cahiliyetin eğitimle alakası

nushirevan nushirevan · 29.04.2019 10:50 · 156 · #65442
firaset

cahillik kısaca "bilmediğini bilmemek" olarak tanımlansa da, aslında "bildiğinin az olduğunu kabul etmek" anlamına da gelebileceğini unutmamalıyız. yani başka bir şekilde, eğitim seviyesinin cahiliyete ters etki yapacağını söyleyebiliriz. hemen kızıp bir yargıya varmadan önce düşünün: kişi okur, eğitim görür ve bilgi edindikçe karşısındaki okyanusun ne kadar büyük olduğunu fark etmeye başlar. okudukça, okuduğunun asıl bilginin ne kadar küçük bir parçası olduğunu oranlarız ve cahil olduğumuzun farkına varırız. böylece bilgiyi edinme motivasyonu daha da gelişir.

cehalet ile eğitim arasındaki alakayı firaset belirler. firaset; açık bir zihin yapısını, anlayış, kavrama yeteneğinin gelişmişliğini temsil eder. eğitim seviyesi her ne olursa olsun, bu melekelere sahip değilse kişi yobazdır.
Upvote 2
Downvote 0
0

evlilik konusunun en son aileye söyleniyor olması

derdimend derdimend · 01.12.2018 03:04 · 394 · #21804
Bir şey bildiğimiz yok ama islamın gösterdiği yol ve bizden önce evlenen Abimizden, Ablalarımızdan edinebildiğimiz bilgiler doğrultusunda konu hakkında ki düşüncelerimizin şu şekilde olduğunu belirtebilirim:

Türk toplumu olarak elhamdülillah gelenek ve göreneklerimize bağlıyız. Bir erkek evladın ya da bir kız evladın evlilik konusunu aileye açması çok zordur. Genelde açamaz kolay kolay kimse. Bu durum erkek evlat için bayana göre daha kolaydır. Eğer kız evlat isen konuyu hiç açamazsın. Hatta ayıp bile görülebilir. Aşırıya kaçılmadığı sürece böyle olmasını bir eksiklik ya da bir hata olarak görmüyoruz. Bilakis böyle olması daha uygundur.

Utanarak aileye söyleyemediğimiz ya da söylemediğimiz bu konu daha sonrasında bizi bundan daha fazla utandıracak hatalar yapmaktan da geri bırakmıyor bu da gariptir…

Şu ahir zamanda evlilik konusu maalesef en son aileye söylenir olmuş. Oda düğün ve nikah tarihini ne zamana alalım şeklinde oluyor. Buda beraberinde birçok sıkıntıya sebebiyet verebiliyor.

Evlilik gibi sadece evlenen çiftlerin değil her iki tarafın ailelerini de etkileyen bir konu en son aileye söylenmesi ne kadar doğru olur?

Evlilik gibi önemli bir olayın temelinin sağlam atılması gerekir. Aileye söylenmez ise büyüklere danışılmazsa bu temelin sağlam olması mümkün değildir:

-İlk olarak şunu rahatça söyleyebilirim: Aile yoksa flört vardır. Bildiğiniz üzere flört etmekte dinimizce caiz değildir. Allah muhafaza buyursun.

-İşin bir ciddiyeti yoktur. Bir sorumluluk bilinci yoktur. Buda beraberinde birçok aşılmaması gereken sınır ve çizgilerin rahatça aşılmasına ve birçok günaha girilmesine zemin hazırlıyor maalesef…

-İşin en başında aile yoksa İslam'ın kızını çok rahat ulaşılabilir kılar.

Konu hakkında İhsan Şenocak Hocamızın şu ifadeleri çok anlamlıdır: Ey İslam'ın kızı! Mücrimlere, sen"hayır" dersen, öteki “hayır” derse, o zaman bütün erkekler kadınının ancak nikahla ulaşabilecek bir varlık olduğunu anlayacaklar.

-İşin başında aile yoksa büyüklere danışılmadan hareket ediliyorsa gelinin kaynanayı çok saymamasına ya da kaynananın öyle düşünmesine sebebiyet verebiliyor. Aileler arasında bir kopukluk oluyor ve beraberinde en ufak bir olayda bile baştan gelen bu kopukluk yüzünden her iki tarafın ailesi yapıcı değil de yıkıcı davranabiliyor. Bundan dolayı gelin ve kaynana anne ve kız olması gerekirken adeta rakip oluyorlar ve bir çatışma, bir karşı karşıya gelme durumu oluyor.

Size önerim ailenize kesinlikle söyleyin. Asla ailenizden habersiz ya da izinsiz, danışmadan bu işe kalkışmayın. Sizin göremediğiniz bir çok hatayı kusuru onlar görebilir. Söylemekte zorlanır iseniz bayanların yardımına Anneler, yetişir. O bir şekilde ne yapar ne eder Babaya münasip bir dille söylemeyi bilir.

