kegel egzersizi

can can · 18.10.2018 15:50 · 3178 · #6485
Kegel egzersizi sayesinde güçlendirdiğiniz pelvik taban kaslarınız, idrarınızı kontrol etmenize yardımcı olur; hem kadınlarda hem de erkeklerde idrar kaçırma problemini ortadan kaldırır.
Kegel egzersizi sayesinde vajinal kaslarınız rahatlar, vajinal ıslanma artar, kadınlar için daha kolay ve çabuk orgazm sağlar.
Upvote 3
Downvote 0
0

sanat

integral integral · 11.03.2018 03:00 · 4386 · #32601
Sanat hangi dalda olursa olsun insana zerafet katan bir varlık. Müzik enstrümanı çalan insan ile çalmayan insan, kısa öyküler yazan insan ile yazmayan insan vb. Arasında zariflik anlamında farklar mevcuttur. Bunun yanında sanat ile uğraşmak insanı hayatın stresli yanlarına karşı dayanıklı hale getirir. Sanat hayata yönelik farklı bakış açıları geliştirmemizi sağlar. Sanat sayesinde hayattan ilham alıp yine hayata ilham veririz.
Upvote 0
Downvote 0
0

dune çöl gezegeni

mahur mahur · 08.11.2021 13:35 · 1388 · #76308
22 Ekim 2021 tarihinde vizyona girenAmerikan bilimkurgu filmidir.

Entry görseli


Frank Herbert'in 1965 yılında yazdığı altı ciltten oluşan  "Dune" adlı romanı 1984 yılında ilk defa filmleştirilmiş. Ama izleyenler tarafında oldukça başarısız olduğu söylememektedir.

10191 yılında Dük Leto Atreides, evrendeki en değerli maddenin tek kaynağı olan Dune olarak da bilinen tehlikeli çöl gezegeni Arrakis'in yönetimini kabul eder. Leto, fırsatın düşmanlarının kurduğu karmaşık bir tuzak olduğunu bilse de, Bene Gesserit cariyesi Leydi Jessica'yı, genç oğlu ve varisi Paul'u ve Arrakis'in en güvenilir danışmanlarını yanına alır. Gezegen gündüzleri aşırı sıcak yüzünden yaşamak pek mümkün olmasada “ baharat” dedikleri bir maddenin ticareti sayesinde evrenin en değerli gezegenidir. uzay teklojilerinde kullanılan baharata sahip olan tüm maddi imkanları ve bunun beraberinde gücüde elde etmiş oluyor. Gezegendeki diğer bir tehlike ise devasal kum solucanları sayesinde bu baharat denen şey oluşması da tam bir ikilik oluşturuyor. Acı bir ihanet, Paul ve Jessica'yı derin çölde yaşayan Arrakis'in yerlileri olan Fremenlere götürür. Fremenler bu gezegene uyum sağlayabilmiş tek insan ırkı. Fremenlere göre aslında en önemli şey su. Suyu tekrar kullanmak adına icat ettikleri özel kıyafetleri sayesinde çölde yaşamayı başarmışlar. Bu kıyafetler öyle ki sizin ter, göz yaşı, sidik gibi tüm vücut sıvılarınızı arıtarak tekrar tekrar kullanmanızı olanak sağlıyor.

Filmin sadece konusunu kısaca anlatmak bile mümkün değil. Filmi izlemeden önce mutlaka filme ait özel terimleri öğrenmenizi tavsiye ederim. Uzun bir film olmasına rağmen bana yetmedi daha bu kadar da olsa izlemek isterdim. Film sizi o kadar içine alıyor ki Gelecek bölümün 2023 de çıkması insanın biraz canını sıkıyor. En iyisi gidip kitabını almak. Filmi çeksinler diye beklerken ömrümüz tükenecek.
Upvote 3
Downvote 0
2

ormancı

kerim kerim · 19.03.2019 17:16 · 1332 · #51476
ormancının inadı

Hepimizin severek dinlediği ve sözlerindeki hüznü, müzikle hafifletilerek bestelenmiş olan ormancı türküsünün ardında acı bir hikâye vardır. Cumhuriyet kurulalı çeyrek asır olmuş, yoksulluğun ülkenin her köşesine sindiği bir dönemde bir kasabada yaşanmış olayın insanlar üzerinde bıraktığı acı ve hüznün ifadesidir Ormancı Türküsü.

Hikâyenin özeti, kasabada bir yangın olmuştur ve sonraki günde de 1946 seçimleri yapılmıştır. Ormancı, köyün muhtarından, yangınla ilgili tutanağı köy bekçisi ile nahiyeye/ilçeye göndermesini istemiş, muhtar da seçim sonuçlarının daha önemli olduğunu söylemiştir. Hangisinin önce gideceği konusundan başlayan tartışma, ormancının bıçak çekmesi ve muhtarın arkadaşı ağa oğlu Bay Mustafa'nın ormancıya korkutma amaçlı attığı kurşunun sekerek tavla oynadığı köy muhtarına isabet edip vefat etmesiyle sonuçlanmıştır. Muhtarın toprağa, Bay Mustafa'nın hapishaneye, Ormancının da köyden ayrılması ile sonuçlanmış ve kendilerinde ve geride kalanlarda acı, üzüntü ve pişmanlık bırakmıştır.

