Küçücük,minicik,sıcacık diye sayabileceğimiz bu kelimelere gelen -cik,-cik,-cuk,-cük ekleri aslında sandığımızdan çok daha farklı bir anlam ifade etmektedir.
"Yumuşacık bir yastık"
derken o yastığın çok yumuşak olduğunu ifade ettiğimizi sanırız. Oysaki bu ekler 'yakın' anlamıyla görevlilerdir. Yani yumuşağa yakın anlamı katmayı hedefliyordur.
"Çay sıcacıktı"
derken çok sıcak değil sıcağa yakın anlamıyla kullanılması gerekirken bu ekleri hepimiz çok anlamıyla kullanıyoruz. Değişik.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
türk dili ve edebiyatı
Bu bölümü okuyanlara acıyorum gerçekten.. bir yılda binlerce mezun verip,işsizlik sınıfına dahil ediyor. Hobi olarak 2. Üniyi bu bölümden okumak isterdim.kültür olarak insanı farklı bir seviyeye taşıyacaktır.
Ama iş imkanı yerlerde. Formasyonuda farklı bir sistemle veriyorlar. Yazık gerçekten.
Ama iş imkanı yerlerde. Formasyonuda farklı bir sistemle veriyorlar. Yazık gerçekten.
başarıya giden yol
Kesinlikle inanmaktan geçer.
Uzun bir yolunuz varsa inanmaktan yıldığınız zamanlar olacaktır. Fakat vazgeçmez sonunda yaşayacağınız başarıya odaklanırsanız üstesinden gelir başarıya ulaşırsınız.
Uzun bir yolunuz varsa inanmaktan yıldığınız zamanlar olacaktır. Fakat vazgeçmez sonunda yaşayacağınız başarıya odaklanırsanız üstesinden gelir başarıya ulaşırsınız.
bollywood
Bollywood demişken bu enerjik 10 dakikada benden gelsin. Hemde birçok bollywood oyuncusunun bulunduğu.
koronavirüs
Çok hızlı ilerlemesiyle fark yarattığını düşünüyorum. Grip gibi 1 haftaya yayılmadan sabah burun akıntısı,geniz yankısı akşam ateşlenmeler,üşümeler. Ve vücuttaki belirtilerin tavan yapmasıyla yavaş yavaş seyrini azaltıyor. Kemiklerinizin ağrıdan kırılacak gibi ağrımasının,başınızın deli gibi zonklamasından snra dediğim gibi yavaş yavaş seyrelmeye başlıyor. Ben gribal enfeksiyon geçirdiğimde hiç hapşırmazdım covid olduğum dönem hapşırmaktan yılmıştım. Annemle aynı anda olduk onun böbrek değerleri tavan yaptı,öksürüyordu. Bense hapşırıyor burnum musluk gibi olmuştu. Herkeste çok farklı belirtileri olabiliyor.
Bazen üst solunum yolunda kalıyor burun,geniz etkileniyor, bazen alt solunum yolu etkileniyor boğaz,akciğer vs. Bazende ( ben inanmıyorum ama) bol sıvı tüketmekle bağırsaklara indiğini ve orda hastalık seyrini gösterdiğini söylüyorlar.
Bazen üst solunum yolunda kalıyor burun,geniz etkileniyor, bazen alt solunum yolu etkileniyor boğaz,akciğer vs. Bazende ( ben inanmıyorum ama) bol sıvı tüketmekle bağırsaklara indiğini ve orda hastalık seyrini gösterdiğini söylüyorlar.
bollywood
Hindistan film sinemasını tanımlayan kelime. Abd sineması nasıl hollywood'sa bunlarınki de bollywood. Hint sinema sektörünün merkezi sayılan bombay'dan köken alıp, hollywood'un wood'u ile birleşiyor.
Bollywood sinemasının karakteristik özellikleri vardır. Bir kere filmler mutlaka 2 saat veya üzeri olur. Bizler 110 dakikalık marvel filmini izleyip çıkıyoruz ama hintliler "ulan sinemaya o kadar para veriyoz bari filme doyalım" diye düşünmüş olabilirler bgv
Duygu durumları genellikle hint müzikleri eşliğinde danslarla anlatılır. Çoğu zaman izleyene saçma gelir ama benzer temayı disney çizgi filmlerinde hayli hayli görüyoruz. Anlaşılması gereken kısmı, danslı kısımların filmin gerçekliğinin içinde olduğu. Yani filmdeki karakterlere göre de başroller gerçekten şarkı söyleyip dans ediyor. Ancak film gerçekliği, bize gösterildiği gibi renkli, farklı kıyafetlerle filan değil. Onlar normal şarkı söyleyip dans ederken biz hint kraliyet ailesinin yapabileceği tarzda prodüksiyonla izliyoruz.
