Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
kendime yalan söyledim
grup seksendört'ün parçası.
maaşın alındığı gün bitmesi
vergisini düzenli ödeyenler çok iyi bilir.
hinduizm
Büyük baş hayvanların değerli olduğu, hatta tapıldığını biliyorum. Yanlışım var ise lütfen müdahale ediniz.
hinduizm
Hinduizm, dünyadaki en eski din olup, birçok bilim insanına göre, kökeni 4.000 yıldan fazladır. Bugün, yaklaşık 900 milyon takipçiyle Hinduizm, Hristiyanlık ve İslam'ın ardındaki en büyük üçüncü dindir. Dünya Hindularının yaklaşık yüzde 95'i Hindistan'da yaşıyor. Dinin kendine özgü bir kurucusu olmadığı için, kökenlerini ve tarihini izlemek zordur.
lamaizm
Tibet Budizmi. Tibet, Moğolistan ve Bhutan başlıca olmak üzere Nepal, Hindistan, Çin, Rusya ve bazı Orta Asya Türklerinde takip edilen Budizm koludur. Kimi yerlerde Lamaizm olarak da adlandırılmaktadır. Tibetçe Lama (= öğretmen) den doğan bu kelime, aynı zamanda bir unvan olarak da kullanılmaktadır. Budizm'in Vajrayana koluna aittir.
kalaşlar
Kalaşlar (Kalaşça: Kaĺaśa, Nuristanice: Kasivo), Afganistan'ın eski adıyla Kafiristan bölgesi (yeni adıyla Nuristan Vilayeti) ve Hindukuş Dağları'nda bulunan Pakistan'ın Hayber-Pahtunhva eyaletinin denizden 3000 m.yüksek bölgelerinde yaşayan eşsiz ve benzersiz olarak nitelendirilen kendilerine özgü inançları ve yaşam tarzları olan Hint ve Aryan kökenli yerli bir halk.
yirmilik diş ağrısı
ağız gargaraları ile ağrı kesilebiliyor tavsiyemdir.
link farm
link tarlası yada link çöplüğü denilebilir.
nephilim
yarı insan yarı melek , uzaydan gelen yaratık , harutla marut... bir çok ismi var.
ben islâm kısmını bildigim için orayı anlatacağım.
harutla marutun hikayesi ,
bir gün cenab-i hakkin huzurunda harutla marut bir niyaz da bulunur , hafiften bir sitem gibi.
insanin derecesi melekleri gectigi için belki bir kıskançlık .
allaha derler ki ya rab :" dünyaya halife sectigin bu gunahkarlar mi ? "
cenab-i hak ise " onlardaki nefis sizde de olsa siz de aynısını yapardiniz."
melekler: ' hayir biz daha iyisini yapardik" dediler.
bunun uzerine allah en iyi huylu 2 meleği seçin demiş.
onları dünyaya göndermiş .
sonra bu melekler insanlara büyü öğrettiği için cezalandırılmış.
ayaklarindan asili olarak bir yerde kiyamete kadar ceza cekmektedirler.
lakin bu hikayeler zayıf kaynaktır.
lakin harutla marutun varligi kesindir.
olayın aslını allah daha iyi bilir.
(2/bakara-102: tuttular, süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları sözlere tâbi oldular. halbuki süleyman küfre gitmemişti. fakat asıl o şeytanlar küfre gittiler. halka sihiri ve babil'de hârut ve mârut adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. oysa o ikisi: "biz sırf imtihan için gönderildik, sakın kâfir olma!" demedikçe hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. işte bunlardan koca ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. fakat allah'ın izni olmadıkça onlar bununla hiç kimseye zarar veremezlerdi. onlar kendilerine zarar getirip fayda vermeyen şeyler öğreniyorlardı. büyüye müşteri olan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını pek iyi biliyorlardı. karşılığında kendi varlıklarını sattıkları şey ne kötü! keşke bunu anlasalardı!)
ben islâm kısmını bildigim için orayı anlatacağım.
harutla marutun hikayesi ,
bir gün cenab-i hakkin huzurunda harutla marut bir niyaz da bulunur , hafiften bir sitem gibi.
insanin derecesi melekleri gectigi için belki bir kıskançlık .
allaha derler ki ya rab :" dünyaya halife sectigin bu gunahkarlar mi ? "
cenab-i hak ise " onlardaki nefis sizde de olsa siz de aynısını yapardiniz."
melekler: ' hayir biz daha iyisini yapardik" dediler.
bunun uzerine allah en iyi huylu 2 meleği seçin demiş.
onları dünyaya göndermiş .
sonra bu melekler insanlara büyü öğrettiği için cezalandırılmış.
ayaklarindan asili olarak bir yerde kiyamete kadar ceza cekmektedirler.
lakin bu hikayeler zayıf kaynaktır.
lakin harutla marutun varligi kesindir.
olayın aslını allah daha iyi bilir.
