Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

ilginç espriler

tor tor · 26.11.2018 23:05 · 117 · #20310
+ Bir hamburger lütfen.
- Tabii, ketçap mayonez olsun mu?
+ hayır, ketçap ketçap olarak kalsın...

soğuk espiriler
bugün vermiş olduğum karşılık...
Tamam daha önce kullanılmış olabilir. Ama yine de yerinde olan herşey iyidir.
swh
Upvote 2
Downvote 0
1

anne

medikalninnici medikalninnici · 26.11.2018 23:03 · 2105 · #20307
korkuyorum anne al beni içine
alışamadım anne al beni yine
büyüdüm anne evler büyüdü
büyüdü pabuçlar yollar büyüdü
orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar
silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar
yat diyorlar anne kalk diyorlar
beynimi yiyorlar anne beynimi yiyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
oyunu verme anne
oyunu verme anne
oyuna gelme anne

Sözlerine sahip , aynı adı taşıyan albümde bulunan, 2003 yapımı "yaşar kurt" şarkısı.
Sözleri hiç eskimeyecek gibi gelir bana. Bulunduğumuz zamanı olayları hep özetliyormuş hissi yaratır.
Upvote 3
Downvote 0
1

ı murad

erlik han erlik han · 26.11.2018 22:51 · 446 · #20304
Babasının Bursa'yı aldığı 1326 tarihinde doğdu. Annesi Nilüfer Hatun'du. İyi bir askeri ve idari teşkilatçı idi. Osmanlı Devleti'nin küçük bir beylikten imparatorluk haline gelmesi çalışmaları O'nun zamanında başlamıştır. Karamanoğlu Devleti'ni yıkmış, Anadolu'daki önemli bir engeli ortadan kaldırmıştır. Edirne'yi ve çevresini alarak ülkesini Balkanlar bölgesinde genişletmiştir. Bizans O'nun zamanında Osmanlılara tabii olarak vergiye bağlanmıştır. Çabuk karar verir ve çabuk harekete geçerdi. İyi silah kullanır, her savaşta ordusunun başında bulunurdu. Sade bir hayat yaşamayı sever ve sade giyinirdi.

İri yapılıydı. Orta boylu idi, teni beyazdı, yuvarlak çehresinde pembelik görülürdü. Şehla gözleri kurşuni mavi idi. Kaşları kalın, dişleri iri, bakışları keskin, koç burunlu, sakalı açık kumral renkte ve seyrek, omuzları düz ve bıyıkları güçlü idi. Uzun bir çenesi, uzun bir boynu ve yüksek bir gerdanı vardı. Kolları güçlü idi. Parmakları kısa ve dolgundu. Dengeli ve oturaklı bir tavra sahipti. O'nun da sarığı babasının ki gibi mücevveze yerine altın üsküflü idi Yani ulema tarzı idi. Sarığının çevresine güzel bir tülbent sarardı.
Upvote 1
Downvote 0
1

ıv murad

erlik han erlik han · 26.11.2018 22:42 · 475 · #20300
IV. Murad, 17. Osmanlı padişahı ve 96. İslam halifesidir. 26 temmuz 1612'de İstanbul (Beylerbeyi Kasrı) da doğmuştur.Tahtta kaldığı süreci iki bölüme ayırmak gerekmektedir 1623-1632 yılları çocukluk ve devlet işlerini öğrenerek büyüdüğü yetişme yılları, 1632 den 1640 da ölümüne kadar devam eden ikinci dönem. devleti güçlendirmek ve topraklarını genişletmek mücadelelerini ortaya koyan gerçek kişiliği.

Tahta geçtiği tarihte devletin idaresi bozulmuştu, içeride yolsuzluk, rüşvet ve iltimas yaygın hale gelmiş ve devlet işleri yürümez olmuştu, Doğuda Iran ile batıda da Avusturya ile savaş durumu devam ediyordu. İlk işi devlet içindeki zorbalık ve rüşveti ortadan kaldırmak için gerektiğinde çok sert tedbirler almak olmuştur. İstanbul ve eyaletlerde asayişsizliği ortadan kaldırmıştı, Asker içinde bozulan disiplini yeniden düzene koymuş. kanun, nizam ve emirlere uymayı sağlamıştı. Devlet gelirlerinin artması için vergilerin düzenli toplanmasını, hazinenin gereksiz harcamalarla parasız kalmasına engel olacak tedbirleri almıştı Gerektiğinde tebdil gezerek hem asayiş ve disiplini hem de düzensizlikleri şahsen görerek cezalandırırdı. Savaş sırasında ordunun içine girer kumandan ve siperlerdeki askerlere moral verirdi haksızlığa ve düzensizliğe hiç tahammül edemezdi. Tarihimizde ilk şeyhülislam katleden de Sultan IV. Murad'dır. İçki ve tütün yasağı yine bu dönemde uygulanmıştır.