Ormancının ısrarı ve inadının olayı taşıdığı boyutun benzerleri ile çok kez işitmekte ve karşılaşmaktayız. Ormancının bu ısrarının psikodinamiğini anlamak için o günün şartlarını anlamaya çalışmak gerekmektedir. O günün koşullarını anlamadan olayı anlamak ve değerlendirme yapmak pek mümkün olamayacaktır. Sahi, ormancının bu anlamsız ısrarı nedendir? Köy muhtarına dediğini yaptırtarak bir üstünlük kurma isteği mi amaçlamıştı? O yıllarda Ormancı, taşrada, köyde ve dağda en etkili ve çekinilen kişi idi.

Çünkü yoksulluğun memleketi esir aldığı o yıllarda yakacak odunu olmayan köylü, mecburen dağa gidecek ve ağaç kesip çoluk çocukları ile ısınacaktır. Bunun önündeki en büyük engel ise, görevi ormanı ve ağaçları korumak olan, o günlerde taşrada, köyde ve dağda insanların kendisinden çekindiği Ormancılardır.

Belki de bütün bunların tek sebebi, Ormancının alkollü olduğundan dolayı tartışıp kavga çıkardığıdır. Her neden olursa olsun “yoktan bıraktın bir acı” sözlerindeki sitem çok güçlüdür. Hatta bu sitemden günümüz Ormancıların rahatsız olduklarına dair bir haber okuduğumu da hatırlıyorum. Elbette genelleme yapamayız ve Ormancılar da meslekleri de saygıya değerdir. Ormancılar haklı olarak bozulduğunu düşündüklerini imajları için bir de türkü besteleme çalışmaları yapmışlardı sanırım.

Ormancılar, zannedildiği gibi sadece mahkeme tutanaklarında değil, türküde olduğu gibi fıkralarda da geçmektedir. Çünkü toplumsal yaşam, ekonomik ve kültürel şartlar, insanların tutum ve davranışlarına yön vermekte ve etkilemektedir. Yaşadığımız sorunların bireysel bir yönü olduğu kadar, toplumsal bir yönü de vardır. Kaymakam hikayesi de Ormancının, Orman Köylüsü üzerindeki etkisini ve gücünü göstermesi açısından önemlidir. Meşhur bir hikâyedir, Bir kaymakam bir gün bir orman köyüne gitmiş, bakmış ki kimse kaymakamı tınlamıyor. İtibar eden yok, karşılayan yok, yoldan geçen yaşlı bir nine önüne gelmiş sormuş:

— Oğlum sen necisin?

— Kaymakamım Nine, köyü denetlemeye geldim. neden burada bana kimse bakmıyor?, deyince,

— Nine; Biraz daha okusaydın da Ormancı olsaydın oğlum, herkes sana hürmet gösterirdi…

Türküsünden fıkrasına kadar o günlerin şartlarında yaşanmış olayları unutmak güç olmaktadır. Bugün dinlediğimiz Ormancı türküsünün hikayesine benzer birçok hikaye vardır Anadolu Bozkırlarında… Hepsi de bir o kadar acıklı ve hüzünlüdür, bir o kadar yaralarda kendini gösterir. Ormancının kaderi ise onun sanatla buluşturulmuş olmasıdır. İşin ilginci, Ormancı türküsünün hikayesini dinledikten sonra türküden eskisi kadar keyif almadığım gerçeğidir. Türküyü dinleyince bir hüzün sarıyor dört bir yanımı, çünkü bir zamanlar yaşanmış acı bir olayın türküsünü dinlerken keyif almak yerine üzüntü ve hüzün baştan aşağı kucaklıyor. Bugün de kolaylıkla çözülebilecek problemler, insanların doğru ve rasyonel bir yaklaşımla değil de, hırs, güvensizlik ve şiddet ile çözmeye çalışmak seçildiğinde karşımıza olayın, sorunun kendisinden daha fazla acı ve hüzün çıkmaktadır. Bu nedenle herkesin kendine ve başkasına güven duyduğu, sevgi ve saygının önemli bir düstur olduğu, sorunların yine konuşarak veya meşru alternatifler geliştirerek çözülmeye çalışılmasında herkes için yarar vardır.

Ormancının türküsü bizi aldı buralara kadar getirdi, ben yazarken siz okurken şüphesiz aynı hüzün ve acıyı yaşadınız, biraz da yorulmuşuzdur değil mi? Bu yazıyı okuduğunuz için olsa gerek artık eskisi kadar keyif de alamayacaksınız Ormancı Türküsünden ki zaten bazı Türkülerden keyif alınmaz!
Upvote 2
Downvote 0
0

afife jale

homicidial homicidial · 21.03.2019 01:05 · 1415 · #52138
Selahattin pınar'ın "nereden sevdim o zalim kadını" isimli şarkıyı kendisine ithafen bestelediği rivayet edilir.

Nereden sevdim o zalim kadını
Bana zehr etti hayatın tadını
Sormayın söylemem asla adını
Bana zehr etti hayatın tadını
Upvote 3
Downvote 0
2