nereye ?
gitmek isteyen arkadaşlar hangi vasıf ile gittikleri yerde 1. sınıf vatandaş muamelesi göreceğini düşünüyor !
Elinizde üstün bir yetenek yoksa eğer gittiğiniz yerde de aradığınız mutluluğu bulamayacaksanız. uyandırayım ! sonuçta kimliğiniz TC ve dışarıda sevilmiyoruz. bilin istedim. sanmayın ki Avrupa yada başka bir medeniyet ! abidesi açmış kucağını sizi bekliyor. istenmiyoruz arkadaşlar farkında mısınız ?
ayrıca var olan düzene ve sisteme karşı içinizde oluşan bu savaşmadan kaçma isteği ile Türkiye'de ki Suriyelilerden ne farkınız kalacak. hani diyoruz ya, korkaklar ülkelerini savunmadan kaçtılar, burada nargile tüttürüyorlar diye. hah işte sizde vasıf olarak gittiğiniz ülke dışında ki her toprakta böyle karşılaşacaksınız. yok bunlar beni bozmaz, yeter ki Türkiye'den basıp gideyim. orada tuvalette temizlesem de olur. o zaman bak tam şuradan siktir git.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
29 kasım 2018 dolar kuru
5,15 ile son 4 ayın en düşük seviyelerine inmiştir düşüşü sevindiricidir ancak 7 seviyelerindeyken yapılan zamların geri alınmaması düşündürücüdür.
sana bana vatanıma ülkemin insanlarına dair
Erdem Bayazıt, şiiri yazdığı yıllarda aşıktır. Sevdiği kızın adı Naciye'dir. Naciye ise sondan ikinci mısrada geçen "kurtuluş" kelimesinin Türkçe karşılığıdır.
küba
mutlu insanların bir arada yaşadığı inanılmaz bir topluluk mükemmel bir ülke.paranın geçmediği hemen hemen herkesin eşit şartlarda yaşadığı bir dünya hayal ediyorsanız burası tam size göre.
fidel castro
che guevara
fidel castro
che guevara
türkiye'den basıp gitmek
Sık sık düşündüğüm konu.
Edit: sanırım sebebini açıklamalıyım. Başka bir ülkeye gittiğimde vatandaş muamelesi görmeyeceğimden eminim. Zaten öyle bir beklentim de yok. Başka bir ülkede yaşama prosedürlerini pek çok 'Türk vatandaşı'ndan iyi bildiğime de eminim. Maalesef ki Almanya, Kanada, Fransa, İngiltere, Amerika gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Avusturya, Avustralya, Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Osetya, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede 'göçmen' olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bilmemek ve öğrenmeye mecbur hissetmemek isterdim. Ama bu isteğim hiçbir şeyi değiştiremiyor. Peki ben bu hale nasıl geldim?
1) Gecesini gündüzüne yazını kışına katıp ülkenin 'en iyi' dediği üniversiteye girmek için yarışan, mezun olan pek çok kişinin 3 yıl atanamayıp Burger'e kasiyer olduğunda; bir de üzerine 'artık işsiz değilim' diye sevindiğinde;
2) Kasabın önünden içini çeke çeke geçen bir memur çocuğu gördüğümde;
3) Sürekli beli ağrıdığı için gözleri dolu dolu yer silen gencecik kadının evinde yatacak bir yatağı olmadığı için belinin ağrıdığını öğrendiğimde;
4) Burs alsın diye çağdaş yaşamı destekleme derneğine götürülen liseli kızın 'derslerinde başarılı olursan seni geziye de götürürüz' dendiğinde 'ay gerçekten mi' diyip sevinçten ağladığında;
5) Her gün televizyonda damacanaya tecavüz, kadına şiddet, pedofili ve inşaatta oluşan göçük yüzünden ölen işçi ailesine “takdir-i ilahi”, ölen şehit annesine “bilmiyor muydun öleceğini” diyen yetkilileri gördüğümde;
6) Mahkemeye verileceğini öğrenen sapığın “ne yapacaksınız? Hapse mi atacaksınız? Komik olmayın, burası Türkiye” dediğinde bu ülkeden gitmeyi düşündüm.
