mona
@mona
17
entry
6
takipçi
5
takip edilen
67
beğeni
37
favori
3,145
puan
Deneyimli Yazar
lotus
gugılda tripofobi araması yaptığınızda karşınıza ilk ve en sık çıkan görsellerden olması sebebiyle adını duymak görmek bile ciddi kaşıntı ve mide bulantısına sebebiyet verebilir, bende olduğu gibi :/
ıspazmoz
peyami safa'nın bir tereddüdün romanı'nda geçen sözcük.
Muallâ yeniden o Türkçe kitabı eline aldı, bıraktığı yeri buldu ve okumağa devam etti: “Yatağın kenarına oturmuş bir elinin tırnaklarını öteki elinin bileğine geçirerek şiddetli bir ıspazmozla mücadele ediyordu. Vücudu iki kattı. Uzanmaktan korkuyordu. Başını yastığa bir daha koyacak olursa şiltenin uçurumlarında kaybolacağını sanıyordu. Ayağa kalkarak üç adım ötedeki musluğa kadar gitmeği denedi. İkinci adımda, yere düşmemek için kollarını uzattı ve musluğun taşını tuttu. Başı öne doğru sarkmıştı ve birdenbire şiddetlenen yeni bir ıspazmoz içinde gözleri karardı ve kustu. Artık ayakta duracak halde değildi ve kendini yatağa attı. Açılması lâzım geldiği halde fenalığı çoğalıyordu. Avuçlarıyla yorganı didiklemeğe başladı. “Bir gelen olsa” diye düşünmüştü; fakat sesinin dışarıdan duyulmayacağını ve ne kadar kendini zorlasa daha fazla bağıramayacağını anlıyordu.”
aşırı kasılma, titreyerek kasılma, çırpınma, titreme anlamına geliyormuş. tahmin etmesi güç değilmiş.
Muallâ yeniden o Türkçe kitabı eline aldı, bıraktığı yeri buldu ve okumağa devam etti: “Yatağın kenarına oturmuş bir elinin tırnaklarını öteki elinin bileğine geçirerek şiddetli bir ıspazmozla mücadele ediyordu. Vücudu iki kattı. Uzanmaktan korkuyordu. Başını yastığa bir daha koyacak olursa şiltenin uçurumlarında kaybolacağını sanıyordu. Ayağa kalkarak üç adım ötedeki musluğa kadar gitmeği denedi. İkinci adımda, yere düşmemek için kollarını uzattı ve musluğun taşını tuttu. Başı öne doğru sarkmıştı ve birdenbire şiddetlenen yeni bir ıspazmoz içinde gözleri karardı ve kustu. Artık ayakta duracak halde değildi ve kendini yatağa attı. Açılması lâzım geldiği halde fenalığı çoğalıyordu. Avuçlarıyla yorganı didiklemeğe başladı. “Bir gelen olsa” diye düşünmüştü; fakat sesinin dışarıdan duyulmayacağını ve ne kadar kendini zorlasa daha fazla bağıramayacağını anlıyordu.”
aşırı kasılma, titreyerek kasılma, çırpınma, titreme anlamına geliyormuş. tahmin etmesi güç değilmiş.
küfür etkisi yaratan sözler
anladım.
aslında bir insandan alabileceğiniz en güzel karşılıklardandır ama o kadar çok durumda boşvermişliğin, ilgilenmez ve umursamaz tavırların ifadesi olarak kullanılıyor ki küfür etkisi yaratmaması mümkün değil.
hoş kimse de beni anlamak/ benimle ilgilenmek zorunda değil ama umrumda değil de abi anladım deme işte deme.
aslında bir insandan alabileceğiniz en güzel karşılıklardandır ama o kadar çok durumda boşvermişliğin, ilgilenmez ve umursamaz tavırların ifadesi olarak kullanılıyor ki küfür etkisi yaratmaması mümkün değil.
hoş kimse de beni anlamak/ benimle ilgilenmek zorunda değil ama umrumda değil de abi anladım deme işte deme.
mağazadan çıkarken alarm çalması
insana kendinden şüphe ettiren olay. neyse ki hemen geçiyor.
yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları
çocuk dergileri takip ediyordum, bir resim çizmiştim dergiye göndermek için. babam göndermedi.
