1976 İstanbul doğumlu caz sanatçısıdır. Asıl adı asıl adı Can Göksün'dür ve Haydar Wait olarak da bilinmektedir. Anadolu ezgilerini yeniden coverlayarak kendi tarzıyla Hem rock hem enstrümantal olarak harmanlayıp Anadolu ezgisi ve yeni versiyon rock şarkıları arasında köprü olmuş ve oldukça da beğenilmiştir. İlk solo şekilde çıkartmış olduğu albümünün ismi de “Yalnızım Ben” dir.
En sevdiğim şarkısı Esmeray'ın meşhur “unutama beni” şarkısını kendi yorumuyla tekrardan düzenleyip hazırladığı akustik versiyonlu halidir.
30 yaşına gelip hl sözlükte yazmak
39 yaşındayım, bir müddet daha yazıp moderatörümden emekliliğimi isteyip yazlığa taşınıp sallanan sandalyede akşama kadar kitap okuyacağım. Yazadabilirim, belli olmaz.
yürütmek
Yürümek işini yaptırmak, yürümesini sağlamak.
Özgüven
Öncelikle şunu bilmemiz lazım; İslam ahlakı, “aşırı hiçlik ve kendini kınama” anlayışından da ibaret değildir. İslam ahlakına göre kişinin izzet ve haysiyet duygusu, nefse güvenden değil, Rabbine güvenden kaynağını alır. İşte bu farkı iyi anladık mı özgüvenimizi de dengede tutabilir, istenilen özgüvene de sahip olabiliriz…
Aşırı, dengesiz özgüven insanı kör eder, ben merkezci hareket etmeye sebep olur, kibir sahibi yapar kişiyi.Güzel bir yazıda şöyle açıklanır, Allah razı olsun yazandan;
Özgüvende dengeyi tutturamayanlar, özgürlüğün İslami tanımını kavrayamayanlar, “kardeşini koruma niyetini” de anlamayanlar: “kimse beni yönlendiremez, bana karışamaz, istediğimi yaparım, herkes beni olduğum gibi kabul etmek zorunda” gibi nefsani cümlelerle gaflete düşerek; tecrübeli belki de alim, fadıl, kamil insanlardan istifade edebilme fırsatını kaçırırlar ve her yaptıklarını doğru zannederek, kişilik gelişiminde çok önemli olan tecrübe denilen “farklı deneyimlerle en doğruyu yakalamak” haklarından istifade edemezler.
Özgüven canının her istediğini her ortamda yapmak ya da söylemek, kimseden utanmamak, kendisine hiçbir şekilde müdahale edilmesini istememekse ‘nefis terbiyesi, sabır, adalet, haya, dengeli hareket etmek gibi hiçbir ahlaki güzelliği içinde barındırmayan boş bir bedenden ibarettir.
Olması gereken, özgüven, insanın iradesini güçlü tutarak hadiselere karşı sağlam ve kararlı durmak, yani ümitsizliğe düşmemektir. Başarılı olmanın neticesinde de bu başarıyı kendinden değil Allah’tan bilmektir. Zaten hakiki özgüven de budur. Yoksa başardığı işleri kendi nefsinden bilip gurura kapılırsa tehlikeli olur.
Özgüven ile ilgili çok önemli bir denge akıldan çıkartılmamalıdır. Çünkü ne kendimizi yok sayabiliriz, ne de kendimizi olduğumuzdan fazla büyütebiliriz. Ne Allah’ın verdiği gücü inkar edebiliriz (çünkü bu nankörlük sayılır) ne de Allah’ın verdiği gücü kendimizden bilebiliriz. Ne mütevazı oluyorum diye, bir miskin rolünü takınmaya ve Allah’ın bize hiçbir şey vermediğini iddia etmeye hakkımız vardır; ne de tahdis-i nimet ediyorum diye, varlıklı olmakla büyüklük taslamaya, güçlü olmakla kibirlenmeye, Allah’ın verdiği hediyeleri sahiplenmeye yetkimiz vardır. Aslolan Allah’ın verdiklerini ve O’ndan geldiğini hiç bir zaman unutmamaktır.
Aşırı, dengesiz özgüven insanı kör eder, ben merkezci hareket etmeye sebep olur, kibir sahibi yapar kişiyi.Güzel bir yazıda şöyle açıklanır, Allah razı olsun yazandan;
Özgüvende dengeyi tutturamayanlar, özgürlüğün İslami tanımını kavrayamayanlar, “kardeşini koruma niyetini” de anlamayanlar: “kimse beni yönlendiremez, bana karışamaz, istediğimi yaparım, herkes beni olduğum gibi kabul etmek zorunda” gibi nefsani cümlelerle gaflete düşerek; tecrübeli belki de alim, fadıl, kamil insanlardan istifade edebilme fırsatını kaçırırlar ve her yaptıklarını doğru zannederek, kişilik gelişiminde çok önemli olan tecrübe denilen “farklı deneyimlerle en doğruyu yakalamak” haklarından istifade edemezler.
