Hapse girmek birçok kişinin korkulu rüyasıyken Güney Kore'de demir parmaklıklar ardına düşmek için para ödeyenler var. Sebebi ise günlük hayatın stresinden kaçış. Allah'ım akıl fikir ver, dedirtecek durumdur.
[url] www.hurriyet.com.tr/...[/url]
neşretmek
Yaymak, dağıtmak, saçmak.
umut
İmkansız dahi olsa, olabilitesini size aortun kalpten çıkan ve vücuda dağıtıp tüm yaşaımınızı saliselik adeta satın alan, saniye saniye veren duygudur.
Bir kere bu duyguya yakalanmayı görün, o an odaklandığınız şey dışında hiçbir şey görmez gözünüz. Hedef sizi belki istediğiniz yere götürmeyecekti ama vazgeçtirmeyecekti de!
aristotales'e ne diyordu umut için; uyanık insanların rüyası! ,
Ya balzac?
''cesaretin yarısıdır.''
Ya da Tales ne diyordu son olarak;
“her şey yok olduğunda bile umudun var olacaktır.”
her türlü negatiflik içinde barındırsa bile, olumsuz tüm yollar sarmışken etrafını, nefes alıp verdiği sürece istesen de istemesen de taşırsın bu duyguyu tüm ilkel benliğinle ve ölünce de gömülür kara toprağa seninle birlikte...
Hazır umut demişken, Pazar gününe de ithafen sevgili attila ilhan'ın şu şiirini hatırladım.
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
sen beni görmedin görmedin
kapıları çaldım adını sordum
söylemediler öğrenemedim
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
bir daha görmedim bilmedim
belma sebil adını yakıştırdım
aklıma geldikçe her sefer
gözlerinin mavisini bitirdim
saçlarının siyahına başladım
kallavi sokağı'nda güvercinler
benim karanlık istanbul'um
bir esnaf kahvesine oturdum
belma sebil ya geçti ya geçer
rüzgarını içime doldururum
kallavi sokağı'nda güvercinler
bunca yıl sönmemiş umudum
nisan değilse mayıs
perşembe değilse pazar
ben belma sebil'i bulurum.
Bir kere bu duyguya yakalanmayı görün, o an odaklandığınız şey dışında hiçbir şey görmez gözünüz. Hedef sizi belki istediğiniz yere götürmeyecekti ama vazgeçtirmeyecekti de!
aristotales'e ne diyordu umut için; uyanık insanların rüyası! ,
Ya balzac?
''cesaretin yarısıdır.''
Ya da Tales ne diyordu son olarak;
“her şey yok olduğunda bile umudun var olacaktır.”
her türlü negatiflik içinde barındırsa bile, olumsuz tüm yollar sarmışken etrafını, nefes alıp verdiği sürece istesen de istemesen de taşırsın bu duyguyu tüm ilkel benliğinle ve ölünce de gömülür kara toprağa seninle birlikte...
Hazır umut demişken, Pazar gününe de ithafen sevgili attila ilhan'ın şu şiirini hatırladım.
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
sen beni görmedin görmedin
kapıları çaldım adını sordum
söylemediler öğrenemedim
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
bir daha görmedim bilmedim
belma sebil adını yakıştırdım
aklıma geldikçe her sefer
gözlerinin mavisini bitirdim
saçlarının siyahına başladım
kallavi sokağı'nda güvercinler
benim karanlık istanbul'um
bir esnaf kahvesine oturdum
belma sebil ya geçti ya geçer
rüzgarını içime doldururum
kallavi sokağı'nda güvercinler
bunca yıl sönmemiş umudum
nisan değilse mayıs
perşembe değilse pazar
ben belma sebil'i bulurum.

akraba evliliği
Ülkemizin batı kesimlerinde daha çok bir tabu olarak karşılanırken Doğuda son derece doğal bulunan durumdur.
elit kesimin çocuklara koyduğu tuhaf isimler
amaçlarını anlayamadığım isimlerdir.
ekleme olan su ve can' ı kanıksadık tamam da allaım sana geliyorum bir 5 yıl içinde nelerle karşılaşıcaz daha.
ekleme olan su ve can' ı kanıksadık tamam da allaım sana geliyorum bir 5 yıl içinde nelerle karşılaşıcaz daha.
muş
Bir ilimiz.
une jeune fillete
epey eski bir fransız halk şarkısı.
jordi savall'ın versiyonuyla ilk olarak tous le matins du monde isimli filmde karşılaşmıştım. o günden beri büyülenerek dinliyorum. zaten jordi savall'ı da bu filmle keşfetmiştim.
şurada daha uzun versiyonu var:
jordi savall'ın versiyonuyla ilk olarak tous le matins du monde isimli filmde karşılaşmıştım. o günden beri büyülenerek dinliyorum. zaten jordi savall'ı da bu filmle keşfetmiştim.
şurada daha uzun versiyonu var:
kefayet
denklik anlamında kullanılan kelime.
kasırgaya karşı alınan önlemler
Allah'a emanet gerisi hepsi boş

