kendisi gündüzleri ve geceleri saat 12 civarında entry giren yazar.
1-hikaye kahramanı gibi 12 ye sadık kalma derdinde midir ?
2- balkabağı modu taksimetreyi artık günde 2 defa mı açmaktadır ?
3- bu bir çelişki midir ?
robert redford
the last castle (2001) benim için en iyi filmidir.
trip atmak
gittiğim bir tiyatro oyununda, oyunun adı leyla ile mecnun idi; leyla'nın mecnuna trip attığına şahit olunca günümüz hastalıklarından olmadığını anlayarak saygı ve sevgiyle trip atanları baş-başa bırakma kararı aldım :-)
yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları
çocuk dergileri takip ediyordum, bir resim çizmiştim dergiye göndermek için. babam göndermedi.
postmodernizm
Postmodernizm kelimesindeki "post-", İngilizcede bir ön ektir ve "bir şeyden daha sonra, sonraki, sonrası, ...den sonra gelen" ve "eklenti, ilâve, ekleme" anlamlarında kullanılır. Dilimizde "yeni, çağdaş, ilerici, yenici" anlamlarına gelen "modern" veya "modernizm" ise Lâtince "modernus" kelimesinden gelmektedir. M.S. V. yüzyıldan itibaren kullanılan kelime ilk olarak Hristiyanlık öncesi dönem ile sonrası dönemi ayırmak için kullanılmıştır. Bu kullanışa göre, Hristiyan olmak modern olmak demektir. Bundan sonraki dönemlerde de kavram, "eski" ile "yeni"yi ayırma anlamını çok büyük ölçüde korumuş ve bu doğrultuda kullanılmıştır. Yani modernizm, modernlik veya modern, her şeyden önce "eski"ye göre "yeni" olmaktır. Rönesans dönemi, Antik Çağa göre; Aydınlanma Çağı, Rönesans'a göre moderndir. Bu sebeple kavram, sürekli olarak bir karşılaştırma ve yeniyi ifade etme anlamı taşıyagelmiştir. O zaman "postmodern"e, "modernizm sonrası, moderniteden sonraki" veya "modernden itibaren" anlamları verilebilecektir.
"Postmodern", "postmodernlik" veya "postmodernizm" kelimeleri ilk defa 1934'lerde görülmeye başlamış, 1950'li yıllarda AngloAmerikan edebiyat eleştirisine girmiş, ardından mimarîde kullanılmış, 1960'lı yıllardan itibaren de yaygınlaşmıştır. Postmodernizm önceleri İkinci Dünya Savaşı sonrası ve eleştirisini tanımlamak için kullanılmış, daha sonra felsefî bir tanımlamanın ifadesi olmuş, ardından da politika, tarih, ekonomide ve mimarîde bir yöntem, edebiyat ve diğer sanat dallarında bir akımı ifade eden kavram haline gelmiştir.
Bir sanat akımı olarak postmodernizm, 1950'lerin sonlarında kendinden söz ettirmeye başlamış, 1960'lardan bu yana Batı edebiyatlarında kendini hissettirmiş, asıl yaygınlığı ve günlük hayata girişini ise 1980'lerin başında gerçekleştirmiştir. Öncülüğünü ABD'nin yapmış olduğu sanattaki postmodernizm, oradan diğer kıta ve ülkelere yayılmıştır.
Çok farklı alanlarda kullanılması ve yer yer öznel yaklaşımlar sebebiyle postmodernizmin kavram olarak tanımı bir hayli karmaşıktır. Bu karmaşıklıkta postmodernizmin bir bildirisi, programı ve çok berrak bir tarihinin olmamasının büyük rolü vardır. İşte postmodernizm tanımlamalarından birkaçı:
Postmodernizm; "modernliğin parametrelerine, bilimsel bilginin üstünlüğüne, pozitif bilimlere, doğrusal gelişmeye, ulusdevlet anlayışına, endüstriyalizme, kapitalizme, demokrasiye, lâikliğe, insan haklarına, teknolojiye, bürokrasi ve uzmanlaşmaya karşı gelen ve onları sorgulayan; buna karşın belirsizliğe, parçalılığa, farklılığa, etnikliğe, altkültürlere, kültürel çoğulculuğa, bilgiye yönelik çoğulcu bakış açısına, yerel bilgiye, yerelliğe, özgünlük ve özgürlüklere ayrıcalık tanıyan bir hareket'tir (Kızılçelik, 1996, s.28).