Hintliler sektöre erken başladığı için, hikaye anlatıcılığı ve prodüksiyon açısından bizden kat be kat öndeler. Hatta öyle ki, hollywood bile zaman zaman harika hikayeleri kendi toprak ve kültürüne adapte edip remake çekiveriyorlar.
Hint filmi deyince, "amaaaan durup durup dansedecekler şimdi embele dembele gulu gulu diye" diyen bir tanıdığınız varsa onun sinema bilgisine güvenmeyin. Muhtemelen görsel efekt kusmuğu michael bay filmi izleyecektir bu kişi. Bırakın gitsin izlesin.
Her zaman iyi filmler mi çıkarıyorlar? Elbette hayır. Ancak 1 yılda çıkan toplam film sayısını hatırı sayılır filmlere böldüğünüzde, hollywood'un bile üstünde bir başarı oranına sahipler. Çünkü filmlerin içinde kültürlerini hala koruyorlar ve adeta bir devlet politikası haline dönüşmüş durumda. Bu yüzden ince eleyip sık dokuyorlar ve hikayeler konusunda hollywood yapımlarından çok daha seçiciler. Çalışıyor adamlar..
Bakın bir youtube videosu bırakayım aşağıya. Videodaki kalabalık enerjik bir şekilde dans ediyorlar. Ancak dikkat edilmesi gereken kısmı bütün bir klip tek plan! Yani montaj yok! Arada "la yorumdum hareketi kaçırdım bi daha alalım" dememişler ve onlarca çeşitli insan, kendi sıraları geldiğinde oldukça olağan bir dans performansı sergilemişler. Videodaki tek planın yanısıra, oyuncuların yüz ifadelerine, hareketlerine de dikkatli bakın. Tek bir şaşma olmadığı gibi, oldukça da eğleniyorlar.
Bakın bunu 4 tane hollywood şirketi bir araya gelse yapabilir mi şüpheliyim..
Buyrun:
Bollywood sinemasının karakteristik özellikleri vardır. Bir kere filmler mutlaka 2 saat veya üzeri olur. Bizler 110 dakikalık marvel filmini izleyip çıkıyoruz ama hintliler "ulan sinemaya o kadar para veriyoz bari filme doyalım" diye düşünmüş olabilirler bgv
Duygu durumları genellikle hint müzikleri eşliğinde danslarla anlatılır. Çoğu zaman izleyene saçma gelir ama benzer temayı disney çizgi filmlerinde hayli hayli görüyoruz. Anlaşılması gereken kısmı, danslı kısımların filmin gerçekliğinin içinde olduğu. Yani filmdeki karakterlere göre de başroller gerçekten şarkı söyleyip dans ediyor. Ancak film gerçekliği, bize gösterildiği gibi renkli, farklı kıyafetlerle filan değil. Onlar normal şarkı söyleyip dans ederken biz hint kraliyet ailesinin yapabileceği tarzda prodüksiyonla izliyoruz.
Hintliler sektöre erken başladığı için, hikaye anlatıcılığı ve prodüksiyon açısından bizden kat be kat öndeler. Hatta öyle ki, hollywood bile zaman zaman harika hikayeleri kendi toprak ve kültürüne adapte edip remake çekiveriyorlar.
Hint filmi deyince, "amaaaan durup durup dansedecekler şimdi embele dembele gulu gulu diye" diyen bir tanıdığınız varsa onun sinema bilgisine güvenmeyin. Muhtemelen görsel efekt kusmuğu michael bay filmi izleyecektir bu kişi. Bırakın gitsin izlesin.
Her zaman iyi filmler mi çıkarıyorlar? Elbette hayır. Ancak 1 yılda çıkan toplam film sayısını hatırı sayılır filmlere böldüğünüzde, hollywood'un bile üstünde bir başarı oranına sahipler. Çünkü filmlerin içinde kültürlerini hala koruyorlar ve adeta bir devlet politikası haline dönüşmüş durumda. Bu yüzden ince eleyip sık dokuyorlar ve hikayeler konusunda hollywood yapımlarından çok daha seçiciler. Çalışıyor adamlar..
Bakın bir youtube videosu bırakayım aşağıya. Videodaki kalabalık enerjik bir şekilde dans ediyorlar. Ancak dikkat edilmesi gereken kısmı bütün bir klip tek plan! Yani montaj yok! Arada "la yorumdum hareketi kaçırdım bi daha alalım" dememişler ve onlarca çeşitli insan, kendi sıraları geldiğinde oldukça olağan bir dans performansı sergilemişler. Videodaki tek planın yanısıra, oyuncuların yüz ifadelerine, hareketlerine de dikkatli bakın. Tek bir şaşma olmadığı gibi, oldukça da eğleniyorlar.
Bakın bunu 4 tane hollywood şirketi bir araya gelse yapabilir mi şüpheliyim..
Buyrun:
ted chiang
Amerikalı bir bilimkurgu yazarıdır. Eserleri şu ana kadar toplam dört Nebula ödülü, dört Hugo ödülü, John W. Campbell En İyi Yeni Yazar Ödülü ve dört Locus ödülü kazandı. Öyküsü Hayatınızın Öyküsü, geliş filminin temelini oluşturdu.
nefes
ted chiang adlı yazarın hikayelerden oluştuğu kitabıdır. Nefes kitaptaki hikayelerden biridir. Bilm kurgu tarzındaki hikayeler tüm okuyucu kitlesinin anlayacağı şekilde yazılmış ve akıcı bir dil kullanılmıştır. Gelecek hakkında hem eğlenceli hemde sorgulayıcı hikayeler son derece ilginizi çekeceğine eminim. İlk hikaye ise geçmişte geçen “ simyacının kapısı ve tacir” benim için en ilginç olanıydı.
kitap okumak
Bir yetenektir.
sekban
Farsça olup köpek bakıcısı anlamanı gelsede Osmanlı devletinde yeniçeri ocağının bir bölüğünün adıdır. Muhafız anlamında da kullanılmıştır.
son lokma
Bereketi kendisinde olduğu söylenen sona kalandır.
beklenti
Fazlası zarar azı insana yaşama sevinci veren histir. Bilirsin olmayacak ama ya olursa… bazı şeyleri beklemesi, olma ihtimaliyle yaşamak, beklemeyi beklemek ve “beklenti” nin sevgiye dönüşmesidir.
koronavirüs
Herkesi yakalamadan bırakmayacağı iddia edilen virüs. Galiba bende oldum ama test yaptırmadığım için emin olamıyorum. Bir gün, sadece bir gün hasta mı oluyorum acaba dediğim sonra sadece eser olarak onbeş gün boyunca koku ve tat kaybı yaşadığım günler olarak atlattığım zamanlardı diye tahmin ediyorum. Hiç ama hiç koku alamadım çeşit çeşit koku denedim ama hiç hissetmedim. Yavaş yavaş bir ay bir süre gibi eski haline geldi. Belki Aşı olduğum için bu kadarla atlattım yada cidden bu virüs adam seçiyor. Çok kısa süre önce yine hasta oldum. Bana kalırsa gripti. Doktora gidecek, halimi anlatacak takat bulamadım. Et kemik şeklinde kaynar suda sanki piştim. Ateşler içindeki bir geceden sonra yavaş yavaş iyileştim. Şimdi bu neydi bilemedim.
son lokma
Kızımın tabağındaki o son lokmayı gerekse oyunla,gerekse sürpriz vaadiyle yedirmekten çok yorulduğum günlerden birgün
Yine tabağındakileri bitirmemiş son bir meyve dilimi kalmış olduğunu gördüm.
"Ay kendimi yorup yemesi için çabalamak yerine atayım şunu ağzıma" diye düşündüm hooooop lokmayı çiğnemeye başlamışken ve hatta yutuyorken "anneeeeeee o kıllıydı" demesi ve gerçekten artık yediğim son artık lokma olması..
Yere düşüp koltuğun altına yuvarlandığını nerden bilebilirdim.. hayır tasviride mükemmel. Kıllıydı nedir ya. ????
Yine tabağındakileri bitirmemiş son bir meyve dilimi kalmış olduğunu gördüm.
"Ay kendimi yorup yemesi için çabalamak yerine atayım şunu ağzıma" diye düşündüm hooooop lokmayı çiğnemeye başlamışken ve hatta yutuyorken "anneeeeeee o kıllıydı" demesi ve gerçekten artık yediğim son artık lokma olması..
Yere düşüp koltuğun altına yuvarlandığını nerden bilebilirdim.. hayır tasviride mükemmel. Kıllıydı nedir ya. ????