Televizyonu her açtığımda da düşünüyorum. Siz tecavüzcüleri, ihmalkar yetkilileri, her felaketi kanıksamış toplumu garipsemiyor, şehitlere üzülmüyor olabilirsiniz. Ama ben o haysiyet yoksunu yaratıkların yaptıklarını öğrendiğimde midemin bulanmasına engel olamıyorum. O şehit annelerin her gözyaşında yüreğimin yandığı gerçeğini 'aman benim babam, abim, çocuğum mu' diyip gözardı edemiyorum. Evine ekmek götürebilmek için yerin dibinden kömür çıkaran insanların emeğinin yok sayıldığı gerçeğine inanmak istemiyorum, bunu duymaya bile tahammülüm yok. Bunların tamamını olağan karşılayan insanların varlığıyla yaşamak da beni mutsuz ediyor. Metroda, otobüste, avmlerde yüzleri asık insanlar görmek beni olumsuz etkiliyor.
Siz kabullenebilirsiniz bir takım şeyleri, ben kabul etmek istemiyorum. Çünkü kabul edersem biliyorum bu çığ daha da büyüyecek.
Ben sokakta korkusuzca uçurtma uçuran çocuklar, yalnızca çok beğendiği o topuklu ayakkabının numarası kalmadığında üzülen kadınlar görmek istiyorum. Ne var yani bir erkeğin en kötü günü 25 yılda bir kere mesaiye kalmış olması olamaz mı?
Edit: sanırım sebebini açıklamalıyım. Başka bir ülkeye gittiğimde vatandaş muamelesi görmeyeceğimden eminim. Zaten öyle bir beklentim de yok. Başka bir ülkede yaşama prosedürlerini pek çok 'Türk vatandaşı'ndan iyi bildiğime de eminim. Maalesef ki Almanya, Kanada, Fransa, İngiltere, Amerika gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Avusturya, Avustralya, Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Osetya, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede 'göçmen' olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bilmemek ve öğrenmeye mecbur hissetmemek isterdim. Ama bu isteğim hiçbir şeyi değiştiremiyor. Peki ben bu hale nasıl geldim?
1) Gecesini gündüzüne yazını kışına katıp ülkenin 'en iyi' dediği üniversiteye girmek için yarışan, mezun olan pek çok kişinin 3 yıl atanamayıp Burger'e kasiyer olduğunda; bir de üzerine 'artık işsiz değilim' diye sevindiğinde;
2) Kasabın önünden içini çeke çeke geçen bir memur çocuğu gördüğümde;
3) Sürekli beli ağrıdığı için gözleri dolu dolu yer silen gencecik kadının evinde yatacak bir yatağı olmadığı için belinin ağrıdığını öğrendiğimde;
4) Burs alsın diye çağdaş yaşamı destekleme derneğine götürülen liseli kızın 'derslerinde başarılı olursan seni geziye de götürürüz' dendiğinde 'ay gerçekten mi' diyip sevinçten ağladığında;
5) Her gün televizyonda damacanaya tecavüz, kadına şiddet, pedofili ve inşaatta oluşan göçük yüzünden ölen işçi ailesine “takdir-i ilahi”, ölen şehit annesine “bilmiyor muydun öleceğini” diyen yetkilileri gördüğümde;
6) Mahkemeye verileceğini öğrenen sapığın “ne yapacaksınız? Hapse mi atacaksınız? Komik olmayın, burası Türkiye” dediğinde bu ülkeden gitmeyi düşündüm.