Postmodernizm: "İkinci Dünya Savaşı sonrası süper endüstri veya postendüstri, ileri teknoloji veya teknobilim toplumlarında ortaya çıkan bir dünya görüşü, bir gerçek anlayışı ve bu görüşler çerçevesinde gelişen yeni bir "kültür" tanımıdır" (Menteşe, 1995, s.274).
Postmodernizm:"1970'lerden başlayarak bugüne kadar Batı modernizminin ve onunla ilgili Aydınlanma ve hümanizm projelerinin politik güç ve çıkar amacına hizmet eden normlarını sorgulayan, onun düşünce yapısını çözen, çelişkilerine, çarpık ve kendine dönük norm ve yaklaşımlarına ışık tutan en önemli eleştiri yöntemidir." (Doltaş, 2003, s.190)
Postmodernizm: "İleri kapitalist kültürdeki bir harekete, özellikle sanatlarda (edebiyat, grafik ve plastik sanatlar, müzik vb.) dönüşümselliği, ironiyi, oyunculuğu, keyfiliği, anarşiyi, parçalanmayı, pastiche'i vurgulayan bir harekete verilen addır." (Ryan, 1994, s.298)
Postmodernizm: "Kapitalist kültürde ya da daha genel olarak Batı dünyasında, yirminci yüzyılın son çeyreğinde, resim, edebiyat, mimarî, vb. güzel sanatlar alanında ve bu arada özellikle de felsefe ve sosyolojide belirgin hâle gelen hareket, akım, durum veya yaklaşım "dır.
*
"Postmodern", "postmodernlik" veya "postmodernizm" kelimeleri ilk defa 1934'lerde görülmeye başlamış, 1950'li yıllarda AngloAmerikan edebiyat eleştirisine girmiş, ardından mimarîde kullanılmış, 1960'lı yıllardan itibaren de yaygınlaşmıştır. Postmodernizm önceleri İkinci Dünya Savaşı sonrası ve eleştirisini tanımlamak için kullanılmış, daha sonra felsefî bir tanımlamanın ifadesi olmuş, ardından da politika, tarih, ekonomide ve mimarîde bir yöntem, edebiyat ve diğer sanat dallarında bir akımı ifade eden kavram haline gelmiştir.
Bir sanat akımı olarak postmodernizm, 1950'lerin sonlarında kendinden söz ettirmeye başlamış, 1960'lardan bu yana Batı edebiyatlarında kendini hissettirmiş, asıl yaygınlığı ve günlük hayata girişini ise 1980'lerin başında gerçekleştirmiştir. Öncülüğünü ABD'nin yapmış olduğu sanattaki postmodernizm, oradan diğer kıta ve ülkelere yayılmıştır.
Çok farklı alanlarda kullanılması ve yer yer öznel yaklaşımlar sebebiyle postmodernizmin kavram olarak tanımı bir hayli karmaşıktır. Bu karmaşıklıkta postmodernizmin bir bildirisi, programı ve çok berrak bir tarihinin olmamasının büyük rolü vardır. İşte postmodernizm tanımlamalarından birkaçı:
Postmodernizm; "modernliğin parametrelerine, bilimsel bilginin üstünlüğüne, pozitif bilimlere, doğrusal gelişmeye, ulusdevlet anlayışına, endüstriyalizme, kapitalizme, demokrasiye, lâikliğe, insan haklarına, teknolojiye, bürokrasi ve uzmanlaşmaya karşı gelen ve onları sorgulayan; buna karşın belirsizliğe, parçalılığa, farklılığa, etnikliğe, altkültürlere, kültürel çoğulculuğa, bilgiye yönelik çoğulcu bakış açısına, yerel bilgiye, yerelliğe, özgünlük ve özgürlüklere ayrıcalık tanıyan bir hareket'tir (Kızılçelik, 1996, s.28).