1000kitap
bookstagramlardan ayıran yanı kullanıcılarının kitapların kapağıyla değil ne anlattığıyla ilgileniyor olmasıdır.
bağdat
bir sagopa kajmer şarkısı.
ana gibi yar olmaz
bağdat gibi diyar olmaz
ama bağdat bombalanır
ana gibi yar olmaz
bağdat gibi diyar olmaz
ama bağdat bombalanır
farsça
şiirselliği ve müzikalitesi inanılmaz yüksek olan, bilmediğim halde okuduğumda/ dinlediğimde ingilizce, almanca ve dahi ana dilim olan türkçe'ye göre daha çok haz veren dil.
hoş bazen bilseydim muhtemelen musikiye değil anlama odaklanır yine bu kadar haz alamazdım diyorum ama emin de değilim. öğrenme isteği hep var. türkçe bilenlerin de kolay öğrenebileceği söyleniyor. bilemiyorum altan
hoş bazen bilseydim muhtemelen musikiye değil anlama odaklanır yine bu kadar haz alamazdım diyorum ama emin de değilim. öğrenme isteği hep var. türkçe bilenlerin de kolay öğrenebileceği söyleniyor. bilemiyorum altan
regl dönemindeki sevgiliye yapılmaması gerekenler
genel olarak muhattap aldığınız insana yapmamanız gerekenlerle aynı içeriğe sahiptir. kişiden kişiye değişmekle birlikte o kimseyi üzecek, kıracak, duygusal ve mental anlamda yoracak olan her şey listeye dahildir.
güven sözlük
varlığından instagram aracılığı ile haberdar olduğum, şu ana kadar yalnızca bir iki arızayla karşılaştığım ve çöplüğe dönmemesini umduğum bilgi, birikim, duygu ve düşünce paylaşım platformu, sözlük.
kürk mantolu madonna
çok satılan, az okunan kıymetli eser.

zenginlik
hisse senetlerinde değil, hissi senetlerde olandır.
nurullah ataç
bu gece karşıma çıkan şu pasajı birileriyle paylaşmadan edemeyeceğim. içimde deli gibi bir ataç okuma arzusu var.
tanım: en kısa zamanda günce'si edinilip okunacak olandır.
17 Nisan Cuma, 1953
Baktım çocuklar uçurtma uçuruyor. Her yıl, ilkyaz aylarında, uçurtmayı gördüm mü, bir üzünç duyarım içimde, ağlamaklı olurum. Ben uçurtma uçurmadım ki! Çocukluğumda pek isterdim, o renk renk kâğıtlardan yapılmış uçurtmaların havalanmasına içimi çekerek bakardım. Annem bırakmazdı beni uçurtma uçurmama. Günah mıymış neymiş, öyle bir şey uydurmuştu.
(…)
Çocukluğum olmadı benim. Çocukluğu olmayanın gençliği de olmaz. Bir şey söyleyeyim mi ben size? İhtiyarlığı da olmuyor böylesinin. Hani güzel bir ihtiyarlık vardır, insan çocukluğunda yaptıklarını, gençliğinde yaptıklarını hatırlar, anlatır da gözlerinin içi parlar, ben kendimde değil, başkalarında gördüm onu. Çocukluğu, gençliği olmamış kişinin yaşlılığında da bir tatsızlık var, yalnız ölümü düşünüyor, ölümden korkuyor, işte o kadar.
(Günce: 1)
tanım: en kısa zamanda günce'si edinilip okunacak olandır.
17 Nisan Cuma, 1953
Baktım çocuklar uçurtma uçuruyor. Her yıl, ilkyaz aylarında, uçurtmayı gördüm mü, bir üzünç duyarım içimde, ağlamaklı olurum. Ben uçurtma uçurmadım ki! Çocukluğumda pek isterdim, o renk renk kâğıtlardan yapılmış uçurtmaların havalanmasına içimi çekerek bakardım. Annem bırakmazdı beni uçurtma uçurmama. Günah mıymış neymiş, öyle bir şey uydurmuştu.
(…)
Çocukluğum olmadı benim. Çocukluğu olmayanın gençliği de olmaz. Bir şey söyleyeyim mi ben size? İhtiyarlığı da olmuyor böylesinin. Hani güzel bir ihtiyarlık vardır, insan çocukluğunda yaptıklarını, gençliğinde yaptıklarını hatırlar, anlatır da gözlerinin içi parlar, ben kendimde değil, başkalarında gördüm onu. Çocukluğu, gençliği olmamış kişinin yaşlılığında da bir tatsızlık var, yalnız ölümü düşünüyor, ölümden korkuyor, işte o kadar.
(Günce: 1)
