Bir parazit olan kıl kurdu tedavisinde kullanılan ilaçtır. Çok yaygın bir hastalık olan kıl kurdu çocuklarda çok sık rastlanır. Kontil çocuklar için şurup, yetişkinler için ise çiğneme tableti şeklinde kullanılır. Kıl kurtları
Kucuk çocuklarda özellikle geceleri yumurtalar çatlarken son derece sıkıntılı anlar yaşamasına sebebiyet verir. Elleri sık sık yıkamak başlıca onlemler arasında yer alır.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
hüseyin nihal atsız
mezar taşımız yastık yorganımız kar olsun
'Vaktiyle bir ATSIZ varmış'; var olsun."
Azîz hatırasına hürmetle...
'Vaktiyle bir ATSIZ varmış'; var olsun."
Azîz hatırasına hürmetle...

kendine ait bir oda
virginia woolf'un bir eseridir. Sayfalarının kısalığının aksine oldukça derin bir kitap. Beni oldukça düşündürdü ve yazmaya teşvik etti. Keşke kendisi hayatta olsaydı da sorularımı iletebilseydim. Kurmaca yazmak isteyen her yazarın kendine ait bir odası yani mutlaka yalnız kalabileceği bir mekanı olmalı diyor. Ayrıca yıllık en az 500 pound civarında bir geliri olması gerektiğini savunuyor. Şimdilerde. “500 paund” ne kadardır neye denk gelir hiç bilmiyorum. Yani yazarın kastettiği sanırım yazar olmak isteyen bir kadının veya erkek de olabilir geçim sıkıntısı çekmemeli, eğer gerçekten yazmak istiyorsa rahat bir yaşama sahip olmalıdır diye diretiyor. Birçok Türk yazar biliyorum ki geçmişte geçim derdiyle gece gündüz çalışmış; öğretmenlik, tercümanlık daha nice binbir çeşit işler yapmış. Ama bu sırada vapurda, otobüste, her nerdeyse durmadan, yorulmadan, dinlenmeden yazmış, okumuş. Hatta Virginia Woolf' un kendisi de diyor ki Jane Austen yazılarını kendi evinin solonunda yazarmış ve birçok misafirleri olurmuş. Hatta Yeğeni anılarında hangi ara kitaplarını yazdığına şaşırdığını paylaşmış.
Kendi zamanının kadınlar açısından ne kadar şansız olduğundan dem vuruyor. Bir kadının refakatçisi olmadan üniversite kütüphanesine giremediğini anlatıyor. Günümüze bakarsak heralde bizi çok kıskanırdı. Her kitap her yazar bizim emrimize amade, ulaşamayacağımız bir kaynak yok sayılır. Her şey elimizin altında ama yazmayı bırak, okuyan kaç kişi var ?
Kronolojik olarak kadın yazarlardan bahsetiyor. Onların iyi olduğundan, yazmayı denediklerinden ama hiç birinin bir derinliğe ulaşamadığını söylüyor. Hepsi bir yerde takılıp kalmışlar ve kendilerini geliştirmemişler. Birde eğer bir Shekspir'in bir kız kardeşi olsaydı o zamanda daha tiyatronun kapısına varamadan ölüp gideceğini iddia ediyor. Maalesef o günün şartlarına bakılınca doğru söylüyor gibi görünüyor. Ama şimdi modern zamanlarda durum bu şekilde değil ve herkes olmasada birçok kişi birçok olağana sahip ama hala bir “Shekspirella” ortalarda yok. O zamanki kadınlar gibi dertlerimizde mevcut değil Tek derdimiz aksama ne pişirsem olmuş. Mevzu çok derin: ama biz yüzeyseliz. Sanırım o zamanlardan beri pek birsey değişmemiş bir çok şey değişmiş gibi görünsede kadınlar hep şikayetçi ve memnuniyetsiz...
Kendi zamanının kadınlar açısından ne kadar şansız olduğundan dem vuruyor. Bir kadının refakatçisi olmadan üniversite kütüphanesine giremediğini anlatıyor. Günümüze bakarsak heralde bizi çok kıskanırdı. Her kitap her yazar bizim emrimize amade, ulaşamayacağımız bir kaynak yok sayılır. Her şey elimizin altında ama yazmayı bırak, okuyan kaç kişi var ?