Postmodernizm: "İkinci Dünya Savaşı sonrası süper endüstri veya postendüstri, ileri teknoloji veya teknobilim toplumlarında ortaya çıkan bir dünya görüşü, bir gerçek anlayışı ve bu görüşler çerçevesinde gelişen yeni bir "kültür" tanımıdır" (Menteşe, 1995, s.274).
Postmodernizm:"1970'lerden başlayarak bugüne kadar Batı modernizminin ve onunla ilgili Aydınlanma ve hümanizm projelerinin politik güç ve çıkar amacına hizmet eden normlarını sorgulayan, onun düşünce yapısını çözen, çelişkilerine, çarpık ve kendine dönük norm ve yaklaşımlarına ışık tutan en önemli eleştiri yöntemidir." (Doltaş, 2003, s.190)
Postmodernizm: "İleri kapitalist kültürdeki bir harekete, özellikle sanatlarda (edebiyat, grafik ve plastik sanatlar, müzik vb.) dönüşümselliği, ironiyi, oyunculuğu, keyfiliği, anarşiyi, parçalanmayı, pastiche'i vurgulayan bir harekete verilen addır." (Ryan, 1994, s.298)
Postmodernizm: "Kapitalist kültürde ya da daha genel olarak Batı dünyasında, yirminci yüzyılın son çeyreğinde, resim, edebiyat, mimarî, vb. güzel sanatlar alanında ve bu arada özellikle de felsefe ve sosyolojide belirgin hâle gelen hareket, akım, durum veya yaklaşım "dır.
*
herkesin mutsuz olması
Değişik olay ciddi söylüyorum herhangi bi' düzleme oturtmak zor ama genel olarak var, kimle konuşsam mutsuz ve umutsuz çokça bezmiş. Mesala sabahtandır ara ara giriyorum sözlüğe yeni yılın bizlere getireceği şeyler Başlığını takip ediyorum tek bir güzel şey yazan olmamış bir diğeri hayatınızın gidişatını özetleyen kelime
Normal mi? Bunca mutsuz ve umutsuz olmak... n' güzel yeni yıl geliyor gerçi yaş konusu beni de hüsrana uğratıyor neyse artık yapacak bir şey Yok ama daha gelmeyen, yüzünü göstermemiş bi' zaman dilimi için bu derece karanlık düşünmek çok garip.
Sözlüğü geçelim gıybeti sona saklayalım size biraz etrafımdakilerden bahsedeyim, ateşime odun gerek mesela çok yakın bi' arkadaşım çoğu insanın girmek için Gecesinin gündüzüne kattığı bir bölümün, başarılı öğrencilerinden biri ayrıca fıstık gibi hatun bunun yanında gayet beyefendi bir sevgilisi var yani bu üçünü denk getirmek zor ama kızla ne zaman konuşsam genel umutsuzluk ve mutsuzluk hakim sadece o da değil kimle konuşsam iki keyifli laftan sonra konu mutsuz ve umutsuz bi' hal alıyor neyse gıybet servisi burada bitmiştir.
İnsanların bu denli mutsuz olmasına sebebiyet verecek n' olmuş olabilir? Bin yıldan fazladır var olan yaşamın bu denli bunalımlı zamanlarına denk gelmiş olmak hiç hoş değil, canım sıkılıyor.
Ps: bu başlığa “bizim savaşımız kendimizle” pasajını copy paste yapan yazarı eksileyeceğim.
