cahit zarifoğlu

sesveofke sesveofke · 16.10.2018 10:03 · 1894 · #4905
Aslen Kahramanmaraşlı olan Cahit Zarifoğlu, 1940 yılında Ankara´da dünyaya geldi. Babasının memuriyeti (hakim) dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini Siverek, Ankara, Kızılcahamam ve Kahramanmaraş´ta tamamladı. Babasının annesinin üzerine bir başka kadınla evlenmesini bir türlü kabullenemeyen şair sadece 1,5 yaş büyük olan abisi Sait'i baba olarak bildi. O kadar ki Sait artık evde "Baba Sait" olarak anılmaya başlamıştı. Cahit Zarifoğlu, hayatının büyük çoğunluğunu yalnız ve insanlardan kaçarak geçirdi Bir bilge gibi sürekli sakin ve suskun olması bir süre sonra dostlarının onu “Aristo” olarak çağırmaya başlamasına neden olacaktır. Cahit artık “Aristo Cahit” olarak anılmaya başlamıştır. Lise yıllarında güreş sporuna da ilgi duyan Cahit Zarifoğlu, pilotluğa merak saldı hatta 3 ay kurs kurdu. Eğitim alıp uçak kullanabilir düzeye gelen Cahit Zarifoğlu, son bir sağlık kontrolüne girdi ve bu kontrol uçuş kariyerinin sonu oldu. Kontrolde gözünde ve kulağında rahatsızlık olduğu bu yüzden de uçak kullanma ehliyeti alamayacağı anlaşıldı. Lisenin bitimiyle birlikte de İstanbul'a gelerek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne yazıldı. Öyle ki üniversiteyi tam on yılda bitirebildi ve on yıl sonra diplomasına kavuştu.

Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başlayan şair, Usta hikayeci Rasim Özdenören, Şair Erdem Bayazıt, Sair Alaaddin Özdenören ile aynı sıralarda okudular. Lise yıllarında okul dergisi olan “Hamle”de şiirlerini yayınladı. Maraş'ta öğretmenlik yapan Zarifoğlu, 1961 yılında İstanbul'a geldi. İstanbul'daki edebiyat dergilerinde şiirlerini yayınlamaya devam etti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyat'ı bölümünde öğrenim görürken maddi imkansızlıktan dolayı muhtelif gazetelerde sayfa sekreterliği yaptı. Bu yüzden öğrenim hayatı aksaklılarla geçti.

Şiirlerini Papirüs, Yeni Dergi, Türk Dili ve Soyut gibi edebiyat dergilerinde yayımladı. Nihayet söz konusu edebiyat dergilerinde yayınlanmış olan şiirlerini kitaplaştırmak isted,. Borç dert, aç kalma pahasına şiirlerini “İşaret çocukları” adlı eserde kitaplaştırdı. İçinde sürekli yalnızlığı ve kimsesizliği taşıyan şair Necip Fazıl'ın müdahalesi ile bu yalnızlıktan koptu. Üstat ona münasip bir eş buldu. Bu eş üstadın hocası Abdülhakim Arvasi'nin soyundan Berat Hanım'dır. Necip Fazıl'la birlikte Van'a giden Cahit Zarifoğlu, Berat Hanım'la geri döndü.

Cahit Zarifoğlu, Sezai Karakoç'un kurduğu Diriliş Dergisi'nde şiirlerini yayınladı. Zarifoğlu, Sezai Karakoç için “Ağabeyin sohbetlerinden ve yazdıklarından çok şeyler öğrendik. Her anlamda bizim hocamızdı. Yetişmemizde çok büyük faydası oldu” dedi. Nuri Pakdil ve arkadaşlarının yayın yaptığı edebiyat dergisinde yazmaya başladı. 1976'dan itibaren, Mavera dergisinde şiirleri, hikayeleri, senaryoları ve günlükleri yayınlandı. Zarifoğlu daha sonra Savaş Ritimleri ve çocuk edebiyatı dalında da kitaplar yazdı. Şair, pankreas kanseri nedeniyle, 7 Haziran 1987'de 47 yaşında İstanbul'da vefat etti.
<div class="entry-image-container" style="margin: 15px 0; text-align: center;"><img src=" guvensozluk.com/... class="entry-image" loading="lazy" width="600" height="400" style="max-width: 100%; height: auto; border-radius: 8px; box-shadow: 0 2px 8px rgba(0,0,0,0.1);" alt="Entry görseli"></div>
Upvote 5
Downvote 0
3

başın sağ olsun

mahur mahur · 17.07.2020 12:44 · 3278 · #75116
taziye için kullanılan bir deyimidir. Yakınlarını kaybedenleri teselli etmek için kullanılır. Ben hep "giden gitmiştir. sen sağ ol, iyi ol" anlamına geldiğini düşünmüşümdür. Ama aslında "yaran iyileşsin" anlamına gelmekteymiş. Eski Türkçede "baş" yara, sağ ol ise aslında iyileşme anlamındaki "sağal" kelimesinin değişmesiyle birleşmiş ve "başın sağ olsun" şeklinde kalıplaşmıştır.
Upvote 3
Downvote 0
1

historia incrementorum atque decrementorum aulae othomanicae

christian rosenkreuz christian rosenkreuz · 23.12.2018 22:26 · 967 · #27440
dimitrie cantemir'in yazdığı bir osmanlı tarihi kitabı. 1734 tarihinde londra'da basılmıştır.

eğer önsözünden yanlış anlamadıysam esasında bu kitap rus çarı deli petro için bir rapor şeklinde hazırlanmış ki ruth benedict'in the chrysanthemum and the sword isimli kitabıyla az çok benzer üslupda yazıldığı için bence de bu kitap ilk başta bir rapor olarak yazılmış. dilinden çok belli oluyor. londra'da basılması ise kitabın yazımından çok daha sonra olmuş.

romanya devleti tarafından basılan bir versiyonunu okudum ben bunun. ama kapak tasarımı kur'an gibi olduğundan insanlar benim kur'an okuduğumu falan zannettiler hep. o da ilginç oldu. neden öyle bir cilt yapmışlar çok anlamadım.

"avrupalılar osmanlı'yı nasıl görüyordu?" diye merak edenlerdenseniz okuyun derim kitabı. bir avrupalının 200 tane cariye alan kırım hanı karşısındaki şaşkınlığını görün.

çoğu bilgi zaten lisede falan öğrendiğimiz osmanlı tarihi bilgisi. kitabın en ilgi çekici yanı dimitri cantemir'in olayları yorumlaması kısmı.

bir de "han" kelimesini "chan" şeklinde yazdığı için ilk başlarda japonca'daki "chan" ile karıştırdım.
Upvote 2
Downvote 0
0

göçük altında kalmak

piri sah piri sah · 26.09.2018 10:38 · 1211 · #1097
Hem dışardakinin hem içerdekinin sakin olması gereken durumdur.
Toprak altında kalmışsa 1-2 saat gibi bir avantajınız olur çünkü toprak havayı çektiği için içerdeki hava alır ama bunun farkında olmaz. Dışardaki de boğulacak diye dikkatsiz davranırsa sorun çıkabilir.
Görev yaptığım yerlerden birinde yaşanan durumdu, çok şükür dediğim şekilde atlatıldı.
Upvote 1
Downvote 0
1