Kronolojik olarak kadın yazarlardan bahsetiyor. Onların iyi olduğundan, yazmayı denediklerinden ama hiç birinin bir derinliğe ulaşamadığını söylüyor. Hepsi bir yerde takılıp kalmışlar ve kendilerini geliştirmemişler. Birde eğer bir Shekspir'in bir kız kardeşi olsaydı o zamanda daha tiyatronun kapısına varamadan ölüp gideceğini iddia ediyor. Maalesef o günün şartlarına bakılınca doğru söylüyor gibi görünüyor. Ama şimdi modern zamanlarda durum bu şekilde değil ve herkes olmasada birçok kişi birçok olağana sahip ama hala bir “Shekspirella” ortalarda yok. O zamanki kadınlar gibi dertlerimizde mevcut değil Tek derdimiz aksama ne pişirsem olmuş. Mevzu çok derin: ama biz yüzeyseliz. Sanırım o zamanlardan beri pek birsey değişmemiş bir çok şey değişmiş gibi görünsede kadınlar hep şikayetçi ve memnuniyetsiz...
isfod
İstanbul'da kurulmuş bir fotoğrafçılık derneği, tam adı “İstanbul fotoğraf kültürü ve sanatı derneği” dir. Websitesi [url] https://www.isfod.org.tr/index.php[/url]
bayonet
Objektifi değiştirilebilen fotoğraf makinelerinin objektif bağlanan kısımlarına verilen isim.
Her markanın bayoneti kendine özeldir, özel dönüştürücüler olmadan bir markanın objektifi diğerine uymaz.
Örneğin Canon objektifi doğrudan Sony'e takamazsınız. Sigma, Tamron, Tokina gibi üreticiler her bayonet için özel objektif üretmektedir; örneğin Sigma 180mm f2.8 OS'nin Canon ve Nikon için ayrı modelleri vardır.
Çok kullanılan gövde üreticilerinin bayonet tipleri: Canon EF (tam kare Canon objektifler için), Canon EF-S (APS-C Canon objektifler için), Nikon F (DSLR için), Nikon 1 (1 serisi aynasızlar için), Pentax K (DSLRlar için), Pentax Q )Q serisi aynasızlar için), Sony A (DSLR ve SLTleri için), Sony E (NEX serisi için), Olympus/Panasonic m4/3, Samsung NX, Fuji X, Sigma SA, Leica M, Leica R.
Her markanın bayoneti kendine özeldir, özel dönüştürücüler olmadan bir markanın objektifi diğerine uymaz.
Örneğin Canon objektifi doğrudan Sony'e takamazsınız. Sigma, Tamron, Tokina gibi üreticiler her bayonet için özel objektif üretmektedir; örneğin Sigma 180mm f2.8 OS'nin Canon ve Nikon için ayrı modelleri vardır.
Çok kullanılan gövde üreticilerinin bayonet tipleri: Canon EF (tam kare Canon objektifler için), Canon EF-S (APS-C Canon objektifler için), Nikon F (DSLR için), Nikon 1 (1 serisi aynasızlar için), Pentax K (DSLRlar için), Pentax Q )Q serisi aynasızlar için), Sony A (DSLR ve SLTleri için), Sony E (NEX serisi için), Olympus/Panasonic m4/3, Samsung NX, Fuji X, Sigma SA, Leica M, Leica R.
kum gibi
Söz ve müziği Ahmet kaya' ya ait dinlemeye bikmadigim şarkılardan biridir.
Martılar ağlardı, çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Martılar ağlardı, çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta, sarılayım yaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta dolanayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Sonbahar damlardı, damlarımıza
Biz seninle sararırdık
Sonbahar damlardı, damlarımıza
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta sarılayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta dolanayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Martılar ağlardı, çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Martılar ağlardı, çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta, sarılayım yaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta dolanayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Sonbahar damlardı, damlarımıza
Biz seninle sararırdık
Sonbahar damlardı, damlarımıza
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta sarılayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırakta dolanayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme
10 aralık dünya insan hakları günü
- En büyük sevgi, insanlık sevgisidir.

natuk baytan
Türk senarist, oyuncu ve film yönetmeni
Hafızalara kazınmış en güzel Kemal Sunal filmlerinin yönetmenliğini yapmıştır. 5 Aralık ölüm yıldönümüydü. Geçmiş de olsa saygı ve sevgiyle anıyorum.
Hafızalara kazınmış en güzel Kemal Sunal filmlerinin yönetmenliğini yapmıştır. 5 Aralık ölüm yıldönümüydü. Geçmiş de olsa saygı ve sevgiyle anıyorum.

üstteki yazar hakkında düşünülenler
Üstteki yazar hakkında ne düşünüldüğü paylaşılan başlık. Bir zamanlar çok popüler olduğu kesin. Tabi aktif üye sayısından kaynaklandığı malum.