Normal mi? Bunca mutsuz ve umutsuz olmak... n' güzel yeni yıl geliyor gerçi yaş konusu beni de hüsrana uğratıyor neyse artık yapacak bir şey Yok ama daha gelmeyen, yüzünü göstermemiş bi' zaman dilimi için bu derece karanlık düşünmek çok garip.
Sözlüğü geçelim gıybeti sona saklayalım size biraz etrafımdakilerden bahsedeyim, ateşime odun gerek mesela çok yakın bi' arkadaşım çoğu insanın girmek için Gecesinin gündüzüne kattığı bir bölümün, başarılı öğrencilerinden biri ayrıca fıstık gibi hatun bunun yanında gayet beyefendi bir sevgilisi var yani bu üçünü denk getirmek zor ama kızla ne zaman konuşsam genel umutsuzluk ve mutsuzluk hakim sadece o da değil kimle konuşsam iki keyifli laftan sonra konu mutsuz ve umutsuz bi' hal alıyor neyse gıybet servisi burada bitmiştir.
İnsanların bu denli mutsuz olmasına sebebiyet verecek n' olmuş olabilir? Bin yıldan fazladır var olan yaşamın bu denli bunalımlı zamanlarına denk gelmiş olmak hiç hoş değil, canım sıkılıyor.
Ps: bu başlığa “bizim savaşımız kendimizle” pasajını copy paste yapan yazarı eksileyeceğim.
arda turan
bir anda yükselişe geçen ve aynı hızla da dibe çakılan futbolcu. özel hayatında da futbol kariyerindeki gibi şımarıkmış, öğrendik.
çiğ köfteci ali usta
müşterilerini aşağılayan, azarlayan, hızlı hareket etmeye çalışıp değişik hareketlerde bulunan buna rağmen insanların rağbet gösterdiği ilginç bir esnaftır. en son bir müşterisinin kafasına lavaş ile vurmuş karşılığında gülücük almıştır. insanların azarlanmaya para vererek maruz kaldıkları mekanın sahibi. hayretle izlemekteyim.
piyer loti
oryantalizmi ve oryantalistleri eleştiren bir nazım hikmet şiiri.
spoiler (tıkla)
Tevekkül!
Kısmet!
Kafes, han, kervan
şadırvan!
Gümüş tepsilerde rakseten sultan!
Mihrace, padişah,
bin bir yaşında bir şah.
Minarelerde sallanıyor sedef nalınlar,
burunları kınalı kadınlar
ayaklarıyla gergef dokuyor.
Rüzgarlarda yeşil sarıklı imamlar ezan okuyor! >>
İste Frenk şairinin gördüğü şark!
İşte
dakikada 1.000.000 basılan
kitapların
şark`ı!
Lakin
ne dün
ne bugün
ne yarın
böyle bir şark
yoktu,
olmayacak!
Şark
üstünde çıplak
esirlerin
aç geberdiği toprak!
Şarklıdan başka herkesin
orta mali olan memleket!
Açlığın kıtlıktan olduğu diyar!
Ağzına kadar
buğdayla dolu ambar!
Avrupa'nın ambarı!
Asya!
Amerikan dretnotlarının tel direklerine
senin Çinlilerin
uzun saçlarından
sari mumlar gibi asıyorlar kendilerini!
Himalayanın
en yüksek
en dik
en karlı tepesinde
Britanya zabitleri cazbant çaldırıyorlar,
kara tırnaklı ayaklarını daldırıyorlar,
Paryaların
beyaz dişli ölülerini attığı Gania!
Anadolu baştan başa
Armistrongun
talim meydanı oldu!
Asyanın bağrı doldu!
Şark
yutmayacak
artık!
Bıktık be bıktık!
İçinizden biri
can verebilse bile
açlıktan ölen öküzümüze,
burjuvaysa eğer
gözükmesin gözümüze!
Hatta sen
sen Pier Lobi!