(2/bakara-102: tuttular, süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları sözlere tâbi oldular. halbuki süleyman küfre gitmemişti. fakat asıl o şeytanlar küfre gittiler. halka sihiri ve babil'de hârut ve mârut adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. oysa o ikisi: "biz sırf imtihan için gönderildik, sakın kâfir olma!" demedikçe hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. işte bunlardan koca ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. fakat allah'ın izni olmadıkça onlar bununla hiç kimseye zarar veremezlerdi. onlar kendilerine zarar getirip fayda vermeyen şeyler öğreniyorlardı. büyüye müşteri olan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını pek iyi biliyorlardı. karşılığında kendi varlıklarını sattıkları şey ne kötü! keşke bunu anlasalardı!)
bülbül şiiri
mehmet akif ersoyun yazmış olduğu ve bedirhan gökçenin muhteşem seslendirdiği eser.
bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,
pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
ışık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl...
bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl
muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım;
dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!
taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,
0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu
ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu.
ne muhrik nağmeler, yâ rab, ne mevcâmevc demlerdi;
ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya sûr-i mahşerdi!
-eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın,
ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.
değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda;
hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda,
neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
hayır, mâtem senin hakkın değil... mâtem benim hakkım:
asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!
ne husrandır ki: şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
serâpâ garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
salâhaddîn-i eyyûbî'lerin, fatih'lerin yurdu.
ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde osman'ın;
ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı mevlâ'nın!
ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
o kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden yıldırım hân'ın;
şenâatlerle çiğnensin muazzam kabri orhan'ın!
ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
dolaşsın, sonra, islâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,
pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
ışık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl...
bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl
muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım;
dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!
taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,
0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu
ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu.
ne muhrik nağmeler, yâ rab, ne mevcâmevc demlerdi;
ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya sûr-i mahşerdi!
-eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın,
ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.
değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda;
hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda,
neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
hayır, mâtem senin hakkın değil... mâtem benim hakkım:
asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!
ne husrandır ki: şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
serâpâ garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
salâhaddîn-i eyyûbî'lerin, fatih'lerin yurdu.
ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde osman'ın;
ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı mevlâ'nın!
ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
o kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden yıldırım hân'ın;
şenâatlerle çiğnensin muazzam kabri orhan'ın!
ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
dolaşsın, sonra, islâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
html
Hyper Text Markup Language kelimesinin kısaltılmış halidir. son sürümü html5'dir
ışık
ışık enerji paketlerinden (foton) olusan kütlesi olmayan bir enerji paketi. bazı durumlarda dalgali yapıya sahiptir bazi durumlarda ise tanecikli yapiya .
young deneyini yaparken dalga gibi hareket eder oysa ki anottan elektron kopartip enerji elde ederken tanecikli bir yapıya sahipmiş gibi davranir.
ışık ayni zamanda bizim zamanimizi belirleyen enerji paketleridir . yeterince bilgiye sahip oldugumuz zaman zamanda yolculuk yapabilecegiz ayni zamanda evrende hizina erisecek bir şey yok lakin enteresan bir teori vardı ışık hizi ile ilgili bir araç ışık hizina erisir ve farlari acarsa farlardaki ışık aracı yine ışık hizi kadar bir farkla geçer.
yani ışık aslında cok enteresan bir şeydir.
yıllarca arastirilmis ama hakkinda ne biliyoruz ki .
young deneyini yaparken dalga gibi hareket eder oysa ki anottan elektron kopartip enerji elde ederken tanecikli bir yapıya sahipmiş gibi davranir.
ışık ayni zamanda bizim zamanimizi belirleyen enerji paketleridir . yeterince bilgiye sahip oldugumuz zaman zamanda yolculuk yapabilecegiz ayni zamanda evrende hizina erisecek bir şey yok lakin enteresan bir teori vardı ışık hizi ile ilgili bir araç ışık hizina erisir ve farlari acarsa farlardaki ışık aracı yine ışık hizi kadar bir farkla geçer.
yani ışık aslında cok enteresan bir şeydir.
yıllarca arastirilmis ama hakkinda ne biliyoruz ki .