Bence Merdumgiriz güzel paylaşımları olan değerli üyelerimizden biri. bıraktığı çok güzel ukdeleri var. Keşke hepsini doldurmaya gücümüz yetse. Ayrıca açtığı başlıklar sıradışı ve eğlenceli. Son olarak profil resminde bir kedi gördüm sanki
Bence Merdumgiriz güzel paylaşımları olan değerli üyelerimizden biri. bıraktığı çok güzel ukdeleri var. Keşke hepsini doldurmaya gücümüz yetse. Ayrıca açtığı başlıklar sıradışı ve eğlenceli. Son olarak profil resminde bir kedi gördüm sanki
ütü yapabilen erkek
Ütü yapmasını öğrenmiş ve en önemlisi bunu hayatında uygulayan erkektir. Benim babam gençliğinde ünlü bir otelde ütücüymüs. Bu vesileyle almanya'ya staja bile gitmiş. Sonra daha başka iş kollarında da çalışmış ama ütücülüğü tam olarak hiç bırakmadı. Özellikle yazın ütücülük ayni fırıncılık gibi zor meslekler arasindadir. Bizim evde ütü babamın işiydi. Biz tabi evlendik evden ayrildik ama annemin utulerini hala babam yapar. Ayrıca Bir kıyafetin lekesini çıkaramayınca ben annemi değil babamı ararım. Yada direk hic ugrasmadan babama götürürüm.
kürk
Bazı hayvanların tüylerinden yapılan giysi. Bi arkadaşım büyük bir çılgınlık yapıp kürk almıştı nasıl güzel mi diye sorduğumda, kuzu gibi olmam gerekirken ayı gibi oldum dedi. Giri bitti.
yazarların çocukken çaldığı şeyler
Çalmak denir mi bilmem. Algida Max'ın bedavasını bulmayı öğrenmiştim. 1 tane satın alıyordum, bedava çubuğu ile dondurma dolabının başına gidiyordum, paketin tam yırtılacak yerinde, katlı yerini açıyor ve seri numarasının tek olup olmadığına bakıyordum. Çiftse içinde bedava yok. Numara 2'ye bölünemiyorsa tebrikler, bir bedava çubuğunuz vardı. Önemli olan bakkalın kendi vermeyip, dolaptan kendin seçebildiğin yerlerdi. Bu şekilde sayısız bedava dondurma yedim. Kampanyanın bitişine yakın, Aralık soğuğunda market market dolaşıp bedava dondurma yiyorduk. Binlerce dondurma tükettik Ankara sokaklarında allah affetsin bgv
Not: Namusuz algida, en az tercih edilen tür fıstıklı max olduğundan en çok bedavayı fıstıklılara koymuştu. Kakaolu max'larda pek bedava olmazdı. Fıstık, muz veya çileklilerde çoktu.
Not: Namusuz algida, en az tercih edilen tür fıstıklı max olduğundan en çok bedavayı fıstıklılara koymuştu. Kakaolu max'larda pek bedava olmazdı. Fıstık, muz veya çileklilerde çoktu.
yazarların erkek çocukları olursa koyacakları isim
Kökeni türkçe olacak olan isimlerdir. Aybars veya barlas bu iki ismi de oldum olası beğenirim.
sivilce
Ergenlerin Patlatıp patlatmama arasında kalıp, zamanla mikro ölçekli rinoplastik cerrahi operasyona girişip burnunda boynuz gibi yarayla dolaşmasına sebep olan enfekte por gözenekleri.
Zamanla vücudunuzdaki fazla yağ, derideki gözeneklerden çıkmaya yeltenir. Ergenlik döneminde deri kalın, yağ fazlası ve hormonlar şaha kalkmış olduğundan sivilceler daha çok görülür. Burnunuzun üstünde sivilceyi gördüğünüz zaman ilk olarak etrafına dokunup sivilcenin köklü olup olmadığını kontrol edin. Sivilcenin köklü olması, patlattığınızda daha büyük sorunlara yol açar, Ona geleceğim. Sivilcenin etrafında eğer sızısı varsa köklü bir sivicedir, ona dokunmayın. Köklü değilse işiniz kolay. İnce bir enjektör ile sivilcenin kenarında (tepeden değil) bir delik açın. (İnşallah yemekten sonra okuyorsunuzdur bunu bgv) İçinden çıkan enfekte olmuş yağ ve deri parçalarını olabildiğince temiz bir bezle alın. Ne kadar az bir bölge ile uğraşırsanız, tedaviniz o kadar kısa sürede biter. İrınin içinde üremeye meyilli zararlı bakteriler olduğunu unutmayın. Derhal hijyenik temizlik yapın. (En azından alkollü kolonya ile silin). Muhtemelen enfeksiyonun ilk bağlandığı bölge kanayacaktır, sıkıntı yok. Baskı yap dursun. İrin ve kandan kurtulduysanız, o bölgenin tekrar bakterilere yuva olmaması için ilaçlamamız lazım. Bu konuda bir çok ilaç mevcut ama ben teramisini tavsiye ederim. Hem kısa zamanda sonuç alırsınız hem de içindeki antibiyotiğin sayesinde bakteri sorununuz yok olur. Öte yandan içindeki faydalı maddeler ile deri yenilenmesi süresini de kısaltır.
