tokyo

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 30.11.2018 17:37 · 593 · #21566
japonya'nın "şimdilik" başkentidir. zira japon imparatoru sarayını nereye kurarsa japonya'nın başkenti orasıdır.

zira eskiden başkent kyoto'dur.

eski ismi edo'dur buranın. shogun ve daimyoların ikamet ettiği merkezdir.

meiji dönemi'nde, modernleşmeye karşı çıkan samurailar burada ayaklanmış ama modern japon ordusuna karşı direnememiştir. meiji de adını edo'dan tokyo'ya çevirmiş ve sarayını buraya kurmuştur.

aslında tokyo'nun başkent olmasının sebebi, atatürk'ün başkenti istanbul'dan ankara'ya taşımasıyla aynıdır. samurailara "sizin hükümranlığınız bitti. artık merkezi yönetim var" denmiştir bu eylemle.

başkentin istanbul'dan ankara'ya taşınması da osmanlı hanedanı'na verilen "sizin hükümranlığınız bitti" mesajıdır. yoksa ingilizler istanbul'u terk ettikten sonra başkent tekrar istanbul'a taşınabilirdi.
Upvote 1
Downvote 0
1

tsundoku sendromu

jean baptiste de la croix jean baptiste de la croix · 16.10.2018 02:59 · 228 · #4726
kitapçıya her girdiğimde 5-6 kitapla çıkıp ardından hepsini en kısa sürede tüketerek (haftada 1000 sayfaya yakın okuyabiliyorum genelde) kılpayı olmaktan kurtulduğum rahatsızlık.

paramın çoğu kitaplara gidiyor o değil de... bazen ucu ucuna yetiştiriyorum bütçemi bu sebeple. ama artık kütüphanelere dadanmaya karar verdim.
Upvote 0
Downvote 0
1

yazarların başına gelen ilginç olaylar

nushirevan nushirevan · 26.09.2021 01:18 · 1391 · #76158
Yatılı lisede yatakhane nöbetçiliği vardır. Nöbetçi kişi, yatakhanede kimsenin kalmadığından emin olduktan sonra girişi kilitler çıkar ki kimsenin seher marka donu, aiwa kulaklıkları veya adiduiqs spor ayakkabıları çalınmasın.

O gün nöbetçi benim. Bi arkadaş da bana eşlik ediyor. Yatakhaneleri kontrol ettiğimizde Mehmet isimli arkadaşımızın haricinde herkesin yatağının boş olduğunu gördük. Bu mehmet, hastalanmış, müdürden izin almış, öğlen yemeğine kadar uyuyacakmış. Hatta gittik kontrol ettik, pijamayla yatıyor, ateşi de baya yüksekti. "Bişey ister misin öğlene kadar sıkıntı olmasın?" Dedik. "Yok kanka siz gidin ben uyuyacam öğlen gelir açarsınız kapıyı" dedi. "Peki madem" deyip ayrıldık. Demir kapıyı kilitledik, merdivenlerden aşağı iniyoruz. Bir iki merdiven indik ki aşağıdan bir öğrenci yukarı doğru geliyor. Ana! Bi baktık bizim Mehmet! Okul kıyafeti var üzerinde, saçları taralı.. Biz nöbetçi arkadaşımla birbirimize baktık bir an. "La mehmet sen ne ara giyindin de, nereden aşağı indin?" Diye şaşırdık. Çünkü başka merdiven yoktu. Demir kapıyı üstüne kilitledik bi de onu hiç düşünmüyoruz o an. Mehmet aramızda 4-5 merdiven kala durdu "kanka anahtarı ver de bişey unuttum yatakhanede" dedi. O sırada yanımdaki arkadaş "lan 1 dakika olmadı seni yatakhaneye kilitledik biz" dedi. Gülümseyen mehmet'in yüzü düştü. Somurttu manasında demiyorum, yüzü bildiğin aşağı doğru yağ gibi kaymaya başladı. "Lan tansiyonum mu düştü gözüm bozuldu" filan diyorum kendime, bi an yanımdaki nöbetçiye baktım yüzü bembeyaz oldu ağzı açık bayıldı kaldı merdivende. O bayılınca merdivenden aşağı doğru yuvarlanmaya başladı. Mehmetin yanından geçerken mehmetin hafif aralık ağzından, alt dudağından itibaren merdivenlere kadar uzadığını gördüm. Suratında donuk bir ifade vardı. Düşen arkadaştaki netlikle karşımdaki görüntüyü kıyaslayan beynim, bunun bir göz aldatmacası olmadığını farkettiğinde etraf karardı. Meğer ben de bayılmışım. Okul kantininde uyandığımda, nöbetçi arkadaş ağlıyordu. Bizi arkadaşlar bulmuş, kantine taşımışlar. Bana "noldu?" Diye sordular, ben de "biz mehmeti yatakhaneye kilitledik hasta diye, sonra merdivenlerde okul üniformasıyla karşılaştık" diyebildim ama karşımdaki kalabalığın arasında terden sırılsıklam olmuş, okul futbol takımının formasıyla mehmet duruyordu. Bütün arkadaşlar dönüp mehmete baktı. Mehmet "s**tir lan biz sabahtan beri antremandayız" dedi. Diğerleri de onay verdi. Üstelik kaleci olduğu için kaytarma şansı da yoktu. "Peki biz kimin üstüne kapıyı kilitledik a*** k***?" Dedim. Bütün sınıf yavaş adımlarla merdivenleri çıktık, yatakhanenin kapısını açtık. Mehmetin yatağı haricinde tüm yataklar jilet gibi. Sadece mehmetin yatağı kırışık, nemli.. Mehmet dedi ki "la benim yatağıma naaptınız dümdüz yapmıştım çıkarken". Mehmet kırışık yatağın battaniyesini bi kaldırdı, hepimiz yerimizden hopladık. Bir insan avucuna sığmayacak büyüklükte bir hamam böceği antenlerini oynatıyordu. 1-2 saniye bakıştık. Mehmet'in "ananns***" tepkisiyle yerden süpürgeyi kapması bir oldu. Ani verilen tepkiyle böcek (ya da hayvan mı diyelim artık) hızlı bir hamleyle aşağı atladı. 10-12 kişi ayakkabı, sopa, demir ne bulduysak kovalıyoruz. Böcek gitti tuvaletlere doğru. Peşinden koşan arkadaş devamını şöyle anlattı: "gardaş ben bunu govalıyom gitti 101'e (wc'ye 100 numara dendiği için sıralı tuvaletlerden birine verilen isim) girdi. Goştu goştu tuvaletin deliğine zıpladı girdi. Nası girdi pofff diye duman çıktı depeye!"