Sultan Murad, dönemin eğitimcilerinden iyi bir eğitim olarak büyüdü. İyi bir şairdi ve şiirlerini 'Muradı' mahlası ile yazardı. Hat yazısını da öğrenmiş, usta bir hattattı, kendi eliyle tezyin ettiği ve yazdığı çok güzel fermanları vardır Çok iyi ata biner, hatta attan diğer bir ata atlayabilirdi. Kılıç, ok ve yayı ustalıkla kullanırdı.

Uzun boylu, iri yapılı, yuvarlak yüzlü, açık tenli idi Sakalı gür ve siyah, gözleri ela ve kaşlarının arası açıktı. Omuzları geniş ve adaleleri çok güçlü idi.
Upvote 1
Downvote 0
1

sultan ibrahim

erlik han erlik han · 26.11.2018 22:36 · 744 · #20298
Sultan İbrahim, 18. Osmanlı padişahı ve 97. İslam halifesidir. 5 kasım 1615'de istanbul da doğmuştur. Şehzadeliğinde çok sıkı bir saray hayatı yaşamış, kardeşleri öldürüldüğünden korku içinde büyümüştü.

Devletin doğu sınırlarındaki olaylar, İran ile yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması'nın imzalanması ile, saltanatından önce barış döneminin başlamasıyla sona ermişti. Yine batıda Avusturya ile ilişkiler bir düzene girmiş, daha önce imzalanmış olan Zitvatorok Antlaşması, yerine 9 madde ilave edilerek yenilenmişti. Böylelikle devlet hem doğuda hem de batıda, kısa bir süre için bile olsa savaşsız bir dönem geçirmişti.

Devletin iç huzurunun sağlanması, malî durumunun düzeltilmesi için önemli çalışmalar yapılmış, para basılmadan para ayarının düşürülerek ve vergilerin adil bir şekilde toplanarak hazinenin güçlendirilmesine çalışılmıştı.

Sultan İbrahim, orta boylu, zayıf ince yüzlü ve açık tenli idi. Gür bir sakalı ve ince bir bıyığı vardı. Kaftan giyer ve sorguç takardı.
Upvote 1
Downvote 0
1

varlık

normal adam normal adam · 26.11.2018 22:34 · 650 · #20297
varlık ( vücud) ;

“vücûd”un dilimizde karşılığı “varlık”, ve farsçada karşılığı “hestî”dir. söz lük anlamı “aranılan şeyi bulmak”tır. genel olarak kullanılan “cisim ve be den” ma'nâsı sözlüklerde ancak mecâzî ma'nâ olarak geçmektedir. sûfî terim lerinde “vücût sahibi olan mevcût”tan ibârettir. şimdi vücût kelimesi ile bir hakîkat kastedilir ki, onun varlığı kendi zâtından ve kendi zâtı iledir. ve daimi mevcûtların varlığı ondan olup onunla mevcuttur. tasavvufla uğraşan tahkîk ehli sözlerindeki işârette, o hakîkate dikkat çekmek için “taayyünsüzlük” ve “mutlak vücûd” derler. çünkü vücûd zâtıyla bu mertebede hiçbir “isim” ve “sıfat” ve “fiil” ile kayıtlanarak açığa çıkmış değildir; bütün oluşumlarla kayıt lanmaktan mutlaktır. belki oluşumların hepsi bu mertebede zât'ın ayn'ıdır. “salt vücûd” derler. çünkü zât, isim ve sûret ve sıfat ve vasıftan kendi saltlığı ile hâlistir. “nakışsız zât” ve “şeffaf ayn” derler. çünkü isimler ve sıfatlar ve fiiller renginden sâde ve sâfîdir; ve hiçbir renk ile boyanmış değildir. “vasıfları bilinmeyen” derler. çünkü bu mertebede bütün vasıflar ârif olunabilir ve müşâhede edilebilir değildir. ve vasıf ise olmak ve olmamak ay rımından ibârettir. bu mertebede olmak ve olmamak tasavvurundan hiç birisi yoktur. bundan dolayı vasıfları bilinmeyen olur. “ezellerin ezelî” derler. çünkü vücûdun bundan yukarı bir mertebesi yok tur. ve bütün mertebeler bu mertebenin altındadır. “gayblerin gaybı” derler. çünkü sâbit ayn'lardan başlayarak tâ mutlak misale kadar olan izâfî gayb mertebeleri, bu mertebede mutlak kayıptır. ne harici tasavvurları ve ne de ilmi tasavvurları vardır. “işâretler son bulmuş” derler. çünkü bu mertebede bütün isimlerin ve sı fatların işâretleri son bulmuştur. “izâfetlerin düşmesiyle ettevhîd” bu merte bede gerçekleşir. “vicdân son bulmuş” derler. çünkü bu mertebede vicdân tasavvuru yok tur. bu ifâde “zât için vicdân yoktur” ma'nâsına değildir. çünkü vicdan ta savvuru ilim mertebesinde olur. bu mertebede ise ilim tasavvur edilir değildir. bundan dolayı ilim eserinden ibâret olan vicdân da yoktur.

