim ufo filminin etkisinde kaldığımı düşündüm. Ancak sokağa baktığımda bir kaç kişinin daha aynı cisme hayretle baktığını, bazılarının yere kapaklanmış ağladığını gördüm. Cisim yavaşca dönük olduğum yöne doğru hareket ettiğinden, kaybolana kadar çıplak gözle (tabi o zamanlar böyle akıllı telefonlar yok) gözlemleme şansı buldum. Cisim dünya ile yatay düzeyde hareket ettiği halde sanki bir elbisenin yırtığı gibi gökyüzünde havanın içinde kayboldu. Tam güneş batmak üzere olduğundan bulutlar seçilebiliyordu. Cisim bulutsuz bir havada, adeta boyut değiştirdi. Sonra aynı tecrübeyi yaşadığımız insanlara fikirlerini sordum. Kimisi korkudan konuşamadı, kimisi heyecandan dili tutuldu, kimi gördüğünü inkar ederek ortamdaki en mantıklı insan olduğunu kanıtlama çabasındaydı. Bu olaydan sonra "toplu halüsinasyon" dedikleri naneyi de araştırdım ama öyle birşey değildi. Bu hikayeden bir kaç ders çıkardım: İlk olarak, bu uzaylılar dediğimiz her ne ise 'ki kendimi gizli kalmış insan teknolojilerinin olduğuna inandırmaya çalışıyorum' bir şekilde beyin dalgalarımızla iletişim halindeler. Bir grup insanın aynı anda gökyüzüne bakma ihtiyacı kendiliğinden oluşmuş olamazdı. İkinci olarak bu araçlar bir şekilde ışık teknolojisi kullanıyorlar. Bu garip foton gemilerinin gözle görülememesinin sebebi de bu olabilir. Çünkü nesneleri üzerinden yansıdığı ışık sayesinde görürüz. Son olarak, "gelişmiş teknoloji" dediğimiz üstünlükler, bu yabancıların bizden daha zeki olduğunu veya bizden daha akıllı olduğunu göstermez. Bir balık, suyun üstündeki bir sineği avlarken sudaki kırılmayı hesaplayabilir. İnsanda böyle bir özellik olmadığı için balık insandan üstün teknolojiye sahiptir ama daha üstün, daha akıllı değildir. Uzaylılara inanıyor muyum? Hayır.. ama ufolara inanıyorum
Upvote 5
Downvote 0
1

dişini sıkmak

realist realist · 11.01.2019 02:37 · 371 · #30329
Gerginlik ifadesi veya karşınızdaki kişiyi yıpratmamak için vücudunuzun verdiği tepkimedir.
Sabır göstergesidir aynı zamanda.
Şayet alışkanlık haline getirilir ise öğütücü azı dişlerinde düzleşme meydana gelir.
Upvote 0
Downvote 0
0

saçma sapan rüyalar

mahur mahur · 28.02.2020 03:07 · 2061 · #74227
Bu bir rüya yada kabus dediğimiz anlamsiz rüyalardır.
Elimde bir sürü karton kutular geri dönüşüm çöpüne atmak için çöpe yaklaşıyorum. Burasi geri dönüşüm fabrikası olmali diye düşünüyorum. kapınin aralık olduğunu görünce başımı uzatıyorum. birisi beni içeriye çağırıyor sanırım onunla geziyoruz burasi bir devlet binasıymış meğer. çeşitli geri dönüşüm çöpleri goruyorum ayrılmış metaller, kağıtlar, camlar bazı eşyalar; yeni ama onlarda geri dönüşümde. Su patlamış birden doluyor ama kapılar kapalı çok yüksek duvarlı oda ve kapılar. çıkmaya çalışırken suya girip çıkış arıyoruz nefes almaya her çıktığımızda su biraz daha yükseliyor sonuna doğru o kadar az kalıyor ki tavana yapışıp nefes alıyoruz ciğerlerimdeki tüm oksijen bittiği için nefessiz kalmanın verdiği tüm acıyı ve korkuyu hissedebiliyorum. Fragman gibi ara ara olanları hatırlıyorum. kötü olaylara maruz kaldiktan sonra insan bilinci garip bir hal alır ya öyle birşey. derken çıkmanın bir yolunu bulmuşuz ve kurtulmuşuz. Hava yağmurlu, karanlık deniz kiyisinda bir yerdeyim üzerim islak yerde büyük siyahlı beyazlı çakıl taşları var ben bir bankta oturuyorum. Daha başka kişilerde var kurtulan yada yardıma gelen. Birisinin elinden gazeteyi alıyorum ve haberi okuyorum. kaç kişinin öldüğünü, boğularak öldüğünü görünce dehşete kapılıyorum. içimi bir bulantı kaplıyor istemsizce öğürmeye başlıyorum yanındaki kişi hemen üstüne gelmesin diye çekiliyor. O kadar üzgünüm ki içimde büyük bir pişmanlık, ben nasıl kurtuldum. tam üçyüz küsür kişinin kaybi aklım almıyor. nedense kendimi suçlamaktan başka çarem yokmuş gibi sanki bende orda ölmeliymişim gibi düşünüyorum, kurtulduğuma sevinemiyorum. Gözlerimi açtığımda kafam oldukca karisik ve bir bulanti hissi hala üzerimde. rüyam bana çok da anlamlı gözükmüyor. Oysaki orada yaşarken çok gerçekçiydi.
Upvote 1
Downvote 0
1