Gelelim köklü sivilceye.. Yapacağınız tek şey, o kalın kırmızı deriyle bir süre sabretmek. Köklü sivilce, tepeden baş vermeden temizlenmesi zordur. Kırmızı bölgenin en ortası zamanla şişip deriden çıkabilecek derecede sivrileşir. Bu şişkinlik bakteri türüne bağlı olmakla birlikte, derinizin özellikleri yüzündendir. Deriniz kalın olduğu için, ilk örnekteki müdahaleyi yapsak bile deri altında zararlı bakteriler kalacak, tedavi olamayacaksınızdır. Bu yüzden, bir süre sabredip irinin çıkması için sivilcenin baş vermesini bekleyin. Sivilce baş vermiyor, bulunduğu bölgeyi genişletiyorsa patlatma fikrini kafanızdan atın ve derhal bir dermatoloğa gidin. Diyelim ki köklü sivilceniz baş verdi, patlattık ve irini akıttık. Mutlaka bu bölgenin antibiyotikle temizlenmesi gerekir. Olabildiğince ilacın, yaranın içine işlemesine müsade edin. Bir süre yaralı olarak gezersiniz ama içi irin dolu bir burunla gezmekten iyidir.
Zamanla vücudunuzdaki fazla yağ, derideki gözeneklerden çıkmaya yeltenir. Ergenlik döneminde deri kalın, yağ fazlası ve hormonlar şaha kalkmış olduğundan sivilceler daha çok görülür. Burnunuzun üstünde sivilceyi gördüğünüz zaman ilk olarak etrafına dokunup sivilcenin köklü olup olmadığını kontrol edin. Sivilcenin köklü olması, patlattığınızda daha büyük sorunlara yol açar, Ona geleceğim. Sivilcenin etrafında eğer sızısı varsa köklü bir sivicedir, ona dokunmayın. Köklü değilse işiniz kolay. İnce bir enjektör ile sivilcenin kenarında (tepeden değil) bir delik açın. (İnşallah yemekten sonra okuyorsunuzdur bunu bgv) İçinden çıkan enfekte olmuş yağ ve deri parçalarını olabildiğince temiz bir bezle alın. Ne kadar az bir bölge ile uğraşırsanız, tedaviniz o kadar kısa sürede biter. İrınin içinde üremeye meyilli zararlı bakteriler olduğunu unutmayın. Derhal hijyenik temizlik yapın. (En azından alkollü kolonya ile silin). Muhtemelen enfeksiyonun ilk bağlandığı bölge kanayacaktır, sıkıntı yok. Baskı yap dursun. İrin ve kandan kurtulduysanız, o bölgenin tekrar bakterilere yuva olmaması için ilaçlamamız lazım. Bu konuda bir çok ilaç mevcut ama ben teramisini tavsiye ederim. Hem kısa zamanda sonuç alırsınız hem de içindeki antibiyotiğin sayesinde bakteri sorununuz yok olur. Öte yandan içindeki faydalı maddeler ile deri yenilenmesi süresini de kısaltır.
Gelelim köklü sivilceye.. Yapacağınız tek şey, o kalın kırmızı deriyle bir süre sabretmek. Köklü sivilce, tepeden baş vermeden temizlenmesi zordur. Kırmızı bölgenin en ortası zamanla şişip deriden çıkabilecek derecede sivrileşir. Bu şişkinlik bakteri türüne bağlı olmakla birlikte, derinizin özellikleri yüzündendir. Deriniz kalın olduğu için, ilk örnekteki müdahaleyi yapsak bile deri altında zararlı bakteriler kalacak, tedavi olamayacaksınızdır. Bu yüzden, bir süre sabredip irinin çıkması için sivilcenin baş vermesini bekleyin. Sivilce baş vermiyor, bulunduğu bölgeyi genişletiyorsa patlatma fikrini kafanızdan atın ve derhal bir dermatoloğa gidin. Diyelim ki köklü sivilceniz baş verdi, patlattık ve irini akıttık. Mutlaka bu bölgenin antibiyotikle temizlenmesi gerekir. Olabildiğince ilacın, yaranın içine işlemesine müsade edin. Bir süre yaralı olarak gezersiniz ama içi irin dolu bir burunla gezmekten iyidir.
traktörü ters kullanan amca
sɹǝʇ nq ʞǝʇ ɹıq ;ɐp ɐpunloʎ ʎǝş ɹǝɥ ıʞuɐs