Televizyonu her açtığımda da düşünüyorum. Siz tecavüzcüleri, ihmalkar yetkilileri, her felaketi kanıksamış toplumu garipsemiyor, şehitlere üzülmüyor olabilirsiniz. Ama ben o haysiyet yoksunu yaratıkların yaptıklarını öğrendiğimde midemin bulanmasına engel olamıyorum. O şehit annelerin her gözyaşında yüreğimin yandığı gerçeğini 'aman benim babam, abim, çocuğum mu' diyip gözardı edemiyorum. Evine ekmek götürebilmek için yerin dibinden kömür çıkaran insanların emeğinin yok sayıldığı gerçeğine inanmak istemiyorum, bunu duymaya bile tahammülüm yok. Bunların tamamını olağan karşılayan insanların varlığıyla yaşamak da beni mutsuz ediyor. Metroda, otobüste, avmlerde yüzleri asık insanlar görmek beni olumsuz etkiliyor.
Siz kabullenebilirsiniz bir takım şeyleri, ben kabul etmek istemiyorum. Çünkü kabul edersem biliyorum bu çığ daha da büyüyecek.
Ben sokakta korkusuzca uçurtma uçuran çocuklar, yalnızca çok beğendiği o topuklu ayakkabının numarası kalmadığında üzülen kadınlar görmek istiyorum. Ne var yani bir erkeğin en kötü günü 25 yılda bir kere mesaiye kalmış olması olamaz mı?
sana bana vatanıma ülkemin insanlarına dair
muhteşem bir şiir olup şairi erdem bayazıt'tır.
şiir şu enfes mısralarla bitiyor:
"bütün bunların üstüne
hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
adın kurtuluştur ama söylememeliyim
can kuşum, umudum, canım sevgilim. "
şiir şu enfes mısralarla bitiyor:
"bütün bunların üstüne
hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
adın kurtuluştur ama söylememeliyim
can kuşum, umudum, canım sevgilim. "
türkiye'den basıp gitmek
kimse duyar kasıp milliyetçilik duygularıyla yorumlamasın gitmek isteyenleri ki aksini iddia edenleri samimi bulmuyorum tabii ki malum güruhtan değilse.ülke bana göre normalleşmeden çok uzaklaştı istediğimiz özgürlük ve gelişmişliğe ulaşabilmemizin yolu her geçen gün daha da zorlaşıyor imkanını bulsam 1 dakika beklmem arkama dahi bakmam.
herkes kendi öz yurdunda yaşayıp ölmek ister bu en doğalıdır ama az çok söylemek isteyipte söyleyemediklerimizi tahmin ediyorsunuzdur.
herkes kendi öz yurdunda yaşayıp ölmek ister bu en doğalıdır ama az çok söylemek isteyipte söyleyemediklerimizi tahmin ediyorsunuzdur.
türkiye'den basıp gitmek
Montenegro'dan uygun fiyatlar ile çalışma ve oturma izni alabileceğiniz gibi biraz daha ek ücret ile vatandaşlık dahi alıp "basıp" gidebileceğiniz eylemdir.
Çok düşünüyorum bana lazım diyenler için avukat arkadaşlara yönlendirme yapabilirim. Parası neyse verip gidin.
Çok düşünüyorum bana lazım diyenler için avukat arkadaşlara yönlendirme yapabilirim. Parası neyse verip gidin.
türkiye'den basıp gitmek
Her gün aklıma gelendir. Ama ülkede kalıp bir şeyleri düzeltmeye çalışma isteğim beni burada tutandır.
prezervatif
geçenlerde bununla ilgili bir makalede yarar ve zararları tartışılıyordu.
çok sık kullanımda kadın vajinasında tahriş ve bakteri oluşumuna sebebiyet vererek farklı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olduğu ile ilgili.
tabii ki yararının, zararından fazla olduğu tartışılmaz bir gerçek. Sadece farklı bir bilgi vermek istedim. yani yatırım tavsiye değildir.