Özgüven canının her istediğini her ortamda yapmak ya da söylemek, kimseden utanmamak, kendisine hiçbir şekilde müdahale edilmesini istememekse ‘nefis terbiyesi, sabır, adalet, haya, dengeli hareket etmek gibi hiçbir ahlaki güzelliği içinde barındırmayan boş bir bedenden ibarettir.
Olması gereken, özgüven, insanın iradesini güçlü tutarak hadiselere karşı sağlam ve kararlı durmak, yani ümitsizliğe düşmemektir. Başarılı olmanın neticesinde de bu başarıyı kendinden değil Allah’tan bilmektir. Zaten hakiki özgüven de budur. Yoksa başardığı işleri kendi nefsinden bilip gurura kapılırsa tehlikeli olur.
Özgüven ile ilgili çok önemli bir denge akıldan çıkartılmamalıdır. Çünkü ne kendimizi yok sayabiliriz, ne de kendimizi olduğumuzdan fazla büyütebiliriz. Ne Allah’ın verdiği gücü inkar edebiliriz (çünkü bu nankörlük sayılır) ne de Allah’ın verdiği gücü kendimizden bilebiliriz. Ne mütevazı oluyorum diye, bir miskin rolünü takınmaya ve Allah’ın bize hiçbir şey vermediğini iddia etmeye hakkımız vardır; ne de tahdis-i nimet ediyorum diye, varlıklı olmakla büyüklük taslamaya, güçlü olmakla kibirlenmeye, Allah’ın verdiği hediyeleri sahiplenmeye yetkimiz vardır. Aslolan Allah’ın verdiklerini ve O’ndan geldiğini hiç bir zaman unutmamaktır.
çocuk dilenciye para vermek
Dilenci çocuk, çocuk dilenci n' iğrenç tamlama. Öyle öyle, dilimin iğrençliği hep.
Yapılmamalı.
çocuk o hakkı oynamak, giyinmek, şarkı söylemek arkadaşıyla didişmek ama yok her tarafta dilenen çocuklar, kalabalık metrobüs duraklarında yatan taş çatlasın 5 yaşında çocuklar, uyuyor gibiler hava buz çorap dahi giymiyorlar geçen giden üç beş kuruş atıyor ben atmıyorum, atana kötü kötü bakıyorum sen attıkça o parayı dillendirecekler çocukları. sonra bu işte iyi para var diye düşünen aptal Kadınlar yeni doğmuş çocuğunu alıp gelecek bir diğeri o soğukta saatlerce dikecek sözüm ona evladını.
Bu çocukları n' diye bırakıyorlar bu insanlara anlamıyorum içtiğim suya vergi alan devlet benim için bir şey yapmıyor, memur için bir şey yapmıyor, kimse için çok şey yapmıyor Konya da yaşayan dayı için İstanbul'da yol yapıyor bari çocuk için bir şey yapsın, gördüğünü alsın ailesinden hiç öyle sorgulamadan çocuğunu o kalabalıkta ezilmesinden korkmadan yatıran insan için bir anlamı yok zaten, alsın... bırakmasın. Yeter gerçekten yeter her şeyin boku çıktı zaten, İçim darlanıyor.
Yapılmamalı.
çocuk o hakkı oynamak, giyinmek, şarkı söylemek arkadaşıyla didişmek ama yok her tarafta dilenen çocuklar, kalabalık metrobüs duraklarında yatan taş çatlasın 5 yaşında çocuklar, uyuyor gibiler hava buz çorap dahi giymiyorlar geçen giden üç beş kuruş atıyor ben atmıyorum, atana kötü kötü bakıyorum sen attıkça o parayı dillendirecekler çocukları. sonra bu işte iyi para var diye düşünen aptal Kadınlar yeni doğmuş çocuğunu alıp gelecek bir diğeri o soğukta saatlerce dikecek sözüm ona evladını.
Bu çocukları n' diye bırakıyorlar bu insanlara anlamıyorum içtiğim suya vergi alan devlet benim için bir şey yapmıyor, memur için bir şey yapmıyor, kimse için çok şey yapmıyor Konya da yaşayan dayı için İstanbul'da yol yapıyor bari çocuk için bir şey yapsın, gördüğünü alsın ailesinden hiç öyle sorgulamadan çocuğunu o kalabalıkta ezilmesinden korkmadan yatıran insan için bir anlamı yok zaten, alsın... bırakmasın. Yeter gerçekten yeter her şeyin boku çıktı zaten, İçim darlanıyor.
python
Liseye giden kız kardeşime öğretilen ama zevk alınmayan programlama dillerinden biri.
heyecanlı
Çabuk, kolay heyecanlanan (kimse), müteheyyiç.