O gün ne yaşanıldı kimse anlam veremiyor. Nöbetçi arkadaş ve benim mehmetin yatağına böcek koyup böyle bir hikaye uydurduğumuza inananlar çoğunlukta. Ama bazılarımız o gün o okulda başka türden şeyler yaşandığının farkında. "Her şeyin bir açıklaması vardır" diyen gruba, tuvaletten çıkan duman bulutunu sorduğumuzda bile "la birisi kurumuş bokun üstüne yanan sigara atmıştır, o da tutuşmuştur tezek gibi, böcek atlayınca yandı duman ondan" dediler.

Hikâyenin en acayip kısmı ise şu: haftasonu beden eğitimi hocası turnuvaya gidecek takımı açıklarken mehmet'i listede okumadı. Nedenini sorduğumuzda bize o gün antremana hiç katılmadığı için böyle bir karar aldığını söyledi. Ona göre mehmet, olay günü bizim iddia ettiğimiz gibi hasta ve müdürden izinli olduğunu beyan etmiş ve antremana katılmamış. Bu tavır yüzünden hoca bunu takımdan kovmuş kafasında o gün.

Şimdi soru şu: yatakta, merdivende ve antremanda 3 mehmeti gören var ama aslında orada olmadığını iddia edenler de var. Bizim birlikte okuduğumuz mehmet, o gün hasta olduğunu zannettiği için müdürden izin almayı düşündüğünü ama asla izin istemediğini, herkesle birlikte yemekhaneye inip (yemekhanede gören yok ama ona ait yemek fişi kullanılmış) antreman affı için beden hocasını beklediğini ama gelmeyince sınıfa çıktığını iddia ediyor. (Etti mi 4 mehmet?) Yani çoğunluğun antremanda gördüğü kaleci mehmet, hakkımızdaki tüm iddiaları çürütüyor. Antremana çıkmadığını Hatta yatağında bulduğumuz böcek hikayesini de hatırlamadığını söylüyor. "Ben yoktum kanka yanlış hatırlıyorsunuz" diyor. Asıl mehmet o gün nerede, mehmet bile bilmiyor yıllar sonra. "Ne bileyim a*** k*** geçmiş zaman..." diyor.
Upvote 6
Downvote 0
2

dizi sürelerinin uzun olması

sectumsempra sectumsempra · 10.11.2018 05:41 · 1938 · #15706
Leyla ile mecnun dizisinde sıkça değinilen konu. Ve haklılar da. Önceleri diziler 40 dakika ile 1 buçuk saat arası uzunluğundayken şimdilerde 2 saati geçen diziler var. Yazana da oynayana da bölümü yetiştirene de tebrikler
Upvote 2
Downvote 0
1