Ama en başta aileye söylemek gerekir. Böyle olmazda her iş bitmiş görüşülmüş, bilmem kaç kere görüşülmüş, artık evlenme kararı alacağın zaman söylerseniz ben bir baba olsam güvenim sarsılır, ehlinden sorumlu olan birisi olarak ehlime sahip çıkamadığımı düşünürüm. Ve olaya sinirli ve olumsuz bir şekilde yaklaşırım. Buda sizin açınızdan kötü olacak kanaatindeyim…

Her şeyden önce Evlilik isteğinde bulunan hem erkeğin hem de kadının, evliliğe hazır bir birey olduğunu ailesine ve çevresine hissettirmelidir.

İşi olmayan bir erkek bir an evvel kendine iş bulmalı, askerliğini devamlı tecil ettiriyorsa ve bu durum önünde bir engel olarak duruyorsa bir an önce askere gidip gelmeli, ahlaki ve örfi olarak yaşadığı ortamda kendisinden makbul olmayan davranışlar görülüyorsa ya bunları terk etmeli ya da ortama uyumlu hale getirmeli. Artık davranışları ile üstlendiği sorumluluklar ile çocuk olmaktan çıktığı, bir duruşa, bir karaktere sahip olduğunu ailesine ve çevresine göstermesi gerekiyor.

Bu şekilde yapılırsa ve her şeyden önce Hakkın rızası gözetilerek yapılırsa bu iş Allahu Teala elbette yardımcı olacaktır. Atılan temel sağlam olacaktır.
Upvote 7
Downvote 0
5

yerel yönetimlerin yardım özgürlüğü

nushirevan nushirevan · 25.04.2020 12:13 · 827 · #74534
Gerekli bürokratik şartlar yerine getirildiğinde vardır.

Yakın zamanda chp'li belediyeler yardım toplayıp korona mağdurlarına ulaştırmak için bir hesap açmıştı malum. İç işleri bakanlığı derhal hesapları dondurdu ve bu kampanyaya engel oldu. Neydi bakanlığın argümanı? "Devlet içinde devlet olmaz"

Dışarıdan bakan sıradan vatandaşın gördüğü şey, aç doyurmak isteyen belediyeye, siyasi çıkar hesabı güden hükümet tarafından engel olunduğu. Kaç haftadır tv'lerde izliyoruz, fatih portakal başlığı hortlamış da aklıma geldi. Peki durum bu mudur? Devlet, yerel yönetimler fakiri doyurmasın mı istiyor?

Elbette hayır. Hükümet partisinin artık kronik hale dönüşen yanlış politikalarından biri de, icraati neden yaptığını ilk anda kamuoyuna doğru anlatamaması. Daha sonra üzerine polemikler oluştuktan sonra düzeltsen de oluşan o ilk algıyı, önyargıyı kırmak atomu parçalamaktan zor.

Elbette yerel yönetimler yardımlarda bulunabilir. Fakat nasıl? Bulunduğu ilin idari amirliği olan valilik veya kaymakamlık nezdinde izin alarak..

İzin alırsın; gidersin üzerinde "başkan şaşırma sabrımızı taşırma" yazan, haham karikatürünün oturduğu sandalyenin altına allah lafzını koyduğun, aleviliği bir başka din gibi algı kastığın broşürünle beraber yardımını dağıtırsın sonra. Ha, idare izin vermedi mi? İşte o zaman "yardım yapmamıza izin vermiyorlar" deme hakkın doğar. Fakat izin istemeden böyle bir icraate kalkışman, devlet anlayışına, bürokratik hiyerarşiye uymaz.

Kaldı ki devlet bunu keyfinden yapmıyor. Malum pkk'nın siyasi uzantısı olan parti, hukukun boşluklarından yararlanarak bazı belediyeleri işgal etmiş durumda. Siz bu özgürlüğü kendinize tanırsanız, bu terör sevici yerel yönetimlere de emsal olur, yol olur.

Peki diyelim ki İBB başkanı dahil, bu chp'li belediyelerin idarecileri bu devlet bilincine, bilgisine sahip değildi. İyi niyetle yola çıkıldı ama bürokrasiye takıldı. Ben olsam şunu yapardım: "peki kardeşim" derdim "madem ben dağıtamıyorum, al 6 milyon tl birikmiş hesapta. Buyur sen kullan, makbuzları da tek tek ibraz et bana" derdim.

İşte aslında bu kadar basit her şey.. Siz orda sidik yarıştırırken olan garibana oluyor, o ayrı mevzu..
Upvote 3
Downvote 1
1