Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

gitmek istemek

mavikaranlik mavikaranlik · 14.11.2018 05:17 · 485 · #16543
"kaçmak" eyleminin kibarlaştırılmış halidir. aslında nezaket içerir, problemin kendisi de budur zaten. ana teması budur. olması gerekeni, "olmasa mı acaba?" yada "üzülen mi olur?", "sormam gerekmez mi?" soruları sebebiyle tereddüt planına bırakır. bu nedenler de insanın taşıdığı "nezaket" kavramının kırıntılarıdır. Biraz daha fazlasında ise sorular değişir, "ya gittiğim yerde mutlu olamazsam?", "yalnız kalmaz mıyım?", "tek başıma nereye kadar idare ederim?" şeklinde yön değiştirebilir, bu daha da kötüsüdür. Bu aşırısıdır. İşte bu da "korku" kavramının yol açtığı sorulardır.

bir yanda kibarlığın, bir yanda korkuların iki türlü de seni sorulara boğacak olan çıkılmaz bir ikilemin gölgesinde cebelleşir durursun. hayatımızı etkileyen her şeyin sebebi de bu tereddütler değil mi zaten? Ama neden olmasın ki! Taşıdığın nezaketin karakterine işlemiştir, duyduğun korku yüreğine. Belki de aklın bambaşka bir şey söylüyordur ama bu ikisinin çıkılmaz gölgesine, evlerin birinde yanan ufak bir mum sana ne kadar fayda sağlar ki?

içimize, ruhumuza, huylarımıza işleyen şeyler var. Bunlar santim santim her dakikamızda işleniyor, kendimiz yönlendiriyoruz, kendimiz yer veriyoruz, mimarı biziz. Yıllarca beslediğimiz, büyüttüğümüz, emek verdiğimiz hiç bir "şey'i" iki duygu arasına sıkışıpta değiştiremiyoruz. doğamız var, ruhumuz var emek emek işlediğimiz gerçekler var. gitmek tüm emekleri yıkmak mıdır, yoksa yeni bir emeğe sayfa açmak mıdır? bu sorunun cevabını kendiniz de dahil hiç kimse öngöremez. bilemez, hatta yaklaşamaz bile.

insan öyle dolar ki, taşmasına 1 damla dahi kalsa kendine yalvarır: "buna da yer aç!" sanki bardak misali, ruh bunu duymaya hazır gibi hemen hacmini genişletir sana; "sadece 1 damla mı, damacanayı getir usta!" diye içten içe senle yarışır hatta, o kadar imkanı vardır, o kadar sabırlıdır, o kadar geniştir. Olan senin yüküne olmuştur, 1 damla daha ağırlaşırsın. Çünkü ruhun biliyor ki bir gün taşsan dahi kırılmayacaksın, etrafı biraz batıracaksın, suya bulayacaksın o kadar, dolan kısım dolmuş olacak zaten, mesele o bardağı kırabilmektedir.

İmkansız mıdır? Değildir bir gün öyle bir sallayan olur ki o bardağı, istemesen dahi parçalanırsın, öyle bir bağırırlar ki sana duymak istemesen dahi çatlarsın, öyle bir taş atarlar ki sana içinden kırılırsın. Etrafa yayılan parçalarınla kalırsın ortada, süpürürler, suyunda buharlaşır havaya karışır.

İnsansın, imkansıza yürümedikçe hiç bir çelişki sona ermeyecektir. Gölgede kaldığın zaman evin birinde yanan o ufacık mumu bulmak zorundasın! Bardağın dolmak üzereyken sağa sola sallanıp içindekileri boşaltmalı, ya da en kötü azaltmalısın. İşte o zaman ne gölgede kalacaksın ne de taşacaksın, ufak bir mum ile idare edip, yarım bardak su ile yaşamayı öğreneceksin. Belki aradığın mutluluğa ulaşamayacaksın ama; ne gölgelerde çelişkiler ile boğuşacaksın, ne taşıp, parçalanacaksın.

Bir gün hiç farkında dahi olmadan biz "gidemesek" dahi birileri bizi almaya gelecek.
Saydığımız hiç bir problem o gün bize sorun olmayacak. İşte o gün hem gerçek mutluluğa, hem kaçışlara kucak açmış olacağız.
Ha ama evet, yaşamıyor olacağız.
Upvote 7
Downvote 0
3

fernweh sendromu

first generation first generation · 14.11.2018 04:28 · 2240 · #16541
"Kendinizi bulunduğunuz ortamda çok bunalmış hissettiğiniz oldu mu? Herseyi bırakıp "uzaklara gidesim çok var" cümlesini kurarken kendinizi buldunuz mu? Öyleyse siz de Fernweh sendromuna yakın olabilirsiniz... Almanca kökenli olan bu kelime uzaklara gitme dürtüsü-tutkusu-ihtiyacı olarak tanımlanmaktadır. Bunaldığımızda, sorunlarımız rutinleştiğinde bir anlamda yenilik isteriz. Hatta hayatta kalmak için o büyük sandığımız, içinden çıkamadığımız sorunlardan kaçmak isteriz; ne var ki kaplumbağa gibi sorunlarımız biz nereye gidersek bizimle beraberinde gelir. Tehlike karşısında beyin dalgalarımız deltaya geçer ve hayatta kalmak için inanılmaz güç ve kuvvette oluruz. Bazen bu gücümüze biz bile hayret edebiliriz. Yeni bir yere gitme isteği, yeni mücadele şartları belki bize istediğimiz kuvveti kazandıracak geriye dönüp rutin sorunları da çözme kabiliyeti ve düşüncesi verebilecektir..."
bilgi, uzman psikolog yeşim akıncı'ya aittir.
Upvote 8
Downvote 0
4

gitmek istemek

dilhun dilhun · 14.11.2018 03:58 · 485 · #16538
tanım başlığın kendisidir.