Fususu'l Hikem / Muhyiddin ibni Arabi
Upvote 1
Downvote 0
0

hırsızlık

tekinsiztip tekinsiztip · 26.11.2018 22:34 · 936 · #20296
başlığını görmek bile başıma ufak bir ağrı girmesine, sıkılmama sebep oluyor. umarım zamanla azaralak biter bu etkileri. binbir zorlukla aldığım fotoğraf makinemi ve bilgisayarımı çaldılar. üstelik arabanın bagajından, hem de ankara'nın göbeğinde. yazarken bile küfürler ediyorum içimden, amma mal sevdalısıymışsın demiyorsunuzdur umarım. giden bir sürü anı, emek... bir afet, kaza vs olsa da elimden gitse böyle bir üzüntü yaşamayacağımı biliyorum. birinin gelip haksız şekilde size ait bir şeyleri alması, maddi ve manevi açıdan kıymetli şeyleri hem de. hayallerimi erteledim ve ne zamana kadar ertelendi bilemiyorum. henüz kapatabilmeye yaklaşamadım bile o kayıpları. inanılmaz ağırıma gidiyor, polisin hiç bir şey yapmaması, formaliteden hareketleri; yakaladıklarımızı bile bir daha yapma deyip salıyoruz zaten demesi... çileden çıkaracak o kadar çok şey var ki konuyla alakalı. ünlü olsam veya tanıdıklarım olsa o eşyaların bulunacağını bilmek daha da üzüyor beni. konuyu hala açmaya çalışan densiz arkadaşlarımın olması da ayrı bir sıkıcı durum.

neyse, ahiret inancı olan insanım. ihmali olanlardan, çalanlardan hakkımı soracağıma inanıyorum. burada nasip olur mu bilmem ama orada.

tanımdan ziyade dert yanma oldu, dayanamadım bir an. sevgiler.
Upvote 6
Downvote 0
3

yokluk

normal adam normal adam · 26.11.2018 22:33 · 204 · #20295
yokluk ;

yokluk kavramı, zihinde oluşan küllî karanlık bir ma'nâdır; ve küllî nûrânî bir ma'nâ olan vücûdun zıddı ve karşılıklısıdır. vücûdu, “yokluğun yokluğu” diye tarif ettiğimiz gibi, yokluğu da “yokluğun vücûdu” diye tarîf ederiz. yokluk öyle bir ezelî ve ebedî karanlıktır ki, ondan ezelen ve ebeden bir şey çıkmaz ve öyle bir ezelî ve ebedî sükûndur ki, ondan ezelen ve ebeden bir hareket görünmez. vücût, sonsuz olup bir sınırda sona ermediği için, yok luğun tahakkuk edebileceği bir sâha mevcût değildir; bundan dolayı yokluk mutlak olarak olmayan şey'dir. vücût dâimâ bir olup, kendi hakîkî hakîkatı üzerinde başkalaşmaksızın ve değişmeksizin ebedidir. ve yokluk da bunun gibi yokluğu üzerinde sâbittir. vücût aslâ yok olmaz ve mevcût, mevcût ol mayan olmaz ve mevcût olmayan da mevcût olmaz. çünkü hakîkatlerin de ğişmesi imkânsızdır. şimdi “vücût” hak ve “yokluk” bâtıldır. sûfilerden tahkîk ehli olanlar bu ma'nâya âşağıdaki tabirler ile işâret ederler: “hakîkî yokluk”, “halis yokluk”, “mutlak yokluk”, “mutlak batıl”, “salt yokluk”, “yokluk vücûdu”, “hakîkî batıl.” yokluk iki çeşittir: birisi bu bahsedilendir; diğeri de, “izâfî yokluk”, “var sayımsal yokluk” ve “kayıtlı yokluk” dedikleridir ki, bu yokluk çekirdeğin içindeki ağacın ve babanın dölünde olan çocuğun sûretleri gibidir. ya'nî po tansiyel olarak mevcût ve fiilen mevcût olmayan eşyâ izâfî yokluktadır. izâfî yokluk, salt vücût ile salt yokluk arasında bir berzahtan ibârettir.

Fususu'l Hikem / Muhyiddin ibni arabi
Upvote 2
Downvote 0
2

ııı. mustafa

erlik han erlik han · 26.11.2018 22:31 · 183 · #20294
III. Mustafa, 26. Osmanlı padişahı ve 105. İslam halifesi. Babası Sultan III. Ahmed, annesi Emine Mihrişah Kadın'dır. Babasının 1730'da padişahlıktan çekilmesinden sonra yirmi yedi yıl kafes hayatı yaşamıştır. Amcasının oğlu III. Osman'ın ölümü üzerine 1757'de tahta geçmiştir.
Sultan Mustafa orta boylu, açık beyaz tenli, biraz çekik gözlü ve kumral sakallı idi. Çok yumuşak kalpli ve dindar bir kişiliğe sahipti. Haksızlığı hiç sevmez, adaletin yerine gelmesine çalışırdı. Astrolojiye çok merak sarmış ve bu konuyu da iyi öğrenmişti.
Upvote 1
Downvote 0
0