çok sık kullanımda kadın vajinasında tahriş ve bakteri oluşumuna sebebiyet vererek farklı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olduğu ile ilgili.
tabii ki yararının, zararından fazla olduğu tartışılmaz bir gerçek. Sadece farklı bir bilgi vermek istedim. yani yatırım tavsiye değildir.
küfürbaz gizemli rapçi
ergenlik döneminde dinlediğim sagopa kajmer'in bir parçası.bu şarkıyla henüz popüler olmadan önceki kendini tanımlamıştır kanımca zira oldukça küfür barındırıyordu parçaları.
kimlik bunalımı
yaş belli bir olgunluğa ulaştığında kendime ilk sorduğum soru bu oldu. who am I ? uzun yılların verdiği tecrübe insana bu soruyu sorduruyor. zaten kendinize ben kimim diye sormuyor yada merak etmiyorsanız yaşadıklarınız size bir şey öğretmemiş demektir. ( benim görüşüm ,beni bağlar )
Dünya'nın adalet anlayışını fark ettiğimde niçin sorusunu sormaya başladım !
-Dünya'nın yarısının açlıkla, diğer yarısının da obezite ile mücadele ettiğini gördüğümde. yine aynı soruyu sordum ! neden bu adaletsizlik ?
-Dünya kaynaklarının % 80'ini ,% 20'nin ( % 20'yi de ,% 1'i kontrol ediyor ) kontrol ettiğini öğrendiğimde. yine aynı soruyu sordum neden ?
-İnsanlığın var oluşunun sadece 300 yılının barış ile geçtiğini,kalan yaklaşık 200 bin yılın,199,700'nün savaşlarla ve katliamlarla dolu olduğunu öğrendiğimde. yine aynı soruyu sordun Nasıl yani ?
-Milyonlarca yıldır var olan yaşama,sadece 200 bin yıldır hakim olan insanlığın,son 60 yılda,yaşam türlerinin yaklaşık ( direk ve dolaylı olarak ) % 60'ını yok ettiğini öğrendiğimde. yine aynı soru.niçin ?
evet, yukarıda ki tablo bana benliğimi ve varlığımızı hep sorgulattırıyor. insanlık ( yani ben ) yaratılmış her şey benim için mi ,yoksa insanlık ( yine ben ) dünya için bir kanser türü müyüm ?
İşte burada devreye yaratılış hikayesi giriyor ve tam da orada kimlik bunalımı başlıyor.
burayı okuyan arkadaşa birde bu pencereden bakarak kimliğini sorgulamasını tavsiye ediyorum.
Dünya'nın adalet anlayışını fark ettiğimde niçin sorusunu sormaya başladım !
-Dünya'nın yarısının açlıkla, diğer yarısının da obezite ile mücadele ettiğini gördüğümde. yine aynı soruyu sordum ! neden bu adaletsizlik ?
-Dünya kaynaklarının % 80'ini ,% 20'nin ( % 20'yi de ,% 1'i kontrol ediyor ) kontrol ettiğini öğrendiğimde. yine aynı soruyu sordum neden ?
-İnsanlığın var oluşunun sadece 300 yılının barış ile geçtiğini,kalan yaklaşık 200 bin yılın,199,700'nün savaşlarla ve katliamlarla dolu olduğunu öğrendiğimde. yine aynı soruyu sordun Nasıl yani ?
-Milyonlarca yıldır var olan yaşama,sadece 200 bin yıldır hakim olan insanlığın,son 60 yılda,yaşam türlerinin yaklaşık ( direk ve dolaylı olarak ) % 60'ını yok ettiğini öğrendiğimde. yine aynı soru.niçin ?
evet, yukarıda ki tablo bana benliğimi ve varlığımızı hep sorgulattırıyor. insanlık ( yani ben ) yaratılmış her şey benim için mi ,yoksa insanlık ( yine ben ) dünya için bir kanser türü müyüm ?
İşte burada devreye yaratılış hikayesi giriyor ve tam da orada kimlik bunalımı başlıyor.
burayı okuyan arkadaşa birde bu pencereden bakarak kimliğini sorgulamasını tavsiye ediyorum.
prezervatif
cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve olası kazalardan korunmayı sağlamak amacıyla kullanılan ürün.
cinsel yolla bulaşan hastalıklar
prezervatif kullanın,kullandırın.