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize
geçen
tifüsün biti
senden daha yakındır bize
Fransız zabiti!
Fransız zabiti sen
o üzüm gözlü Azadeyi
bir orospudan
daha çabuk unuttun!
Kalbimize diktiğin
Azadenin taşını
bir tahta hedef gibi topa tuttun!
Bilmeyenler
bilsin:
sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin!
Şarlatan!
Çürük Fransız kumaşlarını
yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan:
Piyer Loti!
Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer!
Maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
Şarkın kurtulduğu gün
senin ruhunu
köprü başında çarmıha gerer
karsısında cigara içerdim!
Ben elimi size verdim,
size verdik bir elimizi
kucaklayın bizi
Avrupanin sankulotları!
Surelim yan yana bindiğimiz al atları!
Menzil yakın
bakın
kurtuluş günü artık sayılı.
Önümüzde şarkın kurtuluş yılı
bize kanlı mendilini sallıyor.
Al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor.
Kısmet!
Kafes, han, kervan
şadırvan!
Gümüş tepsilerde rakseten sultan!
Mihrace, padişah,
bin bir yaşında bir şah.
Minarelerde sallanıyor sedef nalınlar,
burunları kınalı kadınlar
ayaklarıyla gergef dokuyor.
Rüzgarlarda yeşil sarıklı imamlar ezan okuyor! >>
İste Frenk şairinin gördüğü şark!
İşte
dakikada 1.000.000 basılan
kitapların
şark`ı!
Lakin
ne dün
ne bugün
ne yarın
böyle bir şark
yoktu,
olmayacak!
Şark
üstünde çıplak
esirlerin
aç geberdiği toprak!
Şarklıdan başka herkesin
orta mali olan memleket!
Açlığın kıtlıktan olduğu diyar!
Ağzına kadar
buğdayla dolu ambar!
Avrupa'nın ambarı!
Asya!
Amerikan dretnotlarının tel direklerine
senin Çinlilerin
uzun saçlarından
sari mumlar gibi asıyorlar kendilerini!
Himalayanın
en yüksek
en dik
en karlı tepesinde
Britanya zabitleri cazbant çaldırıyorlar,
kara tırnaklı ayaklarını daldırıyorlar,
Paryaların
beyaz dişli ölülerini attığı Gania!
Anadolu baştan başa
Armistrongun
talim meydanı oldu!
Asyanın bağrı doldu!
Şark
yutmayacak
artık!
Bıktık be bıktık!
İçinizden biri
can verebilse bile
açlıktan ölen öküzümüze,
burjuvaysa eğer
gözükmesin gözümüze!
Hatta sen
sen Pier Lobi!
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize
geçen
tifüsün biti
senden daha yakındır bize
Fransız zabiti!
Fransız zabiti sen
o üzüm gözlü Azadeyi
bir orospudan
daha çabuk unuttun!
Kalbimize diktiğin
Azadenin taşını
bir tahta hedef gibi topa tuttun!
Bilmeyenler
bilsin:
sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin!
Şarlatan!
Çürük Fransız kumaşlarını
yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan:
Piyer Loti!
Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer!
Maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
Şarkın kurtulduğu gün
senin ruhunu
köprü başında çarmıha gerer
karsısında cigara içerdim!
Ben elimi size verdim,
size verdik bir elimizi
kucaklayın bizi
Avrupanin sankulotları!
Surelim yan yana bindiğimiz al atları!
Menzil yakın
bakın
kurtuluş günü artık sayılı.
Önümüzde şarkın kurtuluş yılı
bize kanlı mendilini sallıyor.
Al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor.
bulunmaz hint kumaşı
kimse bulunmaz hint kumaşı değildir diye bir cümleyi sıkça kullanan arkadaşım vardı. kimseye kendinden fazla değer vermez. olması gereken de budur zaten kanımca. yani kimseyi başınıza taç etmeyin, aslında kimse o kadar da değerli değil.