birazcık içimi dökmek istiyorum buraya. sürekli kendi kendime konuştuğum ve bir çözüm bulamadığım için belki yazarsam içim rahatlar diye yazıyorum. bu isteğin sürekli kafamda olması yeni gelen bir hissiyat değil aksine yıllardır içimde olması ve bir türlü geçmemesi beni çaresiz bırakıyor. nereye gitmek istediğimi de bilmiyorum ama gitmek istiyorum. lisedeyken yurda kaçardım ara ara, üniversiteye gittim ailemden uzağa ilk önce iyi geldi bana ama sonradan 3 şehir değiştirdim, gezilere katıldım ama içimdeki bu gitme arzusunu bastıramadım.bulunduğum yerde çok iyi arkadaşlıklar da edinsem hep bir zaman sonra gitmek istedim kimseye de söyleyemedim. şu anda kürkçü dükkanındayım yani evimdeyim ama bu gitme arzusu bu aralar daha da baskın. bazen kendime kızıyorum neden ailenden uzaklaşmak tanımadığın, bilmediğin hatta nereye gitmeyi istediğini bile bilmeden neden bu gitme arzusu var hep içinde? bilmiyorum belki bu dünyadan bile gitmek istiyor olabilirim. ait hissedemiyorum kendimi bir yere. o gitmek istediğim yeri bir bulabilsem onun için çabalayacağım ama bulamıyorum. bu aralar iyice agresifleştiğimin de farkındayım. bu duygu beni sinirli birine dönderiyor.
şunu da buraya yazıyorum ki eğer o yeri bulursam, gitmek istediğim, ait olduğum yeri onun için çok uğraşacağım...
Upvote 7
Downvote 0
5

münir nurettin selçuk

first generation first generation · 14.11.2018 03:39 · 991 · #16536
endülüs'te raks (zil, şal ve gül)
gül yüzünde göreli (mehteranperverlerin dinlemek isteyebileceği farklı bir yorumu da mevcut) ve de güftesi yahya kemal beyatlı'ya ait Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) gibi değerli eserlerin çok değerli bestecisi.
sanatçı, eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslupla besteler yapmış. Paris'e giderek ses tekniği konusunda öğrenim görmüş. aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19'uncu yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icrâ üslûbu Bel Canto'dan etkilenmiş.
Türk müziği tarihinde ilk kez solist olarak konser veren Münir Nurettin Bey, ilk solo konserini 1930 yılında, şimdiki Dormen Tiyatrosu'nda vermiş. Konserlerde ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı olmuş. Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslûbuna dahil etmiş. Beste çalışmalarına asıl 1940-1941 yıllarından sonra başlamış.
Yeşilçam'a da giren Selçuk, Muhsin Ertuğrul'un ilk müzikal film denemesi olan "Allah'ın Cenneti" filminde rol almış, bu arada.
değerli sanatçımız inci çayırlı'dan dinlemesi ayrı bir zevk veren eseriyle taçlandırayım girimi.

Sen şarkı soylediğin zaman
Mevsimler değişir gibi kımıldardı içim
Dudaklarında doğardı şafaklar ve güneşler
Geçerdi gözlerimden öyle kızlar ki
Fecirden kadehlerle nağme içmişler

Sen şarkı söylediğin zaman
Ne kadar gençti dünya ve ne güzeldi
Bahar sabahlarının rahatlığı içimizde
Bir ses ki sükûn ve sonsuzluk
Bir ses ki hayat olmuştu bizde

Sen şarkı söylediğin zaman
Bahar içinde âlem, bahtiyardı can
Bir hilkat sabahı ki her şey beyazdı
Bir vazgeçiş senden gayrı her şeyden
Öyle bir an ki hayata doyulmazdı
Sen şarkı söylediğin zaman

biyografi için kaynak: wikipedia

YouTube video
Upvote 6
Downvote 0
3

kalamış

first generation first generation · 14.11.2018 03:15 · 632 · #16534
bildiğim kadarıyla, müzik tarihimizde ayrı bir ekole imza atmış değerli bestecimiz münir nurettin selçuk'un en sevdiğim eseri.

Yok başka yerin lûtfu ne yazdan ne de kıştan
Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış'tan
Yok zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan
Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış'tan

İstanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar
Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar
Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar
Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan

Fethettiniz ay parlayarak sen gülerekten
Gündüz koya sen gel gece kalsın aya nöbet
Ses çıkmıyor artık ne kürekten ne yürekten
Emret güzelim istediğin şarkıyı emret
Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan
Upvote 2
Downvote 0
0