Öyle tek bir siyasal örgütte aranmaması gereken ayak. Zira mecliste olan olmayan her türlü fraksiyona sızdığı artık inkâr edilemeyecek bir gerçek oldu çıktı. Bu söz kalıbında aranmak istenen şey eğer "kim daha suçlu?" ise öncelikle bilinmesi gereken ilk şey, terör siyasetüstüdür, terör üzerinden idrar yarıştırılmaz.
İkincisi; terör örgütünün belli bir partide yoğunlaşması, arka çıkması, partinin de onu beslemesi, x partinin siyasi ayak olduğunu ifade etmez. Çünkü terör örgütleri, siyasi partileri olumlu veya olumsuz yönde kullanmak için böyle hamleler yaparlar. Televizyonlarda birbirinin sözünü kesen abilerin, "fetöyü siz beslediniz" ile "fetönün ağzıyla konuştunuz" cümleleri arasındaki gitgelleri sorunun çözümüne kaynak oluşturmuyor. Onun için siyasi ayak mayak aranmamalı, kim suçlu ise siyasal görüşüne bakmaksızın hak ettiğini bulmalı.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
yetinmeyi bilir misin
Sözleri Sezen aksu' ya ait bir şarkı. 2004 yılında ışın karaca tarafından seslendirilmiş. Ama şimdilerde sezen aksu youtubeda demosunu yayınlamış. Çok da güzel olmuş.
Yetinmeyi bilir misin,
Sana verdiği kadarıyla hayatın?
Hoş, bilsen de bilmesen de
Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin
Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil
Ama olmadı yar
Kendini kayırıyor her insan önce
Bu yüzden aşka kıyar
Giderim, alışığım gitmelere
Direndi bu can ne bitmelere
Giderim, alışığım gitmelere
Gerek yok isyan etmelere
Yetinmeyi bilir misin,
Sana verdiği kadarıyla hayatın?
Hoş, bilsen de bilmesen de
Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin
Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil
Ama olmadı yar
Kendini kayırıyor her insan önce
Bu yüzden aşka kıyar
Giderim, alışığım gitmelere
Direndi bu can ne bitmelere
Giderim, alışığım gitmelere
Gerek yok isyan etmelere
anın fotoğrafını paylaş

Sayın halkıma nüfusa yaptıkları katkıdan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.
yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları
Sanırım bu başlığa yazabileceğim çok anım var.
Daha memleketin nadir yerlerine doğalgaz gelmiş o nadir yerlerde oturmadığımızdan biz soba kullanıyorduk.. bir oda ısınıyor. Diğer odalar buzzz. Oturduğumuz oda dışında her yer zifiri karanlık.. daha 1. Sınıfa başlamamıştım..
Günlerden perşembe.. herkes pür dikkat kurtlar vadisini izliyor. Benimse tuvaletim geliyor gitmeye korkuyorum.. odadan çıksam arkamdan kapı kapanacak. Zifiri karanlıkta kalacağım.. ne yapsam ne etsem. Aklıma her zaman kullandığım bahane geliyor.. bekliyorum reklam olsunki abimi ikna edebileyim.. neyse reklamlar başladı.
-Abi ışığa elim yetişmiyor tuvalete gidicem dedim. Duymamazlıktan geliyor. Daha çok sıkışıyorum.
-Abi hadi nolur gel!
yalvardım, yakardım ikna ettim.
Tuvaletin önüne gelince
-abi nolur beni bekle hemen çıkıcam korkuyorum dedim .
- tamam hadi bekliyorum çabuk ol dedi..
Işık hızıyla işimi bitirdim. Ellerimi yıkadım kapıyı bir açtım. Abim içeri gitmiş.. kapı kapanmış. Ben tuvaletin ışığını kapatsam önümde up uzun bir koridor var. içeriye koşana kadar sanki biri beni yiyecekmiş hissi ödümü kopardı.. gözümden bir yaş döküldü. Işığı kapattım şarkı söyleyerek ve aynı zamanda koşarak oturma odasına gittim. İçeri girdim abimin suratında p.ç smile dediğimiz olay. İçimden bissürü beddua ediyorum inşallah sende korkarsın, insallah sende karanlıkta kalırsın.. çocukluk işte ne gibi nedenlerim vardı da o ışığı açık bırakmıyordum yada anneme bu korkudan bahsetmiyordum bilmiyorum..
Daha memleketin nadir yerlerine doğalgaz gelmiş o nadir yerlerde oturmadığımızdan biz soba kullanıyorduk.. bir oda ısınıyor. Diğer odalar buzzz. Oturduğumuz oda dışında her yer zifiri karanlık.. daha 1. Sınıfa başlamamıştım..
Günlerden perşembe.. herkes pür dikkat kurtlar vadisini izliyor. Benimse tuvaletim geliyor gitmeye korkuyorum.. odadan çıksam arkamdan kapı kapanacak. Zifiri karanlıkta kalacağım.. ne yapsam ne etsem. Aklıma her zaman kullandığım bahane geliyor.. bekliyorum reklam olsunki abimi ikna edebileyim.. neyse reklamlar başladı.
-Abi ışığa elim yetişmiyor tuvalete gidicem dedim. Duymamazlıktan geliyor. Daha çok sıkışıyorum.
-Abi hadi nolur gel!
yalvardım, yakardım ikna ettim.
Tuvaletin önüne gelince
-abi nolur beni bekle hemen çıkıcam korkuyorum dedim .
- tamam hadi bekliyorum çabuk ol dedi..
Işık hızıyla işimi bitirdim. Ellerimi yıkadım kapıyı bir açtım. Abim içeri gitmiş.. kapı kapanmış. Ben tuvaletin ışığını kapatsam önümde up uzun bir koridor var. içeriye koşana kadar sanki biri beni yiyecekmiş hissi ödümü kopardı.. gözümden bir yaş döküldü. Işığı kapattım şarkı söyleyerek ve aynı zamanda koşarak oturma odasına gittim. İçeri girdim abimin suratında p.ç smile dediğimiz olay. İçimden bissürü beddua ediyorum inşallah sende korkarsın, insallah sende karanlıkta kalırsın.. çocukluk işte ne gibi nedenlerim vardı da o ışığı açık bırakmıyordum yada anneme bu korkudan bahsetmiyordum bilmiyorum..
yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları
Küçükken annemin kuzenleri çoluk çoçukk Birgün bize geldi. Yaşıtlarımla balkonda oynuyoruz. İçimizden bir arkadaş acayip esmer ve zayıfdı. Çok severdim onu. Canım arkadaşımdı o benim..
Sonra oyun oynarken kimse onun elini tutmadı.. çok siyahmış rengi. Elbisesi çok çirkinmiş. boğazıma ağıt çökmüştü.. arkadaşım küsmüş kenarda çömelmiş oturup bizi izliyordu.. gittim teselli ettim onu. Ben elini tuttum oyuna getirdim. Sonuçta benim evimde benim balkonumda oyun oynuyorduk. Söz sahibi olan bendim. Kimse birşey demedi ama suratları beş karış.. neyse ip oynamaya başladık. Arkadaşımı dışlayan kız her ipe girdiğinde ya hızlı sallar ya ipi yukarı çeker düşmesini sağlardım.. tamam benim yapmış olduğum davranışda güzel birşey değil ama söz konusu ırkçılık olunca intikam kaçınılmaz oluyor benim balkonumda.
Sonra oyun oynarken kimse onun elini tutmadı.. çok siyahmış rengi. Elbisesi çok çirkinmiş. boğazıma ağıt çökmüştü.. arkadaşım küsmüş kenarda çömelmiş oturup bizi izliyordu.. gittim teselli ettim onu. Ben elini tuttum oyuna getirdim. Sonuçta benim evimde benim balkonumda oyun oynuyorduk. Söz sahibi olan bendim. Kimse birşey demedi ama suratları beş karış.. neyse ip oynamaya başladık. Arkadaşımı dışlayan kız her ipe girdiğinde ya hızlı sallar ya ipi yukarı çeker düşmesini sağlardım.. tamam benim yapmış olduğum davranışda güzel birşey değil ama söz konusu ırkçılık olunca intikam kaçınılmaz oluyor benim balkonumda.
vahdet-i vücûd
Varlığın birliği anlamına gelen tasavvuf terimi. Allah'tan başka varlık olmadığının idrak ve şuuruna sahip olmak.
genel olarak insanı tanımak bir insanı tanımaktan kolaydır
Bazen sadece tanıdığını sanarsın...

anthony burgess
25 Şubat 1917 - 22 Kasım 1993 tarihleri arasinda yasamış İngiliz roman yazarı, şair, besteci, eleştirmen, dil bilimci ve çevirmen. otomatik portakal isimli romanıyla tanınır.

1959 yılında Burgess'a ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı kondu ve bir yıldan az ömür biçildi. İlk karısı Lynne'in geçimini sağlamaya kararlı olan Burgess 12 ay içinde beş buçuk roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşıldı. Ama artik tanınan bir yazar olmuştu bile. 50'den fazla roman ve kitap yazdı.

1959 yılında Burgess'a ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı kondu ve bir yıldan az ömür biçildi. İlk karısı Lynne'in geçimini sağlamaya kararlı olan Burgess 12 ay içinde beş buçuk roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşıldı. Ama artik tanınan bir yazar olmuştu bile. 50'den fazla roman ve kitap yazdı.
otomatik portakal
anthony burgess'e ait roman. Eserin orijinal ismi A Clockwork Orange'dir. 1971'de yonetmen stanley kurbick tarafından beyaz perdeye aktarılan kitap, kült film klasikleri arasında yeri almıştır.
kitabin baskahramani alex hirsiz, katil, seseri, tecavuzcu, gaspci gibi tum suc unsurlarını uzerinde barındırır. Ve daha onbes yasindadir. Kitabi alex'in dilinden okuyoruz. Bu yuzden ilk baslarda cok zorlandim, ama bir sure sonra insan alışıyor. Kitap, argo kelimelerle bir serserinin dilinden yazılmış. Alex hapse duser ve hapiste degisik bir tedaviyi kabul eder ve o artik hic suc isleyemeyecektir, istese bile yapamaz. Fantastik kurgusuyla aslinda toplum, suc, adalet, irade, hak, hukuk gibi kavramlari irdeler. Oldukca ilginc bir kitap.
kitabin baskahramani alex hirsiz, katil, seseri, tecavuzcu, gaspci gibi tum suc unsurlarını uzerinde barındırır. Ve daha onbes yasindadir. Kitabi alex'in dilinden okuyoruz. Bu yuzden ilk baslarda cok zorlandim, ama bir sure sonra insan alışıyor. Kitap, argo kelimelerle bir serserinin dilinden yazılmış. Alex hapse duser ve hapiste degisik bir tedaviyi kabul eder ve o artik hic suc isleyemeyecektir, istese bile yapamaz. Fantastik kurgusuyla aslinda toplum, suc, adalet, irade, hak, hukuk gibi kavramlari irdeler. Oldukca ilginc bir kitap.
christopher colombus
Kaşif.
"Tarih: Haziran 1503"
"Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika'ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır. Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider. Şefe, tanrı ile haberleştiğini ve tanrının yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da ayı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler. Ertesi gün akşam ay tutulması başlar ve ayın rengi tutulmadan dolayı kırmızıya döner. Kolomb'un oğlu o anı günlüğüne şöyle yazmış:"
'inleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecek getirdiler, tanrıya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar'
"Kolomb, kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara, tanrının kendilerini affettiğini ve ayı birazdan normal rengine çevireceğini söyler."
"Tutulma biter, tanrı tarafından affedildiğini düşünen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen kolomb da.."
Kaynak: @lagaribey
"Tarih: Haziran 1503"
"Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika'ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır. Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider. Şefe, tanrı ile haberleştiğini ve tanrının yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da ayı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler. Ertesi gün akşam ay tutulması başlar ve ayın rengi tutulmadan dolayı kırmızıya döner. Kolomb'un oğlu o anı günlüğüne şöyle yazmış:"
'inleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecek getirdiler, tanrıya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar'
"Kolomb, kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara, tanrının kendilerini affettiğini ve ayı birazdan normal rengine çevireceğini söyler."
"Tutulma biter, tanrı tarafından affedildiğini düşünen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen kolomb da.."
Kaynak: @lagaribey
cengiz topel
Cengiz Topel, Türk pilot yüzbaşı. 1964'te Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği uyarı uçuşunda, uçağı Rum uçaksavarlar tarafından vurulunca paraşütle atladı ve esir düştü. Rumlar tarafından hastanede öldüğü belirtilen Topel'in naaşı iade edildi. Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'taki ilk pilot kaybıdır. Vikipedi
Doğum tarihi: 2 Eylül 1934, İzmit
Ölüm tarihi ve yeri: 8 Ağustos 1964, Kıbrıs
Mezar yeri: İstanbul, Türkiye
Defnedildiği yer: Edirnekapı Şehitliği, İstanbul
Hizmet yılları: 1955-1964
Doğum tarihi: 2 Eylül 1934, İzmit
Ölüm tarihi ve yeri: 8 Ağustos 1964, Kıbrıs
Mezar yeri: İstanbul, Türkiye
Defnedildiği yer: Edirnekapı Şehitliği, İstanbul
Hizmet yılları: 1955-1964

zeytine çatalı tek seferde batırabilen insan
Sadece tek başıma kahvaltı yaparken bu yeteneğimi gün yüzüne çıkarıyorum bgv
sürekli okul değiştiren öğrenci
O kişi benim.. o bahtsız benim..
Sürekli okul değiştirmek çocuğu daha çok aktif, girişken yapabileceği gibi daha utangaç, daha çekingen, içine kapatabiliyor.. ne yazıkki bendede olumsuz etki yarattı ve fazlasıyla, çekingen, utangaç, içine kapalı ve asosyal bir tip olup çıktım.
Sürekli okul değiştirmek çocuğu daha çok aktif, girişken yapabileceği gibi daha utangaç, daha çekingen, içine kapatabiliyor.. ne yazıkki bendede olumsuz etki yarattı ve fazlasıyla, çekingen, utangaç, içine kapalı ve asosyal bir tip olup çıktım.
kişinin kendisini en özgür hissettiği an
Sorumlumun ortamda bulunmadığı